Abbas Karatekin’in yönettiği ve Merve Peker Akay, Jale Ak, Burcu Karadağ, Zuhal Deliağaoğlu ile Serdar Bingül’in oynadığı Dakhul, 19 Haziran 2026’da MC Film dağıtımıyla An Dijital Film Yapım tarafından vizyona çıkarıldı.
Film, komşusunun yaptığı kıskançlık büyüsünün hedefi olan Aslı’nın hayatının giderek kâbusa dönüşmesini konu alıyor. Açıklayamadığı olaylar, huzursuzluklar ve peş peşe gelen çeşitli talihsizlikler karşısında çaresiz kalan Aslı, sonunda bu lanetten kurtulabilmek için dağ köyündeki bir büyücünün yardımına başvurmak zokrunda kalır. Musallattan kurtulmak için büyücü Aslı’yı önce öldürür, sonra ayin ile diriltir ve büyüyü temizler.
Aylık arşivler: Mayıs 2026
Ferhan Baran Yazıyor: Demokrasinin Çalınan Zaferi / Babamın Gölgesi
Uzun yıllar İngiltere’nin sömürgesi olduktan sonra 1960 yılında sözde bağımsızlığını ilan eden Nijerya’nın sömürge yılları sonrası dönemi, darbelerle gelen demokrasi ihlalleriyle doludur. 24 Haziran 1993 tarihi ise ülkede demokrasinin ağır bir yara aldığı gün olarak bilinir. Sosyal Demokrat Parti’nin adayı, Batı Afrika’nın önde gelen etnik gruplarından Yorubalı iş adamı M. K. O. Abiola’nın 12 Haziran seçimlerinde kazandığı zafer, … Devamı…»
Sarı Zarflar, Oscar Aday Adayı
Sarı Zarflar filmi için Oscar yarışı resmi olarak başladı. İlker Çatak imzalı film, Berlinale başarısı sayesinde, herhangi bir onay beklemeksizin Oscar aday adaylığı statüsünü tescilleyerek 2027 yarışına bugünden dahil oldu. Sinema dünyasının en prestijli ödülü sayılan Oscar’ı dağıtan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi (AMPAS), 99. Akademi Ödülleri öncesinde kurallarda köklü bir değişikliğe gitti. Akademi’nin kararına göre, İngilizce dışındaki bir dilde çekilen yapımlar, seçilmiş uluslararası festivallerde ana ödülü kazandıkları takdirde, ülkeleri tarafından aday gösterilme şartı aranmaksızın En İyi Uluslararası Film kategorisinde değerlendirmeye alınabilecekler.
- Basın Bülteni
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
01 – 03 Mayıs 2026, Hafta Sonu Gişe Verileri
01 – 03 Mayıs 2026, Hafta Sonu (Weekend) Gişe Verileri için tıklayınız. Bu listelerden alıntı veya kopyalama yapıldığında kaynak olarak Haftalık Antrakt Sinema Gazetesi’nin gösterilmesi rica olunur.
Cannes Film Festivali 79 Yaşında
12 – 23 Mayıs 2026 tarihleri arasında düzenlenen Cannes Film Festivali bu yıl 79. yaşını kutluyor. Afişinde 1991 yapımı kült Ridley Scott filmi ‘Thelma & Louise’den Susan Sarandon ile Geena Davis’in fotoğrafının yer aldığı şenliğin Altın Palmiye ödüllü ana yarışmasının büyük jürisine bu sene Güney Koreli auteur sinemacı Park Chan-Wook başkanlık ediyor. Jürinin diğer üyeleri, ‘Hamnet’ ile gönül telimizi titreten Çin asıllı Amerikalı yönetmen Chloé Zhao, geçtiğimiz mevsimin ödüllere boğulan filmi ‘Manevi Değer / Sentimental Value’nun baş aktörü İsveçli oyuncu Stellan Skarsgård, Ken Loach külliyatının efsanevi senaryo yazarı Paul Laverty, Belçikalı yazar yönetmen Laura Wandel, Şilili yönetmen Diego Céspedes, Etyopya asıllı İrlandalı aktris Ruth Nega ve Amerikalı tanınmış aktris Demi Moore’dan oluşuyor.
