29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali İçin Başvurular Başladı

Ankara’da 02 – 07 Haziran 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek 29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali için başvurular başladı. Filmleriyle festivalde yer almak isteyen kadın+ sinemacılar, 20 Şubat 2026’a kadar başvurularını iletebilecek. Festivalde filmleriyle yer almak isteyen kadın+ sinemacılar, başvuru formuna Uçan Süpürge Vakfı’nın resmi internet sitesi ve sosyal medya hesapları üzerinden ulaşabiliyor. Başvurular 20 Şubat 2026 Cuma günü sona erecek.

29. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali İçin Başvurular Başladı yazısına devam et

Uluslararası Gastronomi Film Festivali 2026

Çeşme Belediyesi ev sahipliğinde 05 – 07 Haziran 2026 tarihleri arasında yapılacak Uluslararası Gastronomi Film Festivali, evrensel bir dilin hikâyesini aktarmayı hedefliyor. Festival; Uluslararası Klazomenai Kısa Film Yarışması, Gastronomi Filmleri Seçkisi, Söyleşiler, Sine Sınıf, Gastro Sınıf ve Tasty Cinema etkinliklerine ev sahipliği yapacak. Sinema, gastronomi ve kültürün Ege’deki uluslararası buluşması Uluslararası Gastronomi Film Festivali, gösterimler, söyleşiler, seçili tadım deneyimleri ve profesyonel buluşmalarla yönetmenleri, Michelin yıldızlı şefleri, endüstri profesyonellerini ve nitelikli sinemasever izleyici kitlesini aynı çatı altında buluşturacak.

  • Basın Bülteni
  • Tanıtım Filmi: 1 / 2
  • Web Sitesi: 1 / 2

Uluslararası Gastronomi Film Festivali 2026 yazısına devam et

Benden Boşan

Halid Marei’nin yönettiği ve Dina El Sherbiny, Yasser El Tobgy, Mahmoud Hafez ile Alaa Morsi’nin oynadığı Benden Boşan (Tallaani), 30 Ocak 2026’da CJ ENM dağıtımıyla Ceemafilms tarafından vizyona çıkarıldı.
Mahmud ve Cemile boşanmışlardır. Ancak Mahmud ciddi bir maddi krizle karşı karşıya kalınca, eski evlerini satmak için Cemile ile yeniden bir araya gelmek zorunda kalırlar. Basit olması gereken yaşadıkları bu süreç beklenmedik karşılaşmalar, komik ve yanlış anlaşılmalar ikisinin de hiç öngöremediği bir kıvılcımla bambaşka bir hal alır. Böylece hikâyelerinin aslında henüz bitmemiş olabileceğini fark ederler.

  • Basın Bülteni
  • Fragman
  • IMDb

Benden Boşan yazısına devam et

Sormam Lazım’ın Bu Hafta Konuğu Güldür Güldür Show ve Temel Filmi Serilerinden Tanıdığımız Alper Kul

Alper Kul, TRT’nin uluslararası platformu Tabii’nin yeni dizisi Sıfır850’nin çekimlerinde soruları yanıtladı. Her gün yüzlerce müşteriyle muhatap olan bir grup çağrı merkezi çalışanı insanın hayatını kara mizah diliyle anlatan Sıfır850 dizisinde Müdür Salim karakterine hayat veren Alper Kul, yeni karakterini anlattı: “Müdür Salim, 50 çalışanı olan çağrı merkezi ofisinde bir müdür. Çekimler hızlı gidiyor. Doğaçlamalarda oluyor. Bu da benim sevdiğim bir şeyç” Kul, önümüzdeki aylarda vizyona girecek olan Can Evrenol’un yönettiği Cam Sehpa filminden de bahsetti. Kul, seyircilerin kendisini filmde hiç alışık olmadığı bir rolde göreceğini söyledi.

