Sinemanın Sert Adamı: Charles Bronson

Litvanya kökenli Charles Bronson, sinemada elinden tabancayı hiç düşürmedi ve sert karakterlere hayat verdi. 2003 yılında 82 yaşında ölen Bronson, 1970’li ve 80’li yıllarda kendisinin önde olduğu filmlerde çalıştı. Sanat hayatı boyunca da televizyona hiç uzak durmadı. Zaman zaman geçmişin önemli ve büyük sanatçılarını anmak iyi olacak.

Charles Buchinsky, yani sinemadaki adıyla Charles Bronson 3 Kasım 1921’de Pennsylvania’da doğdu. Litvanya Tatarlarından olan Bronson, 30 Ağustos 2003’te Los Angeles’ta öldü. Ailesi genişti ve 14 kardeşi vardı. Babası madencilik yaparak bu geniş aileye bakıyordu. Sert ve yorgun yüzlü Bronson, Türkiye’de 1970’li yıllarda çok popüler bir aktördü. Aslında sinema geçmişi eskiye dayanan bu sinemanın sert yüzü, Henry Hathaway’in Gary Cooper’ı başrolde oynattığı 1951 yapımı siyah-beyaz deniz komedisi “You’re in the Navy Now” (Şimdi Denizci Olduk) filmiyle sinemaya adım attı.

Adı Bronson olacak

İlk dönemlerinde Charles Buchinsky ya da Buchinski adını kullandı çoğunlukla Bronson. İkinci rollerde görünse de önemli yönetmenlerin iyi filmlerinde oynadı. 1952’de George Cukor’un “Pat and Mike-Pat ve Mike” filminde Katharine Hepburn’le Spencer Tracy’ye eşlik etti. 1954 yapımı bir Robert Aldrich filmi olan ve Burt Lancaster’ın başrolünde olduğu ünlü western filmi “Apache-Asi Cengaver”de Hondo karakteriyle jeneriklerde de yukarıya doğru çıkmaya başladı. Ama, adı hâlâ Buchinsky’ydi afişlerde. Yine aynı yıl Aldrich’in bir başka filmi “Vera Cruz-İstiklâl Kahramanları” adlı westerninde de boy gösterdi. Henry Hataway’den sonra Robert Aldrich’in de gözdesi olmuştu Bronson. “İstiklal Kahramanları”nın başrollerinde iki büyük oyuncu vardı, Burt Lancaster ve Gary Cooper. Bu filmin final bölümündeki Lancaster-Cooper düellosu akılda kalıcıydı, öncelikle stilize çekim açılarıyla. Filmin hikâyesi de 1866’daki Meksika’daki isyanda geçiyordu. John Sturges’in 1964 baharında Türkiye’de gösterime giren 1960 yapımı “The Magnificent Seven-Yedi Silahşörler” westerniyle artık sinemada sağlam bir yer edinmeye başladı Bronson. Film, Akira Kurosawa’nın 1954 yapımı “Shichinin no Samurai-Yedi Samuray” filminden “vahşi batı”ya uyarlanmıştı. Elbette Yul Brynner ve Steve McQueen filmin lokomotifiydi. John Sturges’ın 2. Dünya Savaşı’nda Nazi hapishanesindeki bir kaçışı anlatan 1963 yapımı “The Great Escape-Büyük Kaçış” filminde Bronson sakin görünümlü “tünel kralı” Teğmen Danny Velinski’yi oynuyordu. Paul Brickhill’in romanından uyarlanan filmde tünel kazıp kaçma sahnelerinin yanında Steve McQueen’in final bölümünde motosiklet gösterisi de akılda kalıyordu. Sturgess’ın bu filminde Bronson ve McQueen’in yanında James Garner ve James Coburn gibi önemli oyuncular da vardı.