Festival, Fransız yönetmen Pierre Salvadori’nin yarışma dışı gösterilecek olan ’La Vénus Eléctrique’ filmiyle açılıyor. Altın Palmiye seçkisi kapsamında dünya prömiyerini yapacak olan ’Nagi Notları’, Cannes 2016’dan ‘Harmonium’ ile anımsadığımız Japon sinemacı Koji Fukada imzasını taşıyor. Bu yıl seçkiye ağırlığını koyan Japon sineması ayrıca unutulmaz ‘Drive My Car’ (2021) yönetmeni Ryusuke Hamaguchi’den gelen ’Aniden / Soudain’ ve festivalin gediklilerinden Hirokazu Kore-eda’nın kaybettikleri oğullarını ona tıpatıp benzeyen bir robot çocula ikame eden çiftin öyküsünü anlattığı ’Sheep in the Box’ ile temsil ediliyor. Bu Uzakdoğu rüzgârına ürkütücü ‘Kara Büyü / The Wailing’in (2016) yaratıcısı Hong-Jin Na’nın yeni doğa üstü denemesi ’Umut / Hope’u da ilave edebiliriz.
Festivalin kıdemli ağır toplarının çalışmaları bu yıl da merakla bekleniyor. Pedro Almodovar imzalı ’Buruk Noel / Amarga Navided’ yaratıcılık krizindeki yönetmen Raúl (Leonardo Sbaraglia) ile annesinin kaybının ardından partneri tarafından terkedilen Elsa’nın (Barbara Lennie) kesişen öyküleri üzerinden ilerliyor. Unutulmaz ‘Soğuk Savaş / Cold War’un yönetmeni Pawel Pawlikoski uzunca bir aradan sonra Cannes’a dönüş yapıyor. Nobel ödüllü yazar Thomas Mann (Hanns Zischler) ile kızı Erika’nın (muhteşem Sandra Hüller) 1949 yılında yıkıntılar içindeki Almanya’ya dönüş yolculuğunu anlatan ’Anavatan / Fatherland’ sabırsızlıkla beklenenler arasında yer alıyor. Asghar Farhadi’nin Fransa’da çektiği son filmi ’Paralel Öyküler / Histoires Parallèles’ yeni romanına ilham arama sürecinde genç bir aracı vasıtasıyla komşu çiftin özel hayatına sızmaya çalışan Sylvie’nin (Isabelle Huppert) gerçeklik ve hayal gücünün çapraz ateşi altında yoldan çıkması üzerine. Filmin müziklerini erken yaşta yitirdiğimiz efsanevi Polonyalı yönetmen Krzysztof Kieslowski’nin değişmez bestecisi Zbigniew Preisner bestelemiş.
Yine Cannes’ın eski galiplerinden Andrey Zvyagintsev’in adını Yunan mitolojisinden alan ’Minotor’u yoğun iş stresinin üzerine bir de karısının ihanetini yakalayan üst düzey yöneticinin düzeni paramparça olduğunda şiddete kayışını anlatıyor. Romanyalı usta Cristian Mungiu ’Fiyort’ adlı son çalışmasıyla bir kez daha davet edildiği Cannes’da, Romen Mihai (Sebastian Stan) ile Norveçli Lisbet’in (muhteşem Renate Reinsve) Kuzey’in ücra köyünde komşuları ile fikir ayrılığına düşmeleri üzerinden tolerans ve özgürlüğün sınırları gibi kavramları tartışmaya açıyor. 2015 yılında ‘Saul’un Oğlu’ ile Cannes seyircisini allak bullak eden bir Holokost dramını imzalamış olan Macar sinemacı László Nemes’in festivalde yeniden boy göstereceği ’Moulin’ İkinci Dünya Savaşı sırasında De Gaulle’ün komutuyla paraşütle indiği Fransız topraklarında direnişi örgütleyen Jean Moulin’in (Gilles Lellouche) gerçek hikâyesinden yola çıkmış. Gözü pek pilotu esir alıp türlü işkenceyle konuşturmaya çalışan Nazi komutanı Klaus Barbie’ye ülkemizi bir çok kez ziyaret eden Schaubühne Berlin topluluğunun efsanevi baş aktörü Lars Eidinger hayat vermiş.
2022 yapımı ‘Yakın / Close’ ile Cannes’dan ödülle dönmüş olan Belçikalı Lucas Dhont bu yıl üçüncü uzun metrajı ’Korkak / Coward’ ile Cannes ana seçkisine dahil olmuş. Genç Pierre’in Birinci Dünya Savaşı’nda çarpışırken siper gerisinde aşkı ve sanatı keşfini anlatan yapım kahramanlık ve korkaklık kavramlarını neşter altına yatırıyor. Amerikalı yönetmen Ira Sachs ’Sevdiğim Adam / The Man I Love’ da 1980’ler NewYork’unda tiyatro dünyasının ikonik sanatçısı Jimmy George’un (Rami Malek) ölüm karşısında çok güçlü yaşama ve yaratma, belki de son bir defa sevme ve sevilme arzusu üzerinden ilerliyor. Festival programında ilk kez adlarına rastladığımız İspanyol Javier Calvo ile Javier Ambrossi ikilisinin yönetmen koltuğunda oturduğu ’Kara Liste / La Bola Negra’ ise 1932, 1937 ve 2017 yıllarında geçen öyküler aracılığıyla, cinsellik, arzu ve acı temaları üzerinden farklı dönemlerde eşcinselliği yaşamanın bedelini araştırıyor.
Festival programcılarının favorisi Amerikalı yazar yönetmen James Gray yine uzunca bir aradan sonra ’Kâğıttan Kaplan / Paper Tiger’ ile Cannes iklimine dönüş yapıyor. Film 80’li yıllarda New York, Queens’te Amerikan Rüyası’nın peşine düşmüş iki kardeşin (Adam Driver ile Miles Teller) aile bağlarını tehdit eden Rus Mafyası ile savaşımı üzerine. Cannes’da yarışma dışı gösterilmiş 2022 yapımı ‘Canavarlar /As Bestas’ ile radarımıza girmiş bulunan İspanyol yönetmen Rodrigo Sorogoyen bu yıl başrolde Javier Bardem’i izleyeceğimiz ‘Sevgili / El Ser Querido’ ile Altın Palmiye yarışına ortak oluyor. 2017 yılından unutamadığımız Western’in yönetmeni Valeska Grisebach yeni çalışması ’Hayallerdeki Macera / Das Geträumte Abenteuer’ ile Altın Palmiye serüvenine iştirak ediyor. Üç yıl öncesinin Altın Palmiyeli ‘Bir Düşüşün Anatomisi / L’Anatomie d’Une Chute’ün Oscarlı senaryo yazarı Arthur Harari ise ’Bilinmeyen / L’Inconnue’ adlı yeni filminin Kafkavari hikâye örgüsüyle sinema dünyasını şaşırtmaya hazırlanıyor. Film, çılgın bir partide tanıştığı meçhul kadının (Léa Seydoux) bedeninde uyanan fotoğrafçı David Zimmerman’ın (Niels Schneider) çıkmazı üzerine. ’Korsaj / Corsage’ın Avusturyalı yönetmeni Marie Kreutzer imzalı ’Kibar Canavar / Gentle Monster’ ise saygın piyanist kocası hakkında tüyler ürpertici bir gerçeğe uyanan Lucy Weiss’ın (bir kez daha Léa Saydoux) dramını perdeye taşıyor.
Altın Palmiye seçkisi Fransız sineması kontenjanından 4 filmle tamamlanıyor. Emmanuel Marre imzalı ‘Notre Salut’ 1940 Eylül’ü Vichy hükümeti döneminde hayatta kalma savaşımı veren politik strateji uzmanının hikâyesi üzerinden ilerliyor. MUBI’den izlenebilen şaşırtıcı ‘Beş Şeytan / Les Cinques Diables’ın yaratıcısı Léa Mysius bu kez ‘Gece Öyküleri / Histoires de la Nuit’ ile gönülleri fethetmeye hazırlanıyor. Jeanne Herry’nin ’Garance’ı filmle aynı adı taşıyan alkolik bir aktrisin çıkmazı üzerine kurulmuş. 2021 yapımı ‘Anaïs’in Aşkları / Les Amours d’Anaïs’ ile tanıdığımız Charline Bourgeois – Tacquet, ’Bir Kadının Yaşamı / La Vie d’Une Femme’da 50 yaşındaki kadın cerrahın hayatını sorguluyor.
