Dabbe

Prof. Dr. Ünsal Oskay, Çağdaş Fantazya, Popüler Kültür Açısından Bilim-kurgu ve Korku Sineması adlı kitabında, kişinin geçmişte yaşadığı korku ve endişeleri tekrar tekrar yaşama, böylece onları da yeniden yaşatma eğiliminden dolayı korku türünün izleyicide ilgi gördüğünü söyler.

Hollywood 1930’larda korku türünde birçok film çekmiş, 1970’lerden itibaren Şeytan, Jaws gibi gişe başarısı sağlamış korku türündeki filmlere imza atmıştır. Toplumsal kaygı, gerilimlerin dile getirildiği korku sinemasının 1970’lerden itibaren bir sıçrama yaptığını söyleyebiliriz. Her ülke kendi korku filmlerini üretmiş olmasına rağmen, korku filmlerinin temelinde, batı yaşamının mitleri, batıl inançları (büyücü, şeytan, kurt adam, vampir) vardır. Bilinçaltına seslenen bu türün temel özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz: Ortam karanlıktır, her filmde ölüm vardır (cinayet ya da intihar), korku ve şiddet öğeleri yoğun bir şekilde görülür, hemen hemen her sahnede kan görüntüsü vardır; müzik ve aniden duyulan sesler korku unsurunu arttırmaya yardımcı olurlar.

Son zamanlarda Türk sinemasında çekilen film sayısının arttığını söylesek de aynı artışı korku filmlerinde gördüğümüzü söylemek pek mümkün değil. Bu türde çekilmiş sadece iki filmden bahsedebiliyoruz: Yağmur Taylan – Durul Taylan’ın 2004’de çektiği Okul ile yine 2004 yapımı Orhan Oğuz’un Büyü filmi.

Kıyamet alâmetlerinin internet aracılığıyla yayılacağını söyleyen D@bbe, Japonya’da yılın sanatçısı ödülü alan Hasan Karacadağ’ın filmi; bu film bir üçlemenin ilki olma özelliğini de taşıyor. Japonya’da Sinema Yönetmenliği eğitimi alan Karacadağ’ın bu filminde Japon sinemasının görsel dilinin etkilerini görmek de mümkün. Bunu ayrıca D@bbe’nin Japon sanat yönetmenine de bağlayabiliriz. Türkiye ve Japonya’da birçok kısa film, belgesel film, TV filmi, TV dizisi yöneten, 50’den fazla uluslararası film festivaline katılıp ödüller alan Karacağ, Türkiye’de 1999 yılında Uluslararası İstanbul Film Festivali‘nde gösterilen Hummadruz adlı filmiyle tanındı. Bu filmle uluslararası birçok ödül de aldı.

Filmde en önemli korku öğesi internet’tir. Bilgisayarlar kendi kendilerine internete bağlanır. D@bbe, Tarık adında bir gencin, büyük bir ekmek bıçağını boğazına saplayarak vahşice kendisini öldürmesiyle başlar. Arkadaşları Hande, Sema, Cem ile polis, bu intiharın nedenini araştırırlar ama ellerinde Tarık’ın evinde çekilmiş bir video görüntüsü, ölümünden sonra ondan gelen bir e-mail ile bilgisayarından çıkan anlamsız harfler ve rakamlardan başka bir şey yoktur. İntiharlar artış gösterir ve Amerika’da da benzer şekilde intiharların olduğu haberi alınır. Tarık’ın intiharını araştıranlar da teker teker ölür.

Çekimleri İzmir Selçuk’da gerçekleştirilen D@bbe, adını, dört kutsal kitapta anlatılan ve Kur’an’da Dabbet-ül Arz olarak geçen kıyamet alametlerinden alıyor. Yönetmen Hasan Karacadağ’ın yorumuyla, kıyamete beş kala neler olacağını öngören film, dünyanın yok olacağını gösteren en büyük ve en son kanıtın İstanbul’da ortaya çıkacağı iddiasında.

D@bbe, Hollywood sinemasında işlenen Hıristiyan bazlı korku filmlerinden farklı olarak Kur’an’dan seçilmiş bir konu olması açıdan bir ilk olma özelliğini taşıyor. Ancak, senaryo ve konunun aksine oyunculuk ve diyaloglar aynı başarıyı maalesef gösteremiyorlar. Yeni yüzlerin kullanıldığı D@bbe’de bu iki sorun ilk yarıda yoğun bir şekilde hissedilirken, ikinci yarıda film kendini daha iyi ifade etmeyi başarıyor. Korku türünün tüm özelliklerinin kullanıldığı D@bbe’de yakalanan sarı tonda özel renk dokusu, etikeyiciliği arttırmış gibi görünüyor. D@bbe’yi her şeyden önce son yıllarda Türk filmlerindeki artış ve farklı bir türdeki örnek olması açısından olumlu bulduğumu da söylemek isterim.

(08 Şubat 2006)

Asya Çağlar

“Dabbe” üzerine 9 yorum

  1. D@bbe hakkında komik hikâyelerim var. Aslında çoooooooook korkunçmuş ama sesi ve görüntüsü çok kötü. Bir tanıdığım D@bbe‘ye gitmiş, filmden o kadar korkmuş ki filmin yarısında sinemadan kaçmış 🙂

  2. Süper bir film; çok beğendim. Hasan Bey’e burdan tebrikler, hem senaryo, hem de çekimler üzerine. Umarım bir gün kendisiyle tanışırım.

  3. D@bbe filminden sonra Türk korku sineması şahlandı. Lâkin gelin görün ki, korku filmi yapmayı kolay zannedenlerin yaptığı Araf, Gomeda, Küçük Kıyamet gibi filmlerin toplam izleyici sayısı bile D@bbe kadar olamadı. Bence nedeni basit; D@bbe bu topraklara ait küçük yan hikâyeleri çok güzel işlemişti. Fakat öteki filmler özentiden ibaretti. Halkımız herdaim kendinden olanı kucaklıyor. D@bbe mükemmel değildi elbette ama mütevazi bütçesiyle tam anlamıyla bir Türk korku filmi olmayı başarıyordu.

  4. Türk sinema tarihinin ilk gerçek korku filmi. Hasan Karacadağ’ı yakında Hollywood’da görebiliriz, görüşmeleri sürüyormuş. Bir proje üzerinde anlaşmak üzere imiş, son röpörtajında okudum. İnşallah Allah sana yardım eder de Hollywood’un en ünlü korku yönetmeni olursun. Sende o yetenek ve inanç fazlasıyla var. Ve Ayşe’ye yazıyorum: Film değil çizgi film izle sen, aklın onlara erer ancak. İnandırıcı bulmamışsın. Daha çok Kuran oku, Dabbe, Kuran-ı Kerim’de geçen gerçek birşeydir. Örnek çizgi film: Şirinler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir