9. Eğitim Temalı Uluslararası Kısa Film Yarışması

Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) tarafından düzenlenen 9. Eğitim Temalı Uluslararası Kısa Film Yarışması için başvurular devam ediyor. Eğitimin birey ve toplum üzerindeki etkisini sinema sanatı aracılığıyla aktarmayı amaçlayan yarışmaya katılmak isteyenler, 12 Ocak 2026 tarihine kadar festivalin resmi web sitesi adreslerinden başvuruda bulunabilecekler. Yarışmaya, 18 yaşını tamamlamış katılımcılar 15 dakikayı aşmayan eserler ile başvuruda bulunabilecek Eğitim temalı kurmaca kısa filmlerin kabul edileceği yarışmada, belgesel, deneysel, canlandırma ve animasyon türündeki filmler, değerlendirmeye alınmayacak.

  • Basın Bülteni
  • Tanıtım Filmi
  • Web Sitesi: 1 / 2

9. Eğitim Temalı Uluslararası Kısa Film Yarışması yazısına devam et

Merhamet Yok (Mercy) Filminden Yeni Fragman

Teknolojinin adaleti şekillendirdiği uzak bir gelecekte geçen ve izleyiciyi nefes kesen bir mücadeleye sürükleyecek olan Merhamet Yok (Mercy) filmi, TME Films dağıtımıyla 23 Ocak 2026 Cuma günü sinema salonlarında yerini alacak. Yayınlanan yeni fragmanda, Chris Raven’in yüksek teknolojili mahkeme salonunda masumiyetini kanıtlama mücadelesi, her sahnede artan aksiyon ve gerilimle zirveye çıkıyor. Başrollerini Chris Pratt ve Rebecca Ferguson’ın paylaştığı filmde ayrıca Kali Reis, Annabelle Wallis, Chris Sullivan ve Kylie Rogers gibi oyuncular rol alıyor. Yönetmen koltuğunda tanınan yönetmen Timur Bekmambetov otururken, senaryo Marco van Bele’ye ait.

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Merhamet Yok (Mercy) Filminden Yeni Fragman yazısına devam et

Bir Adam, Bir Yüzyıl / Tren Düşleri

Dünya prömiyerini Sundance’te yapan ‘Tren Düşleri / Train Dreams’ fonda doğanın sesleri ile açılıyor. Kuşlar cıvıldar, börtü böcek hışırtıları arasında rüzgârın sarıp sarmalayan uğultusu kulakları okşarken, vahşi doğanın orta yerinde orman emekçileri nafakalarını çıkarmak için çalışmaktadır. Küçük yaşta kırsala gönderilen öksüz yetim Robert Grainier (Joe Edgerton) yetiştiği ortamdan hiç ayrılmamış, okyanusu hiç görmemiş, zorlu yaşam şartlarını göğüsleyerek kendi mütevazi düzenini kurmuştur. Bir kilise çıkışı Gladys (Felicity Jones) ile tanışması hayatını değiştirir ve geleceğe olan umudunu güçlendirir. Karısından ve yeni doğan küçük kızından aylarca uzak kalarak ormanın ıssızında oduncu ve demiryolu işçisi olarak ter dökmesi hep ailesine daha iyi bir gelecek sağlama arzusundandır. Ülkenin dört bir yanından emekçilerle ortak bir yaşamı sürdürdüğü orman kamplarının zorlu yaşamından ırmak kıyısındaki kendi elleriyle yaptığı yuvasına döndüğünde huzurludur. Lakin yaşamının en güzel yılları olarak hatırlayacağı bu mutlu anlar ani ve trajik bir felâket sonucu avuçlarından kayıp gidecek, Grainier acı kaybının ardından yalnızca hayatta kalmaya değil, akıl ve ruh sağlığını da korumaya çalışacaktır.

Filmin belgeselden gelen yönetmeni Clint Bentley’nin adını bizde gösterime girmemiş 2021 yapımı ‘Jokey / Jockey’den hatırlıyoruz. Genç sinemacı bu ilk uzun metrajında, yaşlanmakta olan bir at binicisinin hayatta kalma mücadelesini anlatır. Clifton Collins Jr.’ın canlandırdığı jokey Jackson Silva, Sam Peckinpah ustanın çağdaş düzenin un ufak ettiği kaybolmaya mahkûm geleneksel karakterlerinin bir iz düşümü gibidir. Denis Johnson’ın 2011’de yayımlanmış Pulitzer ödüllü aynı adlı kısa romanından uyarlanan ‘Tren Düşleri’nde Bentley başına gelenleri metanetle karşılamaya çalışan ana karakterine tıpkı jokey Silva gibi duygu sömürüsü yapmadan şefkatle yaklaşırken, onun trajik öyküsünün arka planında Amerika’nın geçtiğimiz yüzyıl boyunca geçirdiği köklü değişimleri sergiliyor.

Irkçılığın, ayrımcılığın, kaba kuvvetin, emek sömürüsünün hüküm sürdüğü lanetli bir yüzyıldır bu. Kıtayı bir uçtan diğerine bağlayacak olan demiryolu ağları ise vahşi kapitalizm ile yükselen Amerikan uygarlığının simgesidir. Grainier daha küçük yaşlarda Asyalı bir işçinin gözlerinin önünde dövüldüğüne tanıklık eder. Köprü inşaatında bir başka Asyalı işçinin insafsızca katline sadece seyirci kalmayarak saldırganlara destek verir. Başına gelenlerin, düzenli olarak rüyalarına giren bu infaz hadisesinden kaynaklandığını düşünmesi de bundandır. Felâketin ardından bir vakitler eşi ve kızıyla yaşadığı sevgi ve emekle örülmüş kulübesini onarır, doğa ile kurduğu mistik ilişki sayesinde yas sürecinde ayakta kalmaya çalışır. Yitirdiklerine kavuşma umudu düşlerinde, her an her yerde yaşamı boyunca onu takip edecektir.

80 yıllık uzun yaşamında, ormanları yıka yaka doğayı katleden çağdaş ABD uygarlığının tanığıdır O. Gençliğinin balta girmemiş ormanları demiryolu ağlarıyla örülmüş, köprüler inşa edilmiş, fabrika bacaları doğanın nefesini karartmaya başlamış, el emeğinin yerini makineler almıştır. Yıllar sonra büyük şehre ayak bastığında televizyon ekranından izlediği Apollo 8’in uzay serüveni pek de ilgisini çekmeyecektir ama bir küçük uçakla havalandığı gökyüzünden parçası olduğunu iliklerine kadar duyumsadığı doğayı hayranlıkla seyredecektir.

Bir emekçinin, bir yüzyılın, kaybolmuş bir geçmişin izini süren ‘Tren Düşleri’ doğayı bir karakter olarak kullanırken küçük dokunuşlar ve şiirsel üslûbu ile bir dünyanın değişimine tanıklık ediyor. Bentley ile ilk filminde de çalışmış olan Adolpho Veloso’nun sisli suskun ormanlarda, demiryolu inşaatlarında sessizce gezinen kamerası doğanın dokusunu ustalıkla kavrıyor. Müzik bu büyüleyici görselliğe eşlik ediyor. Minimalist tınılar açılıştan başlayarak rüzgârın sesine, ormanın mistik şarkısına karışıveriyor. Sinema dünyasında fazlaca göz önünde olmayan, Cannes’da yarışmış 2016 yapımı ‘Loving’den beri izini sürdüğüm Avustralya asıllı Joel Edgerton müthiş performansıyla en iyi erkek oyuncu dalında Oscar’a göz kırpıyor.

(18 Aralık 2025)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com