Kokuho

Sang Il Lee’nin yönettiği ve Keiatsu Koshiyama, Soya Kurokawa, Ai Mikami, Takahiro Miura, Emma Miyazawa ile Nana Mori’nin oynadığı Kokuho, 23 Ocak 2026’da Başka Sinema dağıtımıyla Vagon Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Filmde, iki kurgusal Kabuki sanatçısının hayatı ve kariyeri konu alınıyor. Yakuza, çete başı babası ölünce, 14 yaşındaki Kikuo ünlü bir Kabuki oyuncusunun yanına evlatlık verilir. Kikuo, adamın oğlu Shunsuke ile birlikte bu geleneksel Japon tiyatro sanatını öğrenmeye başlar. İki genç onlarca yıl boyunca büyür ve gelişir. Skandallar ve zaferler, dostlukla ihanet arasında rakip ve kardeş olarak birlikte yol alırlar.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb
  • Ferhan Baran Yazıyor

Kokuho yazısına devam et

Korkut Akın Yazıyor: Savaş, Bürokrasi, Gönüllülük ve… Hind Rajab’ın Sesi

Doğrudan içinize, içinizdeki size, duygularınıza seslenen bir doküdrama. Filistin’de, bir Kızılay çağrı merkezinde çalışan gönüllülerin bir çocuğun yardım çığlığını duyup, yardım edebilmek için verdikleri müthiş mücadele. Sinefiller bilir, filmi bir cümleyle anlatan öyküler, çok fark yaratır; tıpkı “Bisiklet Hırsızları” gibi, Yeni Gerçekçilik akımını başlatan… Gerçekten çok güçlü, alabildiğine gerçekçi, tepeden tırnağa ürperten, beyazperdeye, … Devamı…»

Bir Yuva Özlüyorum / Manevi Değer

Norveçli yazar yönetmen Joachim Trier’in Cannes’dan büyük ilgi gören ve festivalden ‘Büyük Jüri Ödülü’ ile dönen yeni çalışması ‘Manevi Değer / Affeksjonsverdi – Sentimental Value’ yılın son önemli filmi olarak gösterime giriyor. Film, asırlık bir süreçte daha önce büyük aile bireylerinin yaşamış olduğu bir evde geçmişin travmalarıyla hesaplaşmanın öyküsü.

Yılların yıprattığı, çatlakların oluştuğu ev saygıdeğer bir film yönetmeni olan baba Gustav Borg’un (Stellan Skarsgård) gidişiyle sessizleşmiştir. Oyunculuk mesleğini seçmiş, meslekten bir sahne amiriyle kaçamak huzursuz ilişkisini sürdüren büyük kız Nora (Renate Reinsve) ile eşi ve küçük oğluyla huzurlu bir hayatı olan küçük kardeş Agnes (Inga Ibsdotter Trier) ergenlik yıllarından beri sağlıklı bir ilişki kuramadıkları babalarıyla annelerinin cenaze yemeğinde karşılaşırlar. 15 yıldır yeni bir film çekmemiş olan Gustav büyük kızından senaryosunu yeni tamamladığı hayatının projesinde başrolü oynamasını ister. Nora yazılı metinle hiç ilgilenmeden mesafeli durduğu babasının teklifini geri çevirir.

Gustav rolü, geçmiş kariyerine hayran Amerikalı popüler genç oyuncu Rachel Kemp’e (Elle Fanning) vermek ister. Baba evinde çekilmesi planlanan hikâye, Gustav’ın İkinci Dünya Savaşı yıllarında Nazizm’e karşı direnmiş, hapis ve işkence görmüş, çalkantılı yaşamını aynı evin mutfağnda intihar ederek sonlandırmış kendi annesi üzerinedir. Bu süreçte gerek yaşlı adam, gerekse Nora geçmişin travmalarıyla yüzleşecek ve şifayı sanatın iyileştirici kucağında bulmaya çalışacaklardır.

