Gökyüzünde Bir Ayna

Iciar Bollain’in yönettiği ve Veronica Echegui, Saumyata Bhattarai, Norbu Tsering Gurung ile Montserrat Alcoverro’nun oynadığı Gökyüzünde Bir Ayna (Kathmandu Lullaby), 03 Ağustos 2012’de M3 Film dağıtımıyla Bir Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Katalan öğretmen Laila, Katmandu’da aşırı yoksullukla ve içler acısı bir eğitim sistemiyle karşılaşır. Oturma izni için anlaşmalı bir evlilik ayarlar, varoşlardaki çocukları eğitmeye yönelik bir projeye girişir. Öğretmen bir arkadaşı ve yeni kocasının yardımıyla Nepal toplumunun derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkar.

  • Basın Bülteni: 1 / 2
  • Fotoğraflar
  • Fragman
  • IMDb
  • Cem M. Başar, Fida Film Reklam Grup Başkanı Oldu

    Bünyesinde sinema reklâmcılığı, yerli film yapımcılığı, film ithalâtı, film laboratuvarı ile birlikte film, video ve oyun dağıtım hizmetlerini barındıran Fida Film’in tüm reklâm ve sponsorluk satışlarından sorumlu Reklâm Grup Başkalığı görevine 03 Temmuz 2012 tarihi itibariyle Cem M. Başar atandı. 1997 yılında New York Syracuse Üniversitesi Pazarlama Bölümü’nden mezun olan Cem M. Başar kariyerine MEPAŞ’ta (Digiturk, Superonline, Cine5) başladı, sonrasında sırasıyla ZEDPAŞ (Show TV, ATV), BİMAŞ (Kanal D, Star TV, CNNTurk) şirketlerinde Reklâm Satış Yöneticiliği yaptı.

  • Basın Bülteni
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Cem M. Başar, Fida Film Reklam Grup Başkanı Oldu yazısına devam et
  • Arşivist’te Geri Sayım Başladı

    BSB Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği’nin İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA) ve Kalkınma Bakanlığı’nın finansal desteğiyle gerçekleştirdiği Arşivist: Dijital Belgesel Kütüphanesi projesi hayata geçiyor. Yaklaşık 1 yıl önce yapımına başlanan Türkiye’nin ilk dijital arşiv projesi Arşivist’in final etkinliği olarak 17 Temmuz 2012 tarihinde Dijital Arşivlemeden İnternet Yayıncılığına konulu bir panel gerçekleştirilecek.

  • Basın Bülteni
  • Yüksek çözünürlüklü logoya haberin devamından üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Arşivist’te Geri Sayım Başladı yazısına devam et
  • Elena

    Andrei Zvyagintsev’in yönettiği ve Elena Lyadova, Nadezhda Markina, Aleksey Rozin ile Andrey Smirnov’un oynadığı Elena, 07 Eylül 2012’de M3 Film dağıtımıyla Calinos Films tarafından vizyona çıkarıldı.
    Elena, bakıma muhtaç, zengin ve yaşlı bir adamla evli bir hemşiredir. Bir gün adam kalp krizi geçirir ve vasiyetini hazırlamaya başlar. Elena hazırlanan vasiyete dahil olmadığını ve adamın tüm varlığını onu hiç sevmeyen kızına bıraktığını öğrenir. Olaylar üzerine Elena, önceki evliliğinden olan işsiz oğlunun geleceği için umutsuzluk ve çaresizliğe kapılır.

    Baskın

    Gareth Evans’ın yönettiği ve Iko Uwais, Joe Taslim, Donny Alamsyah ile Yayan Ruhian’ın oynadığı Baskın (Serbuan Maut – The Raid: Redemption), 03 Ağustos 2012’de M3 Film dağıtımıyla Calinos Films tarafından vizyona çıkarılıyor.
    Bir özel harekât timi, bir apartmanın uyuşturucu tüccarı olan sahibini yakalamak için kapıya dayanır.
    Haberin yayılmasıyla birlikte, her bir katı psikopatlar, katiller ve hırsızlar için sığınak olmuş bu binanın ışıkları söndürülür, tüm çıkışlar kapatılır. Timdeki polislerin çoğu acımasızca öldürülür, hayatta kalanlar binada mahsur kalır.

    • Basın Bülteni: 1 / 2
    • Fotoğraflar
    • Web Sitesi
    • Fragman
    • IMDb
    • Ali Erden Yazıyor

    Baskın yazısına devam et

    Güngör Dilmen’i Düşünürken Ergin Orbey

    Evet, Güngör Dilmen bir tiyatro adamı idi, düşünen, sonra yazan bir yazar. Yazdıkları ile uzun zaman yaşayacağı belli tiyatro adamı. Aslında dolaylı olarak sinemacı da sayabiliriz. Tiyatro oyunu yazmak ile senaryo yazmak aynı şey değildir. Fakat Dilmen senaryo da yazmıştır, her ne kadar bu gün kadar çekilmiş olmasa bile. 1970’de Yunus Nadi Yarışması’nın senaryo bölümüne katılan Dilmen “Anzavur” adlı çalışması ile birincilik ödülünü Oktay Arayıcı ile paylaşmıştır. (Ama hiç bir oyunu sinemaya uyarlanmadı.) İşte bu, beni Dilmen için yazmaya itiyordu ki, Ergin Orbey’in haberi geldi. Dilmen oyun yazarı idi, Orbey ise, hem oyunlar sahneye koyuyor, hem de oynuyordu. AST gibi bir tiyatroda yönetime de bulaşıp, oyunlar içinde seyirci ile buluştu, kaç kez… (Birçok kez seyretmek keyfini yaşadım.) Sonra sinemada oyunculuk, yönetmenlik, senaryo yazarlığı… Tabi başroller oynamadı ama sinemadaki yan karakterler olmasa başrol oyuncusu ne yapabilir ki (hele bizim sinemamızda).

    Sinemada ilk yönetmenliği belki ses getirmedi ama tiyatromuzun vazgeçilmez oyunlarından olan Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz‘ı (1974) sinemaya uyarlayarak hele başrolünde de Halit Akçatepe gibi -ilk (ve tek) başrolü idi- sinemamızın yaşına rağmen hep genç (rollerde) kalabilen bir oyuncusuna vererek… Diğer filmleri de önemli yapıtlar değildi ama sinemamızda bir Ergin Orbey köşesi oluşturuyorlardı. İki Hababam Sınıfı filminde zıvanadan çıkarılan müfettiş rolü ile Yeşilçam -ilgililerinin!- dikkatlerini üzerinde toplayabilmişti. Delisin (1975) filminde başrolleri Akan / Nazır çiftine veriyor ama filmin adını o günlerin popüler Cici Kızlar’ın bir şarkısından (filmde de kullanarak) alıyordu. Bizim Aile (1975) gerçi oyuncuları (Özkul / A. Naşit ) nedeni ile hâlâ televizyonların vazgeçilmezlerinden biri oluyordu. Bütün bunlardan -az sayıda yönetim, senaryo yazımı ve oyunculuk- sonra, sinemada kendine has bir yer ediniyor ama Orbey aslında bir tiyatro adamı. Ufak tefek yapısı, cılız sesi ile sahnelerde devleşen bir oyuncu, sağlam bir yönetmen ve bir (idari anlamda) yönetici… Orbey’in sineması için yazılacak başka şeylerde olabilir, filmleri, oyunculuğu ama öncelikle akla gelebilecek özelliği tiyatrocu kişiliği, sanatçılığı.

    (19 Temmuz 2012)

    Orhan Ünser