Zoraki İkili

David Charhon’un yönettiği ve Omer Sy, Laurent Lafitte, Sabrina Ouazani ile Lionel Abelanski’nin oynadığı Zoraki İkili (On The Other Side Of The Tracks), 03 Mayıs 2013’de M3 Film dağıtımıyla Calinos Films tarafından vizyona çıkarıldı.
Osman, peşinde olduğu bir kumar çetesini yakalamak için kendini seçkin polis François’in ortağı yapar. François’in şimdi terfisi konusunda önünde tek bir engel vardır: Osman. Küçük bir çetenin peşinde olduğunu zanneden ikili istemeden de olsa zamanla kendilerini ülkenin en büyük suç ağını çökertmek için giriştikleri bir maceranın ortasında bulacaktır.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Fragman
  • IMDb
  • Diğer bağlantılara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Zoraki İkili yazısına devam et
  • Fil’m@9, Teras Sezonunu Açıyor

    İstikrarlı yolculuğu sayesinde her ay her durakta daha da kalabalıklaşan Fil’m@9, artık İstanbullu sinemaseverler tarafından beklenen bir etkinlik haline geldi. Baharın gelişiyle birlikte bu yıl etkinlikler yeniden göğün altına taşınıyor. 1890’dan bu yana her tüketicisini birer müdavime dönüştürmeyi başaran etkinlik destekçisi Bomonti’nin ana sponsorluğunda, Sony Mobile’ın teknoloji sponsorluğunda ve içerik destekçisi Tabor International Film Festival’in katkılarıyla hazırlanan etkinlik, en az ilkbaharın kendisi kadar heyecan verici bir seçki sunuyor.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Fil’m@9, Teras Sezonunu Açıyor yazısına devam et
  • Acı Reçete

    Steven Soderbergh’in yönettiği ve Rooney Mara, Channing Tatum, Jude Law ile Catherine Zeta Jones’un oynadığı Acı Reçete (Side Effects), 26 Nisan 2013’de Pinema Film dağıtımıyla Pinema Film tarafından vizyona çıkarıldı.
    Emily ve Martin, başarılı bir çifttir. Borsa yolsuzluğu yüzünden Martin hapse girince Emily ufak bir daireye taşınır. Kocasının hapisten çıkmasını beklerken depresyona girdiğinden terapi görmeyi ve ilâçlar almayı kabul eder. Verdiği bu karar ile hem kendi hayatını hem de çevresindeki tüm insanların hayatını etkileyebileceğinden haberi bile yoktur.

    • Basın Bülteni
    • Fotoğraflar
    • Web Sitesi
    • Fragman
    • IMDb

    Acı Reçete yazısına devam et

    Serkan Acar’ı Kaybettik

    Fenerbahçe Spor Kulübü’nün eski milli futbolcusu ve kulüp Genel Müdürü Serkan Acar, 17 Nisan 2013 Çarşamba günü hayatını kaybetti.
    Türk sinemasının çocuk yıldızlarından Zeynep Değirmencioğlu (Ayşecik) ile evli olan Serkan Acar, 1972 yılında Orhan Aksoy’un yönettiği Hayat mı Bu adlı filmde beyazperdeye de gelmişti.
    Acar’ın cenazesi, 19 Nisan 2013 Cuma günü Ataşehir’deki Mimar Sinan Camii’nde kılınacak ikindi namazını müteakip Üsküdar’daki Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verilecek. Merhuma tanrıdan rahmet, kederli ailesine sabırlar dileriz.

  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Serkan Acar’ı Kaybettik yazısına devam et
  • Kod Adı: Olympus

    Antoine Fuqua’nın yönettiği ve Gerard Butler, Melissa Leo, Morgan Freeman ile Aaron Eckhart’ın oynadığı Kod Adı: Olympus (Olympus Has Fallen), 10 Mayıs 2013’de Duka Film dağıtımıyla Duka Film tarafından vizyona çıkarıldı.
    Bir grup terörist Beyaz Saray’a pusu kurup, binayı, Başkan Benjamin Asher’ı ve ekibini girilmesi imkânsız olan yeraltı sığınaklarında ele geçirirler. Beyaz Saray’ın bahçesinde çatışma şiddetli bir şekilde sürerken, eski başkanlık koruması olan Mike, arbedeye karışır ve hayatta kalan tek Gizli Servis ajanı olarak kendini kuşatılmış binanın içinde bulur.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb
  • Diğer bağlantılara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Kod Adı: Olympus yazısına devam et
  • Evde

