05 – 11 Ağustos 2016, Haftalık (Weekly) Box Office listeleri için tıklayınız. Bu listelerden alıntı veya kopyalama yapıldığında kaynak olarak Haftalık Antrakt Sinema Gazetesi’nin gösterilmesi rica olunur.
Mehmet Salih
Güven Beklen’in yönettiği ve Nimet İyigün, Mehmet Salih Karaörs, Kübra Teke ile Hüseyin Kozan’ın oynadığı Mehmet Salih, önümüzdeki aylarda ????? dağıtımıyla ????? tarafından vizyona çıkarılıyor.
Mehmet Salih, sessiz, içine kapanık, kendi halinde bir çocuktur. Evden kaçarak evlenen annesinden başka kimsesi yoktur. Hasta annesiyle birlikte yaşayan Mehmet Salih, geceleri altını ıslatıyordur. Annesi her gün çamaşır yıkamasın diye mücadele veren Mehmet Salih, komşu kızı Ceylan’a da ilgi duymaktadır. Ceylan ise yanlış bir seçim yaparak evden kaçmıştır.
Koca Dünya
Reha Erdem’in yönettiği ve Ecem Uzun, Berke Karaer, Melisa Akman ile Murat Deniz’in oynadığı Koca Dünya, 07 Nisan 2017′de Başka Sinema dağıtımıyla Maya Film – Atlantik Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Ali ile Zuhal yetimhanede büyümüş iki kardeştir. Film, Ali ile Zuhal’in yetimhane dışına atıldıkları sırada başlar. Ali ve Zuhal, yetimhaneden çıkıp bu koca dünyaya attıkları ilk adımda suçla tanışırlar. Onlar için artık insanlar arasında yaşamak olanaksız hale gelmiştir. Sığındıkları orman, onlar için bir tür ıssız adaya dönüşür. Medeni dünyadan dışarıya fırlatılıp atılan iki çocuk, insanlığın tüm serüvenini burada sil baştan yeniden yaşayacaktır.
Geçmiş (Yönetmen: Çağdaş Çağrı)
Çağdaş Çağrı’nın yönettiği ve Bülent Emin Yarar, Lila Gürmen, Gözde Kansu ile Volga Sorgu’nun oynadığı Geçmiş, 14 Temmuz 2017′de CGV Mars Dağıtım dağıtımıyla And Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Yusuf ellili yaşların başında ünü ülke sınırlarını aşmış idealist bir fotoğraf sanatçısıdır. Meslek hayatının ilk yıllarında Mardin Nusaybin’de çekmiş olduğu bir kadın fotoğrafı hayatının her döneminde tüm saf ve temizliği ile karşısına çıkarken, geçen yirmi beş yıla rağmen bir çift ince göz bakışlarındaki naifliği daima korumayı başarabilmiştir. Kahramanımız garip bir duygu karmaşası içinde fotoğraftaki kadını tüm masumiyetiyle aramaya koyulur.
Bana Git De
Handan Öztürk’ün yönettiği ve Tayanç Ayaydın, Atiye, Seyyal Taner ile Birsen Dürülü’nün oynadığı Bana Git De, 25 Kasım 2016′da MC Film dağıtımıyla Gala Ajans tarafından vizyona çıkarıldı.
Tayanç Ayaydın, sorunlarını aşmak için İstanbul’dan Doğu’ya doğru yolculuk yapmak isteyen bir gitaristi, Atiye ise ünlü olmak için Doğu’dan kaçıp İstanbul’a gelmeyi hedefleyen bir şarkıcıyı oynuyor. Birinin Batı’dan Doğu’ya, ötekinin Doğu’dan Batıya yaptıkları yolculukta kader bu iki genci yan yana getiriyor. Müzikle uğraşan iki gencin bu heyecan dolu yakınlaşmalarının arka fonunda Anadolu’nun otantik ve özgün mekânları ve kadim müzikleri ince ince, itinayla, oya gibi işleniyor.
