1. Çeşme Film Festivali

Türkiye Tiyatrolar Birliği adına İzmir Yenikapı Tiyatrosu, Çeşme Turizm ve Otelcilik Yüksek Okulu Düşünce ve Araştırma Kulübü ile Azizm Sanat Örgütü tarafından 22 – 24 Şubat 2011 tarihleri arasında 1. Çeşme Film Festivali gerçekleştiriliyor. Festivalde gösterilecek filmler arasında Onur Gürsoy’un Pembe İnek, Baran Şaşoğlu’nun Selin’i Beklerken, Ezgi Kaplan’ın İrmik Helvası, Hasan Kurt’un Temiz Olmak Lâzım, Ayşegül Yadigar’ın Güneşin Karanlığı, Barış Çorak’ın Altıkırkbeş, Burak Yedekçi’nin Empoze ve Murat Vanlı’nın Kare As adlı filmleri de var.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Gösterilecek filmler hakkında geniş bilgiler ve yüksek çözünürlüklü afişe haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    1. Çeşme Film Festivali yazısına devam et
  • Anadolu, Meclis Önünde Buluşuyor: Anadolu’yu Vermeyeceğiz

    Anadolu’nun doğasını savunanlar Tabiatı ve Biyoçeşitliliği Koruma Kanun Tasarısı’nı protesto etmek için Ankara’da TBMM’nin önünde basın açıklaması için bir araya geliyor. 170’i aşkın yerel ve ulusal ölçekteki oluşumun destek vereceğini duyurduğu basın açıklamasına Anadolu’nun dört bir yanından gelenler de katılacak. Milli park, SİT gibi korunan alanlar da dahil, Türkiye genelinde Hidroelektrik Santraller (HES) başta olmak üzere doğayı yok edecek bütün yatırımların önünü açan Tabiatı ve Biyoçeşitliliği Koruma Kanun Tasarısı’na tepkiler giderek çığ gibi büyüyor.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü afişlere haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Anadolu, Meclis Önünde Buluşuyor: Anadolu’yu Vermeyeceğiz yazısına devam et
  • Digital Film Making 3. Dönem Kayıtları Başladı

    Digital Film Making 3. dönem kayıtları başladı. DFA öğrencileri, konusunda uzman ve sektörde aktif olarak çalışmakta olan sinema profesyonelleri tarafından eğitiliyor. Dijital yapım ekipmanlarıyla gerçekleştirilen eğitimlerde her öğrenci DFA sertifikası alabilmek için, senaryo yazma, yönetmenlik, oyuncu yönetimi, kamera kullanımı ve kurgulama tekniklerini uygulayacağı en az bir kısa film hazırlıyor. Eğitim süreci boyunca öğrenciler birbirlerinin projelerinde görev alarak prodüksiyonun tüm aşamalarında becerilerini geliştirme olanağına sahip oluyor.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Diğer basın bültenleri ve yüksek çözünürlüklü görsellere haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Digital Film Making 3. Dönem Kayıtları Başladı yazısına devam et
  • Emekten Yana Sanat Konulu Panel İçin Notlar

    Bu bir politikadır. Bu bir duruştur… Önce kişiseldir. Kişinin bir duruşudur. Politiktir. “Emekten yana olmak” duruşu. Emekten yana olmak ne demektir… Emek en yüce, en kutsal değerdir denir. Niye? Emek değer üretir çünkü. Emek bir iştir, bir çabadır, bir çalışmadır. Aslında herkes emek harcar, bir değer üretir. Yan gelip yatanlar dışında. Bizim burada emekten yana deyişimiz, işçi sınıfının emeğinin yanında olmak anlamına gelmektedir. Bunun için bir duruştur, politikadır diyoruz.

    Aslında patron da, işi için çok emek vermektedir, çok mesai harcamaktadır. Ama biz onun emeğinin yanında değiliz. Neden? Emekten yanaysak, onunki de emek. İşin püf noktası burada. Yani sömürüde, yani artı değerde. İşçi ürettiği değerin tam karşılığını alıyor olsa, biz bugün bu tartışmayı yapmıyor olurduk. Öyleyse, demek ki biz karşılığını alamayan emekten yanayız… Yani, işçi emeğinin sömürülmesine karşıyız. Hakkı yenenlerin, hakkı gasp edilenlerin yanındayız. Yani işçinin emeğini yiyenlerin, bu iş için verdiği emeğin karşısındayız. Yenen emeğin yanındayız. Yiyen emeğin değil. Biz onun karşısındayız. Emeği yenenlerin mücadelesinin yanındayız. Doğrusu bu.

    Asıl olan işçinin, kendisinin yenen emeğinin, yenmemesi, karşılığının alınması için mücadele vermesidir. Bunu örgütleriyle, sendikasıyla, partisiyle vermesidir. Bu mücadelede işçinin yanında, tarafında olmaktır, bize düşen.

