6. Uluslararası 2. El Film Festivali Gösterimleri Kızılay Büyülüfener Sineması’nda

5 yıldır düzenlenen 2. El Film Festivali, ilk uzun metraj deneyimini yaşayacağı 6. yılında, futbol konsepti ile sahalara çıkıyor. Bu sene 29 Şubat – 04 Mart 2012 tarihleri arasında Ankara’da düzenlenecek olan festival, yarışmasız, jürisiz, gösterim koşulu olmaksızın, 2007 yılından itibaren ulusal ve uluslararası film festivallerinden elenen uzun ve kısa metraj filmlerin gösterimini üstlenecek. 01 Aralık 2011’de başlayan film başvuruları ise 01 Şubat 2012’de son bulacak. Festival süresince 11:30’da başlayacak olan film gösterimleri Kızılay Büyülüfener Sineması’nda gerçekleştirilecek. Festivalin İstanbul basın toplantısı ise 22 Şubat Çarşamba günü saat 19:00’da Gümüşsuyu’nda bulunan Yıldırım Mayruk Moda Laboratuvarı’nda düzenlenecek.

  • Basın Bülteni
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü banner’lara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    6. Uluslararası 2. El Film Festivali Gösterimleri Kızılay Büyülüfener Sineması’nda yazısına devam et
  • Can, Sundance Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’nü Kazandı

    Yapımcılığını Defne Film Prodüksiyon ve Efekt Yapım’ın ortaklaşa yaptığı, Raşit Çelikezer’in yönettiği, başlıca rollerinde Selen Uçer, Serdar Orçin, Yusuf Berkan Demirbağ ve Erkan Avcı’nın yer aldığı Can filmi Sundance Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’nü kazandı. Yönetmen Raşit Çelikezer ödülü alırken yaptığı konuşmada, filminin küçük bir çocuğun zor günlerini anlatıldığı bir hikâye olduğunu söyledi. Ardından ödülü kızı Defne ile birlikte tüm çocuklara, yani ‘geleceğin yaratıcılarına’ ithaf etti. Üç kıtada daha bir çok festival katılacak olan Can, 16 Mart 2012 Cuma günü Tiglon Film dağıtımıyla Türkiye’de vizyona girecek.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Can, Sundance Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’nü Kazandı yazısına devam et
  • Anadolu Üniversitesi 14. Uluslararası Eskişehir Film Festivali

    Anadolu Üniversitesi Sinema Kültürünü Geliştirme Birimi tarafından düzenlenen, Türkiye’de “üniversite” kimliği taşıyan uluslararası uzun metrajlı tek film festivali olan Anadolu Üniversitesi 14. Uluslararası Eskişehir Film Festivali, 02 – 09 Mayıs 2012 tarihleri arasında kapılarını sinemaseverlere açıyor.
    Festival kapsamında gösterilecek 48 uzun metraj ve 35 kısa film ile Eskişehir yine sinemaya doyacak. 13 yıl önce “sinema günleri” olarak başlayan etkinlik, tüm Eskişehir’in heyecanla beklediği, kent dışından da sinema meraklılarını çeken bir film festivali haline dönüştü.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Diğer haber, bağlantı, gösterilecek filmler hakkında geniş bilgiler ve yüksek çözünürlüklü afişlere haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Anadolu Üniversitesi 14. Uluslararası Eskişehir Film Festivali yazısına devam et
  • Göçmen Çocukların Hepsi Göçüp Gitti

    Ben Gazzara üç yıl önce, en sevdiği filmlerini, en beğendiği işlerini şöyle sıralıyordu: “Husbands” (1970), “Saint Jack” (1979) ve “The Killing of a Chinese Bookie” (1976). Bu üç filmin ilki ile sonuncusu sevgili dostu John Cassavetes’in yönettiği filmlerdi. “Saint Jack” ise, bir Peter Bogdanovich filmiydi. Yönetmen, Paul Theroux’dan uyarladığı 1979 yapımı filmde Gazzara’ya başrol vermişti: Singapur’da bir genelev işleten Amerikalı Jack Flowers. Genelde karakter oyuncusu muamelesi gören Gazzara için hakedilmiş bir başrol olduğu gibi, hoş da bir sürpriz.

