Soğuk’ta Rol Aldığımız İçin Çok Mutluyuz

Yapımını TMC’nin, yapımcılığını Erol Avcı’nın üstlendiği, Uğur Yücel’in yönettiği Soğuk filminin basın gösterimi Salı günü Nişantaşı City Life Sineması’nda gerçekleşti. Nürnberg Film Festivali dolayısıyla Almanya’da bulunan Uğur Yücel’in katılamadığı gösterimde Ezgi Mola ve Şebnem Bozoklu basının sorularını yanıtladı. 21 Mart’ta vizyona girecek olan filmde Boncuk ve Fincan adlı iki kız kardeşi canlandıran Ezgi Mola ve Şebnem Bozoklu, Soğuk’da rol almaktan ötürü çok mutlu olduklarını dile getirdi. Filmi çok sevdiklerini söyleyen Şebnem Bozoklu, “İnşallah, 21 Mart’ta vizyona girdiği zaman seyirci tarafından da sevilir. Biz bu film için çok çalıştık inşallah her şey güzel olur” dedi.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Soğuk’ta Rol Aldığımız İçin Çok Mutluyuz yazısına devam et

    Maltepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Başka Sinema Oluşumu ile Buluştu

    Başka Sinema oluşumunun temsilcileri, “günümüzün sinematek anlayışıyla, tüm dünya festivallerinden, Türkiye yönetmenlerinin filmlerini de unutmadan yaptıkları özel seçkilerle her ay festival atmosferini sinemaseverlere yaşatmayı hedeflediklerini” açıkladıkları panel oldukça ilgi çekti. Maltepe Üniversitesi’nin düzenlediği ve sinemamızın bugünü üzerine açılımların da tartışıldığı panele, Başka Sinema Direktörü İmre Tezel, M3 Film Ortağı Emre Akpınar ve Yapımcı Yamaç Okur katıldı.

    Maltepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Başka Sinema Oluşumu ile Buluştu yazısına devam et

    25. Türk Film Günleri Münih

    25. Türk Film Günleri Münih, 21 – 30 Mart 2014 tarihi arasında gerçekleştiriliyor. 25. Türk Film Günleri’nin bu yılki programında, güncel filmlerin yanı sıra, eskilerden izlenmeye değer özel filmlere de yer verilecek. Öncelikle geçen yıl aramızdan ayrılan usta oyuncu Tuncel Kurtiz anılacak. Tuncel Kurtiz’in oynadığı Sürü ve Hoşçakal Yarın filmleri izleyiciyle buluşacak. Belgesel kuşağında Perihan Bayraktar’ın İstanbul Hayali, İmre Azem‘in Ekümenopolis: Ucu Olmayan Şehir’i ve Fatih Akın’ın İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek belgeseli gösterilecek. Günlerin açılışı Yeşim Ustaoğlu’nun Araf’ı ile gerçekleşecek. Programda Yozgat Blues ile Meryem filmi de yer alırken, Ummah, Arkadaşlar Arasında ve Zeki Ökten’in Güle Güle’si de gösterilecek filmlerden bazıları.

    25. Türk Film Günleri Münih yazısına devam et

    Sabah Yıldızı: Sabahattin Ali Almanya’da

    Bu yıl 25. yılını kutlayan 25. Münih Türk Film Günleri, 21 – 30 Mart tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. Film günlerinde değerli yazarımız Sabahattin Ali’nin yaşam öyküsünü anlatan Sabah Yıldızı: Sabahattin Ali adlı belgesel film de gösterilecek. 29 Mart Cumartesi günü saat 15:00’de Vortragssaal der Stadtbibliothek’de yapılacak gösterimden sonra yönetmen Metin Avdaç ve filmin kurgusunu yapan Thomas Balkenhol izleyicilerle söyleşi yapacak. Belgesel uzun bir araştırma sürecinin ardından Almanya, Bulgaristan ve Türkiye’de çekildi. Filmde Sabahattin Ali’nin edebiyatçı kimliğinin yanı sıra fikir dünyası ve döneminin sosyo-politik dinamikleri de ele alınıyor.