- Basın Bülteni: 1 / 2
- Fotoğraflar
- Web Sitesi
- Fragman: 1 / 2
Babamın Kanatları
Kıvanç Sezer’in yönettiği ve Menderes Samancılar, Musab Ekici, Kübra Kip ile Tansel Öngel’in oynadığı Babamın Kanatları, 02 Aralık 2016′da M3 Film dağıtımıyla Nar Film tarafından vizyona çıkarıldı.
İbrahim ve yeğeni Yusuf, şantiyede çalışan inşaat işçileridir. İbrahim akciğer kanseri olduğunu öğrenir. Güvenliksiz koşullar sonucu bir işçi yüksekten düşerek hayatını kaybeder. Firma hukuki sorumluluğunu atmak için ölen işçinin ailesine kan parası öder. İbrahim bu olayı duyduğunda ailesini düşünmeye başlar. Kanser İbrahim’i sonunda ölüme götüreceği için aklında şu soru canlanır: Bir insanın hayatının değeri nedir ve bu neye mal olur?
5. Uluslararası Van Gölü Film Festivali
Bağımsız ve sürdürülebilir bir etkinlik olan 5. Uluslararası Van Gölü Film Festivali, “Nefes – Retrospektif / Geriye Bakış” ana tema ve konsepti ile 28 Ekim – 01 Kasım 2016 tarihleri arasında düzenleniyor. Bu yılın festival sloganı ise “İyi haberler de duymak…” olarak belirlendi. Rusya’yı konuk ülke olarak seçen festivalde dört yılın retrospektif seçkisinin yanında Rus klasik filmlerinden oluşan bir seçki ve yeni çekilmiş belgesel ve sinema filmlerinden başvuran eserler yer alacak. Bu girişim ve tema, halkın sanatsal sağduyusunun, kültürel yaşamın korunması ve zenginleşmesi amacıyla, etkinliklerle farkındalık yaratmak isteği olarak takdir ve ilgi görmesi bekleniyor.
Ağustos Böcekleri ve Karıncalar
Erhan Tuncer’in yönettiği ve Gün Koper, Bennu Yıldırımlar, Erdem Akakçe ile Yücel Erten’in oynadığı Ağustos Böcekleri ve Karıncalar, 12 Mayıs 2017′de AVC Film dağıtımıyla AVC Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Muzaffer İnan ölüm döşeğindedir. Kendisine bakmakta olan oğlu Kemal, her biri bir tarafa dağılmış ağabeyleri Metin ve Aziz’le birlikte ablası Selma’yı muhtemel ‘son bir gece’ için eve çağırır. Büyük ağabey ile kavgalı olduğu için yakınlardaki bir kahvede haber bekleyen Aziz dışında herkes eve gelir. Artık son saatlerini yaşamakta olan baba ile kısa bir süre ilgilenen kardeşler, çok geçmeden miras paylaşımı üzerine koyu bir sohbete dalarlar.
Çakallarla Dans 4’ün Tavşan Zeynep’i Hande Katipoğlu: Çılgın Bir Karakterle İzleyicinin Karşısına Çıkacağım
Hande Katipoğlu, Çakallarla Dans 4 filminde “Tavşan” lakabıyla canlandırdığı karakteriyle izleyiciyi kahkahaya boğacak. Katipoğlu, “Çocukluğumda her yere sekerek gittiğim için takılan Tavşan lakabı, adımın önüne geçti. Oldukça eğlenceli olan bu karakter bir o kadar da çılgın. Ancak daha fazla detay verip, karakterin sürprizini bozmak istemem. Ama filmin Köfte Necmi’si Timur Acar’la bir araya gelince neler olacağını izleyenler beyazperdede görecek.” dedi.
- Basın Bülteni
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Vurguncular
Todd Phillips’in yönettiği ve Jonah Hill, Miles Teller, Ana de Armas ile Bradley Cooper’ın oynadığı Vurguncular (War Dogs), önümüzdeki aylarda Warner Bros. dağıtımıyla Warner Bros. tarafından vizyona çıkarılıyor.
Irak Savaşı sırasında Miami Beach’te yaşayan 20’li yaşlarının başlarındaki iki genç, küçük firmaların ABD askeri sözleşme ihalelerine girmesine izin veren, az bilinen küçük bir hükümet teşebbüsünden istifade etmektedirler. Küçük başlayıp, çok paraya kavuşur ve lüks bir yaşam sürmeye başlarlar. Fakat Afgan ordusunu silahlandırmak için 300 milyon dolarlık bir ihale aldıklarında bu iş boylarını aşar; çok şaibeli bazı insanlarla iş yapmak zorunda kalırlar ki bunların arasında ABD hükümetinin de olduğu anlaşılır.
Tarla
Cemil Ağacıkoğlu’nun yönettiği ve Serkan Ercan, Ilgaz Kocatürk, Kenan Bal ile Hale Akınlı’nın oynadığı Tarla, 22 Eylül 20017′de Kurmaca Film dağıtımıyla Galata Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Tarık’ın işleri planladığı gibi gitmez. Borçlarını kapatmak için son çare olarak memleketteki tarlayı satmayı düşünür. Babası çekimser davransa da annesi ikna eder; böylece tarlayı Tarık’a vermeyi kabul ederler. Fakat küçük kardeş Emre, abisine yardımcı olmak için onunla beraber İstanbul´a gidecektir. Tarık istemeye istemeye küçük kardeşiyle İstanbul´a doğru yola çıkar. Fakat bu yolculuk ikisine de hiç tahmin etmedikleri yeni kapılar açacaktır.
Haftalık Seans Bilgileri, 12 – 18 Ağustos 2016
Gösterimdeki filmlerin 12 – 18 Ağustos 2016 seansları için tıklayınız. (Eksiksiz liste değildir, bu salonlar ve seanslar dışında da gösterimler olabilir. Listeden alıntı veya kopyalama yapıldığında kaynak olarak Haftalık Antrakt Sinema Gazetesi‘nin gösterilmesi rica olunur.)
2. DenizBank İlk Senaryo İlk Film Yarışması ile Türk Sinemasına Büyük Destek
DenizBank, TÜRSAK ile birlikte düzenleyeceği 2. DenizBank İlk Senaryo İlk Film Yarışması’nı hayata geçirerek, sinema alanına kalıcı ve önemli bir destek sunuyor. 10 Ağustos 2016 Çarşamba günü DenizBank’ın Genel Müdürlük binasında düzenlenen basın toplantısına katılan Genel Müdür Hakan Ateş, TÜRSAK Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Fehmi Yaşar, jüri üyeleri Birce Akalay ve Serdar Akar, yarışmaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
- Basın Bülteni
- Yarışma hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
2. DenizBank İlk Senaryo İlk Film Yarışması ile Türk Sinemasına Büyük Destek yazısına devam et
1930’larda Hollywood ve New York
Café Society
Yönetmen-Senaryo: Woody Allen
Görüntü: Vittorio Storaro
Oyuncular: Jesse Eisenberg (Bobby), Steve Carell (Phil Stern), Kristen Stewart (Vonnie), Sheryl Lee (Karen Stern), Blake Lively (Veronica), Todd Weeks (Oscar), Paul Schackman (Al), Richard Portnow (Walt), Jeannie Berlin (Rose Dorfman), Ken Stott (Marty Dorfman), Sari Lennick (Evelyn), Stephen Kunken (Leonard), Laurel Griggs (Evelyn’nin Kızı), Corey Stoll (Ben Dorfman), Don Stark (Sol), Gregg Binkley (Mike), Anthony DiMaria (Howard), Parker Posey (Rad Taylor), Paul Schneider (Steve), Anna Camp (Candy), Tony Sirico (Vito), Jodi Carlisle (Hizmetçi), Woody Allen (Anlatıcı)
Yapım: Gravier-Perdido (2016)
Büyük Woody Allen’ın Paris’ten sonra Hollywood’un sanat dünyasıyla New York’un cemiyet hayatına baktığı mizah yüklü “Café Society” filmi unutulmazlara karışıyor.
