Bıkmadan, Usanmadan, Yılmadan… Yüzleşme

Toplumların en büyük sorunlarından biri, belki de en önemlisi taciz ve tecavüz… Çocuğunuzu okula, ibadethaneye, kursa, kampa gönderiyorsunuz, en güvendiğiniz kişi, din adamı sarkıntılık ediyor. İnsanların inandığı, güvendiği birini suçlamak kolay değil… Hemen itirazlar yükseliyor. Ya sinmeyecek, mücadeleyi sürdüreceksiniz ya da diğerleri gibi çekileceksiniz kabuğunuza.

“Yüzleşme”, bu anlamda, evrensel bir sorunu işliyor. Kampta çocukları taciz eden rahibi -başta din kurumu olmak üzere- korumak amaçlı, yaşananları herkes hasır altı etmeye çabalarken, sadece kendisinin kabûl etmesi bile taciz edilmiş çocukları suskunluğun yükünden kurtarabiliyor. Rahibin bulduğu çözüm, kendince en güvenlisi, çünkü yukarıdakiler suçlamaları gizlemekte, kapatmakta, engellemekte kendisinden daha başarılı.

Deyim oldu artık…

Son yıllarda, kolay anlaşılır bir anlatım için “Bilâl’e anlatır gibi” deniyor ya… Gerçekten sakin, yalın ve amacından hiç sapmaksızın sorunu dile getiriyor “Yüzleşme”de yönetmen François Ozon.

Üç arkadaş, kendilerini taciz eden rahibin hâlâ çocuklarla çalıştığını öğrendiklerinde suskunluklarından sıyrılmaya da karar veriyor. Kolay değil kuşkusuz… Hem kendileri için hem de toplumdaki yerleri için…

İçiniz nasıl?

Buradaki en önemli nokta: huzur. Ya o ağırlığı ve suskunluğun yükünü taşıyacaksınız ya da o yükü sırtınızdan atıp, sizden sonrakileri olsun kurtaracak ve insanlara rehber olacaksınız. Muhakkak ki o travmayı yeniden yine yaşayacaksınız içinizde. Çocuklarınız da öğrenecek yıllardır içinizi kemiren o çözümsüzlüğün acısını… Birileri sizi sessiz kalmaya, geçmişi deşmemeye çağıracaktır… hiç değilse çevredekilerin bakışını, suçlayıcı tavırlarını önlemiş olacağınızı engelleyeceğinizi söyleyecektir. Yıllar geçmiştir üzerinden, kazanımı ne olacaktır ki zaten, olan olmuştur…

Susma, sustukça sıra sana gelecek!

İşte tam da o noktada herkesin, büyük küçük, kadın erkek, öğrenci çalışan herkesin bu taciz ve tecavüze karşı çıkması gerekir. Siz ses çıkarma cesareti göstermezseniz pedofili sürecek, insanlar yaşadıkları travmalarla boğulacaktır.

François Ozon’un, Berlin’de festival ana yarışmasında ilk gösterimini yapan filmi gerçek bir olaydan yola çıkıyor. Toplumsal, hatta bana kalırsa evrensel bir sorunu gündeme getiriyor. Katolik dünyada yaşananlar sanki başka ülkelerde başka dini kurumlarda yaşanmıyor mu? Sizin aklınıza gelen, bizim ülkemizde hemen herkesin bildiği bir durum… İster istemez onunla filmde yaşananları karşılaştırıyorsunuz. Sizin din adamınız, bizim din adamımız sorunu değil bu… Bu gerçeklerin ve taciz tecavüzün yok edilmesi… Çocukların travma yaşamaması, taciz ve tecavüz yükünü taşımaması…

Çocuk susar, sen susma!

Rahip, çok başarılı bir performans sergiliyor. Bir yandan yaptığının bilincinde, ikrar ediyor bir yandan da “yukarısı beni nasıl olsa kurtarır, ben yine yapacağımı yaparım” havasında. Her ülkede, her toplumda, her dinde mi böyle acaba? Bizim ülkemizde böylesi durumlarda, filmdeki gibi kabûl etmiş görünüp sümen altı etmek yerine, yöneticiler, Bakan düzeyinde olanlar bile, itiraz ediyor.

Bu toplumsal bir sorun, mücadele etmek gerekir, hem de toplumun tüm katmanlarının katılımıyla.