(11 Mayıs 2026)
Ferhan Baran
ferhan@ferhanbaran.com
Zamanda Asılı Kalmak / Pompei: Bulutların Altında
Jean Cocteau ‘dünyanın tüm bulutlarını Vezüv üretiyor’ diye buyurmuş. Belgesel üstadı Gianfranco Rosi’nin Venedik’ten ödüllü son filmi ‘Sotto Le Nuvole’ işte bu deyişle açılıyor. Daha sonra Romalı yazar genç Plinius’un tarihçi Tacitus’a yolladığı mektuptan MS 74’te yaşanan büyük felâketi anımsıyoruz. O meşum günde önce Vezüv yanardağından yükselen, parlaklığı ya da koyu alacalığı toprak mı ya da kül mü kaldırdığına göre değişen bulutlar başıboş süzüldüğünden kendi ağırlığına dayanamayarak dağılıp gitmiş, Herculaneum, Pompeii ve Stebiae dahil kimi Campania kentlerini yok etmiş.
Aradan geçen 2000 yılda Vezüv aktif belirtiler vermiş ama bu denli büyük bir felâket bir daha yaşanmamış olsa da, bugün Napoli civarına konuşlanmış bölgelerde yaşayan halk ezeli ebedi bir tedirginliği üzerinden atamamış. Öyle ya, göbeğindeki çatlaklardan volkanik dumanın eksik olmadığı bir yerdir Pompei. Ancak Rosi’nin geleneksel röportajlardan uzak duran sineması bir patlama öyküsü içermiyor, aksine kentin bugününde usulca dolaşıyor, çağdaş sakinlerinin yaşamlarından farklı kesitleri detaylı bir biçimde aktarıyor.
Bugün bölgenin itfaiye amirliğine hayli iş düşmektedir. Kentin dört bucağından insanlar olağan kavgalar ve kazalarla ilgili olarak polisten önce itfaiye teşkilâtına başvuruyor. Bir tehlike yaratmayacak en küçük yer sarsıntısında telefonlar susmuyor. Kadınlı erkekli itfaiye çalışanları ilgi ve sabırla bu geleneksel endişeyi gidermek üzere canla başla destek vermeyi sürdürüyor.
Belgeselin koşut kurguyla yol alan bir diğer bölümünde Tokyo Üniversitesi’nden arkeologlar, 7 – 8 metre toprak ve küllerin altında kalmış kentin en güzel mekânlarından Villa Augustea’nın Yunan ve Roma medeniyetlerinin izlerini taşıyan mirasını gün ışığına çıkarıp insanlığa armağan etmek için uğraş veriyor. Bölgenin tarihi mirası yıllar boyu mezar soyguncularının talanına uğramış, nadide freskler hoyratça yerlerinden koparılmış olsa da, Napoli’nin arkeolojik kazılarla deşilmesi artık var olmayan tarihi ortaya çıkarmış. Arkeoloji müzesi sergilenen eserlerle dolu ama Rosi bizleri daha çok müzenin bodrum katında yukarı çıkmayı bekleyen tarih yığınına götürüyor. Büstler, başı bir yerde gövdesi başka yerde heykeller, bağlamından koparılmış taştan asker ordusu gibi görünüyorlar. Tarihlerin iç içe geçtiği bu müze deposunda zamanda asılı kalıveriyoruz.
Raylı ulaşım sistemi sakin kenti turlarken, ihtiyar Titti tarihi fotoğraf ve tabloları sergilediği mütevazı sahaf dükkanında Z kuşağından okul öğrencilerine bir çalışma alanı açmış. Onların ödevlerine yardımcı oluyor, Victor Hugo’nun ‘Sefiller’ini merak eden bir yeni yetmeye 1700 sonları Fransız Devrimi’nden 1800 başları Paris Komünü’ne Paris’teki alt sınıfın hayatta kalma mücadelesini aktarmaya çalışıyor.
