Sadi Çilingir tarafından yazılmış tüm yazılar

Lanet (Yönetmen: Lawrence Fowler)

Lawrence Fowler’in yönettiği ve Nicholas Anscombe, Isabella Colby Browne, Leona Clarke ile Anna Blackburn’un oynadığı Lanet (The Jack in the Box Rises), 15 Mayıs 2026’da Özen Film dağıtımıyla Majestic Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Amerikalı bir genç, Birleşik Krallık’taki bir yatılı okula gönderildiğinde, oraya içinde “Jack” bebeği olan gizemli bir kutu bulması için gönderildiğini keşfeder. Sınıf arkadaşlarının zoruyla okul arazisinde saklanan bu esrarengiz eserin aranmasına dahil olur. Altı cesur öğrenci, kutuyu açtıktan sonra kendilerini intikam ve kaosa karşı doyumsuz bir susuzluğa sahip çok öfkeli ve şiddetli bir iblisle savaşırken bulurlar.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb

Lanet (Yönetmen: Lawrence Fowler) yazısına devam et →

Ferhan Baran Yazıyor: Tünelin Ucundaki Işık / Ağzımdan Kaçtı

‘Tourette Sendromu’ hakkında ne ölçüde bilgi sahibisiniz? Kendi adıma, Bafta ödüllerinde gecenin yıldızlarından ‘I Swear’ filmini izlemeden önce bu başa bela sinir rahatsızlığından pek haberdar değildim. Mütevazı filmleriyle bilinen İngiliz yönetmen Kirk Jones imzasını taşıyan ve hafta sonu ‘Ağzımdan Kaçtı’ adıyla gösterime girecek olan yapım, öncelikle yarattığı farkındalık açısından önem taşıyor. Film gerçek bir kişinin, bu katlanılması kolay … Devamı…»

Ferhan Baran Yazıyor: Hayaller ve Sınırlar / İlişki

Michel Franco’nun dünya prömiyerini geçtiğimiz yı Berlin’de yapmış olan son çalışması ‘İlişki / Dreams – Sueños’ Meksika’nın Texas Amerikan sınırında tali yola parkedilmiş tırın görüntüsüyle açılır. Karanlık çöktüğünde, terkedilmiş gibi duran aracın arka bölümünden insan homurtuları duymaya başlarız. Dorsenin içine tıka basa doldurulmuş göçmenlerin çığlıklarıdır kulağımıza gelen. Aracın kapısı açılıp içindekiler gecenin kör karanlığında … Devamı…»

Anne Hathaway ve Dakota Johnson’ı Buluşturan Verity: Gerçeğin Diğer Kıyısı, TME Films Dağıtımıyla 02 Ekim’de Sinemalarda

Colleen Hoover’ın çok satan romanından uyarlanan Verity beyazperdeye taşınıyor. Ünlü yazar Verity Crawford’u ve Verity için hayalet yazarlık yapmak üzere uzaktaki Crawford malikanesine taşınan yazar Lowen Ashleigh’ı konu alan Verity: Gerçeğin Diğer Kıyısı (Verity) filminin ilk fragman yayınlandı. Hikâyesiyle seyirciyi baştan çıkarıcı bir psikolojik gerilimin içine sürükleyecek olan film, 02 Ekim 2026 Cuma günü TME Films dağıtımıyla sinemalarda yerini alacak.

Anne Hathaway ve Dakota Johnson’ı Buluşturan Verity: Gerçeğin Diğer Kıyısı, TME Films Dağıtımıyla 02 Ekim’de Sinemalarda yazısına devam et →

Hayatın İçinden: Fünye

Hepimizin yaşadığı bir şeydir; kafamızda müphemlikler belirir, hemen her şeyde. Ya anlatıldığı gibi değilse… Birileri bizi kandırıyor ya da aklımızı çeliyor olabilir. En son, İspanya Başbakanının uçağı Ankara’ya acil durumla indi. Birçoğumuz, “büyük olasılıkla sabotaj” diye düşündü. Gazeteler de öyle yazdı, televizyoncular da öyle söyledi. Gülistan Doku cinayetinde, altı yıldır ailenin “kızımız öldürüldü” diyerek sorduğu “Gülistan Doku’yu kim öldürdü?” sorusunun zanlıları arasında İçişleri Bakanından Valiye, Emniyet Müdürüne kadar birçok ilgili, yetkili var. Suçludurlar ya da değildirler, orası da bir başka soru işareti…