(01 Ağustos 2019)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu Filmi İçin Eypio’dan Dillere Destan Olacak Rap Şarkı: Naim

Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu filminin çekimleri, Türkiye’nin ardından Bulgaristan’da sürüyor. Rap müziğin sevilen isimlerinden Eypio, Naim Süleymanoğlu’nu anlatan özel bir şarkı besteledi. Sözü ve bestesi Eypio’ya ait Naim isimli yapıt, hazırlanan kliple izleyicilerin beğenisine sunuldu. Şarkıda geçen, “Bir derdin varsa söyle Naim gelir kaldırır” sözleri şimdiden sosyal medyada yayılmaya başladı.

  • Basın Bülteni
  • Klibi izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Bir Küba Hikâyesi

San Sebastian Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapmış olan ve ülkemizdeki gösterimi halen devam eden ‘Yuli’, dans aleminin efsanelerinden siyahi balet Carlos Acosta’nın yaşamı üzerine kurulmuş. Ancak klasik biyografilerden farklı olarak, sanatçının bizzat kendisi filmde rol alıyor ve hayatından kesitleri özgün dans koreografileriyle aktarmayı deniyor.

Carlos, Küba’nın yoksul bir mahallesinde dünyaya gelmiş. Kamyon şöförü baba siyahi, annesi ise beyaz. Kadın tarafının bu birlikteliği başından beri onaylamadıkları pek belli. Küçük Carlos mahalle arasında dönemin (80’li yılların ilk yarısı) dans ikonu Michael Jackson’dan esinlenmiş figürleriyle becerisini sergilerken babası daha büyük hayallerin peşindedir. ‘Billy Elliot’ın ebeveyninin aksine oğlunun yeteneği sayesinde bu çukurdan çıkabileceğine inanmıştır.

Savaş Tanrısı Ogun’un oğlu Yuli’nin adıyla çağırdığı evladının elinden tutarak onu zorla bir dans okuluna götürür. Pele gibi futbol oynamak, normal bir insan gibi hayatını sürdürmek isteyen küçük çocuğun, yine Billy Elliot’un tersine dansçı olmaya hiç niyeti yoktur. Ama yoksulluğun ve köle geçmişinin ağırlığı altında ezilmiş yorgun babanın kararı kesindir: ‘Bir siyah derili eline bir kez geçecek böyle bir fırsatı değerlendirmelidir, Yuli yıldızını takip edecektir’.

Film, Acosta’nın anı kitabı ‘No Way Home’dan yola çıkarak tasarlanmış. İspanyol kadın yönetmen Icíar Bollain ile Ken Loach filmlerinin değişmez senaristi olan eşi Paul Laverty’nin biraraya gelişiyle proje gerçekleşmiş. Halen 45 yaşında olan Carlos Acosta bu serüvene oyuncu olarak katılmayı kabûl etmiş. Film üç farklı zaman diliminde ve farklı biçimlerde ilerliyor. Dansçı Acosta halen Küba’da faaliyette olan ‘Acosta Danza’ adlı grubuyla yaşamının belli kesitlerini çarpıcı koreografilerle sunuyor. Bu dans gösterilerinin arasına giren geriye dönüşlerde 10 yaşındaki Yuli ve ailesinin yaşam mücadelesinden başlayarak, Acosta’nın Londra Kraliyet Balesi dansçılığına dek yükselen baş döndürücü performansının hikâyesi anlatılıyor. Küresel bale efsanesinin en parlak döneminden arşiv çekimler bu iki anlatı arasında yerini alıyor zaman zaman. Film bu haliyle gerçek ile kurgu arasındaki geçişleri muğlaklaştırıyor. Aynı kıvam her zaman tutturulamıyor gerçi ama ünlü baletin kendi hikâyesini dans adımlarıyla aktardığı bölümler filmin en ilgiye değer bölümleri haline geliyor.

İngiliz Ulusal Balesi’nin ilk siyahi Romeo’su olarak anılan Acosta’nın azim ve başarısı üzerinden ilerleyen ‘Yuli’ başlıkta da yer aldığı üzere bir Küba hikâyesi anlatıyor esasen. Bir yandan, ekonomik ve ırksal eşitsizliğin hüküm sürdüğü Küba portresi çiziyor. Öte yandan, yetenekli yoksul çocuklara kol kanat geren Castro Küba’sının özgür eğitim sistemini öne çıkarıyor. Acosta imzalı özgün bir dans koreografisi (Raped Central America for Wall Street) üzerinden, Amerikalı general Smedly D.Butler’ın kişiliğinde Küba’yı ve Orta Amerika’yı sömüren küresel emperyalizmi gözler önüne seriyor.