Bir diğer paragrafta Ukrayna’dan gelen tahıl gemisinde çalışan Suriyeli işçilerin zorlu yaşam koşullarına ve mütevazı özlemlerine tanıklık ediyoruz. İnsanların ikiye ayrıldığını düşünüyor bir tanesi. Almanya ya da Amerika’da yaşayan gençlerden çok farklıdır onun düşlediği. Savaş ve bombalarla geçen yaşamında ‘bir dağ evinde sabahları Fairuz’un şarkısı eşliğinde bir fincan kahve yudumlayabilmek’ gibi sade bir hayali vardır onun.
Rosi akşam inerken sahilde at arabalarının yol aldığı bulutlar altındaki kentten bir şiir yaratıyor, zamanda asılı kaldığımız ve huzur bulduğumuz bir serüvene görüntü yönetmeni olarak da ağırlığını koyuyor. Fabrizio Federico’nun titiz kurgusu, Daniel Blumberg’in bulutlar arasından süzülen hipnotik müzik çalışmasıyla yükselen belgesele, Roberto Rossellini’nin 1954 yapımı ünlü klasiği ‘İtalya’da Bir Yolculuk / Viaggio In Italia’ ile sessiz dönemden bugüne kalmış ve restore edilen harika kaydından izlenebilen Eleuterio Rodolfi imzalı 1913 yapımı ‘Pompei’nin Son Günleri / Gli Ultimi Giorni Di Pompei’nin nostaljik bir sinema salonundan alınmış görüntüleri eşlik ediyor. Rosi’yi bizzat ağırladığımız ‘45. İstanbul Film Festivali’ seçkisinin bu nadide yapımı halen MUBI’de gösteriliyor. Kaçırmayın.
(10 Mayıs 2026)
Ferhan Baran
ferhan@ferhanbaran.com
Sihirli Annem’de Manifest Sürprizi
Yılın en çok beklenen yapımlarından Sihirli Annem: Periler Okulu, sevilen müzik grubu Manifest’i kadrosuna dahil ederek izleyicilere büyük bir sürpriz yaptı. Yıllar önce ekranlara damga vuran dizinin ardından geçen yıl başlayan sinema yolculuğunu sürdüren Sihirli Annem, yeni filminde enerjiyi bir üst seviyeye taşıyor. Şarkıları ve danslarıyla geniş bir hayran kitlesine sahip olan Manifest’in konuk oyuncu olarak filme katılması, çocuklar ve genç izleyiciler arasında heyecan yarattı.
- Basın Bülteni
- Tanıtım filmini izlemek için tıklayınız.
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Orlando Carlo Calumeno’nun Hayatı Thank You God For My Spoiler Belgeseli İzleyiciyle Buluşmaya Hazırlanıyor
Katolik Levanten iş insanı Orlando Carlo Calumeno’nun yaşamı ve ölüme bakışını konu alan Thank You God For My Spoiler adlı belgesel film, uluslararası festivallerde kazandığı 9 adet ödülün ardından özel gösterimlerle sinemasever izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Belgesel film, insanlığın en büyük gerçeği olan ölüm kavramını çarpıcı bir perspektifle ele alıyor ve beyazperdeye getiriyor. Yaklaşık 98 dakika uzunluğundaki belgesel yapım, İstanbul’da beş asırdır yaşayan köklü bir aileden gelen Orlando Carlo Calumeno’nun hayatına ve ölümle kurduğu sıra dışı ilişkiye odaklanıyor. Filmin yönetmenliğini Cihan Güngören ve Mustafa Seven üstleniyor.
- Basın Bülteni
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Semra Güzel Korver’in Suriyeli Belgeselcilerin Kamerasından: Suriye İç Savaşı Adlı Kitabı Çıktı
Belgesel Yönetmeni Semra Güzel Korver’in Suriyeli Belgeselcilerin Kamerasından: Suriye İç Savaşı adlı kitabı Kabalcı Yayınları’nca yayımlandı. Suriye’nin yakın tarihi, bir ülkenin sınırlarını aşan bir insanlık hikâyesine dönüştü. Bir yanda savaşın yıkımı, öte yanda hayata tutunmanın sessiz çığlığı. Bütün bu karmaşanın içinde, kendi gerçeğini anlatma çabasını sürdüren bir kamera. Suriyeli Belgeselcilerin Kamerasından: Suriye İç Savaşı, tarihin tozlu sayfalarından değil, savaşın tam ortasından konuşuyor. Suriye’nin yakın tarihine tanıklık ederken; savaş kavramını, medyanın gerçeklik anlayışını ve belgesel sinemanın tanıklık gücünü bir arada ele alıyor.
