Etiket arşivi: Dreams

Genç Johanne’nin Acıları / Hayaller

Oslo’nun adeta gökyüzüne uzanan uzun ve görkemli merdivenlerinin puslu görüntüsü ile açılır ‘Hayaller / Drømmer’. Bu mistik ana Johanne’nin (Ella Øverbye) dış sesi eşlik eder. Hayatının bir bulutun içinde olduğunu düşünmektedir liseli kız. Bedeni dışarda ama gördükleri, düşledikleri ve hissettikleri aynı bulutun içindedir. Bunun oldukça katı bir kümülüs bulutu olduğunu hayal etmek ister, ama bazen sirüs ya da yarı saydam bulut örtüsü aklına düştüğünde endişelenmeye başlar. O’nu O yapan her şeyin yere düşüp yağmurlarda sürüklenmesindendir korkusu.

17 yaşındaki bir genç kızın büyüme telâşlarıdır bunlar. Gidecek bir yeri olsun, kendine ulaşabilmek, hayatı kavrayabilmek için okur. Her şey bir kitapla başlar aslında. Büyükannesinin kışlık evinin kütüphanesinde bulduğu Fransız yazar Janine Boissard’ın ‘Küçük Kadınlar’ı hatırlatan ‘L’Esprit De Famille’ romanı, Paris banliyösünde yaşayan 4 kız kardeşin hikâyesi üzerinedir. Yakın arkadaşının 10 yaşında bir kızı olan sanatçı amcasına sevdalanan 16 yaşındaki Pauline’in öyküsü, aykırı çiftin şefkat dolu cinsel birliktelikleri onu derinden etkilemiştir.

Öğretim dönemi başladığında Afrika kökenli sanat akademisi mezunu yeni Fransızca öğretmeni Johanna (Selome Emnetu) ile karşılaştığında benzer duygularla sarsılır Johanne. İsimlerinin benzerliği bir yana, aralarında bakışlarla beslenen derin bir bağ olduğunu hisseder ve genç kadına sırılsıklam aşık olur. Bir akşam vakti tüm cesaretini toplayarak öğretmeninin şehrin yabancıların ikamet ettiği diğer yakasındaki apartman dairesinin kapısını çaldığında genç kızın hayatında yeni bir dönem başlayacaktır.

‘Hayaller’ yazar yönetmen Dan Johan Haugerud’un 2022 ile 2023 yıllarında 10 aylık bir süreçte çektiği üçlemesinin bu yıl Berlinale’den Altın Ayı ile dönen son ayağı. Nisan ayında 44. İstanbul Film Festivali’nin konuğu olarak ağırladığımız Haugerud’un festivalde Türkiye prömiyeri yapan üçlemesinin ilk bölümü ‘Seks / Sex’ benlik ve cinselliğin cesur bir keşfi, erkekliğin karmaşık kırılganlığını inceleyen kışkırtıcı ve zihin açıcı bir denemedir. Büyük övgü toplayan üçlemenin ikinci bölümü ‘Aşk / Kjærlighet’ ise modern zamanlarda aşkı açık sözlülükle analiz eder. Bildik romantizme takılmadan aşkla arzunun sınırlarını araştırır, aşkın sürekli gelişen doğasını düşünmeye davet eder.

‘Hayaller’ her genç bireyin başına gelen ilk aşkın, ilk cinsel kıpırdanışların büyüleyici, bir o kadar da hüzünlü hikâyesidir. Johanne bir yıl boyunca biriktirdiği anıları kaybolsun istemez. Duyguları silikleşmeden olanları bir şekilde kayda almak ister. Özlemlerini ve hayallerini ifade edebilmek böylece onun için bir teselli kaynağı olacaktır. Bu amaçla yazdığı açık yürekli savunmasız metinleri gören şair büyükannesi Karin (Anne Marit Jacobsen) 95 sayfalık novellanın içtenliğine hayran kalır. Anne Kristin (Ane Dal Thorp) önce tedirginlikle ortalığı ayağa kaldırmaya kalkar ancak yazılanların edebi niteliği öylesine güçlüdür ki, bu süreçte farklı iki kuşaktan olgun iki kadın kendi gerçekliklerine ve hayallerine dönüp bakmayı tercih ederler.

Yazarlıktan gelen Daugerud’un sinema denemeleri birer roman – film tadı içeriyor. Dış ses (ya da iç ses) ve diyalogların bolca kullanımı kimi zaman aşırı bulunabilir belki, ancak Norveçli auteur yazar / sinemacının dili öylesine etkileyici ki, tıpkı Nuri Bilge’nin ‘Kış Uykusu’ndan başlayarak uzun diyaloglarla kurduğu içsel gerilim ve heyecanı burada da deneyimliyoruz. Oslo’nun Tanrı katına ulaşıyor izlenimi veren dış merdivenleri ya da Johanna’nın apartman dairesine yükselen ışıklı merdivenlerden görsel açıdan ustaca yararlanıyor yönetmen. Hazreti Yakub’un rüyasında gördüğüne benzer cennete uzanan dev merdivenlerde fonda Benjamin Britten ezgisi (‘The World of Spirit’ Part I Prologue bölümünden ‘With Wide-Embracing Love’) çalarken büyükannenin farklı yaşlardan erkeklerle kucaklaştığı düş sahnesi antolojilere geçecek güzellikte örneğin.

17 yaşındaki ana karakterin perspektifi doğrultusunda görsel biçimi üçlemenin diğer filmlerine kıyasla daha serbest ilerleyen ‘Hayaller’, aşk, ilişkiler, cinsellik, yalnızlık, özlem ve kendini keşfetmeye dair üç kuşaktan zengin bir kadın bakış açısı sunuyor. Haugerud’un 2019 yapımı ‘Çocuklar / Barn’ filminde henüz 13 yaşındayken ilk kez çalışmış olduğu Øverbye genç Johanne’de parlarken büyükannede deneyimli Jacobsen harikalar yaratıyor. 80’lerde büyümüş anne ile ‘ergenliğe bile girmeden önce barikatlarda eşit haklar için mücadele etmiş nesilden’ büyükannenin 1983 yapımı Adryan Lyne hiti ‘Flashdance’in feminist değeri (ya da değersizliği) üzerine tartışmaları keyifle izleniyor.

Üçlemenin görüntü yönetmeni Cecilie Semec bizleri Oslo’da yabancıların yaşadığı yan mahallelere de götürüyor. Johanne onların tutkuları, ritüelleri ve hepsini bir arada tutan o görünmez inanç dokusunun keşfine çıkarken, kamera kentin bu çok bilinmeyen, Türk berberin işlettiği ‘Istanbul Frisor’, bir küçük market ya da bir gelinlik mağazasının sıralandığı göçmen semtinin yan sokaklarındaki hayata tanıklık ediyor.

Yeni mevsimin ilk önemli filmi olan ‘Hayaller’i tüm sinefillere ama özellikle Eric Rohmer sineması tutkunlarına ve sinema – edebiyat ilişkisi üzerine kafa yoranlara hararetle öneriyorum.

(04 Eylül 2025)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com