Sydney Pollack’ın Robert Redford’u başrole çıkardığı 1966 yapımı “This Property is Condemned-Lanetli Kadın” filminde “kötü adam”ın sınırlarında gezinen, ama Nathalie Wood’un hayat verdiği Alva’ya sırılsıklam aşık J. J. Nichols’ı oynadı. Bu film, Tennessee Williams’ın oyunundan uyarlanmıştı. Senaryo yazarlarının arasında geleceğin ünlü yönetmeni Francis Ford Coppola da vardı. Hikâye, bezgin insanların yaşadığı istasyonu olan bir kasabada geçiyordu. Bronson’ın yolu Robert Aldrich’le bir defa daha buluştu 1967 yapımı “Dirty Dozen-12 Kahraman Haydut” savaş filmiyle. Filmin hikâyesi 2. Dünya Savaşı’nda geçiyordu. Suçlulardan oluşan bir tim, Nazilere karşı ölümcül bir mücadeye girişiyordu. Filmde kimler yoktu ki. Lee Marvin, Telly Savalas, George Kennedy, Ernest Borgnine, John Cassavetes, Donald Sutherland ve elbette Charles Bronson. Bu filmin görselliği ve kamera kullanımı klâsik savaş filmlerinin ötesinde çok çarpıcıydı. Bronson, 1968 yılında Ermeni asıllı Fransız usta Henri Verneuil’ün “spagetti western” tarzındaki “La Bataille de San Sebastian-San Sebastian’ın Topları”nda da oynadı. Başrolde Antony Quinn vardı. Filmin müziklerini de muhteşem Ennio Morricone bestelemişti. Bu filme, Humphrey Bogart’ın 1955’te oynadığı Edward Dmytryk’in yönettiği, William E. Barrett’ın romanından uyarlanan “The Left Hand of God-Tanrının Sol Eli” filmini çağrıştırdığı söyleniyor, ama “San Sebastian’ın Topları” da William Barby Faherty’nin romanından uyarlanmıştı. Jean Herman’ın yönettiği 1968 yapımı “Adieu l’Ami-Elveda Dostum” aksiyon filminde Alain Delon’la başrolü paylaştı Bronson. Bu film, onun 1970’lerdeki karakterlerinin öncülü gibiydi. Bronson’ın yolu “spagetti westernin babası” Sergio Leone’yle de buluştu 1968 yılında. Leone’nin “Bir Zamanlar Batıda” adıyla da bilinen “Once Upon a Time in the West-Batıda Kan Var”da “Mızıkacı”yı oynadı Bronson. Filmin başrollerinde Henry Fonda’yla güzeller güzeli Claudia Cardinale vardı. Elbette önemli oyunculardan Jason Robards da. Bu filmin tren istasyonundaki açılış sahnesi sinemanın en muhteşem anlarındandı. Elbette fonda yine muhteşem Ennio Morricone’nin müzikleri duyuluyordu. Bu film, Leone’nin yeni üçlemesinin ilk filmiydi. Devir değişmeye başlıyor ve trenin gelişiyle birlikte “vahşi batı”da sosyal hayat da gelişmeye başlıyor. Üçlemenin diğer iki filmi 1971 yapımı “A Fistful of Dynamite-Yabandan Gelen Adam”la 1984 yapımı “Once Upon a Time in America-Bir Zamanlar Amerika”ydı.