01 – 07 Mayıs 2026, Haftalık Gişe Verileri
01 – 07 Mayıs 2026, Haftalık (Weekly) Gişe Verileri için tıklayınız. Bu listelerden alıntı veya kopyalama yapıldığında kaynak olarak Haftalık Antrakt Sinema Gazetesi’nin gösterilmesi rica olunur.
Hayaller Özgürlük İster Kısa Filmi Festivallerden Çekiliyor
2024 yılında çekilen Hayaller Özgürlük İster adlı kısa film, trajik okul saldırılarıyla hiçbir ilgisi olmamasına rağmen, filmdeki bazı sahnelerin bu olaylarla ilişkilendirilmesi sonucu mağdur edildiğinden bahisle festivallerden çekiliyor. Daha önce gösterilmesine rağmen olayın ardından hiçbir festival tarafından programa alınmayan film, kabul edildiği festivallerden de geri çekildi. Filmin yapımcıları Pazartesi günü hazırladıkları duyuruyu kamuoyuyla paylaşacak.
- Duyuruya ulaşmak için tıklayınız.
Engelsiz Filmler Festivali 2026 Ödül Töreni Gerçekleşti
“Bir arada film izlemek mümkün” sloganıyla on dördüncü kez gerçekleştirilen Engelsiz Filmler Festivali Kısa Film Yarışması’nda ödüller, 30 Nisan Perşembe günü gerçekleşen ödül töreninde sahiplerini buldu. Ödül törenine festival destekçileri, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu’ndan, büyükelçiliklerden temsilciler, jüri üyeleri, film ekipleri, basın mensupları ve birçok davetli katıldı. Tören, işaret dili, sesli betimleme ve İngilizce tercüme eşliğinde gerçekleşti.
- Basın Bülteni
- Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Engelsiz Filmler Festivali 2026 Ödül Töreni Gerçekleşti yazısına devam et
Portekiz Aşkı ile İki Ülke İlk Kez Aynı Hikâyede Buluştu
Türk sineması uluslararası açılımını sürdürürken, bu kez rotasını Portekiz’e çeviren dikkat çekici bir yapım, Portekiz Aşkı izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. Film, İstanbul’dan Lizbon’a uzanan duygusal bir yolculukta iki farklı kültürü aynı perdede bir araya getiriyor. Dayı 2: Bir Adamın Hikâyesi ile gişede elde ettiği başarı ve dijital platformlardaki güçlü performansıyla dikkat çeken Diopter Film, uluslararası projelerdeki iddiasını Avrupa’ya taşıyor. 2021 yılında kurulan şirket, kısa sürede öne çıkan markalardan biri haline geldi. Senaryosu Murat Boyacıoğlu ve Rana Denizer’in yazdığı film, Türkiye ile Portekiz arasında gerçekleştirilen ilk ortak yapım sinema filmi oluyor.
- Basın Bülteni
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Portekiz Aşkı ile İki Ülke İlk Kez Aynı Hikâyede Buluştu yazısına devam et
Pera Film’de Baktığın Toprak | Earth Care
Bağımsız kültür inisiyatifi Görültü’nün Pera Film ev sahipliğinde 02 – 03 Mayıs’ta gerçekleştireceği Baktığın Toprak (Earth Care) adlı film programı, izleyicileri toprağa ve dünyaya “bakma”nın, “bakım”ın farklı anlamları üzerine düşünmeye davet ediyor ve düzenlenecek forum ile bu konuları tartışmaya açıyor. Program kapsamında Ben Russell ve Guillaume Cailleau’nun yönettiği Doğrudan Eylem, Nosema ve Son Şeyler adlı filmler gösterilecek.
24 – 30 Nisan 2026, Haftalık Gişe Verileri
24 – 30 Nisan 2026, Haftalık (Weekly) Gişe Verileri için tıklayınız. Bu listelerden alıntı veya kopyalama yapıldığında kaynak olarak Haftalık Antrakt Sinema Gazetesi’nin gösterilmesi rica olunur.










