Bu Valsi Yap, Yıllar Geçiyor!

Adını, yaşayan efsane Leonard Cohen’in aynı adlı şarksı Take This Waltz’dan alan Bu Dans Senin, her şeyden önce beni ismiyle tavlayan bir filmi oldu. “Bu valsi yap” der şarkıda Cohen… “Hepsi senin şimdi… Orada duruyor…”

İlk filmi “Away From Her” ile yönetmen koltuğuna oturan Kanadalı oyuncu Sarah Polley’in ikinci uzun metrajlı filmi Take This Waltz, çok ahım şahım olmasa da, tuhaf bir çekiciliğe bir sevimliliğe sahip. Çünkü anlattığı hikâye hepimizin başına gelebilecek kadar sahici. Evet, belki türdeşi sayılabilecek Cafe de Flore (Ruh Eşim) kadar çarpıcı değil ama en azından kendisini iyi ifade ediyor.

Filmin başrollerinde Michelle Wiliams, Seth Rogen ve Luke Kirby var. Her şeyden önce bence muhteşem bir cast seçimi. Filmi izlediğinizde göreceksiniz üç oyuncu da filmde canlandırdıkları karakterle cuk oturuyor.

Bir yüzleşme, sorgulama filmi Bu Dans Senin… Monoton bir hayat ve evlilik yaşayan genç Margot’un bir anda bir adama aşık oluvermesiyle (tabii karakterin sanatçı olması önemli bir unsur, kocasının da aşçı olduğu detayını verelim) kaldığı ikilem üzerine kurulu.

Bir taraftan da bir çocuksu masumiyet ve saflık var Margot’da… Çok hoşlandığı komşu çocuğunu gizlice gözetlerken, onunla buluşabilmek için fırsatlar kollarken, adeta durumu ebeveynlerine çaktırmamaya çalışan bir yeni yetme gibi.

Ne kendisi de boşanmış bir kadın olan Saray Polley (bu detayı mevzuyla ilgisi olduğu için veriyorum) ne de herhangi birimiz mutlu evliliğin, ilişkinin formülünü veremeyiz. Sadece deneriz. Şanslıyızdır ya da şanssız. Siz yıllar boyu çalışıp, çabalayıp bir ilişki inşa etmişsinizdir sonra bir gün biri gelir, bir gülümser ve her şeyi yerle bir eder.

İşte özetle böyle bir hikâyeyi, olabilecek en yumuşak dozda (hiç kimse birbirine bağırıp çağırmıyor, herkes pek olgun, sükûnetle izliyor olup bitenleri), parlak, sıcak renkler ışığında, şık plânlar ve güzel müziklerle anlatıyor Bu Dans Senin…

Ama bir de önermesi var ki, “yeni olan her şey eskir” diye o içinize fena oturuyor. Yani her şey bir gün bitecekse nerede duracağız? Yoksa hep aramaya devam mı edeceğiz? Heyecanla, aşkla, tutkuyla başlayan bütün ilişkiler bir gün birbirinin tıpatıp aynısı olacaksa ne için çabalıyoruz? Yoksa biri bizimle oyun mu oynuyor?

(03 Temmuz 2012)

Gizem Ertürk

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir