Körlük (Yönetmen: Fernando Meirelles)

Fernando Meirelles’in yönettiği ve Julianne Moore, Mark Ruffalo, Danny Glover ile Gael Garcia Bernal’ın oynadığı Körlük (Blindness), 05 Haziran 2009′da Tiglon Film dağıtımıyla Tiglon Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Körlüğe neden olan bulaşıcı bir hastalıktan etkilenenler, eski bir akıl hastanesinde karantina altına alınırlar. Koğuşlardan birinde kalan bir grup insan yiyecek stoku üzerindeki kontrolü ele geçirir ve silâhla diğerlerinden değerli eşyalarını talep etmeye başlarlar. Ancak hastalıktan etkilenmediği halde, kocasının peşinden kendini karantinaya aldıran bir kadın, oradaki yedi yabancıya kılavuzluk eder.

Körlük (Yönetmen: Fernando Meirelles) yazısına devam et

Hayata Çalım At

Ken Loach’un yönettiği ve Steve Evets, Eric Cantona, Stephanie Bishop ile Gerard Kearns’ın oynadığı Hayata Çalım At (Looking For Eric), 14 Mayıs 2010′da Tiglon Film dağıtımıyla Filma Ltd. tarafından vizyona çıkarıldı.
Ken Loach, 1997’de futbolu bırakan Eric Cantona’yı hayallerinde gören Manchester’lı postacı Eric’i anlatıyor. Postacı Eric, karısı onu terk ettikten sonra, panik atak krizleri geçiren, üstüne üstlük otuz yıldır sevdiği Lily’ye bile açılamayan çaresiz bir adamdır. İşte böyle anlarda, sarıldığı özel bir arkadaşı vardır: Her akşam ona görünen ve trompet çalan futbol dehası, filozof Eric Cantona.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb
  • sadibey.com yazarlarının eleştirileri ve diğer haberlere haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Hayata Çalım At yazısına devam et
  • Alman Kültür Merkezi’nde Arşivden Seçme Filmler

    Alman Kültür Merkezi’nde (Goethe-Institut) 08 Mayıs – 26 Haziran tarihleri arasında Almanca filmler, Türkçe altyazılı ve ücretsiz olarak gösteriliyor. Goethe-Institut arşivinden oluşturulan seçkideki örnek 22 filmle Alman sinemasının yüz yıllık tarihine bir bakış atılıyor. İlk sessiz filmler (Lubitsch), savaş öncesi (Sternberg) ve savaş sonrası (Käutner) filmler, 60’lı ve 70’li yılların yaratıcı filmleri (Kluge, Fassbinder) ve günümüzün yeni ve gerçekçi (Petzold, Dresen) sineması olmak üzere sinema tarihinin önemli devreleri sunuluyor. Seçilen filmler ait oldukları dönemin Almanya’sına göz atma fırsatı veriyor, film ve film dilinin gelişimini belgeliyorlar. Goethe-Institut gösterilerinin ilk bölümünde, 1910 – 1940 yılları arasındaki dönemden 9 film gösteriyor.

  • Basın Bülteni
  • Ali Erden Yazıyor
  • Fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Alman Kültür Merkezi’nde Arşivden Seçme Filmler yazısına devam et
  • Saddamın Askerleri: Kara Güneş’in Basın Gösterimi Yönetmen Gani Rüzgar Şavata’nın Katılımıyla Yapıldı

    Başrollerinde Gani Rüzgar Şavata ve Tuğba Özay’ın oynadığı Saddamın Askerleri: Kara Güneş’in basın gösterimi yönetmen Gani Rüzgar Şavata’nın katılımıyla 30 Nisan Perşembe günü Nişantaşı City Life Sineması’nda yapıldı.
    01 Mayıs Cuma günü gösterime girecek olan film, Kuzey Irak’ta Saddam Hüseyin döneminde Peşmerge köylerinde yapılanları çarpıcı görüntülerle ve diyaloglarla anlatıyor. Askerler robot değilse, emperyalizm, siyonizm ve faşizmin yandaşlarına piyon olmuşsa, insanlara yaşamla ölüm arasında ince bir çizgi bile tanımıyorsa işte bu Saddamın Askerleri’dir.

