8. Alanya Belgesel Film Festivali

Alanya Belediyesi, Alanya Ticaret ve Sanayi Odası, Altav, Novum Touristik, Sunpark Hotels ve Panorama Hotel’in katkılarıyla bu sene 8.si düzenlenecek olan Alanya Belgesel Film Festivali, 04 – 09 Mayıs tarihleri arasında Alanya Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonu’nda gerçekleştirilecek. Alanya Sinematek Derneği ve Belgesel Sinemacılar Birliği’nin ortaklaşa düzenlediği festivalde bu yıl, 24 yerli ve 24 yabancı olmak üzere toplam 48 film gösterilecek. Son Kumsal ile başlayacak olan festivalde; Hayatın Ritmi: Aksak, Lilit’in Kızkardeşleri, Ruanda’nın Çiçekleri etkinlikte gösterilecek filmlerden sadece bir kaçı.

  • Basın Bülteni
  • Program ve Bilgiler
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü afiş ve gösterilecek filmlerden bazıları hakkında geniş bilgilere haberin devamından üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    8. Alanya Belgesel Film Festivali yazısına devam et
  • Ustalar “Altın Palmiye”yi İstiyor

    13 – 24 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşen 62. Uluslararası Cannes Film Festivali’nde “Palme d’Or / Altın Palmiye” için ustaların filmleri yarışıyor. İngiliz usta Ken Loach, Avusturyalı usta Michael Haneke, İspanyol usta Pedro Almodovar, Danimarkalı usta Lars von Trier, Tayvanlı usta Ang Lee, Fransız usta Alain Resnais ve Amerikalı usta Quentin Tarantino bu yıl yarışmanın gözdeleri arasında. Ünlü Fransız oyuncu Isabelle Huppert’in jüri başkanlığını yaptığı festivalde ünlü yönetmenimiz Nuri Bilge Ceylan da jüride yer alıyor.

