İstanbul Film Festivali Sunar: Bir Hurdacının Hayatı 20 Aralık’ta Vizyonda

İstanbul Film Festivali tarafından Başka Sinema kapsamında sunulan, Danis Tanovic’in Bir Hurdacının Hayatı (An Episode in the Life of an Iron Picker) filmi 20 Aralık Cuma günü vizyona giriyor. Beyoğlu Beyoğlu, Levent Metro City Cinema Pink, Altunizade Capitol Spectrum, Haramidere Cinetech Torium ve Kadıköy Rexx Sinemaları’nda gösterilecek olan film, Beyoğlu Sineması’nda 11:00, 14:30 ve 21:30, diğer salonlarda 11:00, 14:30 ve 19:45 seanslarında izlenebilecek. Hurda demir toplayarak hayatını zorlukla kazanan Nazif’in öyküsünü anlatan Bir Hurdacının Hayatı, 63. Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı’yı, filmin amatör oyuncularından Nazif Mujic de En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazanmıştı.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Panzehir Fragmanına Görkemli Parti

    2014 yılının en iddialı Türk filmlerinden biri olmaya aday olan Panzehir’in fragmanı 17 Aralık’ta W Hotel’de düzenlenen bir partiyle tanıtıldı. Panzehir filmi oyuncuları ile iş ve cemiyet hayatından çok sayıda davetlinin katıldığı gecede gösterilen fragman büyük beğeni topladı. Yönetmenliğini Alper Çağlar’ın üstlendiği ve başrolünde Emin Boztepe’nin oynadığı filmde Cüneyt Arkın, Murat Arkın, Kaan Urgancıoğlu, Çağdaş Agun, Tolga Akdoğan, Emir Bendirlioğlu ve Öykü Gürman oynuyor.

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Panzehir Fragmanına Görkemli Parti yazısına devam et

    Çok Uzun Bir Hikayenin Tam Ortası

    Ertuğ Tüfekçioğlu’nun yönettiği Çok Uzun Bir Hikayenin Tam Ortası adlı kısa filmin başrollerinde Marjorie Hertzog ve İbrahim Kiransal oynuyor. Film Ertuğ Tüfekçioğlu, Jason Baldwin Stewart ve Fevziye Hazal Yazan yapımcılığında gerçekleştirildi. California Accolade Film Competition’da başarı ödülü kazanan film 50. Uluslararası Antalya Film Festivali’nde ise En İyi Kısa Film Yarışması’nda finalist olmuştu. Filmde Mireille, Derun, Paris ve gerçekler ele alınıyor. Hepsi de yaşamak için geceyi beklemektedir. Ve o gecenin sabahında hangisi hâlâ hayattaysa, diğerlerini geçmişe gömmüş demektir.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Fragman
  • Her Cuma Yeni Sinema’da Bu Hafta Beş Dalda Altın Portakal Sahibi Zenne Seyirci ile Buluşuyor

    Her Cuma Yeni Sinema etkinliği 9. haftasında, Caner Alper ve Mehmet Binay’ın yönettiği Zenne filmiyle devam ediyor. Film, doğulu muhafazakâr bir ailenin çocuğu olan Ahmet ile cinsel kimliğini saklamadan zennelik yapan Can ve Alman fotoğrafçı Daniel’in İstanbul’da kesişen dostluk hikâyesini anlatıyor. Kerem Can, Erkan Avcı ve Giovanni Arvaneh’in başrollerini paylaştığı film 20 Aralık Cuma günü 19:00’da gösterilecek. Gösterimin ardından filmin yönetmeni Caner Alper ve Mehmet Binay izleyicilerin sorularını yanıtlayacak. Ücretsiz etkinlik önümüzdeki hafta, Umut Dağ’ın Kuma filmiyle devam edecek.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Selma Ergeç: Bir Bebek Her Şeyi Değiştirir