“Fuze” (Fünye), İstanbul Film Festivali’nde de gösterilen ilginç bir film. Yukarıda anlattıklarım ölçüsünde, insanın aklına, “sadece bizim ülkemizde değil, gelişmiş ülkelerde de böyle şeyler yaşanıyor” geliyor.

“Kentsel dönüşüm” (rantsal mı demeliyim) bizde olduğu gibi İngiltere’de de gündemde. Bir inşaatta temel kazısı sırasında İkinci Dünya Savaşından kalma patlamamış bir bomba olduğu görülüyor. Tabii, ilgili bütün birimler alarma geçi(rili)yor. İnsanların can güvenliği sağlanıyor öncelikle, bizden farklı olarak (yolda filme gelirken kaldırıma park etmiş bir araç vardı ve ister istemez yola inmek zorunda kalıyordum. Aracın sürücüsüne sordum. “Abi, yola mı park edeyim, trafiği engellerim” dedi. Yayanın canı can sayılmadığı için onun ölmesinde bir beis yok. Atasözü, “Mal canın yongasıdır” dese de “Mal canın kendisi” olmuş). Elektrikler kesilir, emniyet görevlileri binaları tek tek dolaşıp insanları dışarı çağırır.

Tam aynı anda, bir grup banka soyguncusu, kasaya girip elmasları çalmak için çalışmaya başlar. İyi bir paralel kurguyla yaşanan gerilim ve artan heyecan izleyiciye yaşatılır. Kim kazanacaktır acaba? Polisler, ellerindeki teknik olanaklar, kentin neredeyse tümünü gören kameralarla ve dronlarla uçan kuşu bile takip etmektedir. Soyguncular da aynı titizlik ve gizlilikle işlerini (!) yapıyorlardır. Siz olsanız hangisinin kazanmasını istersiniz?

…Evet, haklısınız, filmin heyecanından ne senaristine ne yönetmenine ne de oyuncularına değindim. Ama o kadar heyecan içerisinde zaten siz(ler) de onu görmeyeceksiniz bile… Filmde dikkat çeken bir “etnisite” durumu var; bomba imha ekibi de soyguncular da onlara yardım edenler de “yerli” değil. Hepsi “göçmen”. Hepsi yabancı. Hepsi İngilizler karşısında “suçlu”.

Kimmiş, kim yazmış, kim çekmiş hiç önemli değil. Ritmiyle, müziğiyle, çekim ölçekleriyle, oyuncuların başarılarıyla pürdikkat beyazperdeye odaklanacak; soluk soluğa bir soygun ve bomba imha ekibinin çalışmasını izleyeceksiniz. Hani, Anton Çehov’un, “Dekorda bir tüfek varsa, sahnenin sonunda patlamalıdır” dediği gibi bomba patlıyor. Sonrası size kalmış.

08 Mayıs’tan başlayarak gösterimde…

(06 Mayıs 2026)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

Fuze / Fünye, 08 Mayıs’ta Sinemalarda

Chantier Films dağıtımıyla izleyiciyle buluşmaya hazırlanan ve çekimlerinin bir bölümü İstanbul’da gerçekleştirilen Fuze / Fünye (Fuze), 08 Mayıs Cuma günü sinemaseverlerle buluşuyor. Aksiyon ve gerilimi yüksek tempolu bir anlatıyla bir araya getiren Fuze / Fünye’de başrolleri Aaron Taylor Johnson ve Theo James paylaşırken, yönetmen koltuğunda Hell or High Water filmiyle geniş kitlelere ulaşan David Mackenzie oturuyor. Filmde, Londra’nın merkezindeki hareketli bir inşaat alanında, İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma patlamamış bir bomba bulunur. Ordu ve polis ekipleri, zamana karşı yarışarak bölgede geniş çaplı bir tahliye operasyonu başlatır.