  • Basın Bülteni
  • Bölümün tamamını izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Sormam Lazım’ın Bu Hafta Konuğu Güldür Güldür Show ve Temel Filmi Serilerinden Tanıdığımız Alper Kul yazısına devam et

Ceyda Kasabalı ve Fırat Albayram’ın Neşe Dolu Enerjisi Sinema Perdesine Yansıyor: Kardeş Takımı 3, 09 Ocak’ta Sinemalarda

Kardeş Takımı serisi, üçüncü ve son filmi Kardeş Takımı 3 ile izleyicilerle buluşmaya hazırlanırken, başrollerdeki Ceyda Kasabalı ve Fırat Albayram çiftinin neşe dolu enerjisi projeye imzasını atıyor. Ekranların sevilen çifti, hem kamera önündeki performansları hem de set arkasında çocuk oyuncularla kurdukları şefkat ve anlayışlı ilişkiyle filmin enerjisini zirveye taşıyor. Birlikte oynadıkları sahnelerdeki heyecanlarıyla öne çıkan Ceyda Kasabalı ve Fırat Albayram, çocuk oyuncularla kurdukları samimi bağ sayesinde set ortamında adeta büyük bir aile havası oluşturuyor. Serinin ilk filminden bu yana çocukların gönlünde taht kuran ‘Kardeş Takımı’, finalinde de güçlü oyuncu kadrosu ve enerjisiyle sinemaseverlerin karşısına çıkacak.

Ceyda Kasabalı ve Fırat Albayram’ın Neşe Dolu Enerjisi Sinema Perdesine Yansıyor: Kardeş Takımı 3, 09 Ocak’ta Sinemalarda yazısına devam et

Nürnberg

James Vanderbilt’in yönettiği ve Rami Malek, Russell Crowe, Michael Shannon ile Leo Woodall’ın oynadığı Nürnberg (Nuremberg), 30 Ocak 2026’da Bir Film dağıtımıyla Bir Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Nürnberg, tarihin en kritik duruşmalarından birinin perde arkasında yaşanan sıra dışı bir olaya odaklanıyor. 2. Dünya Savaşı’nın ardından Nürnberg Mahkemeleri’nde görev yapan Amerikalı psikiyatrist Douglas Kelley, başta Nazi Almanyası’nın en önemli figürü Hermann Göring olmak üzere yargılanan sanıkların zihnini çözmeye çalışırken hem adaletin sınırlarıyla hem de insan doğasının karanlık yüzüyle karşılaşır.

  • Basın Bülteni
  • Fragman
  • IMDb
  • Ferhan Baran Yazıyor

Nürnberg yazısına devam et

Şu Jüri Meselesi

2025 yılıyla birlikte bir festival sezonunu daha geride bıraktık. Filmler gösterildi, ödüller verildi, açılışlar yapıldı, kapanışlar konuşuldu. Ve her zamanki sorular yine tekrarlandı: “Ödüller kime gitti?”, “Jüri gerçekten izledi mi?”, “Bu film nasıl kazanır?” “Bu isimler nasıl jüriye seçilir?”

Bu sorular yalnızca sonuçlara dair bir meraktan doğmuyor. Asıl mesele, değerlendirme süreçlerine duyulan güvensizlik. Çünkü bir festivalin ne kadar sahici olduğu, en çok da jürisi üzerinden okunur.

Jüri, bir festivalin yalnızca ödül dağıtan kurulunu değil; estetik aklını, etik sınırlarını ve sinemaya nasıl baktığını temsil eden yapısıdır. Prestijli festivaller jüriyi bir vitrin unsuru olarak değil, festivalin entelektüel omurgası olarak konumlandırır. Hangi sinema anlayışına alan açıldığını, hangi risklerin göze alındığını, hangi anlatıların görünür kılındığını jüri üzerinden anlarız.

Bu yüzden jüri kararlarını “doğru” ya da “yanlış” gibi mutlak kavramlarla tartışmayı çok anlamlı bulmuyorum. Sinemada mutlak doğrular yoktur. Jüri bir mahkeme değil, verilen kararlar da hüküm niteliği taşımaz. Her jüri üyesi filmi kendi birikimiyle, estetik anlayışıyla, hayat tecrübesiyle izler. Sübjektif olmak kaçınılmazdır.

Ama sübjektif olmak, ölçüsüz olmak demek değildir.

Bir festival jürisi oluşturulurken, o festivalin sinema anlayışını taşıyabilecek, farklı bakışlara açık, sinemayla süreklilik içinde ilişki kuran insanlardan oluşması gerekir. Jürinin kimlerden oluştuğu, festivalin kendini nerede konumlandırdığının da açık bir göstergesidir.