    Quentin Tarantino bu yıl İkinci Dünya Savaşı’nı anlattığı “Inglourious Basterds-Soysuzlar Çetesi” filmiyle Cannes’da. Ken Loach bu yıl eski futbolcu Eric Cantona’nın yaşamını beyazperdeye aktardığı “Looking for Eric” (Eric’e Bakmak) filmiyle yarışıyor. Lars von Trier bir ormanda geçen korku filmi “Antichrist”le festivalin iddialı isimleri arasında. Von Trier’in bu son filminde sadece Charlotte Gainsbourg ve Willem Dafoe oynuyor. Avusturyalı Michael Haneke de siyah-beyaz “Das Weisse Band” (Beyaz Kurdele) filmiyle yarışıyor. Festivalin diğer bir iddialı adı da yine İspanyol sinemasının büyük ustası Pedro Almodovar “Los Abrazos Rotos” (Kırık Kucaklar) filmiyle katılıyor. Almadovar, dört tehlikeli aşkı kara film tarzında beyazperdeye yansıtıyor. Senaryosunu da Almadovar’ın yazdığı bu filmde elbette Penelope Cruz başrolde. İtalyan sinemasındansa yönetmen Marco Bellocchio “Vincere” (Kazanma) filmiyle yer alıyor. Bellocchio, Mussoli’nin gayrimeşru çocuğunun hikâyesini taşımış beyazperdeye. Filmin başrolünde de Türkiye’de tanınan İtalyan sinemasının ünlü kadın oyuncularından Giovanna Mezzogiorno var. Cannes Film Festivali’ne bu yıl Asya’dan da altı film geldi. Hong Konglu usta Johnnie To’nun Fransız rockçı Jonny Hallyday’le Hong Kong’da çektiği kara film “Vengeance” (İntikam), “Altın Palmiye” için yarışacak. Johnnie To, Venedik Film Festivali’nin kutsadığı bir usta. Çinli Lou Ye’nin ülkesinde yasaklanan aşk filmi olan “Chun feng chen zui de ye wan/Spring Fever” (Bahar Ateşi) yarışmada. Lou Ye, bu filmini Çin yönetiminden izin almadan festivale getirdi. Lou Ye’nin filmleri genelde çok tartışmalı oluyor ve yoğun cinsellik de içerebiliyor. Yönetmenin “Suzhou he” (Suzhou Nehri) hâlâ yasaklı. Çinli yönetmenin “Yihe Yuan” (Yaz Sarayı) filmi de yasaklandı. Güney Koreli Park Chan-wook “Bak-Jwi” (Susuzluk) filmiyle yarışmalı bölümde. İntikam takıntılı bir yönetmen olan Park Chan-wook bu korku filminde vampirler, papazlar, ölümcül FIV virüsü, tutku ve suç var. Tayvanlı usta Tsai Ming-Liang’ın “Visages” (Yüz) filminde Mathieu Amalric, Jeanne Moreau, Fanny Ardant, Jean-Pierre Leaud ve Nathalie Baye gibi Fransız sinemasının usta oyuncuları var. Hollywood’da çalışan Tayvanlı yönetmen Ang Lee “Taking Woodstock”la (Woodstock Telâşı) katılıyor. Bu Woodstock Festivali üzerine bir film. Yarışmalı bölümde Alain Resnais de var “Les Herbes Folles” (Yaban Otları) filmiyle. Filmin başrolünde de Resnais’nin vazgeçemediği Sabine Azema var. “Sur Mes Levres” (Dudaklarımı Oku) ve “De Battre Mon Coeur s’est Arrête” (Kalbim Bir An Durdu) filmleriyle bilinen Fransız yönetmen Jacques Audiard’ın “Altın Palmiye” için yarışan “Un Prophete” (Bir Peygamber) filminde altı yıl hapis yatan, okuma-yazma bilmeyen Arap Malik El Djebena’nın hikâyesi anlatılıyor. “Une Aventure” (Risk) ve “Quand J’etais Chanteur” (Şantör) filmleriyle tanınan Fransız yönetmen Xavier Giannoli, “A l’Origine” (Başlangıçta) filmiyle yarışmada. Filmde Gerard Depardieu ve François Cluzet var. Arjantinli büyük yönetmenlerden Fernando E. Solanas’ın asistanlığını yapmış Gaspar Noe, “Soudain le Vide” (Ansızın Boşluk) filmiyle yarışıyor. Noe’nin bu filminde Tokyo’da yaşayan iki kardeş, Oscar ve Linda’nın trajik hikâyesi yansıyor perdeye. Yönetmen Noe, “Irreversible” (Dönüş Yok) gerilim filmiyle tanınıyor. Barcelona’da doğan Isabel Coixet “Map of the Sounds of Tokyo” (Tokyo Seslerinin Haritası) festivalde yarışmalı bölümde. Yönetmen Coixet, “Elegy” (Aşkın Peşinde), “Invisibles” (Görünmezler), “The Secret Life of Words” (Kelimelerin Gizli Dünyası), “My Life Without Me”yle (Bensiz Hayatım) akla geliyor. Yeni Zelandalı yönetmen Jane Campion da “Bright Star” (Parlak Yıldız) filmiyle yarışıyor. Film, şair John Keats’in ömrünün son üç yılını anlatıyor. İngiliz Andrea Arnold’ın “Fish Tank” (Akvaryum) filmi de yarışmalı bölümde. Yönetmen Arnold, 2006’da Cannes Film Festivali’nde “Red Road” (Kırmızı Yol) filmiyle “Jüri Özel Ödülü” kazanmıştı. Filmde, sevgiyi getirdiğini söyleyen bir adamı ve aileyi anlatıyor. Bu filme, benzersiz çağdaş bir masal deniliyor. Filipinli yönetmen Brillante Mendoza’nın “Kinatay” (Yürütme) filminde Manila’da sendikada çalışan bir gencin doğru yoldan çıkışı perdeye yansıyor, elbette aşk için. İsrailli yönetmen Elia Suleiman’ın “The Time that Remains” (Geriye Kalan Zaman) filmi de “Altın Palmiye”yi istiyor. Film, İsrail’in kuruluşundan, 1948’den günümüze hikâyesini anlatıyor.

