Masum Değiliz Hiçbirimiz / Başka Yolu Yok

İlk döneminin kara filmlerine dönüş yaptığı üç yıl öncesinin ‘Ayrılma Kararı / Decision To Leave’in şaşırtıcı üslûbu ve yönetmenlik tercihleriyle sinefilleri büyüleyen Park Chan-wook yeni çalışmasıyla sinema dünyasına fırtına misali dönüş yapıyor. Venedik’te dünya prömiyerini yapan ‘Başka Yolu Yok / No Other Choice – Eojjeolsuga Eobsda’ Brooklyn doğumlu Amerikalı yazar Donald E. Westlake’in 1997’de yayımlanmış ‘The Ax’ adlı yapıtından uyarlanmış. Üstelik romanın ilk uyarlaması da değil bu. Chan-wook eski üstadlardan Costa-Gavras’ın 2005’te Fransa’da çektiği, bizde ‘Ölümcül Çözüm’ adıyla gösterilmiş olan ‘Le Couperet’yi çağdaş Kore toplumuna adapte etmiş, benzersiz kara komik aleminin hınzır yaratıcılığını dayanılmaz bir kapitalizm eleştirisinin hizmetine sunmuş.

Film bir kâğıt firmasında ustabaşı olarak çalışan You Man-su’nun (Kore sinemasının tanınmış oyuncularından Lee Byung-hun) konforlu konutunda açılır. Mozart’ın huzurlu müziğine (23 no’lu piyano konçertosu) viyolonseliyle evin dahi kızının eşlik ettiği aile tablosu imrenilecek gibidir. Bahçesinde barbekü başında olan genç adama çalıştığı firmadan ‘yılan balığı’ armağanı gelmesi olacakların habercisidir aslında. Man-su kendini en güvende hissettiği ve ailesine sarılarak ‘ben herşeye sahibim’ dediği anda işsiz kalacaktır.

Amerikalılar tarafından satın alınan ‘Solar Paper’ın yöneticileri, yapay zekâ marifetiyle rekabet gücünü arttırmak için personel çıkarmaktan başka çare olmadığını buyurmuş, ailesinin sorumluluğu altında ezilen Man-su’nun dünyası başına yıkılmıştır. Kıdem tazminatı bir süre idare eder lakin yeni iş görüşmelerinden bir şey çıkmayınca aile bireyleri konforlu hayatın birçok harcamasından vazgeçmek zorunda kalır. Kapitalizmin çarkları altında bunalımı şaha kalkan Man-su yaşadığı kâbustan kurtulmak için beklenmedik bir plan geliştirir, vahşi rekabet ortamında yeni bir iş bulabilmek için, hali hazırdaki diğer kâğıt firmalarına başvuruda bulunan kendisi gibi işinden olmuş kalifiye rakiplerini teker teker ortadan kaldırmaya karar verir.

Türler arasında hınzırca sörf yapan bu hayli yaman ve de hayli kanlı serüven dayanılmaz bir kapitalizm eleştirisi içeriyor. Yapay zekâ uygulamalarının baş köşeye kurulduğu çağdaş ekonomilerde işini kaybeden yığınların dramını izleyecekmiş beklentisine giriyorsunuz önce. Lakin film Laurent Cantet imzalı ‘İş Yok Zaman Çok / L’Emploi du Temps’ benzeri bir umutsuzluğa sapmıyor, ana karakterini bir kurban olarak çizmiyor. Aksine, Man-su’nun absürd planı üzerinden yol alan seri katil öyküsü beklenmedik ölçüde komik anlar içeriyor.

Çaresiz dostumuzun dolu dizgin davranışlarının temelinde ailesini korumak ve kırılan erkeklik gururunu onarmak güdüsü ağır basmaktadır. Kutsal ailenin bireyleri, sevgili eşi Miri (Güney Kore’nin bir diğer yıldız oyuncusu Son Ye-jin) ve bu süreçte bir hırsızlık olayına karışan oğlu, aile reisinin kurtuluş (!) mücadelesine, Costa-Gavras’ın yorumundan farklı olarak, el veriyor, yaptıklarına göz yumuyor. ‘Aile şu anda bir takım halinde savaşa iştirak etmelidir, çünkü tek başına suç işlemek ürkütücüdür. Bu yüzden birbirlerine güvenmeli ve sıkı sıkıya sarılmalıdırlar.’

Man-su kapitalist düzenin ona sunduğu ancak bir anda elinden alınıverenleri geri almaya, orta üst sınıf konforuna yeniden kavuşmaya, Mozart’ın müziğini konutunda yeniden duymaya, serasında yetiştirdiği bitkinin dalı gibi kırılan aile ağacını ne pahasına olursa olsun ayakta tutmaya kararlıdır. En lezzetli şeylerin pislikte yetişmesi misali, vahşi kapitalizm çağında ayakta kalmak için diğerlerini ezip geçmekten başka çare olmadığının farkındadır.

Kapitalist düzende kimsenin masum kalamayacağının altını çizen Chan-wook bu süreçte hiçbir şeyi dikte etmez. Kara komedi istikametinden sapmadan insanoğlunun karanlık dehlizlerine dalış yapar. İş ortamının gri-mavi renk paletinden doğanın canlı renklerine koşan kıpır kıpır kamerası koşut kurgu, gölgeler ve aynalar marifetiyle farklı mizansenler dener. Mozart’ın müziği film süresince zonklayan dişinden nihayet kurtulan Man-su’nun ve ailesinin aldatıcı mutluluğunu gizlerken, Marain Marais’nin viyolonsel ezgisi ışığa gereksinim duymayan Yapay Zekâ’nın yönettiği otomasyon sisteminde ağaç kesme makinalarının gürültüsüne karışır.

(07 Ocak 2026)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com