    Başka Sinema’dan Sinebebe: Annelerin Bebekleriyle Gidebildikleri Sinema Salonu

    Başka Sinema sadece bebekli anneler için Sinebebe adlı özel film seansları sunuyor. Bebekli anneler Sinebebe’de bebekleriyle birlikte rahat rahat film seyredecek. Salonda bebek arabaları serbest, bebeklerin ağlaması, uyuması serbest, beslenmesi serbest, oyuncakları serbest olacak. Anneler bağımsız sinemanın tadını çıkarırken, bebekler de bağımsızlığın tadını çıkaracak. Bebekler mutlu, anneler mutlu olacak. Sinebebe, 12 aylığa kadar olan bebekler için gerçekleştirilecek.

    Başka Sinema’dan Sinebebe: Annelerin Bebekleriyle Gidebildikleri Sinema Salonu yazısına devam et

    Güzel Günler Göreceğiz, Bu Hafta Levent Kültür Merkezi Onat Kutlar Sahnesi’nde

    Her Cuma Yeni Sinema etkinliği kapsamında, Hasan Tolga Pulat’ın Güzel Günler Göreceğiz filmi bir hafta boyunca Levent Kültür Merkezi’nde gösteriliyor. Senaryosunu Emre Kavuk’un yazdığı ve Hasan Tolga Pulat’ın yönettiği Güzel Günler Göreceğiz, 48. Uluslararası Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Film, En İyi Senaryo, En İyi Kurgu ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödüllerini aldı. Filmin oyuncu kadrosunda Uğur Polat, Nesrin Cavadzade, Buğra Gülsoy gibi sevilen oyuncular yer alıyor. 21 Mart 2014 Cuma günü saat 19:00’da gerçekleşecek olan film gösterimin ardından Hasan Tolga Pulat, Nesrin Cavadzade, Buğra Gülsoy ve Barış Atay izleyicilerin sorularını yanıtlayacak.

    Mayınlı Bölgeden Notlar

    33. İstanbul Film Festivali’nin dili farklı, öncü ve bazen zorlayıcı filmlerini barındıran ‘Mayınlı Bölge’ seçkisi, özellikle keşif peşindeki sinefillerce merakla beklenen önemli sürprizler içeriyor.

    Dokuz filmlik seçkinin belki de en bilineni, geçtiğimiz Venedik şenliğinde en iyi yönetmen ve erkek oyuncu ödüllerini almış olan Yunan yapımı ‘Şiddet Güzeli / Miss Violence’. Alexandros Avranas’ın filmi, 11 yaşındaki Angeliki’nin doğum gününde yüzünde bir gülümsemeyle pencereden atlayarak ölüme gidişi üzerine bir soruşturma ve küçük kızlarının ölümünü ısrarla bir kaza olarak değerlendiren aile üyelerinin tutumu çerçevesinde otorite ve düzen tartışmasına giriyor, derinleşen ekonomik krizin beslediği ahlâki yozlaşmayı irdeliyor.

    Bölgenin merakla beklenen iki yapımı, filmleri ülkemizde ilk kez gösterilecek olan çağdaş sinemanın iki aykırı yönetmeninden. Bunlardan ‘Tarihin Sonu / Norte, Hangganan Ng Kasaysayan’, yaklaşık 25 yıldır film çeken Filipin bağımsız sinemasının en önemli ismi Lav Diaz’ın geçtiğimiz yıl ‘Sight and Sound’un en iyi 10 film listesine girmiş son yapıtı. Uzun filmler çeken Diaz’ın dört saati aşan görkemli ve destansı filmi, Dostoyevski’nin ‘Suç ve Ceza’sını günümüz Manila’sına taşıyor. Küratörlük geçmişi de bulunan Katalan senarist ve yönetmen Albert Serra kısa ve uzunlarıyla Avrupa sinemasının yenilikçi yönetmenleri arasında anılan bir diğer isim. Festival programında yer alan Locarno Şenliği Altın Leopar ödüllü son çalışması ‘Ölümümün Hikayesi / Historia De La Meva Mort’, Karpatlar’da yolları kesişen Kazanova ile Drakula’nın ürkütücü serüveni üzerine.