    Ancak burada esas olan “Husbands / Kocalar”. John Cassavetes filmlerinin aktörleri, birbirine bağlı bir ekip, bir büyük aile oluşturur. Başlıca üyelerini Ben Gazzara, Peter Falk, Seymour Cassel ve elbette Cassavetes’in eşi Gena Rowlands gibi dost oyuncuların oluşturduğu bir aile. “Husbands”da da, Yunan mültecilerin oğlu John Cassavetes, İtalyan (Sicilyalı) mültecilerin oğlu Biagio Anthony (Ben) Gazzara ve Doğu Avrupalı Musevi mültecilerin oğlu Peter Michael Falk, üç iyi arkadaş olarak, üç iyi arkadaşı oynamışlardı. John Cassavetes 1989’da henüz 50 yaşındayken toparlanıp gitmişti. İyi oyunculuğuna rağmen hep Columbo olarak tanınan Peter Falk da geçen yılın Haziran’ında 83 yaşında öldü. Ekipten geriye bir tek Gazzara kalmıştı. O da 81 yaşında pankreas kanserine yenik düşüp hayata veda etti.

    “Saint Jack”in yönetmeni Peter Bogdanovich, “Artık O’nun gibi aktör çıkmıyor, çok özleyeceğim,” demiş. Eh, o da neredeyse Cassavetes kadar yakından tanırdı oyuncusunu. Meslektaşı O’nu Gazzara’nın oynadığı “Opening Night”ın bir sahnesine figüranlık yapsın diye çağırmış, tiyatrodaki bir seyirci rolüyle. O sıralarda “Saint Jack”i çekmeyi plânlayan Bogdanovich, “Ben’i çok sevdim,” diyor. Filminin baş karakteri Jack Flowers’a çok uyacağını düşünmüş. Bir müddet, yeterince meşhur olmadığı için Gazzara’yı istemeyen Paramount ile boğuşmuş. Sonra Roger Corman’a başvurmuş. Gerçi üstat ucuza malettiği filmlerle bilinir ama Bogdanovich, “Bu herhalde en çok para harcadığı film olmuştur,” diyor. Senaryo üzerinde Gazzara ile birlikte çalışmışlar. “Bu aktörler yaşadığım en yoğun deneyimlerden biridir.” Paramount da oyuncusunun marifetini görüp O’nu “Bloodline”da Audrey Hepburn’la oynatmış. Böylece de ayrılıkla biten bir aşka sebep olmuşlar. Bogdanovich ile Gazzara “They All Laughed”de de birlikte çalıştılar.

    Bogdanovich’in Ben Gazzara’ya bayılmasının şaşılacak bir yanı yok. Hayattaki ilk eleştirisini, henüz okuldayken onun Calder Willingham karakteriyle Broadway’de büyük bir başarı kazandığı “End As a Man” için yazmış çünkü. Sonra O’nu, aralarında “Cat on a Hot Tin Roof / Kızgın Damdaki Kedi”nin de olduğu başka birkaç oyunda izlemiş. “Bir yerinde sürekli Maggie konuşuyordu, Brick de pencereden dışarı bakarak, “Haklısın, Maggie,” gibi şeyler söylüyordu. Ve gözünüzü ondan ayıramıyordunuz. Mıknatıs gibi çekiyordu.”

    Biagio Anthony Gazzara (arkadaşlarının deyişiyle Benny) Manhattan’dan, Aşağı Doğu Yakası’nın sokaklarından gelme afili bir delikanlı, İtalyan bir göçmenin A.B.D.’de doğmuş oğlu olarak oyunculuğa Broadway’de adım attı. Actor’s Studio ekibinden biri olarak (Cassavetes’le oradan arkadaş), Broadway’e “End as a Man”in Jocko de Paris’iyle girdi. Sonra 1955 Mart’ında Tennessee Williams klâsiği “Cat on a Hot Tin Roof”ta, Burl Ives’ın alkolik oğlu Brick’i oynamaya başladı. Maggie ise, “Dallas”ın Miss Ellie’si Barbara Bel Geddes’ti. Elia Kazan yönetiyordu. Oyun 1956 Kasım’ına kadar oynadı ama Ben Gazzara 1955 sonbaharında başlayan bir başka Broadway oyunu için kadrodan ayrıldı. “A Hatful of Rain”de uyuşturucu müptelâsı Johnny Pope’u oynadı ve Tony Ödülü kazandı.