Sinemanın büyüklerinden Woody Allen, 2011 yapımı “Midnight in Paris-Paris’te Geceyarısı” filminde, 1920’lerdeki Paris’i fantastik sosa bulayarak anlatmıştı. Ama öyle şeyler yaşanmıştı bu bohem şehirde. O yılların Paris’i bir daha hiç olmayacak sanki. Ama Paris Paris’ti her zaman. Sonraki yıllarda da, şimdi de sanatın merkezi. Ama 1920’ler, 1930’lar bambaşkaydı. Eskinin New York’u da bambaşkaydı. Hollywood’u da. Ama Hollywood, hem kendine hem New York’un tarihine, sosyal hayatına coşkuyla pek yansıtmadı. Allen’ın bu son filmi 2016 yapımı “Café Society”, kıyısından köşesinden bir şeyleri yansıtıyor. Filmi, Allen kendi sesiyle anlatıyor seyirciye. Onun sesini duymak bile insana iç huzur veriyor, belirtelim. Bu filmde, Amerikan – Yahudi kültürü üzerinden aşka ve acısına dokunuluyor, ama mizah daima var.
Genç Yahudi Bobby Dorfman, babası Marty’nin kuyumcu dükkânında çalışmaktan sıkılınca annesi Rose’un kardeşi, yani dayısı Phil Stern’in yanına Los Angeles’a gidiyor New York’tan. Menajer Phil’e ulaşmak kolay mıydı? Ali Baba Oteli’ne yerleşen Bobby, üç hafta sonra dayısına ulaşabiliyor ancak. Phil, yeğenin gelmesinden pek hoşnut olmuyor gerçek dünyadaki gibi. Ama onu yanına yardımcı olarak almak zorunda da kalıyor. Yanında olursa Hollywood’un ensesi kalınlarıyla tanışabilirdi. Bobby önce dayısının sekreteriyle tanışıyor. Güzel Vonnie ona Hollywood’u gezdirirken, Bobby sırılsıklam âşık oluyor Vonnie’ye. Vonnie’nin sevgilisi varmış ama. Tek taraflı aşk ne yapardı insanı? O da başını yukarı kaldırıp başka kadınları görecek miydi? Gangster abisi Ben de, onu “el eğlencesinden” kurtarmak için tanıdığı birinin telefonunu veriyor. Bobby’nin ablası Evelyn’in de pasifist, sosyalist ve ateist Leonard’la evli ve bir kızları olmuş.
Aradığı telefonla otel odasına oyuncu olma hayaliyle Hollywood’a düşmüş acemi fahişe Candy geliyor Bobby’nin. Üstelik o da bir Yahudi. Seyirciyi çok güldüren bu anlardan sonra Hollywood’un ve aşkın zamanları başlıyor. Vonnie, Phil’le kasvetli barlarda gizli gizli buluşurken, Phil’e sessiz sinemanın büyük oyuncularından Rudolph Valentino’nun imzalı mektubunu hediye ederken gerçekle de yüzleşiyor. Phil, 25 yıllık karısı Karen’den ayrılmayı göze alamamış. Onun metresi olmayı sürdürecek miydi? Bobby acılı anlarında Vonnie’ye destek oluyor ve onun aşkını da kazanıyor. Ama Bobby’nin New York’a dönme düşleri ne olacaktı? Kadınlar aşkta mantıklarıyla karar verdikleri söyleniyor. Romantikliğe uzak mıydılar? Her taraflarından şiir düşse de şiirden etkilenmiyorlar mıydı? Erkekler, genelde romantik olduklarından aşkın acısını en çok çeken taraf oluyorlardı herhalde. Kadınlar, hayatın da kendi planları olduğunu fark edemeyecekler hiç belki de.