70’li yıllarda star

1970’li yıllar Bronson’ın yıllarıydı artık. Elinden tabancası düşmeyen Bronson’ın bu türden şiddet filmlerinde adalet işlemiyorsa kendi adaletini kendin uygula deniliyordu genelde. Faşizan filmlerdi. 1978’de “Superman-Süpermen” filmini çeken Richard Donner, Bronson’la 1970 yılında “Twinky” adıyla da bilinen “Lola” adlı bir romantik-erotik filmi yaptı. Filmde, pornografik romanların yazarı Scott, kendisinden hayli küçük bir genç kız Lola’yla ilişkiye giriyor. Fransız ve İtalyan filmlerinde sıkça görünen Bronson, 1970 yapımı René Clément’ın “Le Passager de la Pluie-Yağmurla Gelen Adam” filminde Harry karakterindeydi. Bu film Türkiye’de 1972 yılının son ayında gösterime girmişti. Filmde Bronson’ın hayatının kadını Jill Ireland da oynuyordu. Çift, 1968’de evlenmiş ve mutlu beraberlikleri Jill Ireland’ın 1990’daki meme kanserinden ölümüne kadar sürmüştü. Fonda Francis Lai’nin muhteşem müzikleri de duyuluyordu. Hikâye, Fransa’nın güneyinde geçiyor. Otobüsten çantalı ve gizemli bir yabancı iner. O sırada yağmur da yağıyor. Genç ve güzel Mellie, bu gizemli yabancı tarafından tecavüze uğruyor. Türkiye’de çekilen Peter Collinson’ın yönettiği, başrollerinde Tony Curtis’le Charles Bronson’ın olduğu filmde Fikret Hakan, Salih Güney, Aytekin Akkkaya’nın da oynadığı 1970 yapımı “You can’t Win ‘Em All-Paralı Askerler”, 1. Dünya Savaşı’nda geçiyordu. İtalyan Sergio Sollima’nın yönettiği yine 1970 yapımı suç-aksiyon filmi “Città Violenta-Vahşet Şehri”nde de oynadı Bronson. Filmin çarpıcı araba takip sahneleri akılda kalıcıydı. Bronson, yanında Jill Ireland’la beraber beyaz Mustang arabasıyla peşlerindeki kırmızı arabadan kaçıyorlardı bu nefes kesici kovalamaca sekansında. Nicolas Gessner’ın yönettiği 1971 yapımı “Quelqu’un Derrière la Porte-Kapının Arkasında Biri Var”da Bronson başrolü Anthony Perkins’le paylaşmıştı. İlk üç “007 James Bond”un yönetmeni olan Terence Young’ın 1971 yapımı “Le Soleil Rouge-Kırmızı Güneş” westerninde “kötü adam” Alain Delon’la karşılıklı oynadı Bronson. Bu filmde Ursula Andress, Toshirô Mifune ve Capucine de rol aldılar. Bu “vahşi batı” filminde Japon samurayları da vardı. 1977’nin kışında oynayan yine Terence Young’ın yönettiği 1972 yapımı “The Valachi Papers-Mazisini Satan Adam”, Francis Ford Coppola’nın “The Godfather-Baba” filminin etkisinde yapılmış bir mafya filmiydi, ama iyiydi. Bu filmde başrolü eşsiz Lino Vantura’yla paylaştı. Bronson 1970’li yıllarda Terence Young’la birçok film yaptı. Bronson’ın yolu sonunda Michael Winner’la buluştu ve Terence Young’ın ardından Michael Winner’la peş peşe filmler yaptı. 1972 yapımı “Chato’s Land/Çato-Devler Ülkesi” westerninde bir kızılderiliyi, Apaçi Çato’yu oynadı. Winner-Bronson işbirliğinin diğer filmi 1972 yapımı “The Mechanic-Mekanik”, bir suç-gerilimiydi. Bu filmin giriş bölümü de sinema tarihine girmiştir, çünkü neredeyse on beş dakika hiç konuşma yok filmde. Winner’ın yönettiği 1973 yapımı “The Stone Killer-Taş Yürekli Katil” John Gardner’ın romanından uyarlandı. Bir polis mafyaya savaş açıyor bu filmde.