    Peki, biz kimiz? Ve böyle bir mücadele var mı? Belki bize, genelde küçük burjuva denir literatürde. Öyle midir, değil midir, bu panelin konusu eğil, o iş ayrıca tartışılmalıdır.

    Evet, gene biz kimiz? Biz her şeyden önce insanız. İnsan gibi olmalıyız. Ben buna adam olmaktır diyorum. Adam gibi olmayan insan da olamaz. Önce adam gibi adam olmak gerekiyor. Ama bu kendiliğinden olmuyor, emek istiyor.

    Bugünkü panelin (oturumun) konusu, bana göre şöyle: İşçi emeğinden yana sanat. İşçi emeğinin gasp edilmesi karşısında verilen mücadelenin yanında sanat. O mücadeleden yana sanat. Sanat yapan, sanat eseri üreten sanatçıda emek vermektedir, o da bir emekçidir, onun da bir şekilde emeğinin karşılığı verilmemektedir, falan da denebilir.

    Konumuz bütün bunları tartışmak değil, burada. Konumuz sanatın emekten yana olmasıdır. Yani böyle bir istektir, böyle bir yönlendirmedir. Bu güne kadar sanat emekten yana, işçi sınıfının emeğinden yana olmuş mudur? Benim gördüğüm kadarıyla olmamıştır. Sınırlı örnekler dışında. Ezilen sınıflardan, horlanan insanlardan yana olmuş mudur, bunun için verilen mücadelelerin yanında olmuş mudur, sanat? Olmamıştır. Olmalı mıdır? Olmalı mıydı? Bu soru çok derin tartışmalar açar bize. Bu oturumu da aşar. Beni de aşar. Ama sanatçı, bir insan olarak, ayrıca kendi konumu gereği emekçilerin hak mücadelesinin yanında olmalıdır. Bunu tartışmam bile.

    Emekçi, emekçinin yanında olmalıdır. Sanat emekçisi fabrika emekçisinin, fabrika emekçisi de sanat emekçisinin yanında olmalıdır. Sanatın kendi yolu vardır, kendi hedefleri vardır, kendi işlevi vardır. Sanat üzerine yazılmış yüzlerce, binlerce kitap, makale vardır. Burada “emekten yana olmak” değildir asıl konu. Başka şeylerdir, başka boyutlardır. Bunun bilinmesinde yarar var.

    Müzeleri dolduran sanat yapıtları, sanat tarihi kitapları hep başka şeylerde söz eder. Ve bir sanat eseri, konusu gereği, yani işçi sınıfını resmettiği için önemsenmez, kendi sanat alanı adına yaptığıyla önemsenir. Eğer olayı konuyla, öyküyle sınırlarsak, sanatı da sınırlarız. Soyut sanattan hiç söz edemeyiz. Sözsüz müzikten söz edemeyiz. Aşk şiirinden söz edemeyiz. Sanat emekten yana nasıl olabilir? Emek sömürüsünün olmadığı bir dünyanın oluşmasına katkıda bulunursak. Sanat bunu ancak kendi yolunda giderek yapabilir.

    Sanatçı kimsenin hizmetinde değildir, olmamalıdır. Sanatçı, ancak sanatının hizmetindedir. Ama sanatçı insan olarak, kendi de bir emekçi olarak, diğer emekçilerin yanında olmalıdır, kuşkusuz. Emek mücadelesinin yanında olmak değil. İçinde olmak gerekir. Bu çok geniş bir mücadele cephesidir. Amaç dünyayı, yaşamı daha güzel, daha adil, daha yaşanılır, daha insanca yapmaktır, bunun mücadelesini yapmaktır.

    (29 Ocak 2011)

    Engin Ayça

    Kaybedenler Kulübü Fragmanı Yayında

    Merakla beklenen Kaybedenler Kulübü’nün vizyonu için geri sayım başladı. Başrollerini Ahu Türkpençe, Nejat İşler ve Yiğit Özşener’in paylaştıkları, yönetmen Tolga Örnek’in yeni filmi Kaybedenler Kulübü’nün fragmanı sinemalarda ve internette yerini aldı. Ana karakterlerini bir aşk, özgürlük ve yalnızlık hikâyesinde buluşturan film aynı zamanda son derece eğlenceli bir senaryoya sahip. Kaybedenler Kulübü, duygu ve mizah yüklü konusu ve oyuncu kadrosunun gücüyle, 2011’in en heyecan verici yapımlarından biri olacak gibi görünüyor.

