5. Hangi İnsan Hakları? Film Festivali’nde İlk Gün

Dünyanın her köşesindeki hak ihlâllerini konu alan pek çok filmin ve konuğun katılımıyla düzenlenen Hangi İnsan Hakları? Film Festivali’ne ilk gününden bir sergi eklendi. Festivalin boş bir çerçeveden ibaret posterine #bencedireniş yorumlarıyla katkı veren eserler Tütün Depo’sunda sergileniyor. DOCUMENTARIST ekibi tarafından düzenlenen, ana teması #direniş olarak belirlenen festival Dijital Aktivizm Atölyesi’yle açıldı, gün boyunca gösterimler, söyleşiler ve çocuk resim atölyesi ile devam etti. 18 Aralık 2013 Çarşamba gününe kadar devam edecek festivalde yapılan gösterim ve etkinlikler SALT Beyoğlu, Aynalı Geçit Etkinlik Mekânı, Dutch Chapel, Tütün Deposu ve Cezayir Salonu’nda gerçekleşiyor.

  • Basın Bülteni
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • 5. Hangi İnsan Hakları? Film Festivali’nde İlk Gün yazısına devam et

    Sinemaseverlere Müjde, MarsGate Yayında

    Türkiye’nin en yeni online sinema bileti satış sitesi MarsGate,sinemaseverlere ilgilendikleri filmlerle ilgili bilgi toplayabilecekleri, önceden bilet satın alma imkânı sağlayarak koltuklarını garantileyebilecekleri çok avantajlı imkânlar sağlıyor. Sinemaseverlerin dilediği filmi, istedikleri sinema salonu ve seansta izleme imkânı sağlayan, hatta büfe ürünlerinin siparişlerini bile önceden ve online satın alma olanağı sağlayan MarsGate, kullanıcılarının koltuklarını sorunsuzca garantiliyor. Teknolojinin hayatımıza çok büyük kolaylıklar kattığı ve zaman kazandırdığı bu dönemde MarsGate’in işlevselliğini keşfeden sinemaseverler hiçbir kayıt işlemi ve üye girişi gerekmeden birkaç dakika içinde biletlerini satın alabiliyor.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Sinemaseverlere Müjde, MarsGate Yayında yazısına devam et

    GQ Yılın Farkındalık Ödülü Benim Çocuğum’a

    Dünya çapında GQ tarafından 18 yıldır sürdürülen GQ Men Of The Year Ödülleri 11 Aralık Çarşamba akşamı, Four Seasons Hotel’de düzenlenen törenle sahiplerine ulaştı. Yılın hayranlık uyandıran erkeklerinin ödüllendirildiği Men Of The Year töreninde, Benim Çocuğum filminin yönetmeni Can Candan Yılın Farkındalık Projesi Ödülü’ne layık görüldü. Benim Çocuğum adlı uzun metraj belgesel filmiyle çocukları eşcinsel, biseksüel ya da trans olan ebeveynleri beyazperdeye taşıyan Yönetmen Can Candan, ödülünü alırken homofobi ve transfobiye karşı verilen mücadelede herkese sorumluluk düştüğüne dikkat çekti.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • GQ Yılın Farkındalık Ödülü Benim Çocuğum’a yazısına devam et

    20 Aralık’ta Vizyona Girecek Özür Dilerim Filmine Ön Gösterim

    Cemil Ağacıkoğlu’nun yönettiği ve Güven Kıraç’ın yapımcısı olduğu, 20 Aralık’ta vizyona girecek olan Özür Dilerim filmi, 12 Aralık Perşembe akşamı 8 sinemada yapılan ön gösterimlerle izleyicisiyle buluştu. Beyoğlu Beyoğlu Sineması’nda düzenlenen ön gösterime oyuncu kadrosu da katıldı. Gösterim sonrası yapılan söyleşide seyircilerden birinin filmdeki anne karakteriyle ilgili yorumuna istinaden Güven Kıraç, “İki sene boyunca otizmli ve zihinsel engelli, yani gelişim yetersizliği olan çocuklarla ve aileleriyle çok uzun zaman geçirdik. Bu zaman zarfında ön çalışma sırasında annelerin durumunu gördük.” dedi. Daha evvel Hamburg Film Festivali’nde gösterilen ve İstanbul Film Festivali’nde ödül alan film Cuma günü gösterime giriyor.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Dağ Fare Doğurdu: Oldboy

