Jeremiah Kipp’in yönettiği ve Willa Holland, Paul Sparks, John Adams, Keena Ferguson Frasier, Mary Hungerford, Mark Steger, Emily Bennett ile Shelly Gibson’un oynadığı Otopsi (The Mortuary Assistant), 03 Temmuz 2026’da CJ ENM dağıtımıyla Siyah Beyaz Movies tarafından vizyona çıkarıldı.
Eğitimini üniversitenin Morg bilimi bölümünde başarıyla tamamlayan ve mezun olan Rebecca Owens, River Fields Morgu’nda gece vardiyasında bir işe başlamıştır. Başlangıçta rutin görünen bu sıradan iş, kısa bir süre sonra onun dehşet verici doğaüstü güçlerle yüzleşmek zorunda kaldığı karanlık bir kâbusa dönüşür.
Sadi Çilingir tarafından yazılmış tüm yazılar
Yeni Bir Hayat / Aynalar No.3
Çağdaş Alman sinemasının özgün yaratıcılarından Christian Petzold’un yeni filmi ‘Aynalar No.3 / Miroirs No.3’ ilhamını 20. yüzyıl başlarının en önemli bestecilerinden Maurice Ravel’in ünlü piyano süitinden almış. Sanatçının 1904 – 1905 yılları arasında bestelediği 5 bölümlük süit, Ravel’in de dahil olduğu ‘Les Apaches’ isimli Fransız avangard sanatçılara ithaf edilmiştir. Filme adını veren, ressam Paul Sordes’a adanmış üçüncü bölüm ya da diğer adıyla ‘Une Barque sur L’Océan’, kırık akorların temsil ettiği okyanus dalgaları üstünde yolunu bulmaya çalışan küçük teknenin temsilidir.
Petzold’un filminin ana karakteri Laura da (Paula Beer) benzer bir ruh hali içindedir. Konservatuar piyano son sınıf öğrencisi genç kızın ilk sahnede otoban üzerindeki köprüden aşağı doğru baktığını izleriz. Sonrasında bir ırmak kıyısındadır. Akışkan suya bakarken Laura’nın intihar eğilimini hisseder gibi oluruz. Bu intihar meselesi ilerleyen bölümlerde filmin başka bir karakteriyle ilişkilendirilecektir. İletişim kuramadığı müzisyen erkek arkadaşı Jakob (Philip Froissant) ve müzik prodüktörü arkadaşları ile birlikte çıktığı hafta sonu gezisini yarıda keserek Berlin’e dönmeyi isteyen de Laura’dır. Mutsuzluğunu sessizliğine saklamış olan genç kız, duyarsız partneri ile ücra dağ yolunda ilerlerken Betty’nin (Barbara Auer) sanki geleceği tayin eden gizemli bakışıyla irkilir ve hemen ardından o meşum araba kazası gelir.
Genç adam talihsiz bir biçimde başını taşa çarpıp hayatını kaybetmiş, Laura ise dikişe bile ihtiyacı olmayan sırtındaki küçük bir sıyrıkla hayatta kalmıştır. Genç kız polislerin ısrarına rağmen hastaneye gitmeyi reddeder ve kabûl ettiği takdirde mütevazı köy evinde Betty ila birlikte kalmak istediğini söyler. Orta yaşlı ev sahibinin başta dil sürçmesiyle ‘Yelena’ diye hitap ettiği Laura yaşamda kalmış, evin beyaza boyanan çitlerinin simgelediği ‘yeni bir hayatın’ beyaz sayfalarını açmanın tedirgin heyecanına kapılmıştır.
Laura’nın geçmişinde neler yaşadığının sırlarını vermez Petzold. Betty’nin yeni konuğuna giysilerini, eşyalarını verdiği Yelena’nın akıbetini de uzunca bir süre gizler izleyiciden. Betty’nin ayrı yaşadığı kocası Richard (Matthias Brandt) ile yetişkin oğlu Max (Enno Trebs) eve gelen yabancının şerefine yemeğe davet edilir. Tamirci baba oğul yıpranmış evin kırık dökük aletlerini tamir eder. Laura bozulmuş akordu tamir ettirilen eski piyanonun başına geçer. Yelena’nın soluk notalarından Chopin’in 4 numaralı mi bemol minör prelüdünü çalan Laura’dır artık. Meraklı yaşlı komşuların göz ucuyla inceledikleri yeni bir ailenin temelinin atılışına tanıklık ederiz. Ancak, geçmiş travmaların, büyük acıların konuşulmadığı yeni bir yaşamda huzur ve uyumu sürekli kılmak o denli kolay olacakmıdır.
