40 Yıl Sonra -Cadılar Bayramı-

“Kazan-kazan” mantığını öyle bir yerleştirdiler ki beynimize… her şeyden her zaman bir kazanç (çıkar mı demeliydim?) bekliyoruz. Sırf keyif için bir şey yapılamaz mı? Örneğin oltayı alıp deniz kıyısında saatlerce öyle durmak mutluluğu… Kimse, “Ver 10 lira al balığını, öldürme zamanını” demesin. Üzülmek doğru olabilir o akıp geçen zamana, ama kendinizle dertleşmenizin, hedefler belirlemenizin, kararlar almanızın kazancı başka nerede bulunabilir ki!

Kırk yıl geçince aradan…

Yaşar Kemal, “İnce Memed”in devamını ilkinin düzeyini düşüreceğinden çekinerek çok yıllar sonra yazmış… Belli bir iz bırakmış hemen her işte böyledir, tedirginlik, çekingenlik yaşar insan ister istemez. Cadılar Bayramı, ilkin 1978’de çevrilmiş… Bu onun devamı…

Korkudan çok gerilim var perdede… Önce “kim” diye soruyorsunuz? Sonra kime ve niye yönelecek diye merak içerisinde kalıyorsunuz. Her şeyden kuşkulanıyorsunuz, zaten kuşkulanmamanız için hiçbir sebep yok. Her şey bir anda fail ve/veya gerekçe olabilir. …olabilir mi?

Haluk Bilginer…

Bizim televizyon dizilerinde de yeni moda kan ve şiddet. Cadılar Bayramı’nda da aynı şeyler var… Bir an, bitecek diye umutlanıyorsunuz; bitmemesi için de bir neden yok… film boyunca tırnak kemirmeye devam!

Bir Hollywood filminde bir karakter canlandıran -belki de ilk oyuncumuz- Haluk Bilginer’den söz etmemek siyasi miyopluk olur. O kadar işine bağlı ve titiz çalışan bir doktor ki, sonunda o da deneyimlemeye kalkıyor canavar katil olmayı. Nedeni, niyesi yok. İnsan psikolojisi. Peki, öyle geçiştirebilir miyiz? Bilginer’in değil, senaryonun takıldığı bir nokta.

Cadılar Bayramı -Halloween- yönetmen David Gordon Green, oyuncular Jamie Lee Curtis, Judy Greer, Andi Meatichak, Haluk Bilginer, Rhian Rees… 26 Ekim’den başlayarak gösterimde…

(25 Ekim 2018)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

Tesadüfler

Bir sinemaseverden çok kısa bir Şişli fotoromanı:

Nişantaşı deyip geçmeyin; Nişantaşı sinemayı sever. Ben öyle düşünüyorum. (Nişantaşı Cinemaximum Nişantaşı City’s Sineması’ndan çıkıp sağ kaldırımdan yürüyün Halaskârgazi Caddesi’ne yaklaşık 150 metre kala sağda. / Bilimkurgu türünün en önemli romanlarından biri olan Stanislaw Lem’in “Solaris” adlı eserini ilk olarak ünlü Rus yönetmen Andrei Tarkovsky 1972 yılında aynı isimle sinemaya uyarlamıştı. Bir diğer ünlü yönetmen Steven Soderbergh ise bu filmin yeniden çevrimini 2002 yılında gerçekleştirdi.)

Pangaltı deyip geçmeyin; Pangaltı sinemayı sever. Ben öyle düşünüyorum. (Şimdilerde kapanmış olan Şişli Site Sineması’nın bulunduğu kaldırımdan Harbiye’ye doğru yürüyün, yerine şimdilerde büyük bir market açılan eski Telekom binasının yanından sağa giren sokağın başında. / Hatırlayamayanlara hatırlatayım: Ünlü İtalyan yönetmen Federico Fellini, 20 Ocak 1920’de daha sonra filmlerinde sıkça kullanacağı Rimini’de doğmuş, çocukluğu ve gençliğinin büyük bir bölümü burada geçmiştir. “Satyricon”, “Roma”, “Amarcord”. Daha ne diyeyim.)

Harbiye deyip geçmeyin; Harbiye sinemayı sever. Dükkânın adını görüyorsunuz. (Bir şey söylememe gerek var: Her ne kadar dükkân, pencere önlerine çekilen perdelerin ticaretiyle iştigal ediyor olsa da neticede sinema filmleri beyazperdede gösteriliyor. Fotoromancı arkadaş konuyla bağlantıyı böyle kurabilmiş. / Ergenekon Caddesi’ndeki sinema birliklerinin bulunduğu binadan çıktınız, karşı kaldırıma geçip Halaskârgazi Caddesi’ne doğru yürüyün, caddeye kavuşunca sağa dönün. Şimdi orada yükselen büyük otelin yerinde çooook eskiden Pangaltı Tan Sineması vardı ve Sadi Bey orada Charlton Heston’lu “Hartum” (Khartoum) adlı filmi izlemişti. Taksim’e doğru sağ kaldırımdan yürümeye devam edin. 150 metre ileride sağda beyazperde.com’u göreceksiniz, pardon Beyaz Perde isimli dükkânı.)

(25 Ekim 2018)

Sadi Çilingir

sadicilingir@sadibey.com

Üç Boyutlu Dünyaya Cinema 4D Adımı

Dünyanın dönüş hızını duyduğunuzda dudaklarınız uçuklamadıysa, teknolojik gelişimin hızını anlayamazsınız. Bugün yapılan bir şey (artık ne derseniz adına, ister alet, ister yazılım, isterse trük) yarın -hatta yarına bile kalmadan- eskimiş oluyor. Dünyanın hemen her yerinde, birileri harıl harıl yeni şeyler üretiyor. Bizler de izliyoruz…

24 Ekim günü Levent Cinemaximum Kanyon Sineması salonlarında FGA Mimarlık’ın “Cinema 4D, Release 20” Türkiye tanıtımı vardı. Adında sinema olup da ilgimi çekmemesi mümkün değildi ve aralarına karıştım.

