İki Çizgi, Cape Town’da

Dünya prömiyerini, 65. Venedik Uluslararası Film Festivali’nde yapan Selim Evci’nin ilk uzun metrajlı filmi İki Çizgi, festival yolculuğuna Güney Afrika’nın Cape Town kentinde devam ediyor. 21 – 29 Mart tarihleri arasında gerçekleşen Cape Winelands Film Festivali’ne 40’ın üzerinde ülke katılıyor. Festivalin Dünya Sineması bölümünde 22 filmle birlikte yarışacak olan İki Çizgi, 26 ve 27 Mart tarihlerinde yönetmenin katılımıyla Güney Afrika izleyicisinin karşısına çıkacak. 27 Şubat’ta İstanbul’da vizyona giren İki Çizgi, 27 Mart’ta İzmir, 24 Nisan’da Ankara izleyicisi ile buluşacak.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Gazze Saldırısının Ardından Çekilen İlk Belgesel “Gazze’nin Yarası” İstanbul Film Festivali’nde

    Akbank sponsorluğunda düzenlenen 28. Uluslararası İstanbul Film Festivali programına, belgeselci ve film eleştirmeni Necati Sönmez’in Gazze saldırısının izleri üzerine yapılmış ilk belgesel niteliğini taşıyan filmi Gazze’nin Yarası, Türk Belgeselleri bölümüne eklendi. Necati Sönmez’in Mart ayı başında gittiği Gazze’de çektiği belgeselde, Gazzeliler, İsrail ordusunun, 2008 sonlarında başlayıp yirmi iki gün aralıksız süren ağır saldırısının ardından yaşadıkları dehşeti ve kıyımı anlatıyor. İlk elden anlatılan tanıklıklarla Gazze’nin Yarası yalnızca Gazze’yi değil aynı zamanda tüm savaşların korkunçluğunu gözler önüne seriyor.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • İstanbul Modern Sinema, Berlin’de Kısa Türk Filmlerinden Bir Seçki Sunuyor

    26 Mart – 04 Nisan tarihleri arasında Berlin’de gerçekleşen 7. Türk Filmleri Haftası kapsamındaki Kısalar seçkisi İstanbul Modern Sinema tarafından oluşturuldu. 30 Mart – 01 Nisan tarihleri arasında gösterime sunulacak olan ve koordinatörlüğünü İstanbul Modern Sinema Müdürü Müge Turan’ın üstlendiği Bir Teselli Ver başlıklı programda, biri belgesel olmak üzere, sekiz kısa film gösterilecek. Bu filmler arasında Sapak, Tek Notalık Adam, Bir Cinayetin Öyküsü, Ata ve İşkenceye Tolerans gibi filmler bulunuyor.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Gösterilecek filmler hakkında geniş bilgilere ve yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    İstanbul Modern Sinema, Berlin’de Kısa Türk Filmlerinden Bir Seçki Sunuyor yazısına devam et
  • Altın Portakal’lı “Pazar: Bir Ticaret Masalı”, 10 Nisan 2009’da Vizyonda

    45. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden, En İyi Film, En İyi Senaryo ve En İyi Erkek Oyuncu Ödülleri’yle dönen, İngiliz yönetmen Ben Hopkins’in yazıp yönettiği Pazar: Bir Ticaret Masalı, 10 Nisan 2009′da sinemalarda gösterime giriyor. Film, doğuda küçük bir tüccarın hikâyesini zekice, esprili ve kahramanına büyük bir yakınlık hissederek anlatıyor. Mihram karakterinde gösterdiği gerçekçi performansıyla dikkat çeken genç oyuncu Tayanç Ayaydın’a, amcası Fazıl rolünde usta aktör Genco Erkal, Şenay Aydın, Hakan Şahin ve Rojin eşlik ediyor.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yeni Yapımlardan İlk Görüntüler Kırmızı Halı’da

    Kırmızı Halı, Kamera Arkası’nda bu hafta Reha Erdem’in Hayat Var adlı filmi ekrana geliyor. Yakında bölümünde The Hangover, Transformers: Yenilenlerin İntikamı, Sokak Dövüşçüsü: Chun Li Efsanesi ve Kehanet’ten görüntüler izleyicilerle buluşuyor. 28. Uluslararası İstanbul Film Festivali ve 20. Ankara Film Festivali Ödül Töreni bu hafta mercek altında. Vizyondakiler bölümündeyse Kasabanın Yenisi, Karanlıklar Ülkesi: Lycan’ların Yükselişi ve Ölümcül İçgüdü filmlerinden görüntüler sinemaseverlerle buluşuyor. Ediz Gülten’in yönetmenliğini, Merve Genç’in yapımcılığını üstlendiği Kırmızı Halı, 27 Mart Cuma akşamı saat 22:15’de, Kanal 24’te.