Bronson, 1973’te John Sturgess’in Duilio Coletti’yle ortak yönettiği “Wild Horses/Valdez, il Mezzosangue-Vahşi Melez” westerninde de oynadı. Bronson’ın oynadığı Chino Valdez, yalnız bir kovboy ve damızlık at yetiştiren biriydi. Melez olduğu için ırkçılıkla karşılaşır hep. Kaçak bir genç Jimmy yanına sığınır ve Chino ona bildiklerini öğretir sonraları. Bronson, 1974’te yönetmen Winner’la ünlü “Death Wish” filmini yaptı. Beş filmlik bir seriye dönüşen “Death Wish”, bir daha buralara uğramadı. Türkiye’de “Yara” adıyla gösterilen bu ilk film Brian Garfield’ın romanından uyarlandı. Kore Savaşı gazisi mimar Paul Kersey’nin eşini öldürürler ve kızına da tecavüz ederler. Adaletten umudunu kesen Paul, kendi adaletini uygular. Yani katillerin peşine düşer ve onları avlar. Tom Gries’in yönettiği 1975 yapımı “Breakout-Firar”, Türkiye’de 1983 yılında gösterime girmişti. Robert Duval’ın oynadığı Jay, büyükbabasını (büyük yönetmenlerden John Huston) öldürmekten Meksika hapishanesinde otuz yılı aşkın hüküm giyer. Bronson’ın canlandırdığı Teksaslı bir pilot Nick, Jay’i hapisten kaçırır. Havaalanındaki final sahnesindeki şiddet vahşiydi. “Firar” filmi, gerçek bir olaydan sinemaya uyarlanmıştı. Bronson’ın yolu yönetmen Walter Hill’le de buluştu. Hill’in ilk filmi de olan 1975 yapımı “Hard Times-Çıplak Yumruk”, 1930’ların ekonomik bunalım yıllarında geçiyordu. Filmde James Coburn de yer alıyordu. Sokak dövüşçüleri gibi eldiven takmadan boks yapılıyordu filmde. Garaja benzer bir mekândaki final sahnesinde dövüş anları akılda kalıyordu. Filmin yönetmeni Walter Hill’i 1978 yapımı “The Driver-Sürücü”, 1980 yapımı “The Long Riders-Uzun Sürücüler”, 1982 yapımı “48 Hrs-48 Saat”, 1989 yapımı “Johnny Handsome-Yakışıklı Johnny” filmlerinden hatırlayabilirsiniz. 1979’da Türkiye’de gösterime giren J. Lee Thomson’ın 1977 yapımı “The White Buffalo-Azgın Boğa” westerninde Bronson, bufalo avcısı Bill Hickok’u canlandırdı. Bu filmde “platin saçlı” 1950’lilerin muhteşem kadın oyuncularından Kim Novak da Bayan Poker rolündeydi. Bu filmin ön jeneriği sürerken muhteşem bufalo karlar içinde seyirciye ne kadar güçlü olduğunu gösteriyordu. “Kötücül” bufalo, Kızılderililere de korkular yaşatıyordu şiddetiyle. Kızılderili gelenekleri de yansıyordu filmde. 1982 kışında Türkiye’de gösterime çıkan Don Siegel’ın 1977 yapımı “Telefon” filminde Bronson Rus Albay Grigori Borzov rolündeydi. Bu film, “Soğuk Savaş” döneminden kalma bir casusluk gerilimiydi. “Aşk ve Mermiler” adıyla da bilinen 1979 yapımı “Love and Bullets-Korkusuz”a büyük yönetmenlerden John Huston başlamıştı, usta yönetmenlerden Stuart Rosenberg tamamlamıştı filmi. Sinemaseverler 2007’de ölen yönetmen Stuart Rosenberg’ü iki hapishane filmi, 1967 yapımı “Cool Hand Luke-Parmaklıkların Arkasında” ve 1980 yapımı “Brubaker”le hatırlayabilirler. “Korkusuz” filmi, genel olarak pek beğenilmedi eleştirmenler ve seyirciler tarafından. Filmin en güzel taraflarından birisi fonda duyulan Lalo Schifrin’in müzikleriydi. Filmde sinemanın en muhteşem “kötü adam”larından Henry Silva, Vittorio Farroni karakteriyle görünüyordu.