    Zaman zaman bize boyu daha kısaymış gibi gelse de (hatta sık sık Ben Kingsley ile karıştırılsa da), Ben Gazzara 1.82 boyunda esmer, yakışıklı bir aktördü. 2004 yılında 23. Uluslararası İstanbul Film Festivali’ne geldiğinde de bu tariflerin geçerli olduğunu gördük ama siyah saçları kırlaşmış, tepede iyice seyrelmişti. Ancak o zengin, kalın sesi değişmemişti. Dört paket sigaradan puroya geçmenin yararını görmüştür belki. Gene Manhattan’da ama bu sefer Yukarı Doğu Yakası’nda yaşıyordu. Sag Harbor’da bir evi, İtalya’da bir villâsı varmış, yılın yarısını burada geçiriyormuş. İtalyan filmleri çevirirken buraya alışmış. “O filmler, İtalyanlar’ın sevdiği, ama İtalya dışına çıkmayan filmlerdi,” diyordu. “Olsun… İnsan kendisini nerede seviyorlarsa, oraya gider.”

    İtalyan filmi dedik de, o festivalin yıldızı olmasını üç Cassavetes filmi : “Kocalar / Husbands” (1970), “Çinli Bir Bahisçinin Ölümü / The Killing of a Chinese Bookie” (1976) ve “Açılış Gecesi / Opening Night” (1977)) ile bir İtalyan filmine, Marco Ferreri’nin Ornella Muti’li “Sıradan Delilik Öyküleri / Tales of Ordinary Madness”ına (1981) borçluydu. Kendini alkol ve seksin koynunda kaybetmiş şair Charles Serking’i oynuyordu. Striptiz kulübü sahibi Cosmo Vitelli ile de “The Killing of a Chinese Bookie”nin başrolündeydi. Hani unutur ya da Kingsley ile karıştırır gibi olursak diye, damardan Ben Gazzara…

    Ama belki de ‘meşhur’ olmayışının nedeni, onun tercihlerinde yatıyordur. “İdealist olduğum için öyle çok film teklifini geri çevirdim ki,” diyordu. “Saftım. Fırsatlardan pek yararlanamadım. Eğer bugün aynı şansa sahip olsam, hepsini kabul ederdim, çünkü sizi nereye götüreceğini bilemezsiniz.” Kim bilir, belki de en çok “Road House”taki (1989) biseksüel kötü adamıyla hatırlanan Gazzara gene de iyi etmiş diyoruz. Yoksa aktör olarak aynı saygınlığa sahip olamayabilirdi. Son yıllarda da, “The Thomas Crown Affair”deki rolünü saymazsak, gene bağımsız cenaha meyil göstermişti: “Buffalo ’66”, “Happiness”, “The Big Lebowski” ve Spike Lee filmi (gene çete reisi) “Summer of Sam”. “Dogville”i de unutmuyoruz, tabii. Bu sayede, birlikte çalıştığı ilginç yönetmenlerin arasına Lars von Trier’i de katmış oldu.

    İlk oyunundan uyarlanan “The Strange One”da (1957), sorunlu askeri öğrenciyi bir kez daha oynadı (ilk filmi). İki yıl sonraki “Anatomy of a Murder”da ise (1959) bir başka askeri, James Stewart’ın avukat karakterini kandıran Teğmen Manion’u canlandırıyordu. Kitabını önceden okumuştuk, heyecanla filmi bekliyorduk. Hayli bekledik, malûm o zamanlar filmler geç gelirdi ama hayalkırıklığına uğramadık. Bu film onun bir yıldızla ilk kez oynayışıymış. James Stewart’la birbirlerini pek sevmişler, başbaşa yemekler yemişler. Onun ciddiyetini, disiplinini ve çalışkanlığın takdir ettiğini söylerdi. Stewart da Gazzara’nın yeteneğine hayran kalmıştı.

    Ama “The Strange One”ın Jocko’sunu kimseye kaptırmadığı halde, diğer iki oyun beyazperdeye aktarılırken rollerine sahip çıkamadı. Brick’i sinemada Paul Newman oynadı (Doğrusu çok da iyiydi), “A Hatful of Rain”in (1957) başrolü ise bir yıl önce Don Murray’e nasip olmuştu zaten. Gazzara, ülkesi A.B.D.’de en çok, yukarıda bahsi geçen “Road House” ile (televizyonda en sık oyanayan filmiymiş) ve TV dizisi Run for Your Life’ın (1965-68) Paul Bryan’ı olarak tanınıyor. Biz ise, diğer performanslarını da inkâr etmesek bile, onun Cassavetes’li filmlerini hasretle anıyoruz.

    (05 Şubat 2012)

    Sevin Okyay