Fuze / Fünye, 08 Mayıs’ta Sinemalarda yazısına devam et →

Türk Edebiyatının Ölümsüz Eseri Bir Adam Yaratmak’ın Görkemli Galası AKM’de Gerçekleşti

Murat Çeri’nin yönettiği Bir Adam Yaratmak filmi, Ankara galasının ardından İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde sinemaseverlerle buluştu. Siyaset, iş ve sanat dünyasının ilgi gösterdiği galaya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile film ekibinden Engin Altan Düzyatan, Deniz Barut, Hakan Meriçliler, Serpil Tamur, Gülper Özdemir ve İsmail Hakkı Ürün katıldı.

Türk Edebiyatının Ölümsüz Eseri Bir Adam Yaratmak’ın Görkemli Galası AKM’de Gerçekleşti yazısına devam et →

Aldığımız Nefes, 01 Mayıs’ta Vizyonda

Kimya fabrikasında meydana gelen patlamayla başlayan ve günlerce süren yangının ardından hayatı altüst olan on yaşındaki Esma’nın hikâyesini konu alan, yönetmen Şeyhmus Altun imzalı Aldığımız Nefes, 01 Mayıs’ta vizyona giriyor. Defne Zeynep Enci, Hakan Karsak, Sacide Taşaner, Rüzgar Usta, Aras Kavak ve Deniz Kavak’ın oynadığı film, küçük Esma’nın yaşanan büyük felâketin ardından değişen dünyasını, küçük bir kız çocuğunun gözünden hem kişisel hem de toplumsal boyutlarıyla ele alıyor. Erken yaşta büyümek zorunda kalan bir çocuğun umuda ve hayata direnme çabasını anlatan Aldığımız Nefes filmi sinemaseverlere sarsıcı ve etkileyici bir hikâye sunuyor.

Aldığımız Nefes, 01 Mayıs’ta Vizyonda yazısına devam et →

Sadi Bey’in Viraneleri

Seyyah olup şu alemi gezerken, sağda, solda, kırda, bayırda, köyde, şehirde gördüğümüz, terkedilmiş, yıkılmış, çökmüş binalar nedense sadibey.com’u tarif edilmez kederlere gark eder. İsmi lâzım değil sitenin müellifi yeni bir köşe icat etti ve adını Sadi Bey’in Viraneleri koydu. Yeni eklenen viraneleri:
İncirli Caddesi – Vankulu Sokak Kesişmesi, Resneliler Köşkü, Bakırköy, İstanbul;
Mehmet Yavuz Caddesi, Beykoz, İstanbul.

Sadi Bey’in Beyazperde Yazıları

Zaman zaman gazetelerde özlü sözlerden müteşekkil Duvar Yazıları okuruz. Sadi Bey, “Duvar Yazıları oluyor da Beyazperde Yazıları neden olmasın?” diye düşündü, filmlerin seyri sırasında not almaya başladı ve böylece Beyazperde Yazıları diye bir kavram icat etmiş oldu. Notlarına arada sırada yenilerini ekliyor. Son ekledikleri:
Sadece ihtiyacın olanı al. Ve yoluna git. (Ağzımdan Kaçtı – I Swear, Yön: Kirk Jones)
Güzellik savaş gibidir, kapıları açar. (Su Perisi – Parthenope, Yön: Paolo Sorrentino)
Hiç bir şeyin seni korkutmasına izin verme. (Geride Kalanlar-The Holdovers, Yön: Alexander Payne.)

