Altyazı Aylık Sinema Dergisi Sinema Seminerleri Nisan Ayında da Devam Ediyor

Altyazı Aylık Sinema Dergisi, Sinema Seminerleri, Zeynep Dadak’ın gerçekleştireceği Sinemada Uyarlamalar ve Nadir Öperli’nin gerçekleştireceği Bağımsız Film Yapımcılığı’yla devam ediyor. Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi’nde Zeynep Dadak’ın Sinemada Uyarlamalar semineri 27 Nisan 2013 Cumartesi günü başlayacak, 8 hafta sürecek. Nadir Öperli’nin Bağımsız Film Yapımcılığı semineri ise 28 Nisan 2013 Pazar günü başlayıp 8 hafta sürecek. Nadir Öperli en son Aslı Özge’nin yönettiği Hayatboyu adlı uzun metraj filmin yapımcılığını üstlendi.

  • Basın Bülteni: 1 / 2
  • Yüksek çözünürlüklü görsellere haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Altyazı Aylık Sinema Dergisi Sinema Seminerleri Nisan Ayında da Devam Ediyor yazısına devam et
  • Arka Pencere Dergisi, İstanbul Film Festivali’nde

    Arka Pencere Dergisi, 179. sayısında, kapağına, 30 Mart Cuma günü başlayan 32. İstanbul Film Festivali’ni yerleştiriyor.
    Tunca Arslan, köşesinde, sinemadaki senaryo ögesine bakışımızı ödüller perspektifinden değerlendiriyor. Vizyon filmleri eleştirileri arasında Hitchcock, The Host, Lanet, Mutluluk, G. I. Joe: Misilleme, Aşka Yükseliş ve Selam yer alıyor.
    Dikkat çekici hatırlatmalar bulacağınız Sapık köşesiyle devam eden Arka Pencere Dergisi’nin 179. sayısı her hafta olduğu gibi bir Alfred Hitchcock alıntısıyla nihayete eriyor: “Sette oyuncularla tartışmaktan nefret ederim.”

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü kapak fotoğraflarına haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Arka Pencere Dergisi, İstanbul Film Festivali’nde yazısına devam et
  • Hayal Perdesi Dergisi, Mart – Nisan 2013 Tarihli 33. Sayısı Yayında

    Hayal Perdesi Dergisi’nin vizyon sayfalarında bu sayıda, Reha Erdem’in masalsı filmi Jin, Kim ki-Duk’un Acı, Steven Spielberg’ün epik uyarlaması Lincoln, Quentin Tarantino’nun keyifli seyirliği Zincirsiz ve Yılmaz Erdoğan’ın şiirsel yapımı Kelebeğin Rüyası yer alıyor. Derginin bu sayıdaki kapak konusu ise arabesk filmler. Sinema tarihçileri Giovanni Scognamillo ve Agâh Özgüç söyleşileriyle desteklenen arabesk dosyası, şarkılı filmlerden arabesk filmlere geçiş sürecini anlattığı kadar, Türkiye’nin o dönemde yaşadığı toplumsal dönüşüme de ayna tutuyor.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü kapak fotoğraflarına haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Hayal Perdesi Dergisi, Mart – Nisan 2013 Tarihli 33. Sayısı Yayında yazısına devam et
  • 32. İstanbul Film Festivali’nde Medyavizyon Filmleri

    Medyavizyon Film, 32. İstanbul Film Festivali’ne dokuz adet filmi ile destek veriyor. Festivalde gösterilecek olan filmler arasında Yasak Aşk (Two Mothers), Sadece Aşk (Love is All You Need), Kon – Tiki, Erkek Aklı (A Glimpse Inside the Mind of Charles Swan III), Sislerin İçinde (In The Fog), Ceset (The Body), Kollarımda Kal (Monkey On My Shoulder), Bir Yudum Bahar (A Few Hours Of Spring), İki Arkadaş (Ernest & Celestine) gibi filmler var. Susanne Bier’in yönettiği Sadece Aşk, İngiltere’de yalnız yaşayan orta yaşlı bekâr bir baba ile kemoterapi tedavisi yeni bitmiş ve kocasının onu terkedeceğini yeni öğrenmiş Ida’yı anlatıyor.

