Sinemaya Saygı: Örümcek-Adam…

Bütün dünyanın en çok sevdiği fantastik kahramanların ilki değilse bile ilk beşine girer Örümcek-Adam… Gerek yaklaşımı, gerek utangaç tavrı, gerekse yardımcı olmasıyla büyük küçük herkesin sevgilisi, hatta hayalidir: Ben de olabilir miyim?

Örümcek-Adam, bu kez, filmden önce sinemaya saygıyı işaret ediyor… Son jenerikler uzamaya başlayınca -ki doğru bir uygulama bence, imza hep sonradan atılır- seyirci hemen kendini dışarı atıyor.

Bir film çekiminin ne denli meşakkatli ve uzun bir süreç olduğunu bilenler, o çabaya saygı anlamında son yazılar da akana dek bekliyor. Seyircinin bu hatalı genel yaklaşımına projeksiyonun başındakiler de destek oluyorlar… Ne kadar erken boşalırsa salon o kadar hızlı temizlenir, işler tamamlanır.

“Örümcek-Adam: Evden Uzakta”da, filmin en gizemli, en önemli, en can alıcı noktası jenerikten sonra veriliyor. Böylelikle seyirci filmi sonuna dek izlemeyen aceleci seyirci o önemli mesajları kaçırıyor.

Evden uzakta…

Unutmayalım ki Örümcek-Adam, 16 yaşındadır ve yaşı gereği duygusaldır, aşkla doludur. “Avengers: Endgame”deki olayların ardından sonsuza dek değişmiş bir dünyada yeni tehditlere karşı durmak için harekete geçmesi istenir. Gönlünü düşürdüğü genç kıza “ilanı aşk” etmekle herkese hayatı zehir eden, bu arada okul gezisini de bozan yaratıklarla mücadele arasında kalır. Siz olsaydınız hangisini seçerdiniz? Bu kez Avrupa’nın en güzel şehirlerinde, en kalabalık etkinliklerin arasında, bazen bir opera sahnesinde bazen de lunaparkta eğlencenin doruğundayken karşılaşıyoruz onlarla.

Toprak, Hava, Su ve Ateş’ten oluşan dört elementi temsil eden devasa canavarımsı varlıklar evrende açılan bir delikten gelir, Örümcek-Adam için aşkı ve umudu taşıyan okul turunu değiştirirler. Bu Elementsel Yaratıklar’la mücadele ederken belki de Örümcek-Adam için yaşamsal bir sonuç doğar. Sırf bu sonuç nedeniyle bile izlenebilir bu hareketli, hareketli olduğu kadar keyifli, keyifli olduğu kadar heyecanlı ve bir o kadar da merak dolu film.

(03 Temmuz 2019)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

Ritüel

Ari Aster’in yönettiği ve Florence Pugh, Jack Reynor, Will Poulter ile William Jackson Harper’ın oynadığı Ritüel (Midsommar), 26 Temmuz 2019’da Bir Film dağıtımıyla Fabula Films tarafından vizyona çıkarılıyor.
Genç bir Amerikalı çift Dani ve Christian, üniversite arkadaşlarıyla birlikte, geleneksel Midsommar festivaline katılmak üzere İsveç’in bir köyüne tatile giderler. Ayrılmak üzere olan çift, bu çılgın tatili ilişkileri için son bir şans olarak görür. Zamanla yeşil bir cennete benzeyen bu yerde, yerel kutlamaların ve pagan ritüellerin masum olmadığını anlarlar. 90 yılda bir gerçekleşen gizli bir ayin, onları kaçışı mümkün olmayan korku labirentinin içine çekecektir.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb

Ritüel yazısına devam et

TikTok’tan Enes Batur ve DJ Marshmello ile İlham Verici Kampanyalar

Dünyanın önde gelen kısa video uygulaması olan TikTok, kullanıcılarına yaratıcı içerikler video sunma imkanı sağlıyor. TikTok, Türkiye’de kısa bir süre önce kullanıcılarının büyük ilgi gösterdiği iki büyük kampanya düzenledi. Son haftaların en çok izlenen filmi Gerçek Kahraman’ın tanıtım çalışmaları kapsamında düzenlenen yeni kampanya, TikTok kullanıcıların büyük ilgisini çekti. Enes Batur’un TikTok hesabı üzerinden duyurusunu yaptığı kampanyada, #gerçekkahraman etiketiyle düzenlenen yarışmada kullanıcılar, filmin orijinal şarkısı eşliğinde bazı sahneleri yeniden canlandırarak, birbirinden yaratıcı ve ilginç videolara imza attılar.

Ödüllü Yönetmen Kıvanç Sezer’in Yeni Filmi Dünya Prömiyerini Karlovy Vary’de Gerçekleştirecek

İlk filmi Babamın Kanatları ile adını duyuran Kıvanç Sezer’in yeni filmi Küçük Şeyler’in fragmanı yayınlandı. Prömiyerini 54. Karlovy Vary Uluslararası Film Festivali kapsamında 01 Temmuz 2019 Pazartesi günü gerçekleştirecek olan Küçük Şeyler, festivalin ana yarışma bölümünde yarışıyor. Başrollerini Alican Yücesoy ve Başak Özcan’ın paylaştığı filmin yapımcılığını ise Tolga Karaçelik, Kıvanç Sezer ve Kanat Doğramacı üstleniyor.

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Yüzyılın En Güçlü Sporcusunun Nefes Kesen Hayatı: Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu

Yönetmen Özer Feyzioğlu’nun ilk uzun metrajlı filmi olan Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu filminin çekimleri İstanbul’da sürüyor. Hazırlık aşamasında yaptığı antrenmanlar ve uyguladığı özel beslenme programıyla Süleymanoğlu’na ikizi kadar benzeyen genç ve yetenekli oyuncu Hayat Van Eck’in Londra Oteli’ndeki set gününden kareleri paylaşıldı. Senaryosunu Barış Pirhasan’ın yazdığı, yine gerçek bir hikâyeden sinemaya aktarılan Dijital Sanatlar’ın yeni filminin çekimleri sürüyor. Süleymanoğlu ilk çıktığı müsabakada, ilk kaldırdığı halterle şampiyon olan bir halterci olarak da biliniyor.

If Ulusal Yarışma’nın Jüri Başkanı Ezel Akay Oldu

Bu yıl 13 – 22 Eylül 2019 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan If İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nin, If Ulusal Yarışması’nın jüri başkanı belli oldu. Bu yıl ilk kez gerçekleşecek If Ulusal’ın jüri başkanlığı ünlü yönetmen Ezel Akay’a emanet. Özün bağımsızlığını, yenidoğanın bilgeliğini, çeşitliliğin birlikteliğini keşfetmek isteyenlerle bu yıl biraraya gelecek olan If İstanbul Bağımsız Filmler Festivali; kolektif, çok sesli bir yaşam ve sinema platformu olmayı devam ettiriyor.

Bu Topraklarda Her Şey Yanar Kül Olur

Çağdaş sinemanın ustalarından Jia Zhangke, ekonomik ve teknolojik anlamda baş döndürücü değişimin, son yüzyılda Çin toplumunun ahlaki değerlerini ve kadim kültürel dokusunu nasıl dönüştürdüğünü anlatmayı sürdürüyor son filminde. Geçtiğimiz yıl Cannes Film Festivali’nde prömiyerini yapmış olan ‘Kül En Saf Beyazdır / Jiang Hu Er Nü’, 21. yüzyıl başından günümüze 17 yıllık uzunca bir zaman dilimi sürecinde ülkenin kapitalist dönüşüm sürecini, buruk bir sevda öyküsü kanalıyla aktarıyor. Toplumun kıyısında yaşayan iki sevgilinin yitip giden gençlik hayalleri üzerinden toplumsal bir tanıklığa soyunuyor.