Son yıllarda belgeselden kurmacaya, jürilerde popüler ya da popülist isimlere daha sık rastlıyoruz. Bunun festivalin tanıtımına katkı sağlaması amaçlanıyorsa, bunun ne kadar karşılık bulduğu gerçekten tartışmalı. Bir festivalin görünürlüğü, jürideki bir tanınmış isme bağlıysa, burada durup düşünmek gerekir. Elbette sinemayla gerçek bir ilişkisi olan, jüri olma niteliklerini taşıyan tanınmış isimler bunun dışında. Mesele, sadece tanınırlığı nedeniyle bir ismin jüri koltuğuna oturtulması. Çünkü jürilik vitrin işi değil; izlemeyi, düşünmeyi ve çoğu zaman geri planda kalmayı gerektiren bir sorumluluk. Festivalin gücü afişteki isimlerden değil, temsil ettiği sinema anlayışından gelir.

Bir jüride, sinemanın farklı aşamalarında emek veren, farklı kuşaklardan gelen, izleme pratiği güçlü ve etik sorumluluğun farkında isimlerin bir araya gelmesi, hem kör noktaları azaltır hem de değerlendirmeyi zenginleştirir. Jüri, tek bir bakışı temsil etmek için değil; bakışlar arasında bir denge kurmak, farklı bakışlara alan açmak için vardır.

Aynı isimlerin kısa aralıklarla pek çok festivalde jüri olarak karşımıza çıkması da başka bir mesele. Bu durum zamanla bakışın daralmasına yol açabiliyor. Oysa sinema, farklı perspektiflerle canlı kalır. Jüri rotasyonu bu yüzden yalnızca temsiliyet değil, düşünsel yenilenme meselesidir.

Jüri seçimi kadar, jürinin nasıl çalıştığı da mühim. Filmlerin hangi koşullarda izlendiği, değerlendirme süreçlerinin nasıl işlediği yarışmacılar için teknik bir ayrıntı değil, doğrudan etik bir konu. “Filmim gerçekten izlendi mi?” sorusu cevapsız kaldığında, festivalle kurulan bağ sessizce zarar görür. Bu güven, büyük laflarla değil; açık, tutarlı ve uygulanabilir süreçlerle kurulabilir.

Ön jüri meselesi de burada özel bir konumda. Ön jüride verilen kararlar, filmin seyirciye ve ana jüriye ulaşma ihtimalini doğrudan belirler. Bu nedenle ön jürinin sinema bilgisi, çeşitliliği ve değerlendirme ölçütleri son derece kritik. Hatta kimi zaman ana jüriden bile daha belirleyici. Değerlendirmelerin kişisel tercihlerden çok açık kriterlere dayanması, sürecin sağlığı açısından da büyük önem taşır.

Ön jürinin baştan açıklanıp açıklanmaması ise hassas bir denge. Baştan açıklamak şeffaflık hissi yaratabilir; ama küçük çevrelerde yönlendirme riskini de beraberinde getirir. Son yıllarda bazı festivallerin benimsediği gecikmeli şeffaflık modeli —seçki açıklandıktan sonra ön jüri isimlerinin ve genel değerlendirme çerçevesinin paylaşılması— bu dengeyi kurmak açısından daha sağlıklı bir yol gibi görünüyor. Gerçi genellikle değerlendirme çerçevesi paylaşılmıyor.

Hiçbir jüri tamamen tarafsız değildir. Tarafsızlık zaten mümkün değil. Asıl mesele, eşit mesafe.

Bir filmi sevmesek bile ciddiye almak.

Bir yönetmeni tanıyor olsak bile mesafeyi koruyabilmek.

Bir türe uzak olsak bile, onu anlamaya çalışmak.

Jüri olmak, beğeni dayatmak değil; kendi beğenisinin sınırlarını fark edebilmektir.

