Barış Çorak’ın yönettiği ve ?????, ?????, ????? ile ?????’in seslendirdiği animasyon film Robo 404, 02 Ekim 2026’da CJ ENM dağıtımıyla CB Medya tarafından vizyona çıkarılıyor.
Filmin merkezinde, kendisini ifade etmekte zorlanan 9 yaşındaki Can ve onun kendi elleriyle yaptığı robotu Robu 404 yer alıyor. Can’ın hayatına giren Robu, zamanla yalnızca bir robot olmaktan çıkıp Can’ın kendisini keşfetmesine, cesaretini bulmasına ve kendi sesini aramasına eşlik eden özel bir yol arkadaşına dönüşüyor. ‘Bazen sesini bulmak için önce denemen gerekir’ fikrinden yola çıkan film, çocukların dünyasındaki keşfetme, hata yapma, yeniden deneme ve kendin olma cesaretini eğlenceli bir maceranın içinde anlatıyor.
Aylık arşivler: Haziran 2026
Adil Bir Ölüm Arzusu / Robin Hood’un Ölümü
Michael Sarnoski’nin yazıp yönettiği ‘Robin Hood’un Ölümü / The Death of Robin Hood’un geniş seyirci kitlesinin beklediği tarihsel bir macera filmi olmadığını baştan söyleyelim. Buna karşılık 13. yüzyıla damgasını vurmuş ‘Robin Hood’ efsanesini ters yüz eden, bir anlamda revizyonist bir denemenin tüm olumlu özelliklerini barındıran bir film var karşımızda.
Film, Kuzey İngiltere’nin sisli puslu dondurucu kışında açılıyor. Rüzgârın tehdit edici uğultusu altında dağlık arazide yolunu bulmaya çalışan küçük kız çocuğu uzaktan ateşini seçtiği Robin Hood’un (Hugh Jackman) yanına vardığında aç susuz perişandır. Artık yaşlanmış olan dağların kralı bitkin ziyaretçisini doyurur, ateşinde ısınmasını sağlar. Ancak işler göründüğü gibi değildir. Molanın ardından yoluna devam eden küçük kızın gecenin ilerleyen saatlerinde yaşlı adamı öldürme girişimi başarısız olur. Avına sinsice yaklaşan intikam peşindeki çocuk kurt Robin’i haklayabilmek için ya üzerine sinmiş kokudan arınması ya da rüzgârın yön değiştirmesini beklemesi gerektiğini hesaba katmaz ve bedelini canıyla öder. Bu yaşlı adamın ilk katli değildir. Şövalye olduğu, mazlumları koruduğu rivayeti, hepsi düzmecedir. Öldürdüklerinin, ocağına incir diktiği ailelerin sayısını hatırlamaz bile. O cani bir hayduttur. Kafa keser, kan davası gütmesinler diye hasımlarının çocuklarını, torunlarını ortadan kaldırmayı ihmal etmez.
Lady Marian ile aşk hikâyesi ya da kahramanlığı palavradır. Yarattığı efsanenin işaret ettiği gibi dindar filan da değildir. Karanlığa giderken sadece aptalların peşinden geldiğini ifade eden yorgun ve yaşlı adam, ormanın kuytusunda adil bir ölüm arzusunu kendi kendine terennüm ettiği sırada efsanenin ana karakterlerinden küçük John (Bill Skarsgård) çıkagelir. Öldürdüğü Edward’ın adının yanı sıra çiftliğine ve karısı Margaret’e de konmuş olan genç adam Viking kanı taşıyan köklü ailenin bireylerinden ucuz kurtulmuş ama karısı ve küçük kızı aile efradınca rehin alınmıştır. Küçücük bir çocukken Robin’e katılmış olan (adı da buradan gelir) John / Edward ailesini ve çiftliğini geri alabilmek için hamisinden yardım ister. Sonra da ustasına, dağların ardındaki yeni arazilerde yeni bir yaşam kurmasını önerir. Robin yeniden başlamak istemez ama elinde büyümüş çırağının arzusunu da kırmaz. Aile ile iki kafadarın hesaplaşması çok kanlı ve vahşidir. Margaret’in bir aile bireyi tarafından bıçakla delik deşik edildiği mahşeri dövüşte kafalar havada uçar. Robin de ağır hasar alır ama çiftlik evinden kaçmayı başaran küçük oğlan çocuğunu daha sonra intikam almak üzere karşısına çıkmasın diye başından okla vurmaktan çekinmez.