  • Basın Bülteni
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Filmler hakkında geniş bilgi için haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    32. İstanbul Film Festivali’nde Medyavizyon Filmleri yazısına devam et
  • Akbank 9. Kısa Film Festivali’nin Sonuçları Belirlendi, En İyi Kısalar Açıklandı

    Akbank 9. Kısa Film Festivali’nin yarışma bölümüne başvuran 416 film arasından yapılan değerlendirme sonucunda, En İyi Kurmaca Film Ödülü’nü Buhar ile Abdurrahman Öner, En İyi Belgesel Film Ödülü’nü Bay Siebzehnrübl ile Tuna Kaptan ve En İyi Canlandırma Film Ödülü’nü Sirk Aşkı ile Akile Nazlı Kaya kazandı. Bu yıl 18 – 28 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilen Akbank 9. Kısa Film Festivali, yurt içi ve yurt dışından geniş katılımı, yeni bölümleri, atölye çalışmaları ve söyleşileriyle sinemaseverlere keyifle izledikleri bir program sundu.

  • Basın Bülteni
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Akbank 9. Kısa Film Festivali’nin Sonuçları Belirlendi, En İyi Kısalar Açıklandı yazısına devam et
  • Groupama, Vesikalı Yarim’i Restore Ederek İzleyiciyle Buluşturuyor

    Groupama, altı yıl önce İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) işbirliğiyle başlattığı Türk Klâsikleri Yeniden projesi ile sinema tarihine adını yazdırmış Türk filmlerini restore ederek milli kültür mirasımızın korunmasına verdiği desteği sürdürüyor. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Prof. Sami Şekeroğlu Sinema-Televizyon Merkezi işbirliğiyle orijinal negatifi yenilenen Lütfi Ö. Akad’ın Türkan Şoray ve İzzet Günay’lı, 1968 yılı yapımı Vesikalı Yarim filmi 32. İstanbul Film Festivali’nde izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. Filmin halk gösterimi 11 Nisan 2013’de Feriye Sineması’nda gerçekleşecek.

    32. İstanbul Film Festivali’nde 31 Mart Pazar

    32. İstanbul Film Festivali’nin ilk pazarında, Türk sineması klâsiklerinden, belgesellere farkı türden birçok film festival izleyicisiyle buluşuyor. Bille August, bugün Nişantaşı Citylife City’s Sinemaları’nda saat 11:00’de Lizbon’a Gece Treni filminin gösterimine katılıyor. Sırbistan’ın Oscar adayı Gün Doğarken, emekli bir müzik öğretmeninin, Belgrad’da bir kazı sırasında ortaya çıkan eski bir kutu nedeniyle hayatının değişmesini konu alıyor. Goethe-Institut İstanbul’un, Margarethe von Trotta oyuncusu Barbara Sukowa’nın onuruna düzenleyeceği brunch, 12.00 – 15.30 arası Litera’da.

  • Basın Bülteni
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    32. İstanbul Film Festivali’nde 31 Mart Pazar yazısına devam et
  • Perde

    Kutay Denizler ve Burak Babayiğit’in yönettiği kısa film Perde, 48 saatte tamamlandı. Senaryosu, çekimleri ve montajı dahil, ön çalışma olmadan 48 saatte tamamlanan filmle, ekip kısıtlı zamanın film çekmeye engel olmadığını göstermeyi hedefledi. Bunun yanı sıra az bilinen mokümenter tarzıyla, Türkiye’de yapılmış kaliteli bir örnek bulamayan ekip bu türü denemek istedi. Film, kurmaca olarak yaratılmış bir karakterin biyografisi niteleğinde. Hikâye bu karakteri anlatırken, İstanbul’daki gerçekleri de gösteriyor.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Filmi izlemek için tıklayınız.
  • Diğer bağlantılara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Perde yazısına devam et
  • Hülya Koçyiğit’in Anneannesinin Hayatı Müthiş Bir Melodram Olabilir

    Türkan Şoray’ın oynamayı kabul etmediği “Susuz Yaz”la (yönetmen: Metin Erksan) 1964’te bir anda dünya çapında tanınan Hülya Koçyiğit’in anneannesinin hayatı gerçekten müthiş bir melodram filmi olabilecek ayrıntılarla dolu.

    Hülya Koçyiğit’in anneannesi Müjgan Hanımın gerçekten çok sarsıcı bir yaşam öyküsü var…

    Hülya Koçyiğit anneannesini Dünya Gazetesi’nden Feyzan Ersinan Top’un “Hülya Koçyiğit: Film Gibi Yaşadım” kitabında özetle şöyle anlatmıştı:

    Hülya Koçyiğit: “Anneannem filozof bir kadındı ve çok büyük acılardan geçmiş biriydi. İnşallah bir gün anneannemin yaşadığı bu çileyi film yapacağım. En büyük dileğim bu.”

    Soru: “Nasıl acılar bunlar?”

