Güneş Güneş’in yönettiği ve Özgür Özberk, Özge Günaydın, Buse Sevindik ile Eylül Özaksoy’un oynadığı Tulpa: Ruhun Laneti, 12 Haziran 2026’da A90 Pictures dağıtımıyla MAG Yapım tarafından vizyona çıkarıldı.
Tulpa: Ruhun Laneti, çok sevdiği evlâdını kaybetmenin yakıcı acısını taşıyan, ruhu parçalanmış bir annenin dramıyla başlıyor. Ancak bu acı, zamanla masum bir yastan çıkıp, tüm aileyi kaosa ve yok oluşa sürükleyecek, kadim ve korkunç bir günahın kapısını aralar. Ailenin geçmişindeki karanlık bir sır, bu büyük günahla birleşerek, gün yüzüne çıkmak için sabırsızlanan, ruhları esir alan dehşet verici büyük bir laneti uyandıracaktır.
Günlük arşivler: 11 Mayıs 2026
Görültü Yayınları
Görültü Yayınları sinema kitaplarının tanıtım bültenleri ve kapak fotoğraflarına haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Yeni eklenenler:
Peter Watkins: Kestirme Yol Yok.
Görültü Yayınları yazısına devam et
Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nde Jüri Üyeleri Belli Oldu
05 – 07 Haziran 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek Uluslararası Gastronomi Film Festivali, Uluslararası Klazomenai Kısa Film Yarışması’nın jüri üyelerini açıkladı. Festival kapsamında gerçekleştirilen Uluslararası Kısa Film Yarışması’nın jüri kadrosunda, sinema dünyasının değerli isimleri yer alıyor. Kurmaca Kısa Film Ana Jürisi’nde; yönetmen Ümit Ünal, oyuncu Şenay Gürler, oyuncu Görkem Yeltan ile akademisyen Serdar Öztürk yer alırken; Belgesel Kısa Film Ana Jürisi’nde ise yönetmen Eylem Kaftan, akademisyen Cenk Demirkıran, sinema yazarı Ali Can Sekmeç ile yönetmen Murat Karakütük bulunuyor.
- Basın Bülteni
- Yarışma hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
- Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nde Jüri Üyeleri Belli Oldu yazısına devam et
Mavi Balıkçıl
Sophy Romvari’nin yönettiği ve Eylül Güven, Edik Beddoes, Iringo Reti ile Adam Tompa’nın oynadığı Mavi Balıkçıl (Blue Heron), 12 Haziran 2026’da Başka Sinema dağıtımıyla TAFF Pictures – Kinova Art tarafından vizyona çıkarıldı.
Küçük Sasha ve ailesi Vancouver Adası’na taşınır. Doğayla çevrili sakin yaşam, yeni fırsatlar sunmaktadır. Ancak ailenin büyük oğlu Jeremy’nin giderek tehlikeli ve öngörülemez hale gelen davranışları, bu huzurlu görüntünün altında büyüyen bir krizi ortaya çıkarır. Çocukluk anıları, aile içi travmalar ve aidiyet duygusu üzerinden ilerlerken, bir ailenin parçalanma noktasına gelişi anlatılıyor.
08 – 10 Mayıs 2026, Hafta Sonu Gişe Verileri
08 – 10 Mayıs 2026, Hafta Sonu (Weekend) Gişe Verileri için tıklayınız. Bu listelerden alıntı veya kopyalama yapıldığında kaynak olarak Haftalık Antrakt Sinema Gazetesi’nin gösterilmesi rica olunur.
Kalabalık İçinde Kaybolmak: Türkiye’de Sessizce Artan Uzaklaşma Hâli
Yazar Uzman Klinik Psikolog Hatice Keltek, son dönemde Türkiye’de büyüyen “sessizleşme”, “geri çekilme” ve “hayatı sadeleştirme” eğilimini Mükemmel Günler (Perfect Days) filmi üzerinden değerlendirdi: “Bu film minimalizmi değil, hayatta dağılmadan insanın kendini nasıl taşıdığını anlattı.”
Türkiye’de dijital yorgunluk, ekran maruziyeti ve sosyal tükenmişlik hissinin giderek büyüdüğü bir dönemde; sosyal medyada yeniden konuşulmaya başlayan Perfect Days, bu kez yalnızca bir sanat filmi olarak değil, modern insanın ruh haline dair güçlü bir psikolojik anlatı olarak yorumlandı.
Yazar Uzman Klinik Psikolog Hatice Keltek, “Ruhun Kadrajları” programında Alman yönetmen Wim Wenders imzalı filmi, “Sinema ve Ekran Psikolojisi” perspektifinden değerlendirdi. Keltek’e göre film, son yıllarda özellikle büyük şehirlerde görünür hale gelen “hayatı küçültme” arzusunu çarpıcı biçimde görünür kıldı. “Bugün insanlar artık büyümeyi değil, psikolojik olarak kaygıdan uzak yaşamayı ve dağılmamayı konuşuyor. Perfect Days tam da bu ruh halinin filmi oldu.” dedi.
Zihinsel Gürültü Çağında, Sessizce Hayatta Kalmak
Keltek’e göre filmdeki Hirayama karakteri yalnızca sade yaşayan bir adam değildi; ilişkilerin, beklentilerin ve sürekli performans göstermenin yükünden çekilmiş bir karakterdi. “Türkiye’de de son yıllarda insanlar daha az insanla görüşmek, daha küçük evlerde yaşamak, daha az eşya almak ve daha sessiz bir hayat kurmak istemeye başladı. Bu sadece ekonomik değil; psikolojik bir geri çekilme biçimi.” Keltek, Hirayama’nın analog kasetten müzik dinlemesini, ağaç fotoğraflamasını, kitap okumasını ve rutinlerini bir “kendini taşıma yöntemi” olarak değerlendirdi. “Bu karakter mutluluğu aramadı. Dağılmadan kalmaya çalıştı.”