Gerileme 80’lerde

Peter R. Hunt’ın 1981 yapımı “Death Hunt-Ölüm Avı”, eski zamanlarda kalmış ve bir daha Hollywood’da olmayacak filmlerdendi. Bronson, başrolü bir başka büyük oyuncu Lee Marvin’le paylaştı bu filmde. “Ölüm Avı”, 1930’lu yıllarda Kanada’nın Yukon bölgesinde yaşanmış gerçek bir hikâyeden yola çıkıyordu. Bronson, 1983 yılında J. Lee Thompson’ın kendi hikâyesinden çektiği “10 to Midnight-Geceyarısına 10 Kala” geriliminde kadın düşmanı seri cinayetler işleyen bir katilin peşindeki polis Leo Kessler’i canlandırdı. Bu film, Bronson’ın 80’lerdeki en iyi filmi olarak değerlendiriliyor. 1984’te yine J. Lee Thompson’la “The Evil That Men Do-İçimizdeki Şeytan” gerilim filmini yaptı. Bronson, 1960’lı ve 70’li yıllarda star olan birçok oyuncu gibi 80’li yıllarda gerileme dönemine girdi. Bu yıllarda Bronson’ın filmleri de ülkemizde popülerliğini yitirdi ve birkaç filmi dışında buralara pek uğramaz olmuştu. Aslında Bronson, popülerliği azalınca Hollywood’da da film sayısı azaldı. Televizyona ağırlık verdi. 1999’da televizyona “Family of Cops III: Under Suspicion” (Aile Polisleri III: Şüphe Altında) aksiyon-polisiye TV filmini yaptıktan sonra her şeyi geride bıraktı. Artık yorgundu. 2003 yılında da 82 yaşında hayata veda etti Bronson…

(07 Haziran 2009)

Ali Erden

Yapım Amiri Ayhan Turgut’u Kaybettik

Sinema camiasının sevilen isimlerinden, yapım amiri Ayhan Turgut vefat etti. 1954 Kütahya doğumlu Ayhan Turgut, sinema filmleri olarak en son Tolga Örnek’in yönettiği Hititler ve Mesut Taner’in yönettiği Neşeli Gençlik filmlerinde çalışmıştı. 01 Haziran 2009 Pazartesi günü ikindi namazını müteakip Beşiktaş Sinan Paşa Camii’nden defnedilecek olan merhuma tanrıdan rahmet, kederli ailesine sabırlar dileriz.

Sinema – Müzik Yazarı Cumhur Canbazoğlu’nun “Kentin Türküsü: Anadolu Pop – Rock” Adlı Kitabı Çıktı

Sinema – müzik yazarı Cumhur Canbazoğlu’nun Kentin Türküsü: Anadolu Pop – Rock adlı kitabı Pan Yayıncılık tarafından piyasaya sunuldu. Halk ve Türk sanat musikisinin çok sesli hale getirilmesi çabalarında Anadolu Pop – Rock önemli bir dönemeç olarak kabûl ediliyor.
Alanında bir ilk olan kitabın yazarı Cumhur Canbazoğlu 1993’ten bu yana Siyad (Sinema Yazarları Derneği) üyesi. Canbazoğlu’nun müzik ve sinema yazıları TV’de 7 Gün, Hürriyet Çocuk, Beyazperde, Antrakt, Sinema, Altyazı, Nokta, Radikal, Milliyet Sanat, Shaft ve Billboard’da yayınlandı.

  • Basın Bülteni
  • Gizem Ertürk Yazıyor
  • Cumhur Canbazoğlu fotoğrafları için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü görsellere haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Sinema – Müzik Yazarı Cumhur Canbazoğlu’nun “Kentin Türküsü: Anadolu Pop – Rock” Adlı Kitabı Çıktı yazısına devam et
  • Bir Büyük Oyuncu: Jimmy Wang Yu

    Günümüzde unutulmuş gitmiş geçmişin Hong Kong dövüşlü filmlerinin starlarından Wang Yu, sinemadan önce şampiyon bir yüzücüydü. 1981’de cinayetten bile tutuklandı, delil yetersizliğinden beraat etti. Wang Yu’nun kızı Linda Wong da Uzakdoğu’da ünlü bir şarkıcı.