    “Altın Palmiye” için yarışacak filmler:

  • “Les Herbes Folles” (Alain Resnais, Fransa-İtalya 2009)
  • “Un Prophete” (Jacques Audiard, Fransa-2009)
  • “A l’Origine” (Xavier Giannoli, Fransa 2009)
  • “Soudain le Vide” (Gaspar Noe, Fransa 2009)
  • “Inglourious Basterds” (Quentin Tarantino, ABD-Almanya 2009)
  • “Looking for Eric” (Ken Loach, İngiltere-Fransa-İtalya-Belçika 2009)
  • “Antichrist” (Lars von Trier, Danimarka-Almanya-Fransa-İsveç-Polonya 2009)
  • “Das Weisse Band” (Michael Haneke, Avusturya-Fransa-Almanya 2009)
  • “Los Abrazos Rotos” (Pedro Almodovar, İspanya 2009)
  • “Map of the Sounds of Tokyo” (Isabel Coixet, İspanya 2009)
  • “Vincere” (Marco Bellocchio, İtalya-Fransa 2009)
  • “Bright Star” (Jane Campion, Avustralya-İngiltere-Fransa-ABD 2009)
  • “Fish Tank” (Andrea Arnold, İngiltere-Hollanda 2009)
  • “Vengeance” (Johnnie To, Hong Kong-Fransa 2009)
  • “Spring Fever” (Lou Ye, Hong Kong 2009)
  • “Kinatay” (Brillante Mendoza, Filipinler 2009)
  • “Bak-Jwi” (Park Chan-wook, Güney Kore 2009)
  • “Taking Woodstock” (Ang Lee, ABD 2009)
  • ”Visages” (Tsai Ming-Liang, Tayvan-Fransa-Belçika 2009)
  • “The Time that Remains” (Elia Suleiman, İsrail 2009)
  • (10 Mayıs 2009)

    Ali Erden

    Harvey Milk’in Mücadelesi

    Milk
    Yönetmen: Gus Van Sant
    Senaryo: Dustin Lance Black
    Müzik: Danny Elfman
    Kurgu: Elliot Graham
    Görüntü: Harris Savides
    Oyuncular: Sean Penn (Harvey Milk), Emile Hirsch (Cleve), Josh Brolin (Dan White), Diego Luna (Jack), James Franco (Scott), Alison Pill (Anne Kronenberg)
    Yapım: Focus (2008)

    San Fransisko’nun belediye meclisine seçilen Amerika’nın ilk eşcinsel politikacısı Harvey Milk’in hayatının son sekiz yılını anlatan “Milk” filmi, özgün senaryo ve erkek oyuncu dallarında iki de Oscar kazanmıştı.

    Gus Van Sant, 1978’de öldürülen Amerika’nın ilk eşcinsel belediye meclis üyesi Harvey Milk’in hayatının son sekiz yılını anlattığı “Milk”, ABD’deki eşcinsel hareketinin de tarihi gibi. San Fransisko’nun göçmenlerin yoğun oturduğu Castro mahallesinde yeni sevgilisi Scott’la fotoğraf stüdyosu açan Harvey Milk, eşcinsellere devletin ırkçı ve şiddet yüklü saldırılarının ardından San Fransisko’nın belediye meclisine seçilebilmek için adaylığını koyuyor. Uzun bir mücadelenin ardından belediye meclisine giren Harvey Milk, yalnızca meclis üyeliğiyle yetinmiyor, eşcinsel hareketleri de başlatıyor. ABD’nin tüm eyaletlerinde eşcinsellere yönelik halk oylamaları yapılıyor. Eşcinseller, Harvey Milk’in öncülüğünde birçok önemli hakka sahip oluyorlar.

    1952’de Louisville-Kentucky’de doğan yönetmen Gus Van Sant, 2003’te Cannes Film Festivali’nde “Altın Palmiye”yle beraber “En İyi Yönetmen” ödülünü kazandığı “Elephant-Fil”deki gibi eşcinsel dünyaya giriyor “Milk”le. “Fil”de, 1999 yılında Columbine Lisesi’nde iki eşcinsel öğrencinin katliamını sorgulayıcı bir sinema diliyle anlatmıştı Gus Van Sant. “Milk”teyse devletin ve toplumun eşcinsellere karşı ırkçılığıyla şiddetini anlatıyor. Belki de bu filmin en zor yanı, karakterlerle özdeşleşmeye alışmış seyirciyi zorlayacak olması. Bir yanda eşcinseller, öte yandaysa ırkçılar var. Ortada kahramanlar yok. Hepsi gerçek insan. Filmin hikâyesi de gerçek. Gus Van Sant, filminin ön jeneriğinde siyah-beyaz belgesel görüntüler kullanmış. Burada polis, eşcinsellerin takıldığı mekânları basıyor ve insanları tutukluyor. Yönetmen, filminin derinliğinde de yer yer belgesel görüntülerden yararlanıyor. Gus Van Sant, Amerika’da 1960’lı ve 70’li yıllarda film yapmış “yeni sol” sinemacıların ruhunu da yer yer “Milk” filminde hissettiriyor.

