20. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde “İki Çizgi” ve “Gökten 3 Elma Düştü” Söyleşileri Yapıldı

20. Ankara Uluslararası Film Festivali kapsamında Ulusal Yarışma filmlerinden Selim Evci’nin yönettiği İki Çizgi’nin gösterimi sonrasındaki söyleşiye Selim Evci ve filmin teknik ekibinden Mediha Didem Türemen ile Samet Evci de katıldı. Günün diğer bir söyleşisi Gökten 3 Elma Düştü filminin yönetmeni Raşit Çelikezer ve oyuncusu Kürşat Alnıaçık ile yapıldı.

  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    20. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde “İki Çizgi” ve “Gökten 3 Elma Düştü” Söyleşileri Yapıldı yazısına devam et
  • Altan Erkekli ve Hande Subaşı, Cinemania’da

    Ömür Gedik’in hazırlayıp sunduğu sinema programı Cinemania’nın bu haftaki konukları, Güneşi Gördüm filminin oyuncularından Altan Erkekli ve Hande Subaşı. Filmde anlatılanların gerçek hayattan alındığını vurgulayan Erkekli, Mahsun Kırmızıgül’ün samimi ve çok iyi niyetli bir insan olduğunu belirtiyor. Hande Subaşı ise, çekimler sırasında yaşadıklarını ve bu filmin kendisi için ne kadar önemli olduğundan bahsediyor. Editörlüğünü Fırat Sayıcı’nın yaptığı programda vizyona yeni giren filmler, Güneşi Gördüm galasından özel röportajlar ve çarpıcı sinema haberleri de yer alıyor. Ömür Gedik’le Cinemania her Cumartesi Kanal D’de!

  • Basın Bülteni
  • Fotoğrafa haberin devamından üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Altan Erkekli ve Hande Subaşı, Cinemania’da yazısına devam et
  • 27 Mart 2009 Haftası

    “Ölümcül İçgüdü”, Avrupa’nın en acımasız gangsterinin öyküsü aracılığıyla insan denilen varlığın şiddet yüklü kaotik özelliklerini inceleme fırsatı sunuyor: Sürükleyici stili içinde oyuncuların hepsi başarılı olsa da, içlerinden biri, Jacques Mesrine rolündeki Vincent Cassel sivriliyor.

    “Oxford Cinayetleri”, gerçeğin kesin matematiksel doğrulardan değil, karmaşıklık, belirsizlik, muğlâklık, tesadüfler, şüphelerden geçerek oluştuğunu, cinayetlerinin arkasından semboller bırakan seri katili bulmaya çalışan profesör ve hayranı öğrenci aracılığıyla, izleyenin katılımını azami düzeye çıkartarak kanıtlamaya çalışıyor. Kesinlikle zor, zor olduğu ölçüde de seyri zevkli, dvd koleksiyonlarında da yer alması gerekli bir uyarlama.

    “Kasabanın Yenisi”, sımsıcak bir kentten soğuk bir kasabaya düşen inatçı / kendini beğenmiş bir iş insanı da olsanız, birbirlerini farklılıklarıyla seven insanlar ve tabii bir de aşk karşısında eriyivereceğinizi söylüyor: Tam bir aile güldürüsü!

    “Karanlıklar Ülkesi: Lycan’ların Yükselişi”ni izlemeniz için iki neden, tragedya ile flört eden eski çağlara ait hikâyesinin etkileyiciliği ve mimaride – giysilerde – yaratık tasarımlarında, bilinenin oldukça dışına çıkmış olması… Bir de, iki tür arasındaki kıran kırana savaş sahneleri var ki, karmaşık teknikler içermesi açısından ilgiye değer.

    “Karanlıklar Ülkesi: Lycan’ların Yükselişi”nin yapım tasarımcısı Dan Hennah’ın görüşlerinden: “Film Gotik öncesi dönemde geçiyor. Ağırlıklı olarak Gürcistan mimarisi, Rusya sınırındaki taş mimari ve Bizans-Türk mimarisi etkileri hâkimdi… Büyük ölçüde bir yeraltı ortamı söz konusu… Bunun altında yatan düşünce vampirlerin kayalara oyulmuş eski bir kale ya da manastırı ele geçirip kendi kullanımlara uygun hâle getirdiğiydi…”
    “Hayat Var”da bir kız… 14 yaşında. İstanbullu. Sevgi yoksunu, toplumca kabul gören tipte bir aile yoksunu, arkadaş yoksunu. Çevresindeki dünya, ‘erkek’, hoyrat, karanlık, gürültücü, kirli… Hem de her anlamda çok kirli. O cinselliğin karmaşık, kolay anlaşılmaz evrenine adım atar. O, her şeye rağmen hayatı keşfetmeye çalışır. Bir dere kenarında yaşar ama orası deryaya açılır. Orası, umudunun kanatlanarak rüzgârlara kavuşacağı denizdir. İstanbul’dur.