Yaşam üzerine derin felsefi dersler içeren ‘Domuz / Pig’ (2021) ile iddiasız görünümü altında hiç bitmeyen matem üzerine çok değerli bir çalışmaya imza attığı parlak ilk uzun metrajıyla gönüllere yerleşen Sarnoski, 2024‘de kendisine teslim edilen ‘Sessiz Bir Yer: Birinci Gün / A Quiet Place: Day One’ ile Hollywood yapımcılarının yüzünü kara çıkarmamış ve serinin IMAX formatındaki devam filmi hatırı sayılır bir gişe başarısına ulaşmıştı. Yönetmenin bağımsız sinemacı kökenini unutmadan çektiği yeni çalışması, Arthur Penn gibi öncü yönetmenlerin imzasını taşıyan ve 70’li yıllarda Amerikan Sineması’na taze kan aşılamış revizyonist westernlerin tadını taşıyor.
Sarnoski ilk 40 dakikalık bölümde, popüler kültürün yuvarlak masa şövalyeleri benzeri süslü hikâyelerle romantize ettiği Orta Çağ iklimine sert bir giriş yapıyor. Alevlerin önünde oluk oluk kanın aktığı çiftlik evindeki hesaplaşmayı bu denli seyri zor bir biçimde çekmesinin ana nedeni saptırılmış tarihi gerçeklerin asıl yüzünü gösterme arzusundan kaynaklanmış. Ağır yaralanan Robin Hood’un ya da kendini takdim ettiği yeni adıyla Randolph’un gözlerden ırak bir kuzey adasına konuşlanmış Aziz Clement Manastırı’nda baş rahibe Brigid (Jodie Comer) ile geçirdiği hayli uzun tutulmuş ikinci bölümde ise, yaşlı adamın pişmanlık ve nedamet sürecini izliyoruz. Orta Çağ’ın vahşet ve teröründen kaçmak için Tanrı inancına sığınmış küçük bir insan topluluğunun huzur veren dünyasında Randolph arınmaya, dış dünyanın sadece kanı umursadığı bir çağda huzuru doğanın dinginliğinde bulmaya çabalıyor. Lakin kanlı geçmişi ve sebep olduğu akıl almaz vahşetin izleri burada da peşini bırakmayacaktır.
‘Robin Hood’un Ölümü’ iyi yazılmış ve yönetilmiş bir film. Başta, saçından sakalından zor seçilen Jackman olmak üzere başarılı oyuncu kadrosu, ‘Domuz’da da birlikte çalıştığı Pat Scola’nın ada ülkesi kuzeyinin doğal mekânlarını mesken tutmuş özenli sinematografisi, ve de Sarnoski’nin keşfi genç folk müzisyeni Jim Ghedi’nin bizzat çalıp söylediği 19. yüzyıl İngiliz şairi John Clare’in dizelerinden beslenen leziz besteleri eşliğinde ilgiyle izleniyor.
Not: Oldukça karanlık, sisli puslu sahneleri olan filmin, ithalcisi ‘Bir Film’in işlettiği Caddebostan Kültür Merkezi (CKM) salonunun kusursuz projeksiyonunda deneyimlenmesini hararetle öneriyorum.