    Jimmy Wang Yu… Hong Kong sinemasında karate dövüşlü aksiyon filmlerinin unutulmaz oyuncusu Jimmy Wang Yu, 28 Mart 1943 yılında Çin’in Wuxi-Jiangsu bölgesinde doğdu. Wang Yu adı, dünyada Cheh Chang’ın yönettiği 1967 yapımı “Dubei Dao/The One-Armed Swordsman-Kolsuz Kahraman” filmiyle duyuldu. Wang Yu, yavaş yavaş sinemada varlığını hissettirmeye başladı. Bruce Lee, çocukluğundan beri sinemada boy gösterse de Wang Yu’dan ilham alarak dövüşlü filmlerde oynamaya başladı. Wang Yu, birden karşısına çıkan bu rakibe hep saygı duydu, hatta aynı filmde oynamak için ikinci role bile razı oldu. Ama yolları hiç buluşamadı. Çok geçmeden Wang Yu, Türkiye’de en beğenilen Hong Konglu oyuncu oldu. Bruce Lee’ye göre daha sakin görümü, sessizliği ve kendine özgü estetik dövüşleriyle özellikle çocukların kahramanı oldu Wang Yu. 1973 yılında gösterime giren 1970 yapımı “Long hu dou/The Chinese Boxer-Kolsuz Kahramanın Oğlu”, bu karizmatik oyuncu Wang Yu’nun adını Türkiye’de duyuran film oldu. Aslında 1967’de kendisini Özcan’ın ünlendiren “Kolsuz Kahraman”la hemen hemen aynı zamanlarda Türkiye’de gösterime girdiğinden belki de hep “kolsuz kahraman” oldu buralarda Wang Yu. “Kolsuz Kahramanın Oğlu” filmi gerçekten bir fenomendi. Belki de bu filmin en etkileyici sahnesi, Wang Yu’nun altında ateş yanan ve içinde kum dolu leğene ellerini çelikleşmesi için daldırdığı andı. Belki de tüm çocuklar için en unutulmaz anlardan biriydi bu. Bu filmde, özellikle karlar altındaki dövüş sahnesi de büyüleyiciydi. Tüm perdeyi kaplayan sinemaskop görüntüler belki de en heyecan vericisiydi. Kılıçlı filmlerde erkek karakterler uzun saçlarını kafalarının üzerinde topuz yapıyorlardı. Bu aslında Uzakdoğu’da geleneksel ortak bir kültür. Dönemsel kılıçlı, dövüşlü Japon filmlerinde de bu vardı. Ağaçları elleriyle kesip biçen, masayı bir vuruşta ikiye bölen, tek koluyla salladığı kılıcıyla birçok “kötü adamı” yenen bu kahraman, birbiri ardına 1970’li yıllar boyunca filmleriyle Anadolu sinemalarını kuşattı.

    Süper stardı

    Wang Yu, 1965 yılında Teng Hung Hsu’nun yönettiği “Huo Shao Hong Lian si Zhi Yuan Yang Jian/The Twin Swords-İkiz Kılıç”la sinemaya oyuncu olarak girdi. Hemen dikkatleri üzerine çeken Wang Yu, çok geçmeden başrole yükseldi ve Asya’da bir “süper star” oldu. Wang Yu, yönetmenlik ve yapımcılık da yaptı Hong Kong sinemasında. 1970 yılında “Kolsuz Kahramanın Oğlu”yla ilk yönetmenlik deneyimini yaşadı. Kendi adını dünyada duyuran “Kolsuz Kahraman”a hep minnet duydu Wang Yu. 1971 yılında “Du Bei Chuan Wang/One Armed Boxer-Tek Kollu Boksör” filmini de yönetti. Wang Yu, “Kolsuz Kahraman” serisini yıllarca sürdürdü. Wang Yu, 1974 yılında “Si Da Tian Wang/Four Real Friends-Dört Kabadayı” filmini de yönetmişti. 1975 yılında Avustralya’da bir filmde de başrol oynadı. “The Man from Hong Kong-Krallar Çarpışıyor”u, Brian Trenchard-Smith’le beraber yönetti. Bu filmde estetik dövüş sahneleriyle beraber, estetik görüntüler de hemen öne çıkıyordu. Kasvetli gece çekimleri de filme bambaşka hava veriyordu. Araba kaçıp kovalamacalarının bol olduğu bu aksiyon filminde Wang Yu üzerindeki eşofmanıyla bol bol akrobatik harekeketler de yapıyordu. Ayrıca bu film, Wang Yu’nun en erotik filmlerinden biriydi de. Havada uçan, tek koluyla kılıç sallayan Wang Yu’nun bir özelliği de dövüşürken geriye doğru dirsekleriyle vuruş tekniğiydi. Bruce Lee’nin zincirli sopasına karşı o da bu tekniği geliştirmişti. Wang Yu, Japonya’da da çalıştı. 1960’lı ve 70’li yıllarda Japon sinemasının ürettiği ünlü “Zatoichi” serisinin içinde çekilen 1971 Japonya-Hong Kong ortak yapımı ve Kimiyoshi Yasuda’nın yönettiğ epizotik “Shin Zatoichi: Yabure! Tojin-ken-Tek Kollu Kahraman Kör Silâhşöre Karşı” filminde Shintaro Katsu ve Wang Yu karşı karşıya geldiler. Wang Yu bu ortak yapımda da yine tek kollu kahramandı. Elbette filmin finalindeki düello-dövüş sahnesi de nefes kesiciydi.