  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Saddamın Askerleri: Kara Güneş’in Basın Gösterimi Yönetmen Gani Rüzgar Şavata’nın Katılımıyla Yapıldı yazısına devam et
  • Filma’dan Yeni Filmler

    Looking For Eric ve Whatever Works adlı filmlerin Türkiye dağıtımcılığını Filma Ltd. aldı. Yönetmenliğini Ken Loach’un yaptığı Looking For Eric için 18 Mayıs’ta Cannes Film Festivali’nde gala gösterimi yapılacak. Woody Allen’ın yönetmenliğini yaptığı yeni filmi Whatever Works ise 2009 Tribeca Film Festivali’nde gösterildi.

  • Geniş bilgi için tıklayınız.
  • Edebiyata Adanan Bir Ömre Teşekkür

    Beşiktaş Belediyesi tarafından düzenlenen Ustalara Saygı etkinliğinin 04 Mayıs’taki konuğu edebiyat dünyamızın ünlü ismi Selim İleri olacak. Yazar için hazırlanan gece, Melih Cevdet Anday Sahnesi’nde (Akatlar Kültür Merkezi) saat 20:00’den itibaren takip edilebilecek. Çeşitli dergi ve gazeteler için kaleme aldığı yazıların yanı sıra senaryolar ve tiyatro oyunları kaleme alan Selim İleri için düzenlenen gece, ustanın çok yönlülüğünü vurgulayacak. Etkinliği hazırlayan Faruk Şüyün, Selim İleri ile birlikte edebiyat, basın, yayın, tiyatro ve sinema dünyasından misafirler ağırlayacak.

  • Basın Bültenleri
  • Gençlerin Kısa Filmleri, İstanbul Modern Sinema’da

    İstanbul Modern Sinema, üniversitelerin kısa film festivallerinde finale kalan ve ödül kazanan filmlere ev sahipliği yapıyor. Genç yönetmenleri destekleme amacı taşıyan etkinlikte ilk olarak Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İTÜ’nün düzenlediği kısa film festivallerinden filmler gösterime sunulacak. Müşfik Kenter, Tolga Çevik, Yeşim Ceren Bozoğlu ve Şehsuvar Aktaş gibi deneyimli oyuncuların yer aldığı filmler izleyiciyle buluşurken, ayrıca çeşitli ulusal ve uluslararası festivallerde ödül alan ya da ön elemeyi geçen filmler de gösterilecek.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Fotoğraflara ve filmler hakkında geniş bilgilere haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Gençlerin Kısa Filmleri, İstanbul Modern Sinema’da yazısına devam et
  • UIP Filmcilik Filmleri

    Jonas Brothers: 3 Boyutlu Konser Deneyimi (Jonas Brothers: The 3D Concert Experience), Beverly Hills Çuvava (Beverly Hills Chihuahua), 13. Gün (Friday, the 13th), Devlet Oyunları (State of Play), Canavalar Yaratıklara Karşı (Monsters vs. Aliens), Hızlı ve Öfkeli 4 (Fast and Furious), Ölümcül İçgüdü (L’Instinct de Mort: Part 1 – Public Enemy: Number One), Sahtekârlar (Duplicity), Sihirli Dağ (Race to Witch Mountain), Köpek Oteli (Hotel For Dogs), Hayallerin Peşinde (Revolutionary Road), Despero (The Tale of Desperaux), Bolt, Madagaskar 2 (Madagascar: Escape 2 Africa), Osmanlı Cumhuriyeti, Watchmen, 01 – 07 Mayıs 2009 seansları için tıklayınız.

    08 Mayıs 2009 Haftası

    “Clive Barker’dan Kan Kitabı”, ölülerin dünyamıza geçiş yaptıkları kavşakta kurulu bir evin sınırları içinde geçen İngiliz işi ‘sıkı korku’ filmi: Parapsikoloji ilgi alanınızda ise izleyin; korku adına yapılan ‘ucuzluklar’dan sıkıldıysanız asla kaçırmayın; yine bir Barker öyküsü “The Midnight Meat Train – Dehşet Treni”ni sevdiyseniz koşa koşa gidin!

    “Igor”, “çılgın bilim adamlarına hizmet eden ve -hani bilirsiniz- hep ‘şalteri indiren’ kambur yardımcılardan biri, zincirlerini kırıp, güneşsiz / kötücül ülkeye, müzik, şarkı, umut yüklü bir ‘canavar (!) kız’ı ‘bilmeden’ armağan ederse neler olur” sorusunun yanıtını, dışavurumcu korku filmlerinin mizahi bir animasyon uyarlaması olarak hakkıyla veriyor. Türün tutkunlarının, bu şık filmi orijinal / altyazılı olarak izleyebileceklerine dair müjdeyi de vermiş olalım.