    Bu film sinemamızda iki ilki sunmaktadır: Dünyanın büyük deniz kentlerinden birine gerçekten de sudan, muhteşem boğazdan yaklaşır ve resmeder. Ve de tabulara sahip bir ulusal sinemada, ergenlik çağının fiziksel-ruhsal değişimlerini yaşayan bir kızı, Hayat’ı, aç bakışların ortasında isyanını gizlemeyen bir İstanbul kızını adamakıllı tanıtır.

    Reha Erdem yetkin bir sinemacıdır. Sineması zevk verir. Öyküsünü, tam da sinemaya yakışır biçimde, minimum söz kullanarak, görüntülerle ve ‘geniş ekran’da (2.35:1 görüntü oranında) anlatmıştır. İzlememek kayıptır.

    (25 Mart 2009)

    Ali Ulvi Uyanık

    aliuyanik@superonline.com

    Almanya’nın Kışkırtıcı Kızı Ulrike Ottinger Ankara’da

    Bu sene 07 – 14 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek 12. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, Almanya’nın en önemli yönetmenlerinden biri olan Ulrike Ottinger’i konuk ediyor. Ankara Alman Kültür Merkezi’nin katkılarıyla Ankara’ya gelecek olan Ottinger filmlerinin yanı sıra fotoğraf sergisiyle de festivale katılacak. 1942’de dünyaya gelen Ottinger, kariyerine Paris’te ressam olarak başladı. 1973’te ilk filmi Wolf Vostell’i çekti. 1978’de yönettiği Madame X’le dikkatleri üzerine çekti. Film, Ottinger’in sinemasındaki çılgınlığa işaret ederken, aynı zamanda, fetiş oyuncusu Tabea Blumenschein’i deri giysili kaptan rolüyle bir yer altı ikonuna dönüştürdü.

  • Basın Bülteni
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Almanya’nın Kışkırtıcı Kızı Ulrike Ottinger Ankara’da yazısına devam et
  • 20. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde 18 Mart Çarşamba

    20. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde 18 Mart Çarşamba günü 8 adet söyleşi var. İki Çizgi filminden sonra Selim Evci ve Kaan Keskin; Gökten 3 Elma Düştü filminden sonra Raşit Çelikezer; Belgesel: Ulusal Yarışma (Amatör) III’ün ardından Mahalle Maçı filminden sonra Varol Uzlu; Belgesel: Ulusal Yarışma (Amatör) IV’ün ardından Oyunbozan filminden sonra Ayşe Özge Doğan, Kâğıt Hane filminden sonra Belgin Cengiz ve Oğuz Karabeli, Hurdacı filminden sonra Tuğrul Kurban; Kısa Sınır Tanımaz III’ün ardından Son Otobüs filminden sonra Maria Hengge; İspanya: Kısa Filmin Don Kişotları I’in ardından Raul Lopez ve Manuela Moreno ile söyleşiler yapılacak.

  • Basın Bülteni
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğrafa haberin devamından üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    20. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde 18 Mart Çarşamba yazısına devam et
  • 20. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde “Devrim Arabaları” ve Cemal Şan Söyleşileri Yapıldı

    20. Ankara Uluslararası Film Festivali kapsamında Ulusal Yarışma filmlerinden Tolga Örnek’in yönettiği Devrim Arabaları’nın gösterimi sonrasındaki söyleşiye Tolga Örnek ve filmin oyuncularından Ali Düşenkalkar da katıldı. Günün diğer bir söyleşisi Dilber’in Sekiz Günü filminin yönetmeni Cemal Şan ile yapıldı.

  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    20. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde “Devrim Arabaları” ve Cemal Şan Söyleşileri Yapıldı yazısına devam et
  • Kelebek, Filmi Uçmaya Hazır

    11 Eylül terör saldırılarını konu alan Kelebek, seyirciyle buluşmak için geri sayıma girdi. Çekimleri İstanbul, Afganistan ve Güneydoğu’nun çeşitli illerinde gerçekleştirilen film son zamanların en çok konuşulacak filmlerinden biri olmaya aday. Yönetmen Cihan Taşkın’ın ilk sinema filmi çalışması Kelebek, 01 Mayıs 2009’da beyazperdede sinemaseverlerle buluşmayı hedefliyor. Filmde Caner Cindoruk, Deniz Bolışık, Volga Sorgu, Serhat Yiğit, Amerikalı oyuncu Meredith Orolow’un yanı sıra Karayip Korsanları, Cennetin Krallığı gibi dev Hollywood prodüksiyonlarından ve son olarak Kurtlar Vadisi Irak filmlerinden hatırladığımız Ghassan Massoud başrolleri paylaşıyor.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.