Sadi Çilingir tarafından yazılmış tüm yazılar

Duygusu Yoğun, Anlatımı Güçlü: Amrum

Sanatın evrensel olmasının temelinde yatan mesaj vermekten çok duygulara seslenmesidir. İzleyici ne isterse o çerçeveden bakarak algılar ve yorumlar. Resimde, özellikle soyut resimde, heykelde, müzikte, dansta bu çok kolay ve açıkça görülür. Edebiyatta ve sinemada bir “anlam” arama peşindedir izleyiciler; sosyal ve siyasal dünyalarının ışığında. Orada da estetik öne çıktığında mesajdan çok duygu güçlenir ve okur (izleyici de tabii) kendince bir duygu süzer. Sinemada bunun örneği çokça var olmasına karşın, alışkanlıklarımızın da etkisiyle hep bir “mesaj” aradığımız için ya beğeniyoruz ya beğenmiyoruz. Oysa düşünmeye yöneltse de kararı biz versek…

Fatih Akın, yeni filmi “Amrum”da, Hark Bohm ile birlikte bu duyguyu yaşatıyor bizlere. Akın, Amrumlu Bohm’u ustası olarak tanımlıyor ve onun yaşanmışlığından yola çıkarak yazdığı senaryoyu birlikte geliştirerek bir psikolojik gerilimle mahalle (toplumsal) baskısının nelere mal olabileceğini gösteriyor. Amrum, Danimarka’ya yakın, Almanya’nın Kuzey Denizindeki bir adası.

2. Dünya Savaşı’nın son dönemine götürüyor film bizleri. Savaşın etkisi neredeyse uğramamış diyebileceğimiz, ama insanlar üzerindeki psikolojisinin yakıcı ve yıkıcı düzeyde olduğunu gördüğümüz Amrum’da, bir ailenin yaşadıklarına tanık oluyoruz. Babası Nazi askeri olunca, ister istemez Nazi, Hitler yanlısı ailenin büyük oğlu Nanning, iki kardeşi, annesi ve teyzesiyle yaşamaya çalışıyor. Ne iş bulsa (Nazi yanlısı annesinin ispiyonculuğuyla işinden olması gerçekten dokunuyor insana) yapıyor, yeter ki annesine beyaz ekmek tereyağı ve bal yedirebilsin. Düşünün zorluğu… Adada herkes Amerika’ya gitmiş gelmiş. Savaş nedeniyle göçmenler de var… bu ırkçılığı da körüklüyor ister istemez.

Asıl olarak savaş dönemi olmasına karşın film, günümüzde yaşanan göçlerle de açlıkla da küresel ısıtma ile kuraklık ve seller nedeniyle yaşanan olumsuzlukları da anlatıyor.

Fatih Akın’ın, durmuş oturmuş sineması, yalın dili ve gerçekten güçlü öyküsüyle Amrum filmi izlenmeli. Oyuncular ise o atmosferde o duyguyu çok iyi yansıtıyor. Müziği de güzel. Ben en çok adanın sakinliğini, insanların da o sakinliği benimsemesini sevdim.

Film için söylenebilecek son söz: Savaş olmazsa demokrasi yeşerir.

05 Aralık’tan başlayarak gösterimde…

(02 Aralık 2025)

Korkut Akın

korkutakin@gmail.com

Ferhan Baran Yazıyor: Delilik Kimsesizliktir / Yeni Şafak Solarken

‘Yeni Şafak Solarken’ iyi bir sanatçı olma kavgasını verirken aklına yenik düşen tiyatro oyuncusu Akın’ın (Cem Yiğit Üzümoğlu) 72 saatlik bir zaman diliminde kendini arayışının hikâyesi. Gürcan Keltek imzasını taşıyan yapımda, yıllardır hastaneye girip çıkan, sistemin içinde sıkışıp kalmaktan yorulmuş öfkeli genç, arkadaşlarından ve çalışma ortamından uzaklaştığı akli çözülme sürecinde geleneksel Balkan kökenli ailesinin evine sığınıyor. Yakınlarının … Devamı…»

Tuhaf Zamanlardan Geçiyoruz / İdea

Orhan Pamuk’un ‘Yeni Hayat’ romanı ‘bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti’ diye başlar. Karanlık bir iş adamına ait boş villanın bekçiliğini yapan Kemal (Tarhan Karagöz) tenha gece otobüsünde yakınına oturan kapüşonlu esrarengiz adamın inerken koltuğunda bıraktığı kara kaplı kapağında ‘İDEA’ yazılı kitabı okumamış, yalnızca sayfalarını amaçsızca karıştırıp aldığı yere bırakmıştır. Buna rağmen kitabın virüs misali bulaşıcı etkisi o andan itibaren Kemal’in hayatını cehenneme çevirmeye başlar. Önce gizli polis tarafından sorguya alınır ve açıklanmayan bir suç nedeniyle itham edilir. Sonrasında bir yeraltı örgütünün lideri muamelesi görerek gözaltına alındığında yaşadıklarına akıl sır erdiremez. O artık bir başkasıdır.

Çok yönlü yazar ve yönetmen Tayfun Pirselimoğlu, dünya prömiyerini geçtiğimiz Nisan Ayında İstanbul Film Festivali’nde yapan ve halen sinemalarda gösterilen son filmi ‘İdea’nın temasını ‘kimlik değiştirme meselesi’ olarak özetliyor. Daha önce ‘Ben O Değilim’ (2013) adlı çalışmasında kendi iradesiyle bir başkasının yerine geçen Nihat’ın (Ercan Kesal) hikâyesini anlatmış olan sinemacı, bu defa gayri iradi bir biçimde Kemal’in kendisi ile zerre âlâkası olmayan bir adama dönüşmesinin izini sürüyor. Şehirden uzak ıssızda, beli tabancalı Vehbi’nin (bir kez daha Ercan Kesal) yazlık evinde bir aydan beri bekçilik yapan Kemal, otobüsteki o gecenin ardından soluğu metruk bir soruşturma merkezinde alıyor. ‘Şaka mı yapıyorsunuz, neresi burası’ gibi sorularına ‘devletin mekânları bitmez’, ‘bu bir gizli soruşturmadır, çok önemli makamlar neler karıştırdığını bilmek istiyor’ minvalinden yanıtlar almıştır. Geceyarısı adına gelen mahkeme tebligatı ile iyice köşeye sıkışır. Baskıcı otoriteye karşı mücadele veren direniş örgütünden yeni dostları O’nu yeni kimliğiyle sürüklendiği bu karanlık girdaptan çekip çıkarabilecek midir?

Sıradan bir vatandaş olan Kemal’in başına gelenler Çek yazar Franz Kafka’nın eserlerinde rastladığımız mantıksız, bürokratik engellerle kuşatılmış bireyi çaresiz hissettiren karanlık ve saçma durumları hatırlatıyor. Lakin Pirselimoğlu halen tuhaf zamanlardan geçtiğimiz çağımızda, ‘kafkaesk’in de ötesinde bir saçmalıklar zinciri içinde debelendiğimizin altını çiziyor. Filistin’de yaşanan soykırım, Ukrayna’daki çılgınlık ve kuşkusuz ülkemizde son bir yıldır ayyuka çıkan adalet mekanizmasının ayaklar altına alındığı hukuk dışı uygulamalar, iftiralarla beslenen karalama kampanyaları karşısında yaşadığımız çağın cinnetini yeni bir tanımla ifade etmemiz gerektiğini savunuyor.

Gücünü hayatın ana arterlerini kontrol altına almak suretiyle meşrulaştıran mevcut otorite bu şekilde masum suçluluğun düzenini oluştururken, Pirselimoğlu dünyada ve ülkemizde yaşanan hukuksuzluğu olay örgüsünün her bir noktasına dahil ediyor. Herhangi bir politik anlayıştan yoksun olan sıradan birey bekçi Kemal’in deliliğin sınırlarını zorlayan trajikomik hikâyesi, giderek aslında böylesine bir delilik ya da saçmalık tarafından ele geçirilmiş bir toplumun aynası oluveriyor. Bu karanlık gerilime de, Pirselimoğlu’nun ‘gizemli tavus kuşları’ bekçilik ediyor.

Pirselimoğlu’nun önceki filmlerinde olduğu gibi finalde her şey başa dönüyor. Her şey tekrarlanmaktadır, hayat böyle bir şeydir çünkü. Yönetmen ‘her tekrarla gelen yeni başlangıcın, daha mutlu ve huzurlu bir geleceği vadetme ihtimali olduğunu’ bir kez daha vurgularken, umutsuz bir bakış açısına sahip olmadığını ifade ediyor. Karabasan iklimini hınzır bir kara mizah ile süsleyen sinemacı bir kez daha karakterlerine cuk oturmuş yol arkadaşlarıyla çalışmış. Tarhan Karagöz komik kaderini yaşayan ana karakterin çaresiz şaşkınlığını başarıyla yorumlamış. Ercan Kesal’ın yanı sıra, sinemamızın en karakteristik yüzlerinden Jale Arıkan, tiyatro sahnesindeki başarılarıyla tanıdığımız Erdem Şenocak ve Tansu Biçer gibi isimler bir tadımlık kompozisyonlarıyla auteur sinemacıya bir kez daha el

vermişler. Mekânların her birinin bir karakter olarak öne çıktığı filmde, gerek ‘Yol Kenarı’ (2017) ve ‘Kerr’den (2021) sonra bir kez daha Pirselimoğlu ile çalışan Theo Angelopoulos’tan yadigâr Andreas Sinanos’un enfes sinematografisi, Ali Aga’nın kurgu çalışması, Natali Yeres’in zengin mekân ve aksesuar trafiğini ustaca düzenlemiş sanat yönetimi, Nikos Kypourgos’un filmin tekinsizliğini şaha kaldıran minimal müzik çalışması olsun hepsi, hepsi birinci sınıf. Pirselimoğlu 2022 yılında yitirdiğimiz