    Ülkesi Güney Kore’de 2003 yılı sonunda gösterime girdiğinden bugüne dünya çapında milyonlarca hayran edinen ve pek çok sinefilin gözdesi haline gelen “İhtiyar Delikanlı”nın on yıl sonra gösterime giren Amerikan çevrimi son derece yavan bulundu ve 2013’ün en büyük hayal kırıklıklarından biri ilân edildi. Geçmişte bir Hong Kong filminin (“Mou gaan dou-Internal Affairs-Kirli İşler”; 2002) Amerikan çevrimi olan “The Departed-Köstebek”i (2006) yılın en iyi filmi Oscarıyla onurlandıran Hollywood bu yeni çevrimi Razzie (En Kötü Film Oscar’ıyla) Ödülü’ne layık bulacak kadar sevimsiz buldu.

    Güney Koreli yönetmen Park Chan Wook’un Türkiye’de “İhtiyar Delikanlı” adıyla gösterilen üç milyon dolar yapım bütçeli filmi “Oldeuboi” Garon Tsuchiya ve Nobuaki Minegishi’nin çizgi romanına (Japon mangasına) dayanmaktaydı… Bu film, seçici kurul başkanlığını Quentin Tarantino’nun yaptığı 2004 Cannes Film Festivali’nde büyük ödül Altın Palmiye’yi Michael Moore’un “Fahrenheit 9/11”ine kaptırsa da, seçici kurul büyük ödülüne layık bulunmuştu. Kısa sürede kült filmler arasında anılmaya başlayan Güney Kore filmi “İhtiyar Delikanlı”nın dünya sinema hasılatı 15 milyon doları bulurken DVD satışları da büyük bir başarıya dönüşmüştü.

    Türkiye sinemalarında 2004’te gösterilen, ABD sinema gösterimini 2005 yılında yapabilen “İhtiyar Delikanlı”nın Amerikan çevriminde 2008 yılında yönetmen Steven Spielberg ve oyuncu Will Smith bir araya getirilmeye çalışıldı; ancak bu rüya kadro çeşitli nedenlerle bir araya getirilemedi.

    “Oldboy” özgün adıyla (Türkçe ad konulmadan) 03 Ocak’ta Türkiye sinemalarında gösterilecek filmi “Do the Right Thing-Doğruyu Seç” ve “4 Little Girls-Dört Küçük Kız”la iki kez Oscar adaylığı kazanan Spike Lee yönetti. Yapım bütçesisiyse ilk filmin on katına (30 milyon dolara) ulaştı. Baş rollerdeyse “Milk”le Oscar adaylığı elde eden Josh Brolin ile “Pulp Fiction-Ucuz Roman”la Oscar adayı olan Samuel L. Jackson bulunuyor.

    Yeni “Oldboy”un senaryosunda “Thor” (2011), “I Am Legend-Ben Efsaneyim” (2007), “Poseidon-Poseidon’dan Kaçış” (2006), “The Cell-Hücre” (2000) gibi filmlere de senaryo yazan Mark Protesevich’in imzası var. Protesevich “Hücre”yle Bram Stoker Ödülüne aday gösterilmişti.

    Spike Lee’nin “Oldboy”u; bir gece içkiliyken apansız kaçırılan ve tuhaf, otel benzeri bir ortamda, –onu esir alan kişinin kimliği ve gerekçesiyle ilgili en ufak bir bilgi sahibi olmadan,- eziyetle dolu bezdirici, yalnız ve 20 yıl sürecek bir tutsaklığa terk edilen, bu olay öncesindeyse düşüşte bir reklâm müdürü ve ailesinden uzak bir baba olan Joe Doucett’in (Josh Brolin) akıl sır ermez deneyimiyle açılıyor.

    Açıklanamayan şekilde bu kâbustan serbest bırakılan Joe, gün ışığına bir saplantıyla çıkar: Kendisini cezalandıran kişiyi açığa çıkarmak ve daha da önemlisi bunun nedenini anlamak. Her ne kadar artık fiziksel olarak özgür de olsa hâlâ manipüle edilmekte, hâlâ bir komplo ağı içerisinde kaybolmakta ve onu girdaba çeken bu korkunun bedelini ödemektedir. Yanıt arayışı onu genç bir sosyal hizmet görevlisine (Elizabeth Olsen) ve nihayetinde onun özgürlüğünün anahtarını elinde tutan adama (Sharlto Copley) ulaştırır.

    (22 Aralık 2013)

    Hakan Sonok

    hakansonok.sonok1@gmail.com