Mizahla gerçeklerin dökülüşü…
Allen, bütün büyük ustalar gibi küçük dokunuşlarla zihinsel trajedilere mizah katarak filmdeki hayatı devam ettiriyor. Bobby’nin hayatına Veronica girse de o büyük aşk hiç peşini bırakmıyor. Ama Veronica’ya saygısını azaltmıyor. Bobby’nin çok geçmeden Veronica’dan bebeği de oluyor Bobby, öncesinde gangster abisi Ben’le New York’un gözde gece kulübü olacak Café Society’yi açıyor. New Yorkluların buluşma yeri oluyor bu mekân. Gangster Ben, Evelyn’in komşu sorununu kendi yöntemiyle çözüyor. Ama FBI başka suçlarla beraber onu tutuklayınca elektrikli sandalyede sonunu buluyor. Ama ölmeden önce Hıristiyanlığı kabul ediyor. Yahudilikte öbür dünya yokmuş.
Allen ustanın bu filmindeki mizahına seyirciler çokça gülecek sanki. Ayrıca filmdeki tüm oyunculukları seyretmek de büyük keyif. Oyuncular, kelimeler kadar güç katmışlar mizah duygusu yüksek bu filme. Elbette estetik de var. Filmin görselliği insanı hemen atmosferin içine alıveriyor seyirciyi. Allen, filmin renk tonlarını, birçok dönemsel filmde olduğu gibi kahverenginin tonlarıyla yansıtmış. “Technicolor” hissi yaşıyor seyirci. Sanatseverler de filmin estetiğinden etkilenecek belki. Filmde, 1920’lerin, 30’ların sinemasında her zaman olan “silme” (wipe) tekniği de bolca kullanılmış. Bir de Vittorio Storaro var. 1940’ta Roma’da doğan büyük Storaro, büyük Bernardo Bertolucci’nin kameramanı olarak biliniyor. Büyük Coppola’yı da heyecanlandırmıştı. Ustanın 1979 yapımı “Apocalypse Now-Kıyamet” filminde unutulmaz fotoğraflar yansıtmıştı. Warren Beaty’nin Amerika’daki sola adadığı 1981 yapımı “Reds-Kızıllar” filmindeki görüntüleri de keşfedilmeli Storaro’nun. Allen’ın filmindeki fotoğrafları da sinema tarihine kalacak gibi. Filmde fark ettiğimiz en harika şeyse, çoğu anda çerçevenin hiç titrememesiydi. Eğer 1960’ların, 70’lerin filmlerini perdede görmüşseniz bunu hemen fark edebilirsiniz. 1950’lerin filmlerinde de bu böyleydi. Alain Resnais usta, kameranın hiç titrememesi için çok büyük çaba gösterirdi. Acı çekecek kadar. Günümüz sinemasında çerçeveler aşağı ve yukarı hep titriyor ne yazık ki! Allen usta, bu filminde caz tınılarını kullanmış bolca. İnsana gerçekten iyi geliyor. Bobby’yle Veronica’nın “Cotton Club”ta baş başa caz dinlemeleri aşklarının büyütüyordu. Ya Robert Florey’nin 1935 yapımı siyah-beyaz “Woman in Red” filmindeki serenat sahnesi? Bu an aşka adanmıştı sanki.
(18 Ağustos 2016)
Ali Erden
2. Uluslararası Edirne Film Festivali Ekim Ayında
Bu yıl 2.si düzenlenen Uluslararası Edirne Film Festivali, 13 – 19 Ekim 2016 tarihleri arasında gerçekleşiyor. Festival için son başvuru tarihi 09 Eylül 2016 olarak tesbit edildi. Festival kapsamında yapılacak yarışma başvuruları ve yönetmelikleri hakkında her türlü detaylı bilgi festivalin resmi web sayfası olan www.ueff.com.tr adresinde yayınlanıyor. 1. Uluslararası Edirne Film Festivali’nde tüm balkan ülkelerindeyle uluslararası sinema çevrelerinde oldukça dikkat çeken ve sinemaseverlerin beğenilerini toplayan Uluslararası Edirne Film Festivali’nde verilecek olan Onur Ödülleri’nin bu seneki sahipleri Evanthia Reboutsika ve Cahit Berkay olarak belirlendi.
- Basın Bülteni
- Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
2. Uluslararası Edirne Film Festivali Ekim Ayında yazısına devam et