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • 5. Uluslararası 2. El Kısa Film Festivali Etkinlik Takvimi Açıklandı

    Bu sene 01 – 05 Mart 2011 tarihleri arasında, aynı anda Ankara ve İstanbul’da düzenlenecek olan 5. Uluslararası 2. El Kısa Film Festivali etkinlik takvimi açıklandı.
    05 Şubat 2011 Cumartesi günü 18:00 – 20:30 saatleri arasında İstanbul Yıldırım Mayruk Moda ve Sanat Evi’nde basın toplantısı ve 5. Yıl Onur Ödülleri Gecesi düzenlenecek.
    Ankara’da ANKAmall Sineması’nda 01 Mart 2011 Salı günü 19:00 – 20:30 saatleri arasında yapılacak açılış töreni sonrasında, atölyeler, söyleşiler ve imza günleri ile sürecek olan festival, 05 Mart 2011 Cumartesi günü 19:00 – 22:00 saatleri arasında yine ANKAmall Sineması’nda düzenlenecek ödül töreni ve kapanış partisi ile sona erecek.

  • Basın Bülteni
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • 16. Türkiye / Almanya Film Festivali’nin Kısa Film Yarışma Programı Kesinleşti

    17 Mart 2011 tarihinde törenle başlayacak olan 16. Türkiye / Almanya Film Festivali, Almanya’nın her yerinden gelen sinemaseverleri ve sanatçıları Nürnberg’de ağırlayacak. Uzun Metraj Film Yarışması programı ile Seçici Kurul’un belirlenmesi yoğun bir hazırlık döneminin ardından son aşamasına gelmişken, festivalin diğer önemli bir bölümünü oluşturan Kısa Film Yarışması’nda yer alan eserler kesinleşti. Yarışmada aranan belirleyici kriter, katılan kısa filmlerin çok kültürlü bir içeriğe sahip olması. Seçici Kurul Başkanlığını ünlü kısa film uzmanı Hilmi Etikan’ın yaptığı yarışmaya Almanya’dan 4, Türkiye’den 7 kısa film katılacak.

  • Basın Bülteni
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    16. Türkiye / Almanya Film Festivali’nin Kısa Film Yarışma Programı Kesinleşti yazısına devam et
  • Tesadüf’ünü Anlatan Kazanacak

    Mehmet Günsür, Belçim Bilgin, Altan Erkekli, Yiğit Özşener, Ayda Aksel, Hüseyin Avni Danyal ve Yılmaz Gruda’nın rol aldığı Aşk Tesadüfleri Sever, 04 Şubat 2011’de vizyona girecek. Filmin vizyona giriş tarihi yaklaşırken, Böcek Yapım tarafından, genç yetenekleri desteklemek için “Tesadüf” konseptli bir de yarışma hayata geçirildi. Öğrencilerin ve sinemaseverlerin, En İyi Amatör Kısa Film ve En İyi Amatör Fotoğraf dallarında başvurabilecekleri yarışmayla ilgili detaylı bilgilere www.fototurgut.com internet sitesinden ulaşmak mümkün.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğrafa haberin devamından üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Tesadüf’ünü Anlatan Kazanacak yazısına devam et
  • Kız ve Kurt

    Catherine Hardwicke’in yönettiği ve Amanda Seyfried, Gary oldman, Billy Burke ile Shiloh Fernandez’in oynadığı Kız ve Kurt (Red Riding Hood), 01 Nisan 2011’de Warner Bros. dağıtımıyla Warner Bros. tarafından vizyona çıkarıldı.
    Ailesi zengin Henry ile evlendirmek istediğinden, Valerie ve sevgilisi Peter kaçma plânları yapar. O sırada kasaba korkunç bir olayla sarsılır. Valeri’nin kız kardeşi, civardaki ormanda bir kurt adam tarafından öldürülür. Yardım için çağrılan ünlü kurt adam avcısı Peder Solomon, gündüzleri insan formunda olan kurdun aralarından biri olabileceğini söyler.

  • Basın Bülteni: Uzun / Kısa
  • Fotoğraflar
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb
  • Javier Bardem: Inarritu Bana Bir Rol Değil, Hayat Tecrübesi Önerdi

    Oscar ödüllü Javier Bardem, son filmi Biutiful için, “Inarritu bana bir rol değil, bir hayat tecrübesi önerdi. Bende çekimlerin sürdüğü 5 ay boyunca bunu yaşadım.” diye konuştu. Paramparça Aşklar Köpekler, 21 Gram ve Babel filmlerinin ardından Meksikalı yönetmen Alejandro Gonzalez Inarritu’nun son filmi Biutiful’da Oscar ödüllü Javier Bardem başrolde yer alıyor. Altın Küre Ödüllerinde Yabancı Dilde En İyi Film adayı olan film, Cannes’da büyük ilgi toplamış, En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazanmıştı.

  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü görsele haberin devamından üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Javier Bardem: Inarritu Bana Bir Rol Değil, Hayat Tecrübesi Önerdi yazısına devam et