Ayvalık Uluslararası Film Festivali film gösterimlerinin yanında sinema, sanat, kent kültürü ve güncel meseleler üzerine farklı disiplinlerden isimleri bir araya getiren konuşma, söyleşi ve bir özel konsere de ev sahipliği yapacak. ASKEV Sera ve Fabrika Ayvalık’ta düzenlenecek tüm konuşmalar ücretsiz olacak. Festivalin etkinlik programı “Kent Hafızası” başlıklı konuşmayla başlayacak. “Ayvalık’ta Bir Sinema” projesi Ortaklaşa: Kültür, Diyalog ve Destek Programı’ndan hibe almaya hak kazandı. Bu proje, Ayvalık’ın hafızasında önemli bir yeri olan Vural’a yeniden sinema salonu işlevini kazandırmayı hedefliyor.
MUBI FEST İstanbul’un açılış gecesi 04 Eylül Cuma akşamı Paribu Art’ta gerçekleşti. Arif Pişkin, Nezaket Erden, Fadik Sevin Atasoy, Gürgen Öz, Ece Dizdar, Serdar Orçin gibi çok sayıda ünlü ismin katıldığı gece, Paweł Pawlikowski’nin Cannes’dan ödülle dönen son filmi Ata Yurdu (Fatherland) filminin Türkiye prömiyeriyle başladı. Film gösteriminin ardından açılış partisinde ünlü sanatçı Mirkelam sahne aldı. Kendine özgü sahne enerjisiyle geceye eşlik eden Mirkelam, sevilen şarkılarını MUBI FEST İstanbul davetlileri için seslendirdi. Sinema ve müziği aynı gecede buluşturan açılış, MUBI FEST İstanbul’un hafta sonu boyunca sürecek seçme filmlerden oluşan programın başlangıcını yaptı.
Seyir Derneği tarafından Ayvalık Belediyesi işbirliğiyle düzenlenen Ayvalık Uluslararası Film Festivali,14 Eylül’de başlıyor. 20 Eylül 2026 Pazar gününe kadar sürecek festival, dünyanın dört bir yanından 76 filmi seyirciyle buluşturacak. Film gösterimleri sonrası gerçekleşecek söyleşiler, paneller, konser ve yan etkinliklerle festival havası tüm Ayvalık’a yayılacak. Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nin biletleri 05 Eylül’den itibaren Biletix, Biletinial ve Fabrika Ayvalık’taki gişe üzerinden satışta olacak. Festival programı bu yıl da kurmacadan belgesele, animasyondan deneysele pek çok farklı alan ve türden filmi bir araya getiriyor.
Vizyona girdiği ilk hafta sonunda dünya genelinde elde ettiği 233 milyon dolarlık hasılatla büyük bir gişe rekoru kıran ve dünya çapındaki toplam kazancı kısa sürede 600 milyon dolara yaklaşarak ilk filmin rekorunu büyük bir farkla geride bırakan The Devil Wears Prada 2, sinemalarda estirdiği fırtına sonrası ilk kez 28 Ekim’den itibaren Disney+’ta filmseverlerle buluşacak. Meryl Streep, Anne Hathaway, Emily Blunt ve Stanley Tucci’nin ilk filmdeki rollerini tekrarladığı filmde geleneksel dergicilik dünyasının dijital dönüşümle sarsıldığı günümüzde, moda dünyasının ikonik figürü Miranda Priestly, efsanevi dergi Runway’in başındaki kariyerinin en kritik dönemi anlatılıyor.
Çocukların iç dünyasına, kendilerini kanıtlama heyecanına ve aile içi dayanışmaya dokunan Robu 404’ün afişi yayınlandı. Film, 02 Ekim’de seyirciyle buluşmaya hazırlanıyor. Teknolojiyi dostluk ve paylaşmayla iç içe sunan film, çocukların özgüven yolculuğuna ışık tutacak. Hikâye, utangaç bir çocuğun kendi elleriyle yaptığı robotla kurduğu güçlü bağın etrafında örülüyor. Robu, yalnızca bir proje değil; Can’a cesaret aşılayan ve topluluk karşısında kendini kanıtlamanın yollarını gösteren bir yoldaş. ‘Görünmek cesaret ister, ama en büyük güç kendin olmaktır.’ mesajını işleyen film, çocuklar için hem eğlenceli hem de düşündürücü bir deneyim vaadediyor.
Bu yıl “Sinemada İnsan Merkezli Dijital Dönüşüm, Yaratıcılık ve Paylaşılan Sorumluluk” temasıyla düzenlenecek 4. Uluslararası Digital Film Festival İstanbul, dijital çağın sinemasını etik, yaratıcılık ve ortak sorumluluk ekseninde düşünmeye davet ediyor. 27 ülkeden yapılan başvuruların ardından tamamlanan Ön Jüri değerlendirme süreciyle finalist filmler belirlendi. Festival, 16 – 20 Ekim 2026 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilecek. Bu yıl “Ortak Bir Gelecek Mümkün mü?” sorusunu merkezine yerleştiren DFFI 2026, dijital dönüşümün sinema üzerindeki etkilerini etik, estetik ve yaratıcı üretim perspektifinden ele alıyor.
Senaryosu ve yönetmenliği Mert Uzunmehmet’e ait olan, başrolünü Asena Keskinci’nin üstlendiği ve 25 Eylül’de vizyona girecek Üç Harfliler: Mühür filminden ilk afiş yayınlandı. Türk korku sinemasının ikonikleşen figürlerinden Falcı Müzeyyen’in karanlık dünyasını gözler önüne seren afiş büyük heyecan yarattı. Doğmamış bir bebeğin masumiyetine kazınan gizemli bir mühür, Falcı Müzeyyen’i geçmişin en karanlık güçleriyle yüz yüz bırakan ölümcül bir sınava sürükler. Köklü ve sırlarla dolu bir konakta yeni bir sayfa açmaya çalışan Fatma ve ailesi, evlerine adım atan beklenmedik bir misafirle birlikte görünmeyen bir kötülüğün serbest kalmasına tanıklık eder.
