Bir Ritüeldir Yaşamak: Hamnet

Filmin hem çok ses getirmesinden hem de Oscar adayı, daha da önemlisi hemen herkesin ödül alacağından hemfikir olmasından dolayı Hamnet için bir farklı bakış gerekiyor.

Birincisi, Shakespeare temeli nedeniyle, okumamış, izlememiş bile olsa bir fikir var herkesin kafasında; doğru ya da yanlış. Chloé Zhao, Maggie O’Farrell’ın romanından uyarladığı ve yazarla birlikte senaryo yazımına da katıldığı filmde doğal ışık ve oyuncularını alabildiğine doğal, bir o kadar da sakin oynatarak duygusal bir zemine çekiyor. 1600’lü yıllar İngiltere’sini sadece bir tiyatro (unutmayın, Shakespeare bir tiyatrocuydu) dekoru gibi kurması, kamerasını da bir tiyatro izleyicisinin gözü gibi kısa çevrinmelerle yetinmesi dersine ne denli çalıştığının da göstergesi. Öte yandan, izleyicinin odaklanmasını geciktirecek ya da engelleyecek ayrıntılardan da sıyrılması önemli. Muhakkak ki, birçok yönetmen bu ayrıntıyı gözetmiştir, ama artık öyle pırıl pırıl, her şeyin alabildiğine açık göründüğü bir sinema dilinin geride kaldığını da ilan ediyor.

Başlıkta yer aldığı gibi yaşamak en önemli itkisi insanın. Yaşamalı ki, bir şeyler yapabilsin, bir şeyleri değiştirebilsin; ucunda gözyaşı, acı(lar) ve hâttâ ölüm olsa da. Biz, bugün hayatın hızlı akışından yakınıyoruz, ama dünya var olduğu sürece zaman hep aynı akışını korudu… Dış (!) etkenler nedeniyle biz hızlandığını sanıyoruz. Yaşam, kendi çizgisini -değişimin yansımasını unutmamalı- sürdürüyor. O zaman neyse sorun bugün de o, o zaman acısı ne kadar derinse insanların bugün de o kadar derin ve sarsıcı. Biz bir ritüelmişçesine sarılıyoruz yaşama ve kuşkusuz sanata… Sanatın ne denli önemli ve gerekli olduğunu vurguluyor film. Değil mi ki, o çok başarılı bir performans sunan Jessie Bucklay -ki en iyi oyuncu adayı, almaya da en yakını- tiyatronun kendilerini anlattığını görünce gözyaşlarını tutamıyor. İzleyicinin de mendillerine sarılacağını düşünüyorum. Agnes öyle de Paul Mescal farklı mı? O da alabildiğine başarılı… Hele çocuklar… onların duygularını hissetmeyen olabilir mi, sanmıyorum.

Sanatsız yaşam sadece acı, hüzün ve çözümsüzlüktür.

(04 Şubat 2026)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

Bir yanıt yazın