Petzold zarif bir sonatın adını verdiği yeni çalışmasında soruları yanıtsız bırakmayı tercih etmeyi sürdürüyor. ‘Undine’de ‘su’, ‘Kızıl Gökyüzü / Roter Himmel’de ‘ateş’ elementlerine karşılık, bu defa rüzgârıyla, yeşiliyle, türlü şifalı otlarıyla ‘tüm doğa’yı merkeze almış, içinden fırtınalar geçen ama usul usul kendini gizleyen üçlemesini tamamlamış. Başta Paula Beer olmak üzere bir repertuvar tiyatrosu kadrosu oluşturmuş oyuncularıyla bir kez daha çalıştığını görüyoruz. Değişmez sinematografı Hans Fromm’un kırılgan planlarıyla iki kadın arasındaki Bergmanvari ilişki çerçevesinde yabancılık ile şefkat, huzur ile huzursuzluk, evin içindeki sıcaklık ile yıpranmış duvarların sakladığı acı sırlar arasında oluşturduğu hat çok incelikli. Ravel ve Chopin ile klasik müzikte huzur bulan ruhları tatmin ederken, Frankie Valli & The Four Seasons’ın 70’li yıllardan kalma ‘Gece / The Night’ şarkısıyla dört duvar efkârı yırtmak istemiş.
(03 Haziran 2026)
Ferhan Baran
ferhan@ferhanbaran.com
63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali
Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir’in ev sahipliğinde; Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları Hüsamettin Elmas, Ramazan Demir, Dr. Çiğdem Hacıoğlu, Cemil Böcek ve Festival Sanat Direktörü Deniz Yavuz’un katılımıyla gerçekleştirilen festival komitesi toplantısının ardından, 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin 24 – 31 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleştirileceği açıklandı. Festivalin tüm detaylarının konuşulduğu kapsamlı toplantı sonrasında bu sene 63.sü gerçekleştirilecek festival için çalışmalara başlanıldı.
63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali yazısına devam et
7Dogs
Adil El Arbi ile Bilall Fallah’ın yönettiği ve Karim Abdel Aziz, Ahmed Ezz, Monica Bellucci ile Tara Emad’ın oynadığı 7Dogs, 26 Haziran 2026’da CJ ENM tarafından vizyona çıkarıldı.
Interpol ajanı Khalid Al Azzazi ile küresel suç örgütü 7 Dogs’un eski üst düzey üyelerinden Ghali Abu Dawood’un hikâyesini konu alan filmde, Orta Doğu’ya yayılması planlanan son derece tehlikeli yeni bir uyuşturucuyu durdurmak için güçlerini birleştirmek zorunda kalan iki düşman, kendilerini dünyanın farklı şehirlerine uzanan ölümcül bir operasyonun içinde bulur. Film, aksiyon sahneleri, kovalamacalar ve çatışmalar ile en iddialı aksiyon yapımları arasında yerini alıyor.
KEM Yapım’dan Peş Peşe İddialı Projeler: Sırada Kantin Var
KEM Yapım, iddialı projelerine bir yenisini daha ekliyor. Yapımcılığını Kemalhan Balçık’ın üstlendiği Kantin filminin çekimleri için geri sayım başladı. Haziran ayının son haftasında motor diyecek olan film, korku ile kara mizahı kusursuz bir şekilde harmanlıyor. Gerçek olaylardan esinlenen Kantin’in başrolünde ise son dönemin en dikkat çeken ve karizmatik oyuncularından Görkem Sevindik yer alıyor. Sevindik, filmin merkezindeki Hekim karakteriyle hem sert mizacı hem de korkuyla yüzleşen mücadeleci tavrıyla hikâyeye yön verecek. KEM Yapım, BKM’den Kolonya Cumhuriyeti 2′nin haklarını alarak sektörde dikkat çeken stratejik hamlelerden birine imza atmıştı.
- Basın Bülteni
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
KEM Yapım’dan Peş Peşe İddialı Projeler: Sırada Kantin Var yazısına devam et
Sinemanın Buluşma Noktası, Haziran Ayında da Beyoğlu Sineması
İstanbullu sinemaseverlerin uğrak noktası İBB Beyoğlu Sineması, Haziran ayında sinema tarihine iz bırakan klasik yapımları, kült filmleri ve çocuklara yönelik gösterimleri bir araya getiren çok özel bir program sunuyor. Haziran ayında Beyoğlu Sineması’nda İtalyan sinemasının dikkat çeken örneklerinden oluşan Ülke Sineması İtalya adlı bir özel seçki de sinemaseverlerle buluşacak. Beyoğlu Sineması’nın Haziran ayı programına ilişkin detaylı bilgilere ve ücretsiz biletlere İBB Beyoğlu Sineması sosyal medya hesapları üzerinden ulaşılabiliyor. Haziran ayı programı, Şarkıcı Balina (The Last Whale Singer) adlı film ile başlayacak.