Korkut Akın Yazıyor: Ağzımdan Kaçtı, Bu Bir Film Yazısı Değildir

Cumhurbaşkanlığı Kabine toplantısı bu hafta, -bizim için değil, kendileri için- her şeyi bir kenara bıraksın ve “Ağzımdan Kaçtı” filmini izlesin. Bakanları bir araya getirmek zor, hepsinin çok işi ve sorumluluğu var. Zaten o nedenle de pek sinemaya gidemiyorlardır, bu hem bir fırsat olur hem de konu üzerinde konuşurlar. İki okula baskın yapıldı, birinde 8 öğrenci ile bir öğretmen öldürüldü. Sonra birkaç ilde daha benzer sıkıntılar baş gösterdiyse de … Devamı… »

Bulutsuzluk Özlemi’nin 40 Yıllık Yolculuğunu Anlatan Yaşamaya Mecbursun Belgeseli Mayıs’ta İzleyiciyle Buluşmaya Devam Ediyor

Bulutsuzluk Özlemi grubunun kurucularından Nejat Yavaşoğulları ve Sina Koloğlu’nun müzikal ortaklıklarına ve grubun yolculuğuna dair yeni ve eski üyelerin anlatımlarının yer aldığı Yaşamaya Mecbursun belgeselindeki  gerçekleştirilmiş olan röportajlar döneme ışık tutuyor. “Türkçe rock yapılmaz” denilen bir dönemde Taksim’deki küçük sahnelerden dev stadyum konserlerine uzanan bu yolculukta grup; kent yaşamına, çevreye ve özgürlüğe dair şarkılarıyla bir dönemin sesi oluyor. Müzisyenlerin ve tanıkların gözünden müziğin nasıl bir umut ışığına dönüştüğü ve gelecek nesillere nasıl güzel bir ilham verdiği samimi bir dille aktarılıyor.

Bulutsuzluk Özlemi’nin 40 Yıllık Yolculuğunu Anlatan Yaşamaya Mecbursun Belgeseli Mayıs’ta İzleyiciyle Buluşmaya Devam Ediyor yazısına devam et →

Süper 1 Takım: Varol Abi’nin Çizgi Film Makinesi’nin Fragmanı Yayında

22 Mayıs’ta gösterime girecek olan Süper 1 Takım: Varol Abi’nin Çizgi Film Makinesi filminin fragmanı yayına verildi. Aksiyon dolu hikâyesiyle dikkat çeken filmde Varol Abi ve Gece, Süper 1 Takım’ın filmini yapmak için harekete geçiyor. Süper kahramanlar Ayı Dede, Birce, Birol, Yapay Zekai ve birçok anime karakterin yer aldığı filmde, Kral Şakir ve Fil Necati’nin de sürpriz şekilde ekibe katılmasıyla hikâye büyük bir maceraya dönüşüyor.

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Süper 1 Takım: Varol Abi’nin Çizgi Film Makinesi’nin Fragmanı Yayında yazısına devam et →

Demokrasinin Çalınan Zaferi / Babamın Gölgesi*

Uzun yıllar İngiltere’nin sömürgesi olduktan sonra 1960 yılında sözde bağımsızlığını ilan eden Nijerya’nın sömürge yılları sonrası dönemi, darbelerle gelen demokrasi ihlalleriyle doludur. 24 Haziran 1993 tarihi ise ülkede demokrasinin ağır bir yara aldığı gün olarak bilinir. Sosyal Demokrat Parti’nin adayı, Batı Afrika’nın önde gelen etnik gruplarından Yorubalı iş adamı M. K. O. Abiola’nın 12 Haziran seçimlerinde kazandığı zafer, işte o gün seçime hile karıştırıldığı bahanesiyle askeri yönetimce iptal edilmiş, çıkan ayaklanma kanlı bir biçimde bastırılmıştır.

Dünya prömiyerini Cannes’da yapan, geçtiğimiz Filmekimi’nde ilk kez ülkemizde gösterilen son dönemin en ilgiye değer yapımlarından ‘Babamın Gölgesi / My Faher’s Shadow’ bu meşum gün boyunca, başkent Lagos’ta küçük bir firmada ekmek parası peşinde koştuğu için ailesinden aylarca uzak kalmış baba Folarin (Ṣọpẹ́ Dìrísù) ile oğulları 8 yaşındaki Akinola (Godwin Egbo) ve 11 yaşındaki Olaremi’nin (Chibuike Marvellous Egbo) kırsaldaki köy evinden büyük kente yolculuğunu anlatıyor.