    1980’li yıllarda popülerliği yavaş yavaş azaldı ve ikinci rollerde görünmeye başladı Wang Yu. Artık Jackie Chan dönemiydi 1980’li yıllar. Wang Yu, 1982’de “Mai Nei Dak Gung Dui”yle Jackie Chan’in başrol oynadığı filmde ikinci rolde bile oynadı. Bu ünlü oyuncu, yine aynı yıl Mel Gibson’ın başrol oynadığı ve Tim Burstall’ın yönettiği eğlenceli aksiyon-savaş filmi “Attack Force Z”de, Oshiko Imoguchi karakteriyle yine ikinci bir rolde göründü. Artık 1993 yılından bu yana filmlerde görünmüyor Wang Yu. Son göründüğü film, Çinli Shan-si Ting’in yönettiği “Qian ren zhan” adında kılıçlı-aksiyon filmiydi. Wang Yu’nun gerçek adı Wang Zheng-quan’dı ve o gerçek bir efsaneydi. Wang Yu, sinemaya girmeden önce bir yüzme şampiyonuymuş. 1981’de de cinayetten tutuklanmış, ama delil yetersizliğinden serbest bırakılmış. Wang Yu’nun kızı Linda Wong da günümüzde Uzakdoğu’da ünlü bir şarkıcı. Zaman zaman geçmişin önemli oyuncularını anmak iyi olabilir. Hong Kong sineması, geçmişin karate filmlerinden günümüzün saygın sinemasına dönüştü. Eski zamanlarda sinemadan kazanılan paralar sinemaya yatırıldı Hong Kong’da. Önce John Woo, çektiği estetik yüklü aksiyon filmleriyle Hollywood’a gitti. Ardından Wong Kar Wai geldi. Sonra da Pang kardeşler. Elbette Johnnie To da var. Wang Yu’nun bilinen birkaç filmini daha hatırlamalı: “Du Hang Da Biao Ke/The Magnificent Chivalry-Muhteşem Savaşçı” (1971), “Leng Mian Hu-A Man Called Tiger-Belanın Kralı” (1973), “Du Bi Quan Wang Da Po Xue Di Zi-Tek Kollu Boksör Uçan Giyotine Karşı” (1975), “Feng Yu Shuang Liu Xing/Killer Meteors-Öldüren Göktaşı” (1976)…

    (05 Haziran 2009)