Oyunculukların üst düzeyde olduğu bir yapım ‘Yuli’. Carlos Acosta’nın karizmatik duruşuna, çocukluğunu oynayan 10 yaşındaki Edlison Manuel Olbera Núñez’in, babayı canlandıran Kübalı usta koreograf Santiago Alfonso’nun parlak yorumları ekleniyor. Alberto Iglesias’ın etkileyici müzik çalışması bu farklı biyografi filmini sarıp sarmalıyor.

(01 Ağustos 2019)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Kin

Mohsen Rabiei’nin yönettiği ve Hira Koyuncuoğlu, Esila Umut, Elis Sezgin ile Buğra Akyüz’ün oynadığı Kin, 20 Eylül 2019’da MC Film dağıtımıyla Griffin Pictures tarafından vizyona çıkarıldı.
Üç kız arkadaş hafta sonu eğlenmek için kızlardan birinin ailesine ait otele yerleşirler. Erkek arkadaşları programa dahil değildir. Bu duruma bozulan erkekler kızlar için ürkütücü, kendileri için eğlenceli bir plan yaparlar. Erkeklerden biri kız arkadaşına evlenme teklifi edecektir. Fakat hiçbir şey hayal ettikleri gibi gitmez. Yaşadıkları olaylarla da aslında birbirlerini tanırlar, kim olduklarını anlarlar. Bilmeceli ve bol aksiyonlu zorlu bir gün onları bekliyordur.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Fragman

If Okul İçin Başvurular Devam Ediyor

Bu yıl 13 – 22 Eylül 2019 tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşacak olan If İstanbul Bağımsız Filmler Festivali, yeniliklerle zenginleşerek kolektif, çok sesli bir yaşam ve sinema platformu olmayı sürdürüyor. Festivalin bu yılki en önemli yeniliklerinden biri olan If X çatısı altında hayat bulacak If Okul, yakın geleceğin meraklı ve yetenekli film profesyonellerini sinemanın mutfağında ağırlamaya hazırlanıyor.

Abigail: Sınırların Ötesinde

Aleksandr Bogulavskiy’nin yönettiği ve Tinatin Dalakishvili, Eddie Marsan, Rinal Mukhametov ile Ravshana Kurkova’nın oynadığı Abigail: Sınırların Ötesinde (Abigail), 30 Ağustos 2019’da TME Films dağıtımıyla TME Films tarafından vizyona çıkarıldı.
Salgın bir hastalık yüzünden sınırları kapatılmış bir ülkede yaşayan Abigail henüz 6 yaşındayken, o hastalığa yakalanan babası yetkililer tarafından götürülür. Abby özel güçleri olduğunu ve aslında yaşadığı o şehrin de bir çok sihirle dolu olduğunu anladığı gün aslında o salgın hastalığın sadece özel güçleri olan insanları götürmek için bir bahane olduğunu fark eder ve hızla babasını aramaya koyulur.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Fragman
  • IMDb

13 – 17 Yaş Grubu İçin Müzikal Oyunculuğa Giriş Yaz Okulu’nun Kayıtları Başladı: Son Gün 31 Temmuz

Beykoz Kundura’da yer alan sanat ve oyunculuk akademisi Famelog Academy’nin 13 – 17 yaş grubuna yönelik düzenlediği Müzikal Oyunculuğa Giriş Yaz Okulu için kayıtlar 31 Temmuz 2019 Çarşamba günü nihayete eriyor. Yönetmen ve oyuncu Korel Cezayirli’nin oyunculuk; dansçı, koreograf ve sanat yönetmeni Nur Doğan’ın dans; opera sanatçısı Deniz Karausta’nın ise şan derslerini vereceği müzikal oyunculuk eğitimleri 4 hafta süresince Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri 12:00 – 15:00 saatleri arasında gerçekleştirilecek.

13 – 17 Yaş Grubu İçin Müzikal Oyunculuğa Giriş Yaz Okulu’nun Kayıtları Başladı: Son Gün 31 Temmuz yazısına devam et