Kırsalın sükûnetinden sonra büyük kentin keşmekeşiyle tanışan çocuklar Lagos’un yoksul ama rengarenk dünyasına hayretle tanıklık ederken, ilk kez tattıkları sokak dondurmasının tadından, lunaparkın ışıltılı eğlencesinden, ayrı büyümek zorunda kaldıkları babalarıyla yaptıkları deniz sefasından mutludurlar. Baba Folarin ise çalıştığı atölyenin müdürünü yakalayıp 6 aydır alamadığı maaşını tahsil etme derdindedir.

Hayatınızdan hep bir şeyleri feda etmek zorunda kaldığınız zor bir ülkedir Nijerya. Genç adam çocukları büyürken yanlarında olamamıştır. Şimdi de fedakârlığının bedelini ne pahasına olursa olsun alma niyetindedir. Demokrasinin bir kez daha askıya alındığı böyle talihsiz bir günde herkes tehlike altındadır. Abiola’yı devlet başkanı seçmiş halk, ‘tek adamın aynı maçta hem hakem hem antrenör hem de oyuncu olduğu’ ve güvenlik nedeniyle seçimi iptâl ettiği ülkede isyanını sokaklara dökmüştür. Folarin ‘bizim geleceğimizi çaldılar, çocuklarımızınkini çalamayacaklar’ diye feryat etse de tarih zalimlerin zaferini yazmaya hazırlanmaktadır. Yine de güzel başlayan gün, iki küçük yeni yetmenin hüzünlü geçmişlerinde nefes aldıkları, mutlu oldukları büyülü bir yolculuk olarak yer almayı sürdürecek, babalarıyla rüyalarda buluşmayı sürdüreceklerdir.

Cannes ana seçkisinde yer alan ilk Nijerya filmi olarak tarihe geçen yapım, global diasporanın bir temsilcisi olduğunu ifade eden video sanatçısı, yazar ve yönetmen Akinola Davies Jr.’ın ilk uzun metrajı olması özelliğini taşıyor. Sinemacı bu filmiyle BAFTA ve Britanya Bağımsız Film Ödülleri’nde (BIFA) en iyi yönetmen ödüllerini kazanmış. Film Cannes’da ‘Altın Kamera’ Mansiyon Ödülü’ne layık görülmüş. ‘Gangs of London’ dizisiyle bilinen Londra doğumlu Nijeryalı aktör Ṣọpẹ́ Dìrísù’nun performansı da Gotham Gecesi’nden En İyi Erkek Oyuncu Ödülü ile dönmüş.

Filmin yapımcıları olarak BBC Film ve Britanya Film Akademisi’ni (BFI) fark ettiğinizde ‘bu ne perhiz bu ne lahana turşusu’ diye itiraz edebilir, ya da Birleşik Krallığın yıllarca sömürdüğü Afrika ülkesinde yaptıkları için, yapımcı kuruluşlar eliyle günah çıkardığı hissiyatına kapılabilirsiniz. Ama tüm bunlar filmin değerinin önüne geçmiyor. Başkanlık seçimleri sonrasında yaşanan kaosun ortasında tek bir günü merkez alarak tarihsel ve kişisel olayların kesiştiği benzersiz bir yolculuk sunan film, 16 mm tercihinin getirdiği özgün görsellikle Lagos’un sıcak, canlı ve kaotik dokusunu beyazperdeye taşımakla kalmıyor, askeri veya sivil dikta rejimlerinin baskısı altında demokrasi, adalet ve insan hakları için mücadele veren tüm mazlum ülkelere uyarı niteliğinde önemli hatırlatmalarda bulunuyor.

*Halen MUBI’de gösterimde olan filmin sinemalardaki özel gösterimleri sabırsızlıkla bekleniyor.

(03 Mayıs 2026)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com