Minimalizm Moda Değil, Yorgunluk Tepkisi Haline Geldi
Hatice Keltek’e göre filmin bugün yeniden konuşulmasının nedeni, modern insanın artık “fazlalıklarla” baş etmekte zorlanması oldu. “Bir dönem minimalizm estetik bir tercihti. Şimdi ise zihinsel bir savunma mekanizmasına dönüştü.” Keltek, Hirayama’nın yaşam biçimini “özgürleşme” değil, “kontrollü sadeleşme” olarak yorumladı: “Hirayama hayatını büyüterek değil, eksilterek yönetilebilir hale getirdi.”
Neden Tuvalet Temizliği?
Filmin en çok tartışılan detaylarından biri de buydu. William Faulkner okuyan, entelektüel bir karakter neden hayatını tuvalet temizleyerek sürdürmeyi seçmişti? Keltek bu tercihin psikolojik tarafına dikkat çekti: “Tuvaletler spontane alanlardı. Kimse oraya rol yaparak girmedi. Hirayama burada görünmez olabildi. İnsan ilişkilerinin yükü yoktu. Kontrol yine ondaydı. Bu sessiz bir kefaret ödeme biçimiydi” Keltek’e göre karakterin temizlik işini seçmesi tesadüf değildi: “Bu seçim biraz da modern insanın statü, güç ve görünürlükten vazgeçip görünmezliğe sığınmasını anlattı.”
Ekran Çağında Rutinler Neden Bu Kadar Önemli Hale Geldi?
Keltek’e göre filmdeki tekrar eden rutinler, günümüz insanının kaygıyla baş etme biçimini de gösterdi. Aynı kahve, aynı müzik, aynı sokak, aynı saatler. “Bugün insanlar ekran kaosu içinde zihinsel sabit alanlar oluşturmaya çalışıyor. Çünkü belirsizlik arttıkça rutin ihtiyacı da büyüyor.” Keltek, özellikle sosyal medya çağında insanların sürekli uyaran altında kaldığını belirtti: “Rutinler insanı toparladı ama fazla rutin canlılığı azalttı. Film tam olarak bu ikilemi anlattı.”
Hirayama İnsanlardan Kaçmadı, Kendini Korudu
Keltek’e göre filmde en önemli psikolojik başlıklardan biri “sınır koyma” meselesi oldu. “Hirayama insanlardan nefret etmedi. Sadece sürekli müdahale edilen bir dünyadan kendisini korumaya çalıştı.” Keltek, sağlıklı sınır kavramının filmde güçlü biçimde işlendiğini söyledi: “Sınır, duvar değildi. Hücre zarı gibiydi. Sana iyi geleni içeri alırsın, zarar vereni dışarıda bırakırsın.”
Final Sahnesi Neden Bu Kadar Konuşuldu?
Filmin finalinde Hirayama araba kullanırken fonda “Feeling Good” çaldı. Hatice Keltek’e göre sahne, günümüz insanının ruh halini tek bir yüzde topladı: “Orada aynı anda hüzün, dinginlik, yalnızlık ve kabul vardı. İnsanlar bu yüzden o sahneyi unutamadı. Çünkü bugün pek çok kişi tam olarak böyle hissediyor.” Keltek’e göre yönetmen filmin sonunda “yeni hayat” vaadi vermedi: “Film bize büyük dönüşümler sunmadı. Sadece insanın kırıldıktan sonra da hayatın içinde nasıl kalabileceğini gösterdi.”
(18 Mayıs 2026)
Hatice Keltek
Kıyma: Hain Eşer Kendi Düşer
Abdurrahman Akarsu ile Kadri Biran Taşkın’ın yönettiği ve Ali Sürmeli, İrfan Ballı, Kerem Ali Yengüner ile Melis Özçimen’in oynadığı Kıyma: Hain Eşer Kendi Düşer, 12 Haziran 2026’da CJ ENM dağıtımıyla Sıfırbir Yapım tarafından vizyona çıkarıldı.
Mesut, hapisten çıkıp babasının işlettiği otele döner. Babası oteli ona emanet etmek isterken Mesut oteli dört yıldızlı yapmak ve yeni bir hayat kurmak için çabalar. Ancak otele misafir olarak gelen servet avcısı Gamze’ye aşık olması, Tufan ve Serdar’la arasındaki güç dengesini bozar. Eğitimler, denetimler ve sahneye konacak Hamlet oyunu için hazırlıklar sürerken giderek oteldeki aile hesaplaşmaları büyür.
Ferhan Baran Yazıyor: Zamanda Asılı Kalmak / Pompei: Bulutların Altında
Jean Cocteau ‘dünyanın tüm bulutlarını Vezüv üretiyor’ diye buyurmuş. Belgesel üstadı Gianfranco Rosi’nin Venedik’ten ödüllü son filmi ‘Sotto Le Nuvole’ işte bu deyişle açılıyor. Daha sonra Romalı yazar genç Plinius’un tarihçi Tacitus’a yolladığı mektuptan MS 74’te yaşanan büyük felâketi anımsıyoruz. O meşum günde önce Vezüv yanardağından yükselen, parlaklığı ya da koyu alacalığı toprak mı ya da kül mü kaldırdığına göre değişen … Devamı…»