Peter Heller’ın bizde de yayımlanan romanı ‘Köpek ve Yıldızlar / The Dog Stars’ Amerikan nüfusunun önemli bir bölümünü yok etmiş bir pandemi sonrasında yaşananları anlatır. New York’lu yazarın 2012 yılında piyasaya çıkmış olan kitabı tüm dünyanın tam sekiz yıl sonra Corona virüsüyle yüzleşmesinin bir ön işareti gibidir. Neyse ki bizler bu salgını büyük zayiat vermeden atlattık, ancak Heller’in apokaliptik evreninde hayatta kalma savaşı … Devamı…»
Romantik güldürülerin yeni siması Will Gluck’un imzasını taşıyan ‘Sadece Bir Gece / Only One Night’ türün tutkunlarını şaşırtacak hikâyesiyle son haftaların belki de en eğlenceli yapımı olarak dikkat çekiyor. Trump sonrası yakın geleceğin baskıcı polis devletinde evlilik öncesi cinsel ilişki kurulması kanun yoluyla yasaklanmıştır. Her bireyin bileğine takılı biyomedikal çipler vasıtasıyla kural ihlâlinde bulunan bekâr çiftlerin tutuklandığı bu … Devamı…»
‘İsrail’in Gazze’de yapmış olduğu soykırımın sizler de ortağısınız. Bu gerçeği idrak edecek kadar aklınız olduğunu umuyorum’. Şubat ayında düzenlenen 76. Berlin Film Festivali’nin ‘Perspektifler’ seçkisinde gösterilen ‘Kuşatma Kayıtları / Chronicles from the Siege’ ile en başarılı ilk film ödülünü kazanan filmin yönetmeni Abdullah El-Katip tarafından Alman hükümetine karşı sarfedilmişti bu cümleler. Filistin – Suriye kökenli sinemacının bu sözleri … Devamı…»
Sıcak bir yaz günü gözlerinizi kapatıp 1982 yazına ışınlanmak ister misiniz? David Robert Mitchell’in yönettiği ‘Oak Caddesi’nin Sonu / The End of Oak Street’ sıkı sinefillere bu olanağı sunuyor. Hele bu yaman filmi bir de çocukluk ya da ilk gençlik anılarınızı saklayan Kadıköy Sineması gibi bir mekânda izleme şansı bulmuşsanız. ‘Peşimizdeki Şeytan / It Follows’da (2014) korku – gerilim, ‘Gölün Altında / Under the Silver Lake’de (2018) David … Devamı…»
Anadolu’nun kadim korkularını beyazperdeye taşıyan Azem serisi, altıncı filmiyle geri dönüyor. Azem 6, korkuyu yalnızca seyirciyi ürkütmek için kullanılan bir unsur olarak değil, hikâye ve karakterlerin içerisinde giderek büyüyen bir duygu olarak ele alıyor. Yönetmen Özgür Akbaş, filmin görsel dünyasını oluştururken gerçeklik duygusunun önemine dikkat çekerek, “Seyirci önce gördüğü dünyaya inanmalı ki o dünyanın içindeki olağanüstü durumdan korkabilsin.” diyor. Azem 6,04 Eylül’de izleyicilerle buluşacak.
14 – 20 Eylül 2026 tarihleri arasında düzenlenecek olan Ayvalık Uluslararası Film Festivali, 155 yıllık kahve uzmanı Kurukahveci Mehmet Efendi’nin katkılarıyla sinemaya yeni adım atan isimleri destekleme misyonunu sürdürüyor. Festival, Kurukahveci Mehmet Efendi ile üç yıldır süren iş birliğini bu yıl daha da ileri taşıyarak Kahve İçen Yorulmaz Geleceğin Sinemacıları Ödülü’nü vermeye başlıyor.
Kuşatma altında bir kent; keskin nişancılara hedef olmamak için perdeler ve çarşaflarla görüntü verilmesi engellenmiş sokaklar; yaşanması mümkün olmayacak kadar yıkılmış evler… Açlıktan, yoksunluktan ve soğuktan bitap düşmüş insanlar. Bir belgesel niteliğindeki “Kuşatma Kayıtları”nı özetlemek için yeterli bu kadarı. Âşık İhsani’nin bir dizesini anımsıyorum: ”Açlığa ne ise ya soğuğa dayanamadık. Bir tabut götürüp yakacağım. Allah … Devamı… »
21 Eylül Dünya Alzheimer Günü’nde, ülkemizde Alzheimer farkındalığını artırmayı amaçlayan dramatik destekli bir belgesel film gösterime girecek. 25 sinema salonunda izleyiciyle buluşacak olan Sadan Hanım adlı bu yapım, ileri evredeki gerçek bir kadın Alzheimer hastası Sadan Ünüvar’ın onayı ve yardımlarıyla çekildi. Filmin yönetmeni Göksel Gülensoy, ülkemizde belgesel sinema türüne yaşamının 30 yılını vermiş bir isim. Gülensoy, 2010’lardan itibaren Alzheimer’ın hastalar ve ailelerinde yol açtığı yıkıma odaklandı. Öyküsünün odak noktasına oturttuğu kişi ise yine bir Alzheimer hastası, o sıralarda 70’li yaşlarında olan kayınvalidesi Sâdan Ünüvar’dı.