Yerelden Evrensele… Kurtuluş

Sosyal, siyasal, etnik, ekonomik ama en çok da inanç üzerinden yaşanıyor sorunlar, bu topraklarda. Berlinale’den Gümüş Ayı ile dönen Emin Alper imzalı “Kurtuluş”, gerçek olaylardan yola çıktığı gibi, sadece Kürt çerçevesinde kalmamış dünyanın hemen her yerinde karşımıza çıkabilecek denli somut, önemli ve en az bir o kadar da ölümcül soruna parmak basmış. Kazandığı “Gümüş Ayı” da bunun kanıtı zaten.

Bir tepeye yaslanmış iki köy… Biri devletin “korucu olun” talebini kabûl etmiş, silâhlanmış, diğeri bağımsızlığını daha önemli görüp, verimli topraklarını terk etmiş. İki köy arasında, toprak, sınır, kız alıp verme gibi yaşanan sorunlar, devlete bakış yaklaşımıyla düşmanlığa varmış… Güneydoğu Anadolu’nun sosyopolitik, ekonomik ve coğrafi sorunları nedeniyle yaşananlar çıkar ilişkileriyle iç içeyken, köyün şeyhinin kardeşi, dededen miras şeyhlik postnişini kendisinin hakkı olduğunu iddia ederek şeyhlik mertebesine geçmek ister.

Filmin öyküsü bu eksende ilerlerken, Mesut (Caner Cindoruk), çeşitli sanrılar görür -eşinin aşağı köyde ağanın yanında çalışmış olması, ikiz bebek beklemesi gibi bilinçsiz toplumun anında kabûl edebileceği sanrılardır bunlar- köylülerin de bire bin katarak çoğaltarak yaygınlaştırdığı söylence, çözüm(!)ün de işaretçisidir.

Küçük kardeş Ferit (Feyyaz Duman), okumuş ve abisine bakarak daha bir yapıcıdır, zaten bu nedenle şeyhlik ona verilmiştir. Ferit, sadece o köyün değil, çevre köylerin de şeyhidir ve yoksul köylüden kazandıklarıyla, kentte yerler, evler, dükkânlar edinmiştir. İyi de Ferit bu kadar variyet içindeyken Mesut niye “şeytan”ın gazabına uğramıştır? Bilinçsizlik ama asıl olarak çıkarcılık herkese yayılır. Aşağı köyün topraklarını almak için Mesut’un köylüyü yanına çekmesi gerekir. Hem zaten Ferit askere öldürtmüştür belki de köyün en acar ve en itirazcı kişisi olan Yılmaz’ı (Berkay Ateş) da.

Emin Alper, sıkı bir senaryo çıkarmış, iyi bir gözlem ve araştırma sonunda. Film hak ettiği ödülü almış; reji, oyunculuk, mekân ve özellikle de müzikle hem ilgiyi odaklıyor hem de düşünmeye zorluyor.

Dini bağnazlığın, ekonomik sorunların, etnik gerilimin en yoğun olduğu köyde, hazır “terör” de bitmişken köyün en verimli topraklarını, geriye dönen aşağı köylülere bırakmak pek kabûl edilemez… Bu, yerelden evrensele varan sorunun temelidir. Göçmenlik de vardır bunun altında, çaresizlik de… Çözüm mü? Çözümün bu olmadığını anlamak için yaşananlara bakmak gerekir.

(02 Şubat 2026)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

Bir yanıt yazın