Yıldırım Öcek’i Kaybettik

Sinema, tiyatro ve dizi oyuncusu Yıldırım Öcek, 03 Ekim 2018 Çarşamba günü (bugün) hayatını kaybetti. Avrupa Yakası ve Zengin Kız Fakir Oğlan adlı TV dizilerinde canlandırdığı sevimli karakterlerle herkesin beğenisini kazanan Yıldırım Öcek’in rol aldığı sinema filmleri arasında Rus Gelin, Neredesin Firuze, Beyza’nın Kadınları, Semum, Kurbanlık, Nekrüt, Adab-ı Muaşeret, Asla Vazgeçme, Figüran, Oldu mu Şimdi?, Tatlı Bela gibi filmler var. Cenazesi, 05 Ekim 2018 Cuma günü, Kadıköy Söğütlüçeşme Camii’nde kılınacak ikindi namazını müteakip defnedilecek olan merhuma tanrıdan rahmet, kederli ailesine sabırlar dileriz.

Korkut Akın Yazıyor: Hayatın Bir Başka Gerçeği: Tutsak

Kör, fili tuttuğu yerden tanımlarmış… Dolayısıyla da tam tarif etmesi kolay olmazmış, elinin yetmediği yerlerde hep yanılırmış. Toplumsal yaşamı da bir pencereden bakarak tanımlamak mümkün değildir. Geniş açılı, rahat görünüm sağlayan, birden çok pencere olmalıdır ki, hem toplumsal katmanları hem o toplumu oluşturan insanların duygularını hem de içindeki kadar dışındakini de düşünen bir olgu çıksın ortaya… Bir konser sırasında soprano, onu … Devamı… »

Yönetmen Mustafa Karadeniz, Kendi Hayat Hikâyesiyle Ağlattı

55. Uluslararası Antalya Film Festivali yarışma seçkisinde yer alan, yönetmen Mustafa Karadeniz’in kendi gerçek hikâyesini anlattığı Çınar filmi dün sinemaseverlerle buluştu. Filmin ardından yönetmen ve film ekibi soruları izleyicilerin yanıtladı. Mustafa Karadeniz “Annemin adı Çınar, oğlumun adı da Çınar. Filmde kendi hayat hikâyemi anlattım. Her şey Sarıkamış’a gitmemle başladı. Annem ve dedem burada nasıl yaşamış diye ağladım. Bu hikâyeyi orada yazmaya başladım. Konservatuvarda da hep söylerlerdi. En iyi bildiğiniz hikâye kendi hikâyenizdir diye. Ben de işe kendi hikâyemi yazmakla başladım.” diye konuştu.

Yönetmen Mustafa Karadeniz, Kendi Hayat Hikâyesiyle Ağlattı yazısına devam et

Başka Sinema Ayvalık Film Festivali’nde Avrupa Film Günü

Kültürel projelere ortam ve mekân sağlamanın yanı sıra, sanat alanında üretim yapan profesyonellere farklı eğitim ve gelişim olanakları sunan Kültür İçin Alan bu yıl Başka Sinema Ayvalık Film Festivali’nin en büyük destekçilerinden oldu ve festivalde Avrupa Film Günü ve Üniversiteliler Festivalde adlı iki özel projeye imza atıyor. Avrupa Film Günü kapsamında Jean Luc Godard’ın İmgeler ve Sözcükler (Le Livre d’image) adlı beklenen filmi gösterilecek.

Başka Sinema Ayvalık Film Festivali’nde Avrupa Film Günü yazısına devam et

Dünyaca Ünlü Macar Yönetmen Bela Tarr: Bir Filmi Çekmeden 2 Yıl Avcılık Yapıyorum

55. Uluslararası Antalya Film Festivali kapsamında bu yıl 5.si gerçekleştirilen Antalya Film Forum’da genç yönetmenlerle özel bir atölye düzenleyen dünyaca ünlü Macar yönetmen Bela Tarr, dün genç sinemacılar ve sinemaseverlerle bir araya geldi. 1994’te yönettiği Satan’s Tango ile son 25 yılın en iyi filmlerinden birine imza atan, 2007’de çektiği The Man from London ile Cannes’da Altın Palmiye’ye aday olan, 2011 yapımı The Turin Horse ile Berlin’de Gümüş Ayı ve FIPRESCI ödülü kazanan Tarr, bir filmin çekimlerine başlamadan önce her şeyi gözlemlemek için 2 yıl boyunca seyahat ettiğini söyledi.

55. Ulusal Yarışma Günlükleri 2

55. Ulusal Yarışma film gösterimleri ve panellerle devam ediyor. İkinci günde, Tayfun Pirselimoğlu’nun son filmi Yol Kenarı’nın gösterimi ve Barış Saydam, Melis Behlil, Nadir Öperli, Ceylan Özgün Özçelik’in katıldığı Türkiye Sinemasının Değişen Yüzü başlıklı panel gerçekleştirildi. Antalya’ya geri dönene kadar İstanbul’un ev sahipliği yaptığı Ulusal Yarışma’da 02 Ekim günü dayanışmayla ve umutla geçti.

55. Ulusal Yarışma Günlükleri 2 yazısına devam et

Irkçılık Kötüdür: Kings

En uysal kediyi bile köşeye sıkıştırırsanız, tırmalar. Bu, yaşamın her anı ve her alanı için geçerli bir gözlem. İnsanlar da uygarlık geliştikçe gerginlikten ve kavgalardan uzaklaşırlar, ancak birileri buna izin vermiyor.

1992’de Los Angeles’ta, siyahi Rodney King, polisin uyarısıyla durdurulmuştu, ama şiddetten de nasibini almıştı. Bir de üstüne üstlük, adet yerini bulsun diye yargılanan polisler, serbest bırakılmışlardı. Irkçılığın bu kadarı da fazlaydı… Irkçı baskılardan bunalan siyahiler, ayaklandı.

Günler süren ve gerçekten de büyük boyutlu olarak tüm dünyanın tepkisini çeken bu ırkçı yaklaşımın ardından başlayan ayaklanmanın sinemanın (ve tabii, edebiyatın da) ilgisini çekmemesi söz konusu bile edilemezdi.

Sinemanın görevi…

Geçen yıl, Mustang filmiyle Fransa adına Yabancı Oscar Adayı olan Deniz Gamze Ergüven, toplumsal boyutu belirleyici olan bu filmi, Amerika’da Hollywood oyuncularıyla çekmiş.

Mustang filminde, Karadeniz kasabasında aile baskısı altında yaşayan kız kardeşleri anlattığı filminden de tanıdığımız yönetmenin sakin ve yalın dili Kings’te de belirgin bir biçimde önde…

Kendi yazıp yönettiği Mustang’da da “kör gözüm kör parmağına” davranmayan, senaryosunda izleyicinin yorumlamasına fırsat tanıyan Ergüven, Kings’te de senaryoya alabildiğine hakim olduğunu gösteriyor.

Oyuncuların gücü…

Halle Berry ile Daniel Craig’in başrollerini paylaştığı filmde, oyunculara ve canlandırdıkları karakterlere söyleyecek söz yok. Dozunda ve rahat oynamışlar…

Filmin en önemli kozu, izleyici aslında, bir bakıma… Olayları sadece ekran aracılığıyla izliyoruz… Rodney King’i darp eden polislerın haksız yere suçsuz bulunmasıyla yaşanan karmaşa ve şiddete uzaktan -ekranların izin verdiği ölçüde- bakıyoruz. Hem zaten konu bu değil… Halle Berry, evsiz çocuklara bakıcılık yapan bir yalnız kadın. Ancak belli ki bu görevini sadece para kazanmak amaçlı, iş olarak yapmıyor… Çocuklarını çok seviyor ve onların sağlıklı gelişmesi, eğitimlerini tamamlamaları için elinden geleni yapıyor. Çevreden ve daha büyük arkadaşlarından etkilenen çocuklar, doğal olarak olayların arasında kalıyorlar. Yalnızlığı kadar gergin ve bir o kadar da saldırgan Daniel Craig ise kapı komşusu bu kadından etkileniyor. Olayların arasında kalan çocukları bulmak için birlikte çabalıyorlar.

Çıkarılması gereken ders

Futbol karşılaşmalarından “No To Racism” (ırkçılığa hayır) pankartını hatırlarsınız (Dünya Kupası finallerinde takımlar taşımışlardı). Irkçılık sadece siyah-beyaz ayrımında değil, dünyanın her yerinde yaşanan bir kavga. Irkçılığa karşı mücadele yükselirken hayatın her alanında ırkçı sataşmalar da artıyor… Buna da bağlı olarak ırkçılık duygusunun yok edilmesi gerekir. İlgi çekici bir konu, iyi bir film… ve hep bir ağızdan: Irkçılığa Hayır!

(10 Ekim 2018)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com