    Yeni filmi Senin Hikayen’de kariyeri ve çocuk sahibi olmak arasında bir karar aşamasına gelen Esra karakterini canlandıran Selma Ergeç; “Bir bebek her şeyi değiştirir, hayatının merkezine yerleşir” diyor. Hamile olduğunu öğrendiğinde şok yaşayan Esra’nın, kariyeriyle çocuk sahibi olma arasında güç bir yol ayrımında ikileme düştüğünü anlatan Selma Ergeç, filmde yaşanan hamilelik süreci içinse “Hem güzel, hem zor yanlarını göstermeye çalıştık, çünkü öyle bir yol, çok komik yanları da var” şeklinde konuşuyor. Ergeç, senaryoda kendisini en etkileyen şeyin mutlu bir evliliğin farklı bakış açılarıyla anlatılması olduğunu belirtiyor.

    Sağ Salim 2 Sil Baştan, İzmir Galasında Ege Üniversitesini Kırdı Geçirdi

    Yönetmenliğini Ersoy Güler’in yaptığı internette ve TV.de izlenme rekorları kıran, 2012’nin en komik filmi Sağ Salim’in ikinci filmi Sağ Salim 2: Sil Baştan 10 Ocak’ta vizyona giriyor. Sağ Salim 2: Sil Baştan filminin İzmir galası Ege Üniversitesi Profesör Doktor Yusuf Vardar – Mötbe Kültür Merkezi’nde yapıldı. Mizah Festivali çerçevesinde yapılan galada filmi izleyen Ege Üniversitesi öğrencileri gösterim sonrasında filmin yapımcısı ve yönetmeni Ersoy Güler ve Burçin Bildik, Murat Akkoyunlu, Yakup Yavru ve diğer oyuncularıyla yapılan söyleşiye yoğun ilgi gösterdi. Salim’in kimsesiz bir cenazeyi memleketine götürmeyi kabul etmesiyle başlayan trajikomik macera, yol arkadaşı Nihal’in annesinin intikam için rehin alınmasıyla yeniden başlıyor.

  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Sağ Salim 2 Sil Baştan, İzmir Galasında Ege Üniversitesini Kırdı Geçirdi yazısına devam et

    Havada Devrim Kokusu Var

    Tanınmış Fransız yönetmen Olivier Assayas’ın Venedik Film Festivali en iyi senaryo ödüllü son çalışması ‘Après Mai’, yakın tarihli ‘Gezi Direnişi’nden esinle bizde ‘Direniş Günlerinde Aşk’ adıyla vizyona giriyor. 32. İstanbul Film Festivali’nde gösterildiğinde ithalâtçı firmanın yakıştırmış olduğu ‘Aşk Kokusu’ndan çok daha iyi bir tercih bu kuşkusuz.

    Assayas’ın özgün adı dilimizde ‘Mayıs’tan Sonra’ anlamına gelen bu otobiyografik çalışması, 1968 Mayıs’ında muhafazakâr De Gaulle iktidarına karşı Sorbonne Üniversitesi’nde başlayan, işçi sınıfının da desteğiyle giderek büyüyen, ayaklanmaları, fabrika işgâllerini, genel grevleri tetikleyen 1968 Mayıs/Haziran deneyiminin getirdikleri üzerine.

    ’68 kuşağının bu soylu direnişi, siyasi sonuçlarının ötesinde toplumsal ve kültürel alanlarda tüm dünyayı derinden etkilemiş; otorite ve geleneksel toplum kurallarının sorgulanmasında; özerklik, cinsel özgürlük, feminizmin yaygınlaşmasında büyük katkıları olmuştur.

    Assayas, 1994 tarihli ‘L’Eau Froide’ın bir uzantısı niteliğindeki bu son çalışmasıyla, ’68 olaylarının üç yıl sonrasına gidiyor ve kişisel yaşanmışlıklar üzerinden kabına sığmayan tedirgin genç kuşağın kapsamlı bir portresini çizmeye sıvanıyor.