    Hülya Koçyiğit: “Anneannem küçük (bebek) yaşta ailesince terk ediliyor. Daha bir buçuk yaşındayken… (O dönemde) Ablası da üç yaşında. Her ikisi de daha bebek olduklarından anneleri nerede anlamıyorlar.(…) Günler geçiyor iki küçük çocuk köydeki evde aç susuz yaşıyor. O sırada anneannemin ablası belki hastalanıyor belki aç kalıyor ve ölüyor. Tabii anneannem bir buçuk yaşında olduğundan ablasının öldüğünü anlamıyor. Onu bebek gibi yedirmeye çalışıyor, çekiştiriyor, oyun oynuyor onunla. Nihayet köylüler bir gün kapıyı kırıp anneannemi ve ölmüş ablasını buluyorlar. Ablasını toprağa veriyor, anneannemi de evlâtlık veriyorlar. Bir süre sonra anneannem onu evlât edinen memur aileyle birlikte yaşadığı köyden İstanbul’a geliyor (…)

    Anneannem 17 yaşına geldiğinde İstanbul’da bir köşkten “Kızınıza talibiz” diye onu istiyorlar. Görücü usulüyle anneanneme talip oluyorlar; ama talip olan adam zaten evli. Köşke anneannemi kuma olarak istiyorlar. Anneannemi evlât edinip büyüten aile anneannemi kuma olsun diye köşke yolluyor. Köşkün zengin sahibi anneannemi hamile bırakıyor ve bir çocukları dünyaya geliyor. Meğer evin hanımının çocuğu olmuyormuş. Anneannemi de evin beyine çocuk doğursun diye kuma olarak köşke almışlar. Çocuk dünyaya geldikten sonra çocuğa el koyup anneannemi sokağa atıyor ve “Çocuk senin değil, bizim. Artık seni de tanımıyoruz!” diyorlar. Anneannem günlerce köşkün önünde yatıp kalkıyor. Köşkte yaşayan aile Jandarmaya haber verip anneannemi evinden önünden attırıyor. Akıl sağlığı bozuktur iddiasıyla da bir süre de hastahaneye yatırıyorlar. Anneannem on beş yaşında sokakta kalıyor ve bir eve çalışmaya giriyor. Bu evin temizlik işini yaptığı bir gün, yeni çalıştığı konağın çok kadınlı bir ailede büyüyen çok çapkın beyi de anneanneme sahip oluyor. Anneannem bu adama (sonradan dedem olacak adama) “Benimle evlenmek zorundasın” diyor. Önceden başına gelen olayları da bu adama anlatıyor ve bu kez adam hem bekâr, hem insaflı çıkıyor ve anneannemle evlenmeyi kabul ediyor…

    Dedemin hayatında kadınlar, kızlar, alemler hep olmuş. Gözü daima dışarıdaki kadınlardaymış. Anneannem resmi nikâhlı eşiydi dedemin ama dediğim gibi anneannemin kocası yoktu. Çünkü deyim yerindeyse dedem evin yolunu bilmezdi. Dedem anneme gelip, birlikte olduğu, anneannemi aldattığı kadınların fotoğraflarını küçük kızına göstererek “Nasılsın Melek? Bak bu fotoğraftaki ablayı beğendin mi? Annen olsun mu bu abla?” dermiş…

    Dedem gerçek adı Zerbap olan anneanneme adını değiştirerek Müjgan adını da vermiş.

    Annem bilmediği bir yerlerde yaşayan bir kardeşi olduğunu biliyordu; ancak onu hiçbir zaman bulamadı / bulamadık, hiçbir zaman bir araya gelemedik teyzemle.”

    Hülya Koçyiğit’in En Çok Beğendiği Türk Filmleri (*)

    – Metin Erksan’ın “Susuz Yaz”ı
    – Şerif Gören’in “Yol”u
    – Lütfi Akad’ın “Kızılırmak Karakoyun”u
    – Lütfi Akad’ın “Gelin”i
    – Şerif Gören’in “Derman”ı
    – Atıf Yılmaz’ın “Selvi Boylum Al Yazmalım”ı
    – Lütfi Akad’ın “Vesikalı Yarim”i
    – Ömer Kavur’un “Anayurt Oteli”
    – Metin Erksan’ın “Sevmek Zamanı”
    – Memduh Ün’ün “Üç Arkadaş”ı

    (*) Bu listeyi Empire Dergisi için hazırlamıştı.

    (06 Nisan 2013)

    Hakan Sonok

    hakansonok.sonok1@gmail.com