    Yıllar önce yine festivalde izlediğimiz Venedik Şenliği büyük ödüllü ilk çalışmalarından ‘Yaşasın Aşk / Vive L’amour’ (1994) ile gönüllere yerleşmiş Taiwan’lı usta Tsai Ming Liang bu yıl ardarda çektiği iki filmiyle konuk oluyor ‘Mayınlı Bölge’ye. 2013 Venedik Şenliği Jüri Büyük Ödülü sahibi ‘Sokak Köpekleri / Jiao You’, ayaklı bir reklâm panosu olarak çalışan baba ile bedava yiyecek bulmak için AVM’leri, süpermarketleri dolaşan çocuklarının Taipei varoşlarından lüks merkezlere uzanan hikâyesi, umut ve yoksulluğa dair şiirsel bir trajikomedi. İlk kez geçtiğimiz Şubat ayında Berlin’de izleyici karşısına çıkan orta metrajlı ‘Batıya Yolculuk / Xi You’ ise, zamanı nasıl algıladığımızı ve gündelik hayatın telaşı içerisinde nasıl tükettiğimizi sorgulayan bir meditasyon.

    Seçkide yer alan iki Alman yapımı aile içi şiddet üzerine yoğunlaşmış. Deneyimli yönetmen Philip Gröning’in sekiz yıllık aradan sonra çektiği Venedik şenliği ödüllü ‘Polis Memurunun Karısı / Die Frau Des Polizisten’, üç kişilik bir ailenin eve odaklı gündelik hayatından tedirgin manzaralar sunuyor. Venedik’te eleştirmenleri ikiye bölen film, Haneke hayranları için ilgiye değer bir keşif olabilir. Katrin Gebbe’nin gerçek olaylardan yola çıkmış Hamburg en iyi senaryo ödüllü ‘Herşey Düzelecek / Tore Tanzt’ı ise, yeni bir yaşam kurmaya çalışan genç Tore’nin, dinsel inançları doğrultusunda dahil olduğu aile ortamında başına gelenleri, cinsel ve fiziksel şiddete maruz kalışını öykülüyor.

    Mayınlı Bölge’nin bir diğer konuğu da Şili’den. Gerçek bir olaydan yola çıkan ‘Kızkardeşler / Las Ninas Quispe’, dağlarda çobanlık yaparak geçimini sağlamaya çabalayan üç kız kardeşin yasaklara ve çevrelerini kuşatmış zor koşullara karşı verdiği mücadele üzerine.

    Ve Amerikan bağımsız sinemasından bir örnekle liste tamamlanıyor. Genç kuşağın yetenekli oyuncu yazar yönetmeni James Franco, Faulkner’dan sonra (As I Lay Dying) bu kez bir Cormac McCarthy uyarlamasıyla festival izleyicilerinin karşısında olacak. Yazarın insanoğlunun kötülükle imtihanı üzerine tedirgin edici denemelerinden ‘Tanrının Oğlu / Child Of God’, Tennessee’nin dağlık bölgesinde düzen dışına itilmiş vahşi ve acımasız Lester Ballard’ın 1960’lı yıllardan günümüze taşınmış karanlık hikayesinin izini sürüyor. Soluk soluğa üretmeye devam eden Franco, bu filmin ardından çekmeye başladığı Bukowski biyografisini tamamlamış, on parmağında on marifet nitelemesine uygun olarak, Steinbeck’in ‘Fareler ve İnsanlar’ının taze Broadway yorumunda göçmen toprak işçisi George Milton rolüyle sahne almakta halen.

    (27 Mart 2014)

    Ferhan Baran

    ferhan@ferhanbaran.com