    ‘1971 yılı Paris yakınları’ ibaresiyle başlayan hikâyede, yönetmenin alter ego’su görünümündeki Gilles’e odaklanıyoruz önce. Genç lise öğrencisi, arkadaşlarının çoğu gibi dönemin radikal siyasi akımlarının etkisi altındadır. Edebiyat dersinde Blaise Pascal’in ‘Düşünceler’i (Les Pensées) tartışılır. Gençlik örgütlerinin gazeteleri, teksir makinasında çoğaltılmış bildiriler dağıtılır okul çıkışlarında. Clichy meydanındaki gösterilerde polisin copuna, sopasına, sis bombasına direnirler. Geceleri afişler yapıştırılır, okul duvarlarına ‘Gençlik Gelecek İçin Çok Endişelidir’, ‘Özel Polis Kuvvetleri Tasfiye Edilmelidir’ benzeri sloganlar yazılır. Gençlerle otoritenin çatışması giderek büyür, okulda çıkan kargaşada bekçilerden biri ağır yaralanır. Aralarında Gilles’in de bulunduğu bir grup genç güvende olmak için bir süreliğine Fransa’dan uzaklaşır. Önce İtalya’ya daha sonra Londra’ya sürüklenen gençler, dönemin radikal düşünceleri, devrim tartışmaları ile ilk gençlik tutkuları arasında gidip gelmektedir. Blaise Pascal’den ‘Gökyüzüyle cehennem veya boşlukla aramızda, dünyanın en hassas ve kırılgan şeyi olan yaşamdan başka bir şey yoktur’ satırlarından hareketle, gençliği kaçırmanın endişesini de taşımaktadır Gilles.

    ‘Direniş Günlerinde Aşk’, ‘68 kuşağının Mayıs sonrası tereddütleri üzerine bireysel ve son derece özgün bir film. Dönemin ruhunu, havadaki devrim kokusunu, gevşek hikâye örgüsüyle etkileyici bir belgesel havasında yansıtan izlemeye değer bir çalışma. Clichy meydanındaki gösteriyi engellemeye çalışan Fransız polisinin sert tutumu, sis bombaları, acımasızca dövülen, apartman boşluklarına sığınan öğrencilerin görüntüleri ‘Gezi Direnişi’nin zorlu günlerini anımsattı bizlere. Taksim meydanında gaz bombalarına, tazyikli suya hedef olmasına rağmen yasaklara, yolsuzluklara karşı şiddet göstermeden kararlı bir şekilde direnen gençlerimize bir kez daha minnet ve saygı duyduk.

    (‘Direniş Günlerinde Aşk’, 27.12.2013 tarihinden başlayarak İstanbul’da Kadıköy Moda Sahnesi (eski Moda Sineması); Ankara’da Kızılay Büyülüfener Sinemaları’nda gösterilmektedir.)

    (26 Aralık 2013)

    Ferhan Baran

    ferhan@ferhanbaran.com

    Pera Film Latin Amerika Yolculuğuna Arjantin Filmleriyle Devam Ediyor

    Pera Film, Latin Amerika yolculuğuna, 18 – 28 Aralık tarihleri arasında Arjantin filmleriyle devam ediyor. Latin Amerika’nın en büyüleyici sinemalarından olan Arjantin sineması, uzun ve üretken bir geçmişe sahip. Son dönemde, yaşanan durgunluk sinema açısından yeni ve önemli bir motivasyon kaynağı oldu.
    Arjantin sineması için 1990’larda, Lisandro Alonso, Lucrecia Martel, Martin Rejtman ve Pablo Trapero gibi yönetmenlerle başlayan sanat filmlerinin izinden gidildi. Bugün, on yıldan fazla bir süre sonra, en yeni Arjantinli yönetmen kuşağı ortaya çıkmaya başlıyor.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Pera Film Latin Amerika Yolculuğuna Arjantin Filmleriyle Devam Ediyor yazısına devam et