    “Milk”, azınlık ve / veya ayrıksı vatandaşların anayasal hakkı olan eşitlik için mücadele eden bir öncü adamın gerçek öyküsünü, demokrasiye gerçekten inanmış aklı başında hiç kimsenin itiraz edemeyeceği bir üslupla, belgesel gerçekliği tadında sunuyor. Başarıyı, zaferi, giderek de gücü elde eden bir insanın bazı ayrıntıları göz ardı etmesine dair tespiti ise yerli yerinde: Harvey Milk’in katili olacak şehir meclisi üyesini, zamanla hafifsemesi gibi.

    “Nokta”, ‘toprağın üzerinde vicdan azabıyla kefaret ödeyen biri olarak, Allah yolunda kesintisiz yazılan bir güzel ‘hat’tın noktası olmak’ fikri çerçevesinde, düz, beyaz, çok büyük bir alanda (bembeyaz bir kâğıt gibi) kesintisizce (dairesel) aktarılan öyküsü, sinemamızın gördüğü en ciddi yönetmenlik çalışmalarından birini içeriyor. Kötülüğün insanda vücut bulmuş şeklinin, ondan sıyrılarak tekâmüle erişmek için gerekli olduğuna dair bir hikâye olarak da okunabilir. Kesinlikle ilgilenmeniz gerekiyor.

    “Star Trek”, seyircinin, sonsuz ve ıssız uzayda yeni dünyalar / yaşamlar keşfetme düşlerini televizyon ekranında / sinema perdesinde ete kemiğe büründüren, her tür teknolojinin kullanıldığı büyük bir serüvene dönüştüren kırk üç yıllık bilim kurgu gözdesinin, kara delik – zaman çizgisinde yolculuk – mantık ile duygunun çatışma ve uzlaşması gibi temaların kullanıldığı mükemmel bir kolâjla, ‘başlangıç sunumu’: Görsel etkilerdeki şaşırtıcı gerçeklikte ışığın yansımalarına dikkat edin, tek sözcükle mükemmel!

    “Tetikçi 2: Yüksek Gerilim” adlı çılgınlığın son zirvesi, “kurşun gibi” tanımlamasını hak eden film için söyleyebilecek bir şey bulamıyorum: Yapanlar topluca delirmiş herhalde!

    “Tetikçi 2: Yüksek Gerilim”in başrol oyuncusu Jason Statham’dan: “Bu, analiz edilecek, didik didik deşilecek bir film değil. Bu, eğlendirmek için yapılmış, katıksız bir aksiyon filmi. Amerikalıların dediği gibi, baştan sona bir an bile durmayan, çok faça bir aksiyon filmi. İnsanların görmek istediği her şey var. Aksiyon, komedi, öldüren diyaloglar ve ilginç, yoldan çıkmış karakterler seviyorsanız, kemerinizi bağlayın ve yolculuğa hazır olun”.
    “Usta”, bizim “The Astronaut Farmer”ımız! Bu toprakların aydınlık insanlarının, düşlerini yaşama geçirmek için çalışan, insanına sevdalı, hedefi üretmek olan, parayı değil başarmayı seçen insanların; âşık olmanın, arkadaşlığın, fedakârlığın, paylaşmanın filmi. Olmuş işte! Başarılmış! Sinemamızda eleştirdiğimiz, kafamıza, gözümüze takılan acemilikler, sıradanlıklar ve ucuzluklara “Usta”da yer yok! Örneğin, çocuklar çok iyi yönetilmiş; örneğin, uzun plân-sekanslar falsosuz çekilmiş; örneğin, siyasi alt metin seyircinin gözüne sokulmadan öykü akışı içine nüfuz ettirilmiş; örneğin, geniş ekranda çerçevenin içi kusursuzca tasarımlanıp gerçekleştirilmiş… Annenin ölüm anına dair zarifliklere de imza atmış yönetmen bu ilk filminde bu denli egemense sinemaya, gelecekte neler yapacak çok merak ederim doğrusu. Bravo!

    (05 Mayıs 2009)

    Ali Ulvi Uyanık

    aliuyanik@superonline.com