    Mahallenin adı Castro

    Film, San Fransisko’da 1978 yılında açılıyor. Suikast tehdidi alan Harvey Milk, teybe hayatının son yıllarını anlatıyor. Ardından film, 1970 yılına, New York’a gidiyor. Sigorta işinde çalışan Harvey Milk, doğum gününde merdivenlerde karşılaştığı Scott’ı evine davet ediyor bir öpücüğün ardından. Sonra da aralarında büyük bir aşk başlıyor. San Fransisko’ya taşınan bu iki eşcinsel sevgili, kendilerine İrlandalı göçmenlerin yaşadığı Castro mahallesinde fotoğrafçı dükkânı açıyorlar. Bu dükkân bir zaman sonra eşcinsellerin sığınağına dönüşüyor. Daha da sonra eşcinsel hareketin kâbesi oluyor bu dükkân. Eşcinsellere saldırılar çoğalmaya başlayınca, Harvey Milk politikaya giriyor. Uzun bir mücadelenin ardından San Fransisko’nun belediye meclisine seçiliyor. Ardından Harvey Milk, eşcinsel haklar için yasa teklifleri veriyor ve halk oylamasıyla bazı yasalar hem halk hem de devlet nezninde onaylanmış oluyor. Harvey Milk’in mücadelesi olmasaydı Gus Van Sant eşcinseller üzerine bir filmi bugün Amerika’da yapamayabilirdi. Belediye meclis üyeliğni kazanan Harvey Milk’in belediye meclisinde de muhalifleri var. İdari denetmen Dan White bunun en başında geliyor. Dan White, Harvey Milk’in de trajedisini hazırlıyor sonra. Sinema dili olarak yaratıcı ve bilgi verici olan “Milk” filmi, yer yer yarı belgesel tat da bırakıyor insanda. Kalabalık eylem sahneleri de gerçekten inandırıcı ve seyirciyi o atmosferin içine alabiliyor. 81. Akademi’de sekiz dalda Oscar’a aday olan “Milk”, Sean Penn’e “En İyi Erkek Oyuncu”, senaristi Dustin Lance Black’e “En İyi Özgün Senaryo” dallarında ödül getirdi. Sean Penn, sinemanın muhalif oyuncu ve yönetmenlerinden. “Milk”te de büyük oyunculuğunu gösteriyor. Harvey Milk üzerine 1984 yılında yönetmen Rob Epstein, “The Times of Harvey Milk-Harvey Milk Zamanları” adında bir belgesel yapmıştı ve bu yapıt “En İyi Belgesel” dalında Oscar kazanmıştı. Gus Van Sant’ın “Milk”i, sinematografik anlatımıyla çağdaş klâsik sinemanın başyapıtlarından olabilir.

    (10 Mayıs 2009)

    Ali Erden

    11. Anadolu Üniversitesi Uluslararası Eskişehir Film Festivali Ödül Töreni Yapıldı

    11. Anadolu Üniversitesi Uluslararası Eskişehir Film Festivali ödül töreni 02 Mayıs akşamı Yunus Emre Kampüsü’ndeki AKM’de yapıldı. Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fevzi Sürmeli ve festival başkanı Prof. Dr. Gülseren Güçhan’ın Onur Ödülü verilen Ekrem Bora ve Nebahat Çehre ile Sinemaya Emek Ödülü verilen Necip Sarıcı ve Leyla Özalp’ı sunduğu gecede Eskişehir’den yetişmiş Nurgül Yeşilçay duygu dolu bir konuşma yaptı. Seçkin konukların katıldığı gecede En İyi Sinema Programı olarak Ceylan Özçelik’in sunduğu En Heyecanlı Yeri’ne de ödül verildi.

  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    11. Anadolu Üniversitesi Uluslararası Eskişehir Film Festivali Ödül Töreni Yapıldı yazısına devam et