(18 Haziran 2026)
Ferhan Baran
ferhan@ferhanbaran.com
Saba Film Yapımlarının Çifte Başarısı
Saba Film, uluslararası festival yolculuğunu sürdüren uzun metraj Gülizar ve geliştirme aşamasındaki yeni kısa film projesi Kuşun Kanadında ile iki önemli başarıya imza attı. Yönetmenliğini Belkıs Bayrak’ın üstlendiği Gülizar, Arnavutluk’un başkenti Tiran’da düzenlenen 13. DEA Open Air Uluslararası Film Festivali’nde iki ödül kazanırken; Kuşun Kanadında ise Küçükçekmece 5. Kısadan Anlat Kısa Film Proje Yarışması’nda Jüri Özel Ödülü’nü kazandı.
- Basın Bülteni
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Livaneli: Bir İnsanın ve Bir Ülkenin Hikâyesi
80 yıllık bir yaşam, onlarca eser, milyonlarca insana dokunan bir hikâye. Livaneli: Bir İnsanın ve Bir Ülkenin Hikâyesi belgeseli, izleyicileri Türkiye’nin yakın tarihine ışık tutan Zülfü Livaneli’nin yaşam öyküsünü ve düşünsel yolculuğunu mercek altına alıyor. Livaneli’nin kişisel hikâyesini Türkiye’nin yakın tarihiyle iç içe ele alan yapım; sanatçının farklı dönemlerine, eserlerine ve tanıklık ettiği toplumsal dönüşümlere odaklanıyor. Belgesel yönetmeni Nebil Özgentürk’ün imzasını taşıyan film, kapsamlı arşiv görüntülerinin yanı sıra Zülfü Livaneli’nin kendi anlatımlarını, yakın çevresinin tanıklıklarını ve uzun yıllara yayılan bütün görsel materyallerini bir araya getiriyor.
Livaneli: Bir İnsanın ve Bir Ülkenin Hikâyesi yazısına devam et
John Wick Ekibi 7 Dogs Filmiyle Türkiye’de
26 Haziran’da Türkiye’de sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanan 7 Dogs, kamera önünde ve arkasında bir araya getirdiği uluslararası ekip ile sinema sektörünü yerinden oynattı. Dünya çapında büyük başarı elde eden Bad Boys for Life ve Bad Boys: Ride or Die filmlerinin yönetmenleri Adil El Arbi ve Bilall Fallah’ın imzasını taşıyan yapım, aksiyon sinemasının deneyimli isimlerini aynı projede buluşturdu. 40 milyon dolarlık bütçeyle çekilen filmin aksiyon ve dublör tasarımları, John Wick serisindeki çalışmalarıyla tanınan 87Eleven Action Design tarafından gerçekleştirildi. Filmin aksiyon yönetmenliğini ise Mad Max: Fury Road ve John Wick: Chapter 4 gibi yapımlarda görev alan Stephen Dunlevy üstlendi.
- Basın Bülteni
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
John Wick Ekibi 7 Dogs Filmiyle Türkiye’de yazısına devam et
Paw Patrol: Dino Filmi Yeni Fragman Paylaşıldı
Yönetmenliğini Cal Brunker’in üstlendiği ve yeni fragmanı paylaşılan filmde, gemileri bir fırtınaya yakalanınca PAW Patrol yavruları, dinozorlarla dolu keşfedilmemiş tropik bir adaya acil iniş yapmak zorunda kalır. Burada, yıllardır adada mahsur kalmış ve dinozorlar konusunda tam bir uzman haline gelmiş olan Rex ile tanışırlar. PAW Patrol’un ezeli düşmanı Belediye Başkanı Humdinger, adanın doğal kaynaklarını sömürmek amacıyla kontrolsüz bir şekilde kazı yapmaya başlayınca, farkında olmadan dev ve uykuda olan bir yanardağı harekete geçirir. PAW Patrol yavruları mecburen, dinozor boyutunda ve yüksek riskli kurtarma görevlerinin içine sürüklenir.
- Basın Bülteni
- Yeni fragmanı izlemek için tıklayınız.
