İstanbul’dan Lizbon’a Uzanan Bir Aşk: Portekiz Aşkı Vizyona Giriyor

Başarılı oyuncu Cansu Dere ve Portekizli yıldız Diogo Morgado’nun başrollerini paylaştığı Portekiz Aşkı’nda toksik bir ilişkiden kaçan, yolu Portekiz’e uzanan yalnız bir kadının kendini bulma hikâyesi anlatılıyor. Diopter Film ve G-NR Film iş birliğiyle hayata geçirilen Portekiz Aşkı, güçlü prodüksiyonu ve uluslararası yapısıyla öne çıkıyor. Yönetmen koltuğunda İsmail Şahin’in oturduğu yapım, 08 Mayıs’ta Türkiye’de vizyona giriyor.

İstanbul’dan Lizbon’a Uzanan Bir Aşk: Portekiz Aşkı Vizyona Giriyor yazısına devam et

Genç Sinema 5. Yılında

Ayvalık Uluslararası Film Festivali, Genç Sinema programı ile Türkiye’nin dört bir yanından gelen üniversite öğrencilerini ağırlamaya bu yıl da devam ediyor. 2022 yılında gençlerin eğitimi ve mesleki gelişimine katkıda bulunmak amacıyla başlatılan ve bugüne dek 150’yi aşkın öğrenciyi festivalde ağırlayan program, bu yıl 5. yaşını kutlarken sinema öğrencilerine bir kez daha profesyonel dünyanın kapılarını aralıyor. Genç Sinema programı için her yıl yapılan çağrıya; başta sinema bölümü öğrencileri ve üniversitelerin sinema kulübü üyeleri olmak üzere, bu alanda kendini geliştirmek isteyen 363 öğrenci başvuruda bulundu. Bu yıl program dahilinde 26 üniversiteden 41 öğrenci Ayvalık Film Festivali’ne katılacak.

Genç Sinema 5. Yılında yazısına devam et

Varolmanın Bedeli Projesi Marche Du Film’de, Aydın Orak Cannes’te Varolmanın Bedeli’ni Ödüyor

Yönetmen Aydın Orak’ın yeni sinema projesi Varolmanın Bedeli, dünyanın en önemli sinema buluşmalarından biri olan Cannes Film Festivali (Festival de Cannes) kapsamında düzenlenen Marché Du Film seçkisine kabûl edildi. Baba ile oğul arasında yaşanan ve giderek derinleşen sosyal ve kuşak gerilimleri merkezine alan proje, Cannes Film Festivali’nde uluslararası ortak yapımcılar, dağıtımcılar ve fon temsilcileriyle pitching görüşmeleri gerçekleştirdi. Türkiye ve Fransa’dan iki yapımcıyla geliştirilen proje, toplumsal çatışmaları insani bir hikâye üzerinden ele alan güçlü anlatımıyla uluslararası sinema çevrelerinin dikkatini çekiyor.

Varolmanın Bedeli Projesi Marche Du Film’de, Aydın Orak Cannes’te Varolmanın Bedeli’ni Ödüyor yazısına devam et

Hatice Keltek Yazıyor: Kalabalık İçinde Kaybolmak: Türkiye’de Sessizce Artan Uzaklaşma Hâli

Yazar Uzman Klinik Psikolog Hatice Keltek, son dönemde Türkiye’de büyüyen “sessizleşme”, “geri çekilme” ve “hayatı sadeleştirme” eğilimini Mükemmel Günler (Perfect Days) filmi üzerinden değerlendirdi: “Bu film minimalizmi değil, hayatta dağılmadan insanın kendini nasıl taşıdığını anlattı.” Türkiye’de dijital yorgunluk, ekran maruziyeti ve sosyal tükenmişlik hissinin giderek büyüdüğü bir dönemde; sosyal medyada yeniden … Devamı…»

Ferzan Özpetek ile İyi Günde Kötü Günde

Dünyaca ünlü yönetmen Ferzan Özpetek, yeni projesi İyi Günde Kötü Günde için hazırlıklarını tamamladı. Aile ilişkileri, duygusal kırılmalar ve insan ruhunun derinliklerine odaklanan yapım, komedi – drama türünde izleyiciyle buluşacak. Özpetek’in uzun yıllardır İtalyan sinemasında başarıyla kurduğu sıcak, kalabalık ve duygusal aile evrenini genişletmeye devam edeceği yeni filminde, yakınlık, sırlar ve kırılgan ilişkiler yine duygusal hikâyenin merkezinde yer alacak.

Ferzan Özpetek ile İyi Günde Kötü Günde yazısına devam et

Kantin

Gökhan Arı’nın yönettiği ve Görkem Sevindik, ?????, ????? ile ?????’in oynadığı Kantin, önümüzdeki aylarda ????? dağıtımıyla Kem Yapım tarafından vizyona çıkarılıyor.
Olaylar, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’ndeki eski ve bakımsız bir erkek öğrenci yurduna yeni gelen Murat’ın kendisini kısa sürede yurdun belalı ama sözü dinlenen reisi Hekim’in yanında bulmasıyla başlıyor. Öğrenciler, geceleri binayı sarsan gizemli balyoz sesleriyle karşılaşır. Seslerin kaynağı ise yıllardır kapalı olan, bodrum kattaki ürkütücü kantindir. Başta birbirine düşman öğrenciler, korkunun büyümesiyle aynı kâbusun içine çekilir; bekçiler, hocalar, imamlar ve polisler bile bu karanlık sırrın içinde kaybolmaya başlar.

Kantin yazısına devam et

Yeşilçam’ın Unutulmayan Filmleri 4

Türkiye Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği (SESAM) tarafından 02 – 06 Haziran 2026 tarihleri arasında Beyoğlu Sineması’nda Yeşilçam’ın Unutulmayan Filmleri 4 etkinliği düzenleniyor. T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü tarafından da desteklenen etkinlikte sinemamızın unutulmayan filmleri ücretsiz olarak gösterilecek. Sinemaseverlerle buluşacak filmler arasında Maden, Yusuf ile Kenan, Neredesin Firuze, Uçurtmayı Vurmasınlar, Aile Şerefi, Zehra, Kozanoğlu, Öğretmen Kemal, Külkedisi Sinderella, Hakkâri’de Bir Mevsim gibi filmler var. Yapılacak gösterimlere, yönetmenler ve oyuncular da katılacak.
Yeşilçam’ın Unutulmayan Filmleri 4 yazısına devam et

Derin Kâbus (Yönetmen: Renny Harlin)

Renny Harlin’in yönettiği ve Aaron Eckhart, Ben Kingsley, Angus Sampson, Lucy Barrett, Richard Crouchley, Molly Belle Wright, Wenhan Li ile Rosie Simei Zhao’nun oynadığı Derin Kâbus (Deep Water), 26 Haziran 2026’da CGV Mars Dağıtım dağıtımıyla Pinema Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Los Angeles’tan Şanghay’a gitmekte olan bir yolcu uçağı, Pasifik Okyanusu’nda korkunç bir acil iniş yapmak zorunda kalır. Hayatta kalan yolcular, mercan resifine saplanan enkazın etrafını saran ölümcül köpek balıklarıyla karşı karşıya kalırlar ve okyanusun ortasında hayatta kalmak için çok zorlu bir mücadeleye başlarlar.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Fragman: 1 / 2
  • IMDb