    Ali Erden

    Pus

    Tayfun Pirselimoğlu’nun yönettiği ve Ruhi Sarı, Nurcan Ülger, Mehmet Avcı ile Bahar Yanılmaz’ın oynadığı Pus, 28 Mayıs 2010′da Tiglon Film dağıtımıyla Zuzi Film tarafından vizyona çıkarıldı.
    Kaçak Bir korsan DVD atölyesinde çalışan Reşat takıntılı ruh haline sahip bir gençtir. İnsanlarla ilişki kurmakta güçlük çeken Reşat’ın aynı binada ilgi duyduğu ama açılmaya cesaret edemediği bir kız yaşamaktadır. Çalıştığı yere arada bir uğrayan patronunun arkadaşı, karanlık işlere bulaşmış Celal, Reşat’ın ilgisini çeken bir tiptir. Onun, çalıştığı yere uğrayıp bir paket bıraktığı gün vurulması Reşat’ın hayatının değiştiği gün olur.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Diğer haberlere haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Pus yazısına devam et
  • Tüm Şirketler

    Tüm Şirketler,
    22 – 28 Mayıs 2009 Haftalık (Weekly),
    02 Ocak – 28 Mayıs 2009 Yıllık (Annual), Eski Yıllar Yıllık (Ex Years Releases Annual), Hafta Hafta (Week by Week) Box Office listeleri için tıklayınız. Bu listelerden alıntı veya kopyalama yapıldığında kaynak olarak Haftalık Antrakt Sinema Gazetesi‘nin gösterilmesi rica olunur.

    Kanal-İ-zasyon 23 Ekim’de Sinemalarda

    Başrollerinde Okan Bayülgen ve Hakan Yılmaz’ın rol aldığı, 23 Ekim’de vizyona girecek olan Kanal-İ-zasyon adlı filmin çekimlerine Temmuz ayında başlanıyor. Yapımcılığını Dada Film ve Tiglon’un yaptığı filmin yönetmeni Musallat filminin yönetmenliğini de yapmış olan Alper Mestçi. Filmde Erol Günaydın, Rasim Öztekin, Serhat Özcan gibi tanınmış oyuncular da rol alacak. Bir Televizyon kanalı olan Kanal-İ’de geçen olayların ve komik televizyon programlarının yer aldığı komedi filmi her kesimden insanı güldürme iddiasını taşıyor.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Kanal-İ-zasyon 23 Ekim’de Sinemalarda yazısına devam et
  • Stranger Festival Videoları Dünyayı Dolaşıyor

    2008 yılında Stranger Festival’e katılan 1000’i aşkın videodan derlenen ve Türk gençlerin yapımlarına da yer veren yaklaşık 100 videoluk seçki Stranger Videoları adı altında dünyayı dolaşıyor. Hollanda’da başlayıp İngiltere, İtalya, İsveç, Finlandiya, Mısır, Macaristan, Hırvatistan, Slovakya gibi birçok ülkeyi içeren tur kapsamındaki videolar, Avrupa Kültür Vakfı (European Culture Foundation – ECF), Suna ve İnan Kıraç Vafı Pera Müzesi ve Mode İstanbul işbirliği ile 29 – 31 Mayıs 2009 tarihlerinde İstanbul’da Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nin Film Etkinlikleri programında izleyicilerle buluşuyor.

    Stranger Festival Videoları Dünyayı Dolaşıyor yazısına devam et

    Genç Türk Yapımcı Saraybosna’da

    Mehmet Can Mertoğlu’nun yönettiği Yokuş’un yapımcılığını ve Mustafa Emin Büyükcoşkun’un yönettiği Sardunya’nın görüntü yönetmenliğini yapan Orkan Bayram, Saraybosna Film Festivali çerçevesinde çekilen 12,500 euro bütçeli iki kısa filmin de yapımcılığını üstlendi. Hırvat yönetmenler Marko Škobalj ve Ivan Ramljak’ın yazıp yönettikleri Liberation in 26 Pictures (26 Karede Özgürlük) ve Kanada’da yaşayan Boşnak yönetmen Igor Drljača’nın Woman in Purple (Morlu Kadın) isimli projeleri RED One kamera ve 30 kişilik bir teknik ekip ile çekildi.

  • Basın Bülteni
  • Proje hakkında bilgi için tıklayınız.
  • Fotoğrafa haberin devamından üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Genç Türk Yapımcı Saraybosna’da yazısına devam et