Duyguların Ayakta Alkışlanacağı Film

01 Temmuz tarihinde vizyona girecek olan Babaannem isimli sinema filmi için geri sayım başladı. Serkan Özarslan’ın yönettiği, Gümüş Film yapımcılığıyla sinemaseverlerin beğenisine sunulacak olan yapım barındırdığı duygularla alkış alacak. Çekimleri 16 günde İstanbul’da tamamlanan sinema filminin başrollerinde Meral Çetinkaya, Mehmet Can Mincinözlü, Tuna Kiremitçi, Özgül Koşar, Sertaç Ekici ve Neslihan Günaydın Aka gibi isimler yer alıyor.

Atıf Yılmaz Film Arası’nda

Film Arası Dergisi, sinemamızın büyük ustası Atıf Yılmaz’ın kapsamlı bir dosya ile ele alındığı son sayısıyla okuyucularının karşısına çıktı. Çok sayıda önemli filmiyle Türk sinemasına damga vuran usta yönetmenin sinematografisi çeşitli yönleriyle ele alınırken, iki önemli konuk da Atıf Yılmaz’a dair duygu ve düşüncelerini aktardı. Yılmaz’ın pek çok filminde rol alan ve kişisel dostluğunu da paylaştığı Türk sinemasının sultanı Türkân Şoray, Atıf Yılmaz’a dair anılarını Film Arası okurlarıyla paylaşırken, yönetmen Ümit Ünal ise Atıf Yılmaz sinemasına dair çarpıcı tespitleriyle dosyaya katkıda bulundu.

Açık Havada Başka Sinema, Bomontiada’da

bomontiada’da Yaz Programı, çeşitli atölyeleri, canlı performansları, film gösterimleri ve panayırları bomontiada avlusunda bir araya getiriyor. Başka Sinema işbirliği ile Açık Havada Başka Sinema film gösterimleri bomontiada avlusunda yaz boyunca devam edecek. Gösterimlerin ilki 22 Haziran akşamı saat 21:30’da Dünyada 20.000 Gün (20.000 Days on Earth) ile avluda gerçekleşecek. Film, 40 yıldır müzik yapan, kültür ikonu, senarist ve tarihin en ilginç sanatçılarından şarkıcı, söz yazarı ve besteci Nick Cave’in yaşamındaki 20.000 günü anlatıyor. bomontiada film gösterimleri 2014 yapımı Onur (Pride) filmi ile 29 Haziran akşamı saat 21:30’da devam edecek.

Açık Havada Başka Sinema, Bomontiada’da yazısına devam et

Uzaylılar Hiç Rahat Vermeyecek

Kurtuluş Günü: Yeni Tehdit (Independence Day: Resurgence)
Yönetmen: Roland Emmerich
Senaryo: Roland Emmerich-Dean Devlin-Nicholas Wright-James A. Woods-James Vanderbilt
Müzik: Harald Kloser-Thomas Wanker
Görüntü: Markus Förderer
Oyuncular: Liam Hemsworth (Jake),Jeff Goldblum (David), Bill Pullman (Thomas), Maika Monroe (Patricia),
Travis Tope (Charlie), William Fichtner (Joshua), Charlotte Gainsbourg (Catherine), Judd Hirsch (Julius),
Jessie Usher (Dylan), Brent Spiner (Dr. Okun), Sela Ward (Başkan Lanford),
Yapım: Fox (2016)

Dünyayı istila eden uzaylıları mağlup etmenin üstünden yirmi yıl geçtikten sonra uzaylılar yine rahat durmuyorlar ve dünyayı yine istila ediyorlar. Bu filmi üç boyutlu seyretmek heyecanı da katlıyor.

Yirmi yıl önce, uzaylılar dünyayı istila etmişlerdi ve insanlık, daha çok Amerikalıların azmiyle mağlubiyete uğratılmıştı Roland Emmerich’in 1996 yapımı “Independence Day-Kurtuluş Günü” bilimkurgu filminde. Emerich, yirmi yıl sonra yeniden uzaylılarla savaşmaya karar verince, sinemaskop ve üç boyutlu perdede bir daha uzaylılarla savaş başlıyor 2016 yapımı “Independence Day: Resurgence-Kurtuluş Günü: Yeni Tehdit” bilimkurgusuyla. Yine 04 Temmuz. Bu devam bilimkurgusunda yeni karakterlerin yanında önceki filmdeki bazı karakterler de bu filme katkı sunmuşlar.