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Paw Patrol: Dino Filmi Yeni Fragman Paylaşıldı yazısına devam et
Ferhan Baran Yazıyor: Uzayın Çağrısını Dinleyin / İfşa Günü
‘İfşa Günü / Disclosure Day’ vahşi bir MMA karşılaşmasıyla açılıyor. Ringdeki kanlı maçı izleyen kendinden geçmiş ahali üstün durumdaki dövüşçüye ‘kafasını kopar’ talimatını verirken kendinden geçmiş durumdadır. Steven Spielberg’in filmde bir karakterine söylettiği gibi ‘insanın bu sonsuz ve sırları bilinmez kâinatın yok edici virüsü olduğu’ teşhisine çok da uyan bir açılış sahnesidir bu. Kamera gösteriyi izleyenlere doğru kaydığında Dr. Daniel … Devamı…»
Korkut Akın Yazıyor: Bin Yılların Sorusuna Yanıt Arıyor: İfşa Günü
Evren sonsuz. Bunu herkes, çok uzun süredir kabûl ediyor. Kanıtı da var: Sonlu olsaydı, aydınlıkla karanlık olmazdı. Burası yeri değil, ama meraklıları geceyle gündüzün (yani aydınlık ve karanlığın) fark edilemeyeceğini bulabilir, küçücük bir araştırmayla. Bu sonsuzluk içerisinde bizim yerküremiz gibi birçok gezegen vardır benzer güneş sistemi aralarında… Şimdilik belki bilmiyoruz, ama zaman içerisinde öğreneceğiz, bizden sonraki kuşaklar çok … Devamı… »
Şrek 5
Conrad Vernon ile Walt Dohrn’un yönettiği ve Mike Myers, Eddie Murphy, Cameron Diaz ile Zendaya’nın seslendirdiği animasyon film Şrek 5 (Shrek 5), önümüzdeki aylarda UIP Filmcilik dağıtımıyla ????? tarafından vizyona çıkarılıyor.
Son yirmi yıldır izleyiciler, ünlü yazar William Steig’in kitabından uyarlanan, yanlış anlaşılan bir dev ve onun tuhaf masal karakterlerinden oluşan ekibinin eğlenceli ve kural tanımaz maceralarıyla büyüleniyor. 2001 yılında En İyi Animasyon dalında ilk kez verilen Akademi Ödülü’nü kazanan Şrek ile başlayan bu hikâye; Şrek, Eşek ve Fiona’yı (arkadaşları, aileleri ve rakipleriyle birlikte) popüler kültürün unutulmaz bir parçası hâline getirdi ve dünya çapındaki izleyicilere güzelliğin bakış açısına bağlı olduğunu hatırlattı.
Tatil (Yönetmen: Ömür Çalışkan)
Ömür Çalışkan’ın yönettiği ve Ömer Kılıç, Aslı Balcı, Cem Bayurgil ile Elif Karagöz’ün oynadığı Tatil, 10 Temmuz 2026’da CJ ENM dağıtımıyla Kairos Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Okulların tatil olmasıyla birlikte tüm hayatları boyunca hatırlayacakları, en sevdiği okul arkadaşlarıyla bir tatil planı yapan gençler gittikleri evde önce çok eğlenseler de tehlikenin farkında değillerdir. Aynı evde, yıllar önce bir aile katledilmiş, ailenin küçük oğlu o anlara şahit olmuş, sağ kurtulmuş ve evden kaçmıştır. Gençler evde eğlenmeyi planlarken nasıl bir psikopatla karşı karşıya olacaklarının farkında bile değildirler. Hayatta kalma savaşı verecekleri bu evden kim sağ kurtulacaktır?
- Basın Bülteni
- Fragman: 1 / 2
Sır 1: Bedel
Caner Doğruyol ile İbrahim Ergül’ün yönettiği ve Mehmet Tokat, Erdem Topuz, Ahmet Vuran ile Pınar Hatipoğlu’nun oynadığı Sır 1: Bedel, 10 Temmuz 2026’da A90 Pictures dağıtımıyla IC Production tarafından vizyona çıkarıldı.