Derin Kâbus (Yönetmen: Renny Harlin) yazısına devam et

Ferhan Baran Yazıyor: Demir Leydi’nin Dönüşü: Şeytan Marka Giyer 2

Hollywood sıkıştıkça eski defterleri karıştırmayı sürdürüyor. Meryl Streep’in bilmem kaçıncı kez Oscar adayı olduğu ikonik ‘Şeytan Marka Giyer / The Devil Wears Prada’nın tam 20 yıl sonra temelde aynı kadroyla bir ikincisinin çekilmesi pek beklenen bir şey değildi. 2016 tarihli Stephen Frears yapımı ‘Florence’ın ardından dişe dokunur bir sinema filmi çekmemiş olan Streep’in bu devam filmine ikna edilmesinin film başına aldığı ücretin iki katına … Devamı…»

Yaşasın Sinema, Yaşasın Farklılıklar, Yaşasın İnsanlık / Altın Palmiyeler Sahiplerini Buldu

79. Cannes Film Festivali’nde ödüller açıklandı. Fransız oyuncu ve yönetmen Eye Haïdara’nın sunduğu kapanış gecesinde, muhteşem Tilda Swinton’ın ağzından dökülen başlıkta yer alan kelimeler, sinemanın bu en saygın festivalinde dünya prömiyerini yapan filmlerin ortak mesajını iletiyordu.

Güney Koreli auteur sinemacı Park Chan-Wook başkanlığındaki ana jürinin kararı doğrultusunda Altın Palmiye En İyi Film Ödülü Romanyalı yönetmen Cristian Mungiu’nun ‘Fiyort / Fjord’ filmine verildi. Böylece Mungiu 2007 yılının Altın Palmiyeli ‘4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün’ adlı başyapıtın ardından bu değerli ödülü ikinci kez kazanan yönetmenler listesine adını yazdırmış oldu. Usta sinemacının yeni filmi, Kuzey’in fiyortları arasındaki ücra köyde yeni bir hayat kurmak isteyen Romen Mihai (Sebastian Stan) ile Norveçli Lisbet’in (Renate Reinsve) yaşadıkları toplumla fikir ve inanç ayrılığına düşmeleri üzerinden Avrupa’nın farklı kültürler mozaiğinde tolerans ve özgürlüğün sınırları gibi kavramları tartışmaya açıyordu.

Swinton’ın sözleri doğrultusunda cinsel özgürlük haklarını savunan iki değerli film 79. edisyonun ödül listesinde yerini aldı. Belçikalı Lukas Dhont’un Cannes’da boy gösteren üçüncü uzun metrajı ‘Korkak / Coward’ Birinci Dünya Savaşı’nda çarpışırken siper gerisinde aşkın ve sanatın büyüsünü keşfeden Pierre (Emmanuel Macchia) ile Francis’in (Valentin Campagne) romantik öyküsünü anlatırken, kahramanlık ve korkaklık kavramlarını eşeliyordu. Festivalin bu yılki afişini süsleyen ‘Thelma ve Louise’in efsanevi oyuncularından Geene Davis’in elinden ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödülünü paylaşan filmin gencecik iki oyuncusu coşkudan kalıplarına sığamazken; yazıp yönettikleri ‘Kara Liste / La Bola Negra’ ile Fransız sinemasının yaramaz çocuğu Xavier Dolan’ın elinden ‘En İyi Mizansen’ Ödülü’ne kavuşan aktörlükten gelme İspanyol Javier Calvo ile Javier Ambrossi ikilisi aynı heyecanı yaşadılar. Film, 1932, 1937 ve 2017 yıllarında geçen öyküler aracılığıyla, cinsellik, arzu ve acı temaları üzerinden farklı dönemlerde eşcinselliği yaşamanın bedelini araştırıyordu.

En İyi Mizansen Ödülü bu yıl iki filmin üç yönetmeni arasında paylaştırıldı. Uzunca bir aradan sonra Cannes’a dönen Polonyalı usta Pawel Pawlikovski, Altın Palmiye beklentisinden olsa gerek, aldığı ödül için pek de hoşnut gözükmezken, ‘Venedik’te Ölüm’ün Nobel ödüllü yazarı Thomas Mann (Hans Zischler) ile kızı Erika’nın (Sandra Hüller) 1949 yılının yıkıntılar içindeki Almanya’sına dönüş yolculuğunun izini süren ‘Ata Yurdu’ / Fatherland’ festivalin en fazla alkış alan filmlerinden bir tanesiydi.