    François Ozon’un yönettiği ve Fabrice Luchini, Kristin Scott Thomas, Emmanuelle Seigner ile Denis Menochet’in oynadığı Evde (Dans La Maison – In The House), 24 Mayıs 2013’de M3 Film dağıtımıyla Bir Film tarafından vizyona çıkarıldı.
    Yaşıtlarının çok üzerinde bir yazma kabiliyetine sahip olan Claude, aynı sınıftaki arkadaşı Rapha’nın ailesi ile ilgili özel ve mahrem bilgileri de içeren etkileyici edebi bir kompozisyon yazmıştır. Claude, edebiyat öğretmeninin önerisi ve yönlendirmesi üzerine kompozisyonlara devam etmeye karar verir. Ancak yazılan kompozisyonlar Rapha’nın ailesi içinde çok büyük bir karmaşaya neden olur.

    Emek Sineması

    Sinema film gösterimi yapılan ve “seyircinin” topluca film seyrettiği yer demek. Film-ler eskiden, sinemalarda gösterilirdi, o sinemalar ki 400-600 kişilik salonlu -balkonlu kapalı alanlardı- ancak geceleri çalışabilen bahçe sinemaları, bambaşka bir kültürdür, başka yazıların konusudur. Eski sinemalar, diyorduk, Beyoğlu’da kaç tane idiler, şimdi kaç taneler, eski sinemaların girişleri (kapıları) bir başka tat taşırdı, “fener” de denilen devasa afişlerle süslenirdi.

    Filmler hakkında konuşmayacağım, yabancı filmler çoğunlukla bir kaç yıl geçikme ile gelirlerdi o zamanlar ve dünya konjüktürüne göre farklı ülkelere ağırlık verilirdi. Yerli (Türk) filmleri Beyoğlu’na fazla çıkamaz, çıksa da bazı sinemalarda gösterim olanağı bulurlardı. Buna göre yabancı film oynatan Emek Sineması her zaman iyi, güzel film mi oynatırdı; bu iyi / güzel film kavramının, kişiden kişiye değiştiği -sırf ülkemizde değil bu genelde böyledir- doğrultuda değerlendirilmelidir ama -ben o günlere pek yetişemedim, İstanbul’a gelmem bir kısım Emek seyircisine göre hayli sonradır. Devam edersek, bir filmin iyi veya kötü olması gösterildiği sinemayı ne kadar etkiler? Emek Sineması, İstanbul’daki sinemalar içinde -klâsik anlamda- en iyi sinema idi. O nedenle bir kısım seyirci filme değil Emek Sineması’na gider… Bu arada Emek Sineması’nı, kötü filmlerde gösterdi diye eleştirmek hakkını kendimde bulamıyorum. Çok, hatta çoook güzel filmlerde gösterdi ama bunların ötesinde yukarıdan beri dediğim gibi iyi sinema idi. West Side Story filmini Ankara’da izledim ama stero hali ile Emek Sineması’ndaki -o günlere göre hayli uzun süren- gösterilişini gazetelerden izledim, kıskanmadım değil.

    Emek Sineması güzel sinema derken o günkü sinemaların -salonları beğenmesek de- bir sinema atmosferi vardı. Eski salonların bölünüp bölünüp beş-altı salonlu -bunlara ne kadar “salon” denir bilemem, ben bunlara “otobüs sinemalar” diyorum, “dolmuş” diyecek kadar insafsızlaşmak istemiyorum- sinemalara dönüştürülmeleri, gidip film seyretsem de içimde buruk bir tat bırakıyor. Hem o günlerde sinemalar çok daha kalabalık olurdu: Füruzan – Karamustafa ikilisinin, Füruzan’ın öyküsünden yaptıkları Benim Sinemalarım’daki gibi ıssız sinemalar değillerdi. Sinemaların kendine haslığı / görkemi kalmadı.

    Deniliyor ki, Emek Sineması yıkılmayacak, üç – dört kat yukarı taşınacak. Güldürmesinler insanı… altı ise AVM değil pasaj olacak. Pasaj dilimize dışarıdan giren bir kelime, biz söylenişini almışız, aslı passage sanıyorum. (Yanlış ise o tamamen bana ait bir hatadır) ama anlamı her halde geçit demek… Burada akla gelen sorular:

    1 – Beyoğlu’nda, hele bugün dönüştürülmüş hali ile hiç mi AVM veya passage yok? 2 – Yeşilçam Sokağı gibi -ki Emek Sineması bu sokaktadır- dar ve iki keskin dönemeci olan bir sokaktan, Emek Sineması olan yerden girilecek bir passage’den nereye çıkılacaktır? 3 – Buraya yapılacak passage’de ne gibi alış – satış!. yerleri bulunacaktır. Bunlar Beyoğlu’nda şu anda bulunan yerler mi olacaktır, yoksa İstanbul’un bilmem kaç tane açılan bütün AVM.lerde yer alan hep aynı alış – satış yerleri mi olacaktır? 4 – Bu yıl 32.si yapılan İstanbul Film Festivali’nin -ki uluslararası alanda saygın festivallerden birisi olmuştur- henüz bir sarayı yoktur. Saray derken Osmanlıdan beri gelen alışkanlığımızla söylüyorum. Festivalin kendine has bir gösterim yeri yoktur. Bunun için yıllardır Emek Sineması kullanılmakta idi. Festivalin başladığı gün -başka gün yokmuş gibi, yoksa nispet yapar gibi mi?- Emek Sineması’nda yıkım çalışmaları başlatılmıştır. Kapanış gecesinde ise gelecek yıl festivalin açılış ve kapanışının Emek Sineması’nda yapılması (yapılabilmesi? nasıl?) dile getirilmiştir. Eğer yeni yapılacak hali ile dördüncü katta bir sinema olacak ise burada böyle bir şey yapmak nasıl olur?

    Ülkemizde yakın geçmişe ait bir çok izler ya silinmekte ya da deforme edilmektedir, Emek Sineması da bu kararlı değişim için harcanacak yerlerden biridir. Buna karşı çıkmak toplumsal bir haktır ama bu hakkı kullanmak isteyenlerin gördüğü şiddet / karşı koyuş – özel olayımızda: acaba Emek Sineması yerine ne gibi yer koyacaklardır. Herhangi bir şey değişmeyecek, her şey eskisi gibi kalacak -yalnız yukarı taşınacak!- sözlerine inanmaya ve güvenmeye hiç aklım yatmıyor, olacak iş değil. Beyoğlu, eski Beyoğlu olma özelliğini yitiriyor, Emek Sineması da -zaten yıllardır kapalı- Beyoğlu’nun kırpılan özelliklerinden biri oldu, sırf Beyoğlu’nun değil İstanbul Film Festivali’nin de… Yerlerine ne koyacaklar?

    (25 Nisan 2013)

    Orhan Ünser

    Ferahfeza, Avrupa Film Festivali’nden İki Ödülle Döndü

    Dünya galasını 31. İstanbul Film Festivali yarışma bölümünde yapan ve 3. Malatya Uluslararası Film Festivali’nde Özel Jüri Ödülü kazanan Elif Refiğ’nin ilk uzun metrajlı filmi Ferahfeza festival yolculuğuna devam ediyor. Film, 17 – 21 Nisan 2013 tarihlerinde, İtalya’nın Lecce kentinde düzenlenen 13. Avrupa Film Festivali’nden FIPRESCI ve Jüri Özel Ödülü’yle döndü. Ferahfeza ayrıca 25 Nisan – 05 Mayıs 2013 tarihleri arasında Güney Kore’de düzenlenecek olan JeonJu Film Festivali’nde Uluslararası Yarışma bölümünde yer alıyor.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Marlon Brando’nun Rolü Russell Crowe’un Oldu: Man of Steel

    270 milyon dolarlık dev yapım bütçesiyle ortaya çıkan “Superman Returns-Superman Dönüyor” (2006; yönetmen: Bryan Singer) gişede hayal kırıklığına dönüşmesine (dünya sinema hasılatı 391 milyon dolarda kaldı) rağmen yeni “Superman” filmi “Man of Steel”in 2013 yazının bir milyar dolar hasılat barajını geride bırakan üstün yapımlarından biri olması bekleniyor.