Butik bir otel işletmekte olan Hamdi, aynı zamanda güçlü kişilere “manevi koruma”, büyü ve tılsım hizmeti sunan karanlık bir figürdür. Aradığı mutlak güce ulaşabilmek için, efsanevi Cin Kapısı Anahtarı’nı ve iblis Grador’un desteğinimutlaka ele geçirmesi gerekmektedir. Anahtarı koruyan Zuzula cin kabilesini alt etmek için Hamdi, arkeolog Ayşe ve onun spiritüal işlerle uğraşan ortağı Halis’e yüklü bir teklif sunar.
Baba (Yönetmen: Tereza Nvotova)
Tereza Nvotova’nın yönettiği ve Milan Ondrík, Dominika Moravkova, Dominika Zajcz ile Martina Slukova’nın oynadığı Baba (Otec – Father), 17 Temmuz 2026’da Başka Sinema dağıtımıyla Mars Production tarafından vizyona çıkarıldı.
Başarılı ve sevgi dolu bir baba olan Michal’ın hayatı, yaptığı trajik bir hata sonrasında tamamen değişir. Bir gün küçük kızını kreşe bıraktığını sanırken onu aracın arka koltuğunda unutması, geri dönüşü olmayan bir felâkete yol açar. Bu olayın ardından yaşanan suçluluk duygusu, toplumsal yargılar ve yaklaşan hukuki süreçle yüzleşmek zorunda kalan Michal, hem kendini hem de ailesini ayakta tutmaya çalışır.
Vizyoner Yönetmen Ridley Scott’ın Köpek ve Yıldızlar (The Dog Stars) Filminden Yeni Fragman ve Afiş Yayınlandı
Başrollerini Jacob Elordi, Josh Brolin, Margaret Qualley ve Guy Pearce’in paylaştığı, ünlü yönetmen Ridley Scott’ın yeni filmi Köpek ve Yıldızlar’dan (The Dog Stars) yeni fragman ve afiş yayınlandı. 20th Century Studios imzalı sürükleyici ve epik gerilim filmi, hayatta kalmanın bir içgüdü; insanlığın ise bir seçim olduğu kıyamet sonrası bir dünyaya izleyicileri davet ediyor. Merakla beklenen yapım, 28 Ağustos 2026 Cuma günü sadece sinemalarda gösterime giriyor. Peter Heller’ın çok satan romanından uyarlanan film güçlü oyuncu kadrosuyla dikkat da çekiyor. Filmin senaryosu Peter Heller’ın romanından yola çıkarak Mark L. Smith tarafından yazıldı.
- Basın Bülteni
- Fragmanı izlemek için tıklayınız.
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Türkiye’nin İlk Kadın Kardiyoloğunun Hikâyesi: Kalplere Dokunan Kadın Ankara’da Gösteriliyor
Türkiye’nin ilk kadın kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Sabahat Tuluy Kaymakçalan’ın yaşam öyküsünü anlatan Kalplere Dokunan Kadın adlı belgesel film, 13 Haziran 2026 Cumartesi günü gerçekleştirilecek gala gösterimiyle ilk kez izleyicileriyle buluşuyor. Bugün 101 yaşında olan ve yaşamını Ankara’nın Çankaya ilçesinde sürdüren Prof. Dr. Sabahat Tuluy Kaymakçalan, Cumhuriyet tarihinin yaşayan tanıklarından ve Türk tıp tarihinin öncü isimlerinden biri. 1949 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Kaymakçalan, 1950’li yıllarda erkek egemen akademik ortamda Ankara Tıp Fakültesi’nin ilk kadın asistanlarından biri oldu.
- Basın Bülteni
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Kasabanın Sırrı / Normal
Ben Wheatley’nin yönettiği ‘Normal’ Japonya’nın Osaka kentinde açılıyor. Yanlış yaptıkları için iki adamına öfkesini kusan Yakuza lideri önce onları öldürmeyi düşünmüştür ama ne denli pişman olduklarını gösterirlerse kendilerine ikinci bir şans verilecektir. Adamlardan biri hatasının diyeti olarak serçe parmağını bizzat kesmeyi kabullenir, diğeri tereddüt edince kellesinden olur.
Wheatley’nin bu sert girişinin ardından Minnesota’nın kendi halindeki beldesi Normal’e yollanırız. Çoğu küçük kasaba gibi yarısı terk edilmiş, ama diğer yarısı oldukça dost insanlarla güzel bir yerleşim bölgesidir burası. Ulysses Richardson (Bob Odenkirk) cesedi karlar altında bulunan ve kalp krizinden vefat ettiği söylenen eski şerifin yerine yenisi seçilene kadar 8 haftalığına vekaleten kasabaya gelmiştir. Önceki görev aldığı yerde bir taciz meselesine müdahale ederken zanlının ölümüne neden olduğu için açığa alınmış ve daha sonra geçici olarak buraya gönderilmiştir. Bu olay Ulysses’in mevcut aile düzenini altüst etmiş, halen haber almaya can attığı karısından ayrı teselliyi içki kadehlerinde arar olmuştur.
Amacının kasabayı bulduğu gibi bırakmak olduğunu bilir deneyimli kanun adamı. Ülkedeki çoğu insan için ayakta kalmanın ne kadar zor olduğu bir dönemde yalnızca 1.890 kişiden ibaret sakin kasabanın huzurlu düzenine biraz da kuşkuyla yaklaşır. Yeni belediye binası için 17 milyon dolar gibi kasabanın mali imkanlarının hayli üzerine çıkan bir meblağ tahsisine şaşırır ama sesini çıkarmaz. Birkaç hafta sonra Japon gangsterlerin ücra beldeye intikal edişinin ardından küçük çaplı bir banka soygunu girişimiyle kasabanın sırrı ortaya çıkar. Amerika’da kanun dışı çok para kazanan ve tümünü ülkelerine transfer etmekte zorlanan Japonlar, altın külçelerinden oluşan kârlarının bir bölümünü belli bir yüzde karşılığında muhafaza etmeleri için teklifte bulunmuş ve bunun karşılığında tüm kasaba ruhunu satmıştır.
Görünürdeki normalin ardındaki gerçeği keşfeden Ulysses, kasabanın ileri gelenlerinden küçük esnafa kadar her bir kasaba bireyini karşısında bulur. Bir yandan mafyanın adamları diğer yandan silahlanmış kasaba halkına karşı ‘Kahraman Şerif’ edasıyla tek başına karşı duran Ulysses’in karlar altındaki ölümcül mücadelesi başlamıştır.
İngiliz asıllı Wheatley, ‘Ölüm Listesi / Kill List’ (2011), ‘Garip Turistler / Sightseers’ (2012) ve 17. yüzyıl İngiltere iç savaşında bir simyacı ve savaş meydanından kaçan birkaç kişinin gömülü hazine peşindeki halüsinasyonlar ve ince bir kara mizah yüklü serüvenini konu edinen sıra dışı yapıtı ‘Büyülü Tarla / A Field in England’ (2013) ile İstanbul Film Festivali bünyesinde hatırı sayılır bir hayran kitlesi edinmişti. Yönetmen Hollywood’a kapak attıktan sonra beklenen ivmeyi yakalayamadı maalesef. Başlarda karlı buzlu Coen biraderler klasiği ‘Fargo’ (1996) beklentisine girdiğimiz, lakin sonrasında karakterler üzerine yoğunlaşmadan şok edici bir aksiyona evriliveren ‘Normal’ çok önemli bir film değil belki ancak senaryoya da katkıda bulunmuş olan ‘Better Call Saul’un karizmatik aktörü Odenkirk’ün varlığıyla rahatlıkla izleniyor.
Normal, 19 Haziran tarihinden başlayarak sinemalarda gösterime giriyor.
(15 Haziran 2026)
Ferhan Baran
ferhan@ferhanbaran.com