Festivalin ikincilik ödülü anlamına gelen ‘Jüri Büyük Ödülü’nü yine yakından tanıdığımız Rus yönetmen Andrey Zvyagintsev’in adını Yunan mitolojisinden alan ‘Minotor / Minotaur’ isimli filmi kazandı. Pandemi döneminde ölümden dönen auteur yönetmen, Amerikalı yükselen oyuncu Zoë Saldaña’nın elinden aldığı ödüle konu olan ve Claude Chabrol’ün 1969 yapımı ‘Vefasız Kadın / La Femme Infidèle’inden yola çıkan filminde, karısının ihanetini yakalayan bir şirket patronunun düzeni bozulduğunda şiddete kayışını, yolsuzluğun ayyuka çıktığı ülkesindeki güç sarhoşluğu ve savaş bayraktarlığının kıyasıya eleştirisiyle harmanlamış.

Lübnanlı oyuncu yönetmen Nadine Labaki’nin takdim ettiği En İyi Senaryo Ödülü Fransız sinemasının bizde pek tanınmayan yönetmenlerinden Emmanuel Marre’ın ‘Notre Salut’ isimli filmine verildi. Film 1940 Eylül’ü Vichy hükümeti döneminde hayatta kalma savaşımı veren politik strateji uzmanı Henri Marre’ın (Swann Arlaud) hikâyesi üzerinden ilerliyor. Ana yarışmanın ‘Jüri Ödülü’ ise İspanyol aktör Gael Garcia Bernal’ın elinden Alman sinemacı Valeska Grisebach’ın yönettiği ‘Hayalimdeki Macera / Das geträumte Abenteuer’e gitti. 2017 yapımı ‘Western’in yaratıcısı kadın yönetmenin bu son çalışması, Bulgaristan’ın Yunanistan ve Türkiye sınırındaki Svilengard bölgesinde geçiyor. Yolunun kesiştiği eski bir tanıdığa yardım etmeye söz veren Vesna (Yana Radeva) kendisini beklenmedik tehlikeli bir maceranın içinde buluyor, bölgenin yerel mafyası ve karanlıklar ağı içine çekildiğinde kendi bastırılmış geçmişi ve arzularıyla yüzleşmek durumunda kalıyor.

Bu yıl ‘En İyi Kadın Oyuncu’ Ödülü de aynı filmin iki aktrisi arasında paylaştırıldı. ‘Drive My Car’ın usta yaratıcısı Ryûsuke Hamaguchi’nin yönettiği ‘Aniden / Soudain’, tiyatro yönetmeni Mari (Tao Okamoto) ile Paris banliyösünde bir yaşlı bakım evinin yöneticiliğini üstlenen Marie-Lou’nun (Virginie Efira) karşılıklı paylaşım süreci ve hayata tutunma azimleri üzerinden ilerleyen zarif bir film olarak alkış topladı.

Festivalin yarışmalı bölümlerinde yer alan ilk filmlerden birine verilen ‘Altın Kamera / Camera d’Or’ Ödülü Ruandalı Marie-Clémentine Dusabejambo’nun yönettiği ‘Ben’Imana’ya giderken, sağlık sorunları nedeniyle Cannes’a gelemeyen Barbra Streisand’a verilen ‘Altın Palmiye Onur Ödülü / Palme d’Or d’Honneur’ efsanevi şarkıcı, besteci, oyuncu ve yönetmenin talebiyle, çok güzel hazırlanmış bir konuşma ve Streisand’ın dokunaklı video mesajının ardından Fransız sinemasının dev aktrislerinden Isabelle Huppert’e teslim edildi.

(24 Mayıs 2026)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Ferhan Baran Yazıyor: Herşeyi Konuşmak Mümkün / Karım Ağlıyor

Angela Schalenec’in yönettiği ‘Karım Ağlıyor / Meine Frau Weint’ bir, hatta birkaç evlilik hikâyesi anlatıyor. 20 yıla yayılmış parlak kariyerine tanıklık etmiş olanlar, Alman auteur sinemacının duruşunu hiç değiştirmediğini, daha huzursuz, yaşanası çok daha zorlaşmış bir dünyada, uzun planları ve statik çerçeveleriyle insanoğlunun ezeli ebedi dertlerini soğukkanlı bir meydan okumayla neşter altına yatırmaya özen gösterdiğini çok iyi bilir. Buradan … Devamı…»

Romantik Kahraman

Gabriel Beristain’in yönettiği ve Ron Perlman, Megan Montaner, Natti Natasha ile Hovik Keuchkerian’in oynadığı Romantik Kahraman (Ya No Quedan Junglas – The Gentleman), 19 Haziran 2026’da Özen Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Eski bir Amerikan askeri Theo, hayatını geçmişin hayaletleri ve kaybettiği eşinin anılarıyla geçirmektedir. Yalnız geçen yaşamında, her Perşembe görüştüğü hayat kadını Olga, onun dış dünyayla kurduğu ender bağlardan biridir. Olga’nın vahşice öldürülmesi, Theo’nun kırılgan dengesini tamamen bozar. Bu kaybın ardından, sorumluları bulup cezalandırmak için acımasız bir intikam yolculuğuna çıkar.

  • Basın Bülteni
  • Fragman
  • IMDb

Romantik Kahraman yazısına devam et

Kehribar ile Boncuk: Kayıp Robot

Orhan Bal’ın yönettiği animasyon film Kehribar ile Boncuk: Kayıp Robot, 22 Mayıs 2026’da TME Films dağıtımıyla TRT Sinema – TRT Çocuk – Düşlerevi Animation Studio tarafından vizyona çıkarıldı.
Ormanya’da, bilim insanı Palaz Efendi, uzun süredir üzerinde çalıştığı robotu Ruzi’yi tamamlar. Ruzi, aktifleştiğinde Palaz Efendi’ye “Palaz Baba” adını verir ve aralarında güçlü bir bağ oluşur. Ancak şehir merkezinde düzenlenen tanıtım sırasında Ruzi aniden kaybolur. Bu haber, Ormanya’da paniğe yol açar ve medyanın da dikkatini çeker. Görevi Ruzi’yi bulmak olan Kehribar ve Boncuk, postacı Az Önce Buradaydı’dan haberi alır ve maceraya başlarlar.

Kehribar ile Boncuk: Kayıp Robot yazısına devam et

Görültü Sunar, Peter Watkins: Kestirme Yol Yok Yayımlandı

Görültü, İngiliz sinemacı Peter Watkins’in üretimine adanan Peter Watkins: Kestirme Yol Yok retrospektifinin ardından yayımlanan, yönetmenin çok katmanlı üretimini merkeze alan Peter Watkins: Kestirme Yol Yok başlıklı kapsamlı monografı duyurmaktan mutluluk duyar. Film izlemeyi, tartışmayı ve yeni üretimleri önceleyen bağımsız kültür sanat inisiyatifi Görültü, ilk yayını Peter Watkins: Kestirme Yol Yok’ta, Peter Watkins’in film üreticisi, teorisyeni ve polemikçisi olarak yaşam boyu sürdürdüğü pratiğine odaklanıyor; yönetmenin ortaya koyduğu öncü Monoform teorisinden Komün ve Yolculuk gibi uzun süreli filmlerine uzanıyor.

Görültü Sunar, Peter Watkins: Kestirme Yol Yok Yayımlandı yazısına devam et

Sinemacılık ve Filmcilik Yararına Bağımsız İletişim Platformu