Sinemanın Buluşma Noktası, Haziran Ayında da Beyoğlu Sineması yazısına devam et
Dalga
Sebastian Lelio’nun yönettiği ve Daniela Lopez, Avril Aurora, Lola Bravo, Paulina Cortes, Tamara Acosta ile Florencia Berner ile Carlos Borquez’in oynadığı Dalga (La Ola – The Wave), 03 Temmuz 2026’da Bir Film dağıtımıyla Bir Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Julia, kampüste yıllardır süregelen taciz ve şiddet olaylarına karşı yükselen feminist harekete dâhil olur. Kendi geçmişinde yaşadığı karmaşık ve rahatsız edici bir deneyimin izleriyle boğuşurken kolektif isyanın tam ortasında kalır. Müziğin, dansın ve eylemlerin gücüyle, kendi sesini ve benzer acılar yaşamış kadınların haykırışını temsil eden bir simgeye dönüşür.
Yalın ve Bir O Kadar da Duygu Yüklü: Aynalar No.3
Bir pencereden kendinize ait olmayan bir hayatı -o an oradan geçenleri, yaşananları- izliyorsunuz. Bazı filmler seyircisini içine katmaz, ama diliyle, mekânıyla, rengiyle, sesiyle, ritmiyle sizi sarıp sarmalar. Sanki seyircisinizdir (gerçi gerçekten seyircisiniz ama) ve yapabilecek bir şeyiniz yoktur. Ne zamanki, ışıklar yanar, salondan çıkarsınız, filmin duygusu sizinle birlikte giderek büyür.
Christian Petzold’un yazıp yönettiği, Paula Beer (Laura) ve Barbara Auer’in (Betty) taşıdığı film alabildiğine yalın… Almanya kırsalında, bir evde geçiyor. Laura, bir an gördüğü kadının yüzündeki hüznü, yalnızlığı yakalar. Geçirdikleri araba kazası sonrasında, o kadın (Betty) yardımına koşar ve yanında kalmayı ister.
Sonrasında… sonrasında bir şey yok. Boşuna aksiyon, aşk, hareketlilik ve/veya sinema tarihi boyunca edindiğimiz o geleneksel trükleri beklemeyin. İki yalnız kadının birbirlerine söylemediği ama içten içe yaşadıkları içsel kavgaları ile karşı karşıyasınız. Bir an düşünüyorsunuz, “Ben olsaydım o durumda, ne yapardım”. Kuşkusuz, herkes kendince bir yol bulur haklılık payı olan ve o yolu tutar. Karşımızdaki iki yalnız kadın birbirlerine iyi geliyor tüm suskunluklarına karşın. Betty, iki adamdan söz eder, yemeğe çağırırlar. Kocası ve oğludur gelenler. İki yalnızın yanına iki yalnız daha katılır. Baba ve oğul tamircidir, Betty’nin hemen tüm sorunlarını çözerler. Tek çözülemeyen duygular yumağıdır ve o yumağı kişi sadece kendisi çözebilir. Laura, Betty’ye iyi gelmiştir.
Kimilerinin Petzold’un filmografisine yakıştıramadığı film, aslında günümüz insanının yalnızlığını, çözümsüzlüğünü, çaresizliğini ele alıyor. Seyircinin bir aynadan (ayna geniş alanı yansıtır, oysa pencere daha kısıtlı alanı gösterir, pencere demek gerekir) takip ettiği öykü, doğrudan kendi yaşamıdır aslında.
05 Haziran’dan başlayarak gösterimde…
(02 Haziran 2026)
Korkut Akın
korkutakin@gmail.com
Ülke Sineması: İtalya
İBB Beyoğlu Sineması’nın Haziran ayı programında, gelenekselleşen Ülke Sineması serisinde İtalyan Kültür Merkezi iş birliğiyle hazırlanan Ülke Sineması: İtalya adlı seçki de yer alıyor. Seçkide son yılların İtalyan sinemasından seçilmiş filmler izleyicilerle buluşuyor. İtalya’nın kültürel ve sanatsal mirasını keşfetmek isteyen tüm sinemaseverler ücretsiz gösterimlere davet ediliyor. Etkinlikte, İki Gönül İki Samanlık (Massimiliano Bruno), Kısa Bir Aşk Hikâyesi (Ludavica Rampoldi), Senin İçin (Alessandro Aronadio), Napoli – Newyork (Gabriele Salvatores) ve Verdi’nin Odaları (Pupi Avati) adlı filmler sunulacak.
Aynalar No.3
Christian Petzold’un yönettiği ve Paula Beer, Barbara Auer, Matthias Brandt ile Enno Trebs’in oynadığı Aynalar No.3 (Miroirs No.3 – Mirrors No.3), 05 Haziran 2026’da Bir Film dağıtımıyla Bir Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Kırsalda geçirdiği bir araba kazasından kurtulan Laura, yara almamış olsa da derinden sarsılır. Kazaya tanık olan ve ona anne şefkatiyle yaklaşan bir kadının evine kabûl edilir. Kadının kocası ve yetişkin oğlu da mesafeli tavırlarını zamanla bir kenara bırakınca, dördü aileyi andıran bir düzen kurar ve birlikte birkaç mutlu gün geçirir. Ancak geçmişleriyle yüzleşme zamanı geldiğinde, Laura da kendi hayatıyla hesaplaşmak zorunda kalır.
Ferhan Baran Yazıyor: Cannes’da Altın Palmiyeler Sahiplerini Buldu
79. Cannes Film Festivali’nde ödüller açıklandı. Fransız oyuncu ve yönetmen Eye Haïdara’nın sunduğu kapanış gecesinde, muhteşem Tilda Swinton’ın ağzından dökülen başlıkta yer alan kelimeler, sinemanın bu en saygın festivalinde dünya prömiyerini yapan filmlerin ortak mesajını iletiyordu. Güney Koreli auteur sinemacı Park Chan-Wook başkanlığındaki ana jürinin kararı doğrultusunda Altın Palmiye En İyi Film Ödülü … Devamı…»
22 – 24 Mayıs 2026, Hafta Sonu Gişe Verileri
22 – 24 Mayıs 2026, Hafta Sonu (Weekend) Gişe Verileri için tıklayınız. Bu listelerden alıntı veya kopyalama yapıldığında kaynak olarak Haftalık Antrakt Sinema Gazetesi’nin gösterilmesi rica olunur.
Uyurgezer (Yönetmen: Brandon Auman)
Brandon Auman’ın yönettiği ve Hayden Panettiere, Justin Chatwin, Beverly D’Angelo ile Mischa Barton’un oynadığı Uyurgezer (Sleepwalker), 03 Temmuz 2026’da A90 Pictures dağıtımıyla BG Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Kızını trajik bir trafik kazasında kaybettikten sonra derin bir yasın içine sürüklenen Sarah, giderek şiddetlenen uyurgezerlik nöbetleriyle mücadele etmektedir. Ancak geceler ilerledikçe gerçeklikle kâbuslar arasındaki sınırlar bulanıklaşmaya başlar. Kayıp kızının ve kaza sonrası komaya giren eşinin rahatsız edici vizyonları tarafından kuşatılan Sarah, akıl sağlığını ve gerçeği korumak için karanlık sırlarla yüzleşmek zorunda kalacaktır.
Sihirli Hayvanlar Okulu
Bernhard Jasper ile Maggie Peren’in yönettiği ve Samuel Schneider, Emilia Maier, Loris Sichrovsky ile Leonard Conrads’ın oynadığı Sihirli Hayvanlar Okulu (Die Schule der Magischen Tiere 4), 26 Haziran 2026’da CJ ENM dağıtımıyla Siyah Beyaz Movies tarafından vizyona çıkarıldı.
Miriam, en yakın arkadaşı Ida’nın yanına taşınır ve Winterstein Okulu’nda okumaya başlar. Ancak bu okulda konuşabilen sihirli hayvanlar vardır. İlk gününde Fitzgeraldo adlı sevimli hayvanla eşleşen Miriam, kendini büyülü bir maceranın içinde bulur. Ancak okul kapanma tehlikesiyle karşı karşıyadır ve onu kurtarmanın tek yolu büyük okul yarışmasını kazanmaktır.
Virginia Woolf’tan Gece & Gündüz
Tina Gharavi’nin yönettiği ve Haley Bennett, Elyas M’Barek, Lily Allen ile Jack Whitehall’ın oynadığı Virginia Woolf’tan Gece & Gündüz (Virginia Woolf’s Night & Day), 03 Temmuz 2026’da Başka Sinema dağıtımıyla Vagon Film tarafından vizyona çıkarıldı.
1910 yılında Londra’da geçen olayda Katharine Hilbery, ailesinin uygun gördüğü evlilik planlarını reddederek gözünü yıldızlara çevirir. Astronomi tutkusu uğruna mücadele ederken, Cambridge hayali ona yeni bir dünyanın kapılarını aralar. Ancak hayatı, annesinin biyografi çalışmasına yardım eden idealist editör Ralph Denham ile tanışmasıyla bambaşka bir yöne evrilir.