  • Basın Bülteni
  • Oxford Cinayetleri

    Alex de la Iglesia’nın yönettiği ve Elijah Wood, John Hurt, Leonor Watling ile Julie Cox’ın oynadığı Oxford Cinayetleri (The Oxford Murders), 27 Mart 2009’da Tiglon Film dağıtımıyla Tiglon Film tarafından vizyona çıkarıldı.
    Oxford Üniversitesinde profesör olan Arthur Seldom okulda başlayan cinayet serisini önlemeye çalışır. Katil cinayetlerin ardında matematiksel semboller bırakmaktadır. Katili durdurmak isteyen profesörün en büyük yardımcısı eski öğrencilerinden Martin olur. Yaşadığı yerde işlenen bir cinayetten sonra işler karışınca Martin, cinayetleri mantık ve matematik sembolleri kullanarak çözmeye çalışır.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb
  • Ali Ulvi Uyanık Yazıyor
  • 03 Nisan 2009 Haftası

    “Hızlı ve Öfkeli 4”ün daha iyisi -çok süratli kara taşıtı kapışmalarının, korkulu polis oyunlarının ve elektronik müziğin yüksek adrenalin salgılanmasına yol açan etkilerini duyumsamak isteyenler için- bu sezon yok: Yeniden bir araya gelen ilk kadro, öfke patlamasında da bomba gibi.

    “Kıymık”, 50’lerin ‘B’ sınıfı filmlerinde kasaba halkına musallat olan tanımlanamayan maddelere benzer bir yaratık – hayvanın dar bir mekâna sıkıştırdığı dört karakteriyle duygudaşlık kurabildiğiniz ölçüde etki alanına girebildiğiniz, küçük ve becerikli korku: Uyaralım; küçük bir bıçakla kol kesmenin zorluğuna dair sekanslarda kötü hissedebilirsiniz!

    “Marley & Ben”, hangi sınıf, renk, din, gelir vs. özelliklere sahip olursanız olun size sadakat ve sevgi veren, karşılığında ise sadece sevginizi isteyen bir köpekle ‘ölüm sizi ayırana kadar’ dost kalmanın, tekâmül yolunda nasıl bir deneyim olduğunu, bundan daha sağlam anlatamazdı sanırım.

    Filmdeki çiftimiz, evlenir, yavru Marley’e sahip olur, üç evlât dünyaya getirir ve iyi – kötü binlerce gün geçirir; sonra… Yıllar sonrası, final, benim gibi aynısını yaşamış olanlar için çok acıdır. Çünkü belki de hayatınızda hiç kimseden görmediğiniz, göremeyeceğiniz, tamamen karşılıksız sevginin kaynağı o güzel yaratık artık veda etmek üzeredir…

    Bir ailenin yıllarını incelikli bir film grameriyle anlatan film, bu sürede Marley’i sizin de benimsemenizi sağlıyor. Onsuzluk çok zor geliyor; bayağı koyuyor… Köpeklerini modası geçen bir eşya gibi sokağa bırakıp kaçan gaddarlar izlerlerse vicdan azabı ile tanışırlar mı acaba?

    “Son Oyun”, kimsenin ölmediği ‘hafif’ suç filmlerinden; tabii ki hırsızlığı sürprizli, erkek oyuncularından biri (Banderas!) sempatik ve Radha’nın iç çamaşırlı hali de iç gıcıklayıcı: Becerikli kadın yönetmenimizin formülünü anladınız değil mi?

    “Vahşet Partisi”, uzak çiftlik evinde parti yapan bir grup gencin tek tek öldürüldüğü ‘slash’ filmler gibi başlayıp, ilerledikçe, hem eleştirel sosyolojik göndermeler ve hem de ruhbilimin bile içinden çıkamadığı yeniçağ gençlerinin ‘korkunçluğuna’ dair ayrıntılarla karşılaşacağınız enteresan film: Açık arazide tedirginlik duygusunu zirveye çıkaran görüntü çalışması müthiş!

    (01 Nisan 2009)

    Ali Ulvi Uyanık

    aliuyanik@superonline.com