    “Man of Steel” üç boyutlu, IMAX ve 35 milimetrelik kopyalarıyla gösterimde olacak.

    “Superman” Çizgi Romanı 75 Yaşında

    Jerry Siegel ile Joe Schuster tarafından yaratılan ve ilk kez Nisan 1938’de Action Comics adlı dergide okurların karşısına çıkan “Superman” çizgi romanı içinde bulunduğumuz ay 75 yaşını geride bıraktı.

    Sonu gelen Kripton Gezegeni’nden bir roketle dünyaya gönderilen bebeğin, bir çiftçi ailesince büyütülmesini ve “Süper Kahramana” dönüşmesini konu alan çizgi romanın baş karakteri Pearl Harbor baskınından sonra (1942’de) Almanlara ve Japonlara karşı da savaşmıştı.

    “Superman” Filmi Türkiye Sinemalarında “Star Wars”tan Birkaç Ay Önce Gösterime Girmişti!

    Film ithalâtçılarımız “Superman” çizgi romanının 40. yıldönümünde gösterime çıkarılan 1978’in “Superman”ini (bu filmin 55 milyon dolarlık dev bir yapım bütçesi vardı) o döneme göre sıcağı sıcağına, Kasım 1979’da Türkiye’de gösterime sunmuştu; 1977’nin “Star Wars”ı yaklaşık 3 yıl gecikmeyle Şubat 1980’de Türkiye sinemalarına gelebildiğinden Türk sinemaseverler “Superman”la daha önce tanışmışlardı…

    1978’in “Superman”i için hiçbir masraftan kaçınılmamış, üç Oscar ödüllü Robert Benton ile iki Oscar’lı Mario Puzo (“The Godfather-Baba”nın yazarı) filmin senaryo yazarları arasında yer almıştı.

    “Man of Steel”de Öykü Yazarlarından ve Yapımcılardan Biri: Christopher Nolan

    “Inception-Başlangıç” (bütçe: 160 milyon dolar; dünya sinema hasılatı: 825 milyon dolar), “The Dark Knight-Kara Şövalye” (bütçe: 185 milyon dolar; dünya sinema hasılatı: 1 milyar doların üzeri) ve “The Dark Knight Rises-Kara Şövalye Yükseliyor”un (bütçe: 250 milyon dolar; dünya sinema hasılatı: 1 milyar 81 milyon dolar) yönetmeni Christopher Nolan’ın öykü yazarlarından ve yapımcılarından biri olduğu yeni “Superman” filmi “Man of Steel” 225 milyon dolarlık yapım bütçesiyle de göz kamaştırıyor.

    Christopher Nolan’ın Yönetmenliğini Yaptığı Yeni Film: “Interstellar”

    Christopher Nolan’ın yönetmen koltuğunda olduğu, Steven Spielberg’ün yapımcıları arasında olduğu yeni film “Interstellar” (2014) ise Albert Einstein’ın yıldızlararası yolculuk üzerine fikirlerine dayanıyor… Bu filmde başrollerdeyse Anne Hathaway ile Matthew McConaughey var.

    “Man of Steel”in Yönetmeni: Zack Snyder

    “Man of Steel”in yönetmenliğini “300-300 Spartalı” (bütçe: 65 milyon dolar; dünya sinema hasılatı: 456 milyon dolar), “Watchmen” (bütçe: 130 milyon dolar; dünya sinema hasılatı:185 milyon dolar) ve “Sucker Punch” (bütçe: 82 milyon dolar) ile tanıdığımız Zack Snyder üstleniyor… Zack Snyder 2013 yazının bir başka filmi “300: Rise of an Empire”daysa senaryo yazarı olarak görev aldı.

    Marlon Brando’nun Canlandırdığı Jor-El Karakteri Russell Crowe’un Oldu

    1978’in “Superman”inde Superman’in Kripton Gezegenindeki babası Jor-El’i Marlon Brando canlandırmıştı; “Man of Steel” de bu rol Russell Crowe’a (“Gladiator”deki rolüyle Oscar kazanan Crowe “A Beautiful Mind-Akıl Oyunları” ve “The Insider-Köstebek”le de Oscar adayı olmuştu) verildi.

    “Man of Steel”in Oscar Ödüllü ya da Oscar Adaylığı Elde Etmiş Diğer Oyuncuları:

    * “The Master-Usta”, “The Fighter-Dövüşçü”, “Doubt-Şüphe” ve “Junebug” adlı filmlerle Oscar ödülü adaylığı elde eden Amy Adams, Superman’in sevgilisi Lois Lane rolünde…

    * “Dances With Wolves-Kurtlarla Dans”la yapımcı ve yönetmen Oscar’larını kazanan ve yine bu filmle erkek oyuncu Oscar’ına aday gösterilen Kevin Costner Superman/Clark Kent’i evlat edinen Jonathan Kent rolünde…

    * “Unfaithful-Sadakatsiz”le Oscar adaylığı elde eden Diane Lane, Superman/Clark Kent’i evlât edinen Martha Kent rolünde…

    * “Revolutionary Road-Hayallerin Peşinde”yle Oscar adayı olan Michael Shannon Süperman’i Kripton Gezegeninden dünyaya kadar takip eden düşmanı General Zod rolünde…

    * “Tina: What’s Love Got to Do With It-Tina: Aşkın Bununla Ne İlgisi Var?”/la Oscar adayı Laurence Fishburne Daily Planet Gazetesi Yöneticisi Perry White rolünde…

    2013 ve 2014 Yılının Büyük Bütçeli Filmlerinden Bazıları:

    * “The Lone Ranger” / 250 milyon dolar
    * “Man of Steel” / 225 milyon dolar
    * “Oz the Great and Powerful” / 215 milyon dolar
    * “Iron Man 3” / 200 milyon dolar
    * “Jack the Giant Slayer” / 195 milyon dolar
    * “Star Trek Into Darkness” / 185 milyon dolar
    * “White House Down” / 150 milyon dolar
    * “The Croods” / 135 milyon dolar
    * “Noah” / 130 milyon dolar
    * “After Earth” / 130 milyon dolar
    * “G. I. Joe: Retaliation” / 130 milyon dolar
    * “The Great Gatsby” / 127 milyon dolar
    * “World War Z” / 125 milyon dolar
    * “Oblivion” / 120 milyon dolar
    * “The Wolf of Wall Street” / 100 milyon dolar
    * “RoboCop” / 100 milyon dolar
    * “Elysium” / 100 milyon dolar
    * “The Wolverine” / 100 milyon dolar
    * “Mad Max: Fury Road” / 100 milyon dolar
    * “A Good Day to Die Hard” / 92 milyon dolar
    * “Gravity” / 80 milyon dolar

    (24 Nisan 2013)

    Hakan Sonok

    hakansonok.sonok1@gmail.com

    Ankara Kieslowski Günleri

    16 Nisan Salı günü Bleu (Mavi) filminin gösterimi ve ardından film üzerine Süsem Aslan’ın gerçekleştirmiş olduğu sunumla başlayan Ankara Kieslowski Günleri, 25 Nisan’a kadar farklı mekânlarda, Kieslowski filmlerinin gösterimi ve söyleşilerle devam edecek. Daha önce gerçekleşen Ankara Godard Günleri’ne benzer şekilde, dünya sinemasına önemli katkılar sunan bir yönetmenin belirlenmesiyle ilk adımı atılan bu etkinlik kapsamında Ankaralı sinemaseverler Krzysztof Kieslowski ve sineması üzerine gerçekleşecek söyleşi/sohbetlere dahil olabilecek.

  • Basın Bülteni
  • Yüksek çözünürlüklü afişe haberin devamından üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Ankara Kieslowski Günleri yazısına devam et
  • Sinemacılık ve Filmcilik Yararına Bağımsız İletişim Platformu