Mihrez 3: Cin Bebek

Engin Akyıldırım’ın yönettiği ve Levent Çakır, Osman Cavcı, Banu Şahin ile Jale Ak’ın oynadığı Mihrez 3: Cin Bebek, 09 Şubat 2024’de Chantier Films dağıtımıyla Makinist Film tarafından vizyona çıkarılıyor.
Çocuklarının doğumundan sonra esrarengiz olaylarla karşı karşıya kalan bir ailenin hikâyesi. Selma ve Muzaffer yeni evlenen bir çifttir. Gizemli bir doğum ile çocuklarına kavuşurlar. Bu doğum geçmişte yaşanan esrarengiz bazı olayların habercisidir. Çocukların dünyaya gelmesinin ardından hem aile içerisinde hem de yaşadıkları köyde bazı esrarengiz olaylar meydana gelir ve çok geçmeden bir lanet başlar. Lanet köye yayılır ve cin bebek doğar.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Youtube
  • Fragman
  • IMDb

Harika Kanatlar: Maksimum Hız

Xiaoqing Cai ile Cai Dongqing’in yönettiği ve Zhang JiaQi, Youxuan Wu, Yi-Pei He ile Lifeng Lu’nun seslendirdiği animasyon film Harika Kanatlar: Maksimum Hız (Super Wings the Movie: Maximum Speed), 09 Şubat 2024’de CJ ENM dağıtımıyla Union Yapım tarafından vizyona çıkarılıyor.
Dünyanın kahramanları Harika Kanatlar, sevimli Fei’yi partiye ulaştırmak için Jett’in en hızlı jetini kullanır. Ancak bu sırada Şehir Şakacısı Billy Willy’nin kötü planları ile karşı karşıya kalırlar. Annesinin kaçırılması üzerine Fei, Jett ile birlikte harekete geçer, ipuçlarını takip eder. Harika Kanatlar, Jett, Fei mücadele ederek uzayda başlayan savaşı kazanmaya çalışır.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Fragman
  • IMDb

Harika Kanatlar: Maksimum Hız yazısına devam et

Bob Marley: One Love Filminden Yeni Kamera Arkası İçeriği Paylaşıldı

Yeni kamera arkası görüntüleri paylaşılan Bob Marley: One Love filmi sevgi ve birlik mesajıyla nesillere ilham veren bir ikonun hayatını ve müziğini konu alıyor. Bob’un zorlukların üstesinden gelme konusundaki güçlü öyküsünü keşfedin. Efsanevi müzisyen Bob Marley’i Kingsley Ben Adir’in ve eşi Rita’yı Lashana Lynch’in oynadığı Bob Marley: One Love filmi 16 Şubat Cuma günü sinemalarda gösterime giriyor.

  • Basın Bülteni
  • Yeni kamera arkası görüntüleri için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Erdal ile Ece

Togan Gökbakar’ın yönettiği ve Şahan Gökbakar ile Seda Türkmen’in başrollerini paylaştığı Erdal ile Ece, 23 Şubat 2024’de CJ ENM dağıtımıyla Cielo Media tarafından vizyona çıkarıldı.
Oto saniyede kuzeni Oğuz ile birlikte araç kaplama ve modifiye işleriyle uğraşan Erdal ile kurumsal bir şirkette yönetici olarak çalışan Ece uzun yıllardır birlikte olan evli bir çifttir. Günümüz evlilik ilişkilerinde sıkça rastlanan, acı tatlı çatışmalar, ilişkideki iniş çıkışlar eğlenceli bir dille gözler önüne seriliyor. Filmdeki olaylar hem kadın, hem de erkek gözüyle ayrı ayrı, “Diyet, Kıskançlık ve Östrojen” başlıklı üç bölüm olarak perdeye yansıyor.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Fragman
  • IMDb

Erdal ile Ece yazısına devam et

Memleket Gibidir Okul

Polonya göçmeni Carla Nowak’ın yeni göreve başladığı sıfır tolerans ilkesine bağlı ilköğretim okulunda disiplin ön plandadır. Arka arkaya yaşanan hırsızlık olayları kurumda huzuru kaçırırken bir Türk öğrenci önyargıya dayalı bir biçimde suçlanır. Öğrencilerin bireysel özgürlüğünü savunan idealist Carla, yabancı kökenli öğrencisine uygulanan ayrımcı uygulamadan büyük rahatsızlık duyar ve olayı bireysel olarak araştırmaya karar verir. Sınıfında okuyan Oskar’ın annesi okul çalışanı bayan Kuhn’u gizli kamera kaydı ile teşhis ettiğinde tek arzusu bilerek ceketinin cebinde bıraktığı cüzdanından çalınan paranın iadesi ve belki küçük bir özürdür yalnızca. Ancak işler böyle gitmez. Kuhn önce inkâra kalkışır, daha sonra ayrımcı bir dille kibirlendiği Carla’yı kişilik haklarını ihlâlle suçlar. Böylece çözümü basit bir mesele okul yönetiminin ve öğrenci gruplarının dahil olmasıyla beklenmedik bir noktaya evrilmeye başlar.

Dünya prömiyerini 2 ödülle döndüğü Berlin Film Festivali’nde yapmış olan taze Oscar adayı ‘Öğretmenler Odası / Das Lehrerzimmer’i izlerken ‘Gemide’nin ünlü repliği düştü aklıma. Erkan Can’ın ağzından kültleşmiş monologda ‘gemi’ memleketi çağrıştırır. Belli bir hiyerarşik düzen içinde herşeyin düzenli ve kontrol altında tutulduğu okullar için de böyle düşünmüş olmalı filmin Türk asıllı yönetmeni İlker Çıtak. 2019 yapımı ‘Söz Senettir /Es gilt das gesprochene Wort’ filmi ile tanıyıp sevdiğimiz sinemacının İstanbul Alman Lisesi’nde eğitim gördüğü dönemde 14 – 15 yaşlarındayken başlarına gelen benzer bir hadiseden yola çıkarak sınıf arkadaşı Johannes Duncker ile ortaklaşa kaleme aldığı metin tek mekânda başlayıp bitiyor. Okul, yöneticileri, öğretmenleri, öğrencileri, velileri, öğrenci temsilcileri, okul gazetesi çıkaran ekip başta olmak üzere öğrenci grupları ile Almanya özelinde çağdaş demokratik toplum düzeninin minyatürü olarak yorumlanmış.

Topluluğun dar alandaki paslaşmaları basit bir olay zincirinden gerilimi giderek yükselen kaotik bir sürece doğru hızla yol alırken Çatak’ın yüreği idealist öğretmenle birlikte çarpıyor kuşkusuz, ancak öteki karakterleri ele alırken klişe iyi – kötü ayrımından özenle uzakta kalmış. Herkese kulak veriyor, anlamaya çalışıyor. Haklı haksız yarıştırması yapmadan tüm tartışmaları perdeye taşıyor. ‘Korsaj’dan hatırladığımız Judith Kaufmann imzalı 4:3 dar format usta içi görüntü tercihi tek mekândaki sıkışmışlık hissini aktarırken, gerilimin giderek doruğa tırmandığı anlatıda başta Carla olmak üzere karakterlere yakın plan odaklanmamızı sağlıyor. Kamera yerinde durmuyor zaten. Marvin Miller’in yine yönetmenin isteği doğrultusunda ağırlıklı olarak kalın yaylıları kullandığı müziği daha ilk plandan yaklaşan gerilimli tartışma ortamını haberliyor. Okul mekânında sıradan bir hırsızlık olayı Çatak’ın detayları oya gibi işleyen kıvrak ve usta işi yorumuyla derinleşiyor, çağdaş Batı toplumlarının adalet, kişilik hakları, göçmenler, ayrımcılık gibi temel meseleleri üzerine bir manifestoya dönüşüyor. Carla Nowak’ta mükemmel bir performans sunan Leonie Benesch’in bir sahnede öğrencileri ile birlikte ellerinden geldiği kadar çığlık atması sistemdeki kaosa rağmen çıkış yolu arayışlarının sembolüne dönüşüyor. Çatak’ın final jeneriğine döşediği dingin Mendelsohnn müziği ise (‘Bir Yaz Gecesi Rüyası / Ein Sommernachtstraum’ uvertürü) bu kaotik düzende umudu barındıran bir nevi soluk alma molası olarak düşünülebilir.

(08 Şubat 2024)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com