Trier’nin, kendisi de film yönetmiş olan değişmez çalışma arkadaşı Eskil Vogt ile birlikte kaleme aldığı ‘Manevi Değer’, kuşaktan kuşağa aktarılan aile travmaları, sanatçı ruhların çatışması, ebeveyn ve çocukları arasındaki ilişkiler, kardeşlik bağları gibi konuları içtenlikle ele alıyor. Yönetmen ana mekân olarak seçtiği Oslo’daki aile evini de hatıralarla örülü canlı bir karakter olarak tasarlamış. Öylesine kederli anılar birikmiş ki bu evde, Nora’nın filmin başlarında tanık olduğumuz bir türlü dizginleyemediği sahne korkusu, annesinin intiharıyla küçük yaşta çok şey yitirmiş yaşlı adamın ahir ömründe bir yuvaya duyduğu özlem ve yıllar sonra gelen itiraflar sinema aracılığıyla dile getirilecektir. Gustav vasiyet senaryosunu belki de kendi annesi için değil, Nora ile yeniden bağ kurabilmek için kaleme almıştır. Sanatsal üretim yaralı çocukların birikmiş hasretliklerine deva olacak mıdır?

Yılın çok iyi yazılmış ve yönetilmiş en incelikli filmlerinden biri olan ‘Manevi Değer’ yönetmenin önceki filmleri ile akrabalık taşısa da bu kez bireysel bir varoluş krizi değil, nesilden nesile kişilerin hayatını etkilemiş travmalar ön plana çıkıyor. Oyunculuklara gelince, yılların deneyimini damıtmış ustalıklı performansıyla Stellan Skarsgård, yönetmenin bir önceki çalışması ‘Dünyanın En Kötü İnsanı’ ile Cannes’dan hakkıyla ‘en iyi kadın oyuncu’ ödülünü almış olan Renate Reinsve ve ilk önemli sinema deneyiminde Agnes rolü ile parlayan Inga Ibsdotter Trier, Oscar adayı olmalarına kesin gözle bakılan üçlüde harikalar yaratıyor. Hırslı Hollywood yıldızında Elle Fanning parlarken, yönetmenin eski gözdelerinden ‘Oslo, 31 Ağustos’un müthiş aktörü Anders Danielsen Lie, Nora’nın kaçak dövüşen sevgilisi rolünde kısa ve etkileyici bir kompozisyona imza atıyor.

(25 Aralık 2025)

Feran Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Komediyle Karışık Aksiyon: Anakonda

İlk gençlikte, herkesin yapmak istediği bir şey vardır muhakkak. Ağırlıklı olarak film çekmeyi ister -ben de onlardandım (ilkokul son sınıfta tahta bir kutu içerisine bir ampul, aydınger kâğıda çizilmiş “kare”ler ve bir büyüteçle duvara yansıyan görüntü). Düşünü daha da geliştirenlerle bir araya geliyoruz Anakonda’da… Dört kafadar, okul yıllarında çektikleri filmi bu kez gerçekten çekmek için yola koyulurlar.

Evdeki hesap çarşıya uymaz, çünkü. Çünkü birinde heyecan, coşku, heves, anlatılmak istenen hikâye varken diğerinde para öne çıkar. Yapılması gereken “yorganı ayağına göre uzat”maktır. Düşler terk edilebilir, film çekmek için verilen taviz olsun yeter ki, o da tamamdır.

Anakonda’nın bu yönüne bakmayanlar, doğal olarak filmin aksiyon komedi oluşunu öne çıkaracaktır. Haklılar da… Mizahı yüksek, heyecan beklentisi oyuncuların da katılımıyla yukarılarda bir film Anakonda. Altın arayıcılardan silahlı çeteye, gerçekten film çekenlere kadar geniş bir yelpazede, keyifli bir film izliyoruz. Altın arayıcıların ne başı ne de sonu var, çünkü bizim kafadarlar sadece o devasa yılana odaklanmış.

Filmin ne ve nasıl anlattığını sorgulamadan beyazperdeye yansıyan Amazon ormanı ve nehrine odaklanın, manzaranın güzelliğini seyredin. Bir de hazır olun, kendinizi tutamayacak kahkaha atacaksınız. Hele o örümcek ısırığı sonrası olanlara…

Bu kez ne yönetmenini ne de oyuncularını merak edin; sadece filmin götürdüğü yere gidin. Bırakın Amazon sizi taşısın, belki okyanusa belki de yeni yılın güzelliklerine ulaşırsınız.

İyi seyirler ve iyi yıllar!

26 Aralık’tan başlayarak gösterimde…

(25 Aralık 2025)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com