Filmin özgün adı ‘Jianghu’nun Oğulları ve Kızları’ anlamına geliyor. ‘Jianghu’ Çin kültüründe yeraltı dünyasını temsil ediyor. Ancak bu batı toplumlarında gözlemlediğimiz mafya / gangster olgusundan farklı olarak, sınırda yaşayan ve hayatta kalmak için aralarındaki kardeşlik bağlarına sımsıkı sarılmış küçük insan topluluklarını ifade ediyor. 2001 yılında Kuzey Çin’in, yönetmenin de memleketi olan, yoksul maden kasabası Datong’da kanun dışı işler yapan çetenin reisi Bin ile babasının madendeki işine son verilmiş Qiao arasında filizlenen aşka tanıklık ediyoruz önce. Öylesine derin bir sevdadır ki bu, genç adam hasımları tarafından ölesiye dövüldüğü bir gece onun silahını ateşleyerek sevdiği adamı ölümden kurtaran sevdiği kadın olacaktır. Yasa dışı silah bulundurma suçunu üstlenerek yine sevdiği adam uğruna hapis yatacak olan da.

5 yıllık mapus hayatı bittiğinde Qiao, farklı bir dünyaya açacaktır gözlerini. Sevdiği adam küçük kasabayı çoktan terk etmiştir. Dünyanın en büyük hidroelektrik santrali olacak devasa barajın (Three Gorges Dam) yutmaya hazırlandığı Yangtze nehrindeki yolculuğun ardından, artık tanınmış bir iş adamı olmuş, bir de sevgili edinmiş, eski sevdalısıyla hesaplaşma vaktidir.

Toplumsal değişimlere çarparak tuzla buz olmuş bir aşkı öykülüyor ‘Kül En Saf Beyazdır’. İngilizce karşılığından (Ash Is Purest White) birebir çevrilmiş bizdeki ismi, iki ana karakterin sönmüş bir volkan panoraması önünde yaptıkları konuşmadan alınmış. Çok da anlamlı: ‘Bu topraklarda herşey yanar kül olur. Kimsenin haberi olmaz’ diyor Bin. ‘Bu denli yüksek sıcaklıkta yanan herşey saflaşır’. İşte bu yüzden yanardağ külü, saf beyazı simgelemektedir.

Jianghu lideri ‘bizim gibi insanlar ya ölür ya da öldürür’ diye ilave ediyor. Ancak geçen yıllar ve hızlı değişim kadim kültürün birçok öğesini olduğu gibi Jianghu’nun onur ve bağlılık geleneklerini de ezip geçmiştir. Qiao’nun direnişi, Don Kişot’un yel değirmenleriyle mücadelesi kadar hazin ve boşuna mı olacaktır. Yönetmen geçmişe ağıt yakmıyor. İyimser olduğu da söylenemez. Günümüz Çin toplumunun fotoğrafını çekiyor bir kez daha. Dokunaklı final sahnesini bir güvenlik kamerasından aktarmayı ihmal etmeden.

Tarkovski klasikleri dışında, sıradan filmlerin cirit attığı bir vizyon döneminde kaçırılmaması gereken nefis bir film bu. Yönetmenin eşi ve 2000 yapımı unutulmaz ‘Platform’dan beri gözde oyuncusu Zhao Tao ile ‘İnce Buz Kara Kömür’ filminden hatırladığımız Liao Fan’ın karakterlerin dönüşümündeki başarılarıyla devleştiği yapımın parlak görüntü yönetmenliğini Fransız Eric Gautier üstlenmiş. Film, 2018 yılının en iyileri listemde beşinci sırada yer almıştı. Bizde gösterime girmesi biraz gecikti ancak Temmuz sıcağında da olsa bu kusursuz başyapıtı beyazperdede izlemeyi ihmal etmeyin.

(03 Temmuz 2019)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com