Festival jürilerinde zaman zaman yakın çevrelerin, tanışıklıkların ya da benzer estetik eğilimlerin ağırlık kazandığı algısı da konuşulur. Bu durum çoğu zaman niyetten bağımsızdır; ama dışarıdan bakıldığında kararların tekdüze algılanmasına yol açabilir. Oysa bir ödül açıklandığında hem seyircinin hem sinemacının hissetmek istediği şey çok basit: “Bu film gerçekten görülmüş.”

Ben jürilerin adalet dağıttığına da inanmıyorum. Zaten böyle bir güçleri yok. Ama dürüst bir bakışın mümkün olduğuna inanıyorum. Bilgiye, etik tutarlılığa ve vicdana dayanan bir değerlendirme kusursuz olmayabilir; ama inandırıcı olur.

Belki de mesele tam olarak şu:

Jüri olmak demek, yalnızca karar vermek değil; o kararın sorumluluğunu sessizce taşımayı göze almak demek.

Ve zaman zaman kendine şu soruları sorabilmek denek:

“Bu filmi gerçekten gördüm mü?”

“Bu filmi gerçekten dinledim mi?”

“Bu filmi gerçekten okudum mu?”

Bu sorular sorulmaya devam ettiği sürece, festival jürileri sinema için hâlâ anlamlıdır. Aksi takdirde mesele, birkaç tanıdığın bir araya gelip filmler üzerine karar verdiği, aynı isimlerin, aynı bakışların, aynı sonuçların dönüp durduğu kapalı bir döngüye dönüşür. Bu döngüden sinema da, sinemacı da zarar görür.

Çünkü sonunda ödülü kimin aldığı çoğu zaman hatırlanmaz; geriye gerçekten görülen, duyulan ve düşünülen iyi filmler kalır. Sinemanın hafızası, ödül heykelciklerinden çok bu filmlerle yazılır.

(Bu yazı ilk olarak 03 Ocak 2026 tarihinde cinedergi.com’da yayınlanmıştır.)

(05 Ocak 2026)

Semra Güzel Korver

Ferhan Baran Yazıyor: 2025 Yılından Benim Seçtiklerim

Bir seneyi daha geride bıraktık. 2025 sinema açısından hayli verimli bir yıl olarak tarihteki yerini alacağa benziyor. Bu nedenle yıl içinde vizyon ve festivallerde izlediklerim arasından seçtiğim geleneksel en iyiler listem bu defa 20 filmden oluşuyor. 1- SIRAT / Sirāt – Adını cennet ve cehennem arasındaki köprüden almış olan, Cannes’dan Jüri Ödüllü yapım, Kuzey Afrika çölünün ortasında ‘rave’ müziğinin izleyiciyi hipnotize eden ritmiyle … Devamı…»

Ferhan Baran Yazıyor: Bir Yuva Özlüyorum / Manevi Değer

Norveçli yazar yönetmen Joachim Trier’in Cannes’dan büyük ilgi gören ve festivalden ‘Büyük Jüri Ödülü’ ile dönen yeni çalışması ‘Manevi Değer / Affeksjonsverdi – Sentimental Value’ yılın son önemli filmi olarak gösterime giriyor. Film, asırlık bir süreçte daha önce büyük aile bireylerinin yaşamış olduğu bir evde geçmişin travmalarıyla hesaplaşmanın öyküsü. Yılların yıprattığı, çatlakların oluştuğu ev saygıdeğer bir film yönetmeni olan … Devamı…»

Ferhan Baran Yazıyor: 1970 Yılında Bir Raskolnikov / The Mastermind

Bağımsızlar kraliçesi Kelly Reichardt’ın bu yıl Cannes ana yarışmasında dünya prömiyerini yapan son çalışması ‘The Mastermind’, kendisini kusursuz bir planın beyni olarak gören ana karakterinin hüsranla sonuçlanan girişiminin kara komik hikâyesi. Uzak Massachusetts kasabasında işsiz güçsüz dolaşan –arkadaşlarının JB diye çağırdığı- James Blaine Mooney (Josh O’Connor) mükemmel planını daha önce küçük bir hırsızlık … Devamı…»

Korkut Akın Yazıyor: Komediyle Karışık Aksiyon: Anakonda

İlk gençlikte, herkesin yapmak istediği bir şey vardır muhakkak. Ağırlıklı olarak film çekmeyi ister -ben de onlardandım (ilkokul son sınıfta tahta bir kutu içerisine bir ampul, aydınger kâğıda çizilmiş “kare”ler ve bir büyüteçle duvara yansıyan görüntü). Düşünü daha da geliştirenlerle bir araya geliyoruz Anakonda’da… Dört kafadar, okul yıllarında çektikleri filmi bu kez gerçekten çekmek için yola koyulurlar. Evdeki hesap çarşıya uymaz, çünkü. … Devamı…»

İKÇÜ Film Fest Tarihini Belirledi

İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi tarafından ilki 27 – 30 Mayıs 2025 tarihleri arasında büyük bir başarıyla gerçekleştirilen ve kısa sürede İzmir’li sinemaseverlerin ilgi odağı haline gelen İKÇÜ Film Festivali, bu yıl yeniden perdelerini açıyor. 20 – 25 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan 2. İKÇÜ Film Fest (İKÇÜ Film Fest ’26), sinema ve sanat dünyasının ünlü yüzlerini bir kez daha İzmirli sinemaseverlerle buluşturacak.

İKÇÜ Film Fest Tarihini Belirledi yazısına devam et

Efes’in Sırrı Filminin Basın Buluşması Gerçekleşti

Yeni yılın en eğlenceli aile filmlerinden biri olmaya hazırlanan Efes’in Sırrı için basın buluşması gerçekleşti. 16 Ocak 2025 Cuma günü gösterime girecek film için Ecem Erkek, Onur Buldu, Erdem Yener, Sarp Apak, Mert Ege Ak, Lina Çetinkaya, Leya Kırşan, Gamze Karta, Emir Berke Zincidi, Zeynep Çiçekoğlu Süner, Nazlı Yağcı, Ebrar Demirbilek, Ayaz Gülşen ve Kaan Alp Dayı kameraların karşısına geçip basının sorularını yanıtladı.

  • Basın Bülteni
  • Buluşmadan görüntüler için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Efes’in Sırrı Filminin Basın Buluşması Gerçekleşti yazısına devam et

3. Sanat Dünyamız Film Günleri

23 – 26 Ocak 2026 tarihlerinde düzenlenecek III. Sanat Dünyamız Film Günleri’nin tema başlığı “Kim Kimi Yiyor?” olarak belirlendi. Sanat Dünyamız Film Günleri besin kaynaklarının dağılımına, gıda aktivizmine, açlık ve tokluk ikiliğine, tüketen ve tüketilen ilişkisine, mutfaktaki cinsiyet rollerine, yemeğin kültürel ve zamansal boyutlarına odaklanıyor. Obur Zihin kitabının yazarı John S. Allen da III. Sanat Dünyamız Film Günleri’nin konuk küratörü olarak İstanbul’a geliyor. Güncel sanatla sinemanın kesişiminde yer alan filmleri izleyiciyle buluşturan etkinlikte bu yıl güncel sanat performansları ve bir resim seçkisi de sunuluyor.
3. Sanat Dünyamız Film Günleri yazısına devam et

Son 15 Gün, 11! Bir Film Hadisesi, 09 – 11 Ocak’ta Geri Dönüyor

Yeni yılın ilk film hadisesi 11!’e 15 gün kaldı. Yılın çok beklenen, vizyon öncesi filmlerini İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir ve Adana’da seyirciyle buluşturacak olan 11!, bu yıl İstanbul’da Caddebostan CKM Sineması, Kadıköy Sineması, Beyoğlu Atlas 1948 Sineması, Nişantaşı City’s CineWam ve Mecidiyeköy Biletinial Torun Center Sineması; Ankara’da Arcadium ve Büyülüfener Kızılay Sineması; İzmir’de Alsancak Karaca Sineması ve Balçova İstinyePark Renk Sineması; Adana’da 01 Burda CinemaPink by Maximum; Eskişehir’de ise Kanatlı CinemaPink by Maximum’da sinemaseverlerle buluşacak.

Son 15 Gün, 11! Bir Film Hadisesi, 09 – 11 Ocak’ta Geri Dönüyor yazısına devam et

Sinemacılık ve Filmcilik Yararına Bağımsız İletişim Platformu