Kabul ediyorum, eskide kalmışım… Biz, “senaryonuzda, ‘gözleri ışıldadı’, ‘sevinçten havalara uçtu’ gibi hayatta olamayacak şeyleri yazmayın” öğretisiyle eğitilmiş insanlarız. Şimdi, bırakın gözlerin ışıldamasını, dünyayı bile takla attırmak mümkün artık. Öyle olsa da, “eski tüfek” olunca insan, gördüğünde çok seviniyor, hoşuna gidiyor, ama ne uygulamayı düşünüyor ne de yazmaya soyunuyor, kaldı ki çekmek… Dinozor olmak böyle bir şey besbelli…

Yeni bir yaşam serili önünüzde…

Gösterdiklerinin bizim ülkemizde, bizim arkadaşlarımız tarafından yapıldığını bilmek müthiş özgüven verdi. Kendi dilimle anlattığımda, bu alandaki yeni nesil genç arkadaşlarım gülecek hatta küçümseyecektir belki de… Çünkü onların birçoğu anlaşılabilir bir karşılığı olsa da yabancı dilce bir sözcük kullanmayı maharet sayıyor. O nedenle onların “lansman” dediği, benim kuşağımızsa “tanıtım” sözcüğüyle tanımladığı etkinlikte yapılan ve söylenenleri aktaramayacağım, bağışlanmamı diliyorum baştan.

Miladı 1990…

Orada edindiğim Cinema 4D kitabının girişinde, “Tebrikler! Siz bu kitabı alarak artık 3 boyutlu çalışmaların nasıl yapıldığını merak eden insanlar grubuna katıldınız (…) Elinizde tuttuğunuz bu kitap Cinema 4D programı için bir ansiklopedi niteliğindedir” dendikten sonra, “Hayal gücünüzü kullanmaktan çekinmeyin ve sakın yılmayın” cümleleri yer alıyor.

1990 yılında açılan bir yarışmayla başlayan süreç, Amiga ile ilk adımını atmış, ardından da bu güne gelmiş… Bundan bir önceki R15 sürümüyle “After Effeckts” için render gereksiz hale gelmiş… Ah ki, R20 sunumunu görseydiniz!

Okyanustan bir damla…

Abaküs Yayınları’ndan çıkan kitabı H. Deha Etabek yazmış. Kitap yazmanın zor olduğunu, ama bu kitabı kılavuz olma amacıyla yazdığını söylemiş. Buradaki rehberlikle kendi düşlerinizin yolundan gitmenizi öneriyor yazar… Hak veriyorum kendisine… Yıllar önceydi, Ulusal Video zamanı… İlk bilgisayarlar gelmişti, şimdi cep telefonunuzda bile yapabildiğiniz için küçümsenecek denli sade ve yavan gelen çalışmalar için saatler, günler harcıyorduk. Emre Dağdeviren en tepedeki isimdi, bizimle birlikte olan ise Larry Simmons… Her ikisi de hocamdı, ta Eskişehir’den… Stüdyo bize kaldığı zaman, “Oynayalım” derdi Larry, “Bu iş oynamadan öğrenilmez”. Elimizde kağıt kalem, her yaptığımızı not ediyorduk, epey bir kısmını unuttuktan sonra.

Neyse… artık bunlara gerek yok, bilgisayarların bellekleri var (belki o zaman da vardı, ama ek para istendiği için almamıştı patron). Aklınıza gelecek, gelmeyecek, küçük bir olasılıkla bile hiç karşılaşmayacağınız bütün soru(n)ların yer aldığını belirtmiş Etabek. İstediğiniz zaman ulaşmak da mümkün kendisine ve FGA Mimarlık’a…

(25 Ekim 2018)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

Engelsiz Filmler Festivali Ankara’da Başladı

Geçtiğimiz hafta İstanbul’da başlayıp yolculuğuna Eskişehir’de devam eden Engelsiz Filmler Festivali, bu kez Ankara’da başladı. Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi ve Goethe-Institut Ankara’da yapılan gösterimlere seyircinin yoğun katılımıyla başlayan Festival’in ilk günkü konuğu, yönetmenliğini Tayfun Pirselimoğlu’nun üstlendiği Yol Kenarı filminin yapımcısı Vildan Erşen oldu. Yapımcı Vildan Erşen, filmin gösterim sonrası seyircilerin sorularını yanıtladı.

Engelsiz Filmler Festivali Ankara’da Başladı yazısına devam et

Ara Güler’i Kaybettik

Ünlü fotoğraf sanatçısı ve oyuncu Ara Güler, 17 Ekim 2018 Çarşamba günü hayatını kaybetti. 16 Ağustos 1928 tarihinde Beyoğlu’nda dünyaya gelen 1962 yılında Almanya’da Master of Leica unvanını kazandı. Kahramanın Sonu adlı filmde yapımcı, yönetmen ve görüntü yönetmeni olarak görev yapan Ara Güler, Cadı Ağacı, İz, Bay E, Güneşe Yolculuk, Kaç Para Kaç, Olmasa, The Eye of Istanbul ve Yaşar Kemal Efsanesi adlı filmlerde oynadı. 20 Ekim 2018 Cumartesi günü saat 12:00’de Beyoğlu’ndaki Üç Horan Ermeni Kilisesi’nde düzenlenecek tören sonrasında Şişli Ermeni Mezarlığı’nda toprağa verilecek olan duayen sanatçımızın kederli ailesine sabırlar dileriz.