Dünyanın üstünden…

Uzaylılar geldiğinde atmosferin üstüne kalkan gibi üs kuruyorlar önce. Uzaylıların işleyişi kovan mantığındaymış. Çünkü devasa boyutlarda bir kraliçe var ve sürekli yeni savaşçılar doğuruyor. Onları yenmenin tek yolu ne olmalıydı? Zeki insanlık cevabı hemen buluyor: Kraliçeyi yok etmek… ABD’nin başkanı da bir kadın Elizabeth Lanford’du. Amerikalılar, dizilerle ve filmlerle halkı hazırlıyorlar sanki. 2001’de başlayan aksiyon – gerilim – politik dizi “24”ün ilk sezonunda siyahî başkan Amerika’yı yönetiyordu. Hatta daha sonraki sezonlarda kadın başkan da oluyordu. 2016’daki başkanlık seçimlerinde de bir kadın başkan adayı var. Liberal bakış açısıyla bunlar önemli belki. Bu iki eseri de ortaya koymuş olan Hollywood’un büyüklerinden 20th Century Fox elbette. Fox’un sahibi basın tröstü Rupert Murdoch, ABD’de liberal takılırken, İngiltere’de de liberal sağcı oluyor işte.

Evet uzaylılar da zeki. İnsanların zihnine yerleşebilmeyi başarabiliyorlar. Yirmi yıl öncesinin ABD Başkanı Thomas J. Whitmore da uzaylıları bir daha yenmek için hasta hasta mücadelenin içine giriyor. Kızı pilot Patricia da ordunun gözde askeri pilot Jake Morrison’ın sevgilisi. Patricia şimdi Beyaz Ev’de görev yapıyor. Ay’da görevi süren Luke, uzaylılarla savaşa katılıyor çok geçmeden. Luke’un, önceki filmde ölmüş kahraman asker Steven Hiller’ın (Will Smith) üvey oğlu Dylan Dubrow-Hiller’la da sorunları var geçmişte yaşanmış. Bir de hastanede uzun süre komada kalmış bilim insanı Dr. Okun var.

Perdede heyecan kasırgası…

Filmde uzaylıların tüm dünyada yarattığı tahribat, yıkıntı üç boyutlu gösterimde insanı atmosferin içine alıyor. Sanki o anın içindeymiş gibi hissettiriyor. Devasa gökdelenler darmadağın olurken, modern dünyanın simgeleri de yok olup gidiyor. İnsanlık 2016 yılında uzaylılar gibi teknolojik sıçramalar da yapmış. Işık hızında uzayda yol alırken, tüm gezegenlere de kolayca yolculuklar yapabiliyor. Gerçeklikte insanlığın bu noktalara gelebilmesi mümkün değil. Çünkü teknolojisi hem yetersiz hem de güvenilmez. Geçmişte Ay’a insanlı uçuşlarla birkaç defa gidebilen insanlık 2016’da Dünya’nın 400 km uzağındaki uzay istasyonuna gidebiliyor ancak.

En önemli sorun, insanlığın uzaylıları tuhaf ve yaratık görmesi aslında. İnsanlık, insanları daha mı üstün ve güzel görüyordu? İncil’in “Vahiy” bölümünde, tuhaf ve insana benzemeyen yaratıklar yansıtılıyor korkutmak için. Fantastik edebiyat ve sinemaya ilham olmuştur belki de bu. Aslında biz insanlar kendimize benzemeyenden korkuyoruz ve onu hemen dışlıyoruz. Buna ayrımcılık ve ırkçılık deniliyor sosyolojide. Uzayı ve uzaylıları sevin. Sevmek güzeldir. Alman yönetmen Emmerich de uzayı seviyor işte. Genç oyuncu Liam Hemsworth, “The Hunger Games – Açlık Oyunları” serisinde Gale Hawthorne karakteriyle hatırlanıyor.

(24 Haziran 2016)

Ali Erden

ailerden@hotmail.com