Derin Devletin Kanlı Oyunları / Saldırı

Adam Wingard imzalı ‘Saldırı / Onslaught’ bir western atmosferinde açılıyor. Issız çölün ortasındaki ilk sahnede, eski ordu mensubu keskin nişancı Celeste’i (Adria Arjona) içi boşaltılarak korkunç ve gülen yüzler şeklinde oyulmuş Halloween bal kabaklarına atış talimi yaparken izliyoruz. Derken tepede beliren askeri helikopterin silah seslerine karışan gürültüsü genç kadını Ortadoğu’da savaştığı dehşet anlarına götürüveriyor.

Celeste başlangıçta iki aylığına geldiği ‘Windy Oasis Karavan Parkı’nı yine eski bir asker olan Josiah (Reginald Vel Johnson) ile birlikte idare etmektedir. Ayrıldığı eşi o sabah bir süreliğine göz kulak olması için ortak kızlarını kendisine bıraktığında, oturduğu mekânın dört bir yanına dağılmış ağır silahlarını ve içki şişelerini ortadan kaldırarak yeni bir geçici düzen kuran genç kadın, ücra karavan alanının yersiz yurtsuz bir avuç sakini gibi yaklaşmakta olan tehlikeden habersizdir.

Daha sonra paralel bir öyküde Dr. Hans Kammler (Dan Stevens) ve dominant karısı Hanna (Rebecca Hall) ile tanışırız. Nazi bilim adamı, ABD’nin Orta Doğu tatbikatlarında görev almış, defalarca vurulmuş, onlarca sivili öldürmüş tehlikeli askerlerin, genetiği değiştirilmiş süper güçler ve de acımasız kıyım makinaları olarak tasarlandığı çalışmalarını tamamlamış, bu askerlerden üç tanesinin ‘terminatör’ misali sahaya çıkma vakti gelmiştir. Pentagon’dan kiralanan, çöldeki eski Amerikan üssünde konuşlanmış ve özel bir askeri taşeron firma tarafından çalıştırılan araştırma tesisinde, ideal savaşçı olarak tasarlanmış bu ölümcül robot askerlerin sivil halk üzerinde denenmesine gelmiştir sıra.

Yönetmen Wingard’ı, Sundance’deki gösterimi sonrasında sinema aleminin radarına girmesine vesile olmuş olan 2014 yapımı ünlü ‘The Guest’ ile tanımıştık. Yine bir ‘Cadılar Bayramı’ öncesinin bal kabaklı motifleri arasında gelişen bu ilgi çekici gerilim – aksiyonda, hikâyeye adını veren ‘misafir’ savaşta ölen oğullarının arkadaşı olduğunu söyleyen David’in (Dan Stevens) Peterson ailesinin konutuna yerleşmesi ve kendi halindeki Moriarty kasabasında peş peşe gizemli ve şiddet dolu olayların hızla tırmanması üzerine kuruludur. Kibar görünümlü genç asker gerçekte askeri bir tıbbi deneyin deneği, yenilmez savaşçılar yetiştirmek üzere hazırlanmış bir programın firarisidir. Masmavi gözlerinden taşan öfkesi nezaketinin önüne geçtiğinde genç adam tam anlamıyla bir ölüm makinasına dönüşecektir.

Arada Hollywood için çektiği Godzilla filmlerinin ardından ‘Saldırı’ ile yeniden esas meselesine dönüş yapan Wingard, ABD’nin Trump döneminde iyice şaha kalkan saldırgan tutumunu ve bunun ülke içinde uzanabileceği şiddet ve vahşet zihniyetini sorgulamayı sürdürüyor. Ön jenerikte günümüzden geriye doğru sararak ABD’nin İkinci Dünya Savaşı ve sonrasına kadar uzanan emperyalist kalkışmalarını, denizaşırı ülkelerde, Orta Doğu’da giriştiği darbeler ve askeri çatışmaları siyah – beyaz bir kolaj halinde perdeye taşıdığı bu bölümde meselesini daha net bir biçimde ortaya koyuyor. Derin devletin karanlık operasyonları, Nazi kalıntısı bilim adamları ile işbirliğinin sonuçları ve insanlık dışı deneylerin sivil halk üzerinde uygulanışına kadar bir dizi karanlık girişim konu ediliyor. Gerilimin adım adım tırmandığı ilk bir saatin ardından ise korku – aksiyon sinemasından karma esintiler eşliğinde ortalık kan gölüne dönüşüyor.

Wingard‘ın bir kez daha 80’ler gerilim – aksiyon sinemasının, John Carpenter imzalı zamanında çok sevilmiş yapımların izini sürdüğü rahatlıkla söylenebilir. Örneğin, Arjona’nın yaralanmış tek gözü kapalı cengaverliğinde, ‘Escape from New York’dan (1981) Snake Plissken’ı akla getirmemek mümkün değil. Bir yabancı eleştirmenin çok haklı saptamasıyla eski bir video kulübün tozlu VHS’leri arasından gün ışığına çıkmışa benzeyen ‘Saldırı’yı izlediğinde Quentin Tarantino’nun bayılacağına eminim. Film 80’lerin ses bandını özenle kullanıyor. Haklı meselesini bir yana bırakarak son virajda hararetli bir askeri ‘slasher’ sineması’na, ‘The Texas Chainsaw Massacre’ dünyasının kan havuzuna dümen kırıveriyor.

(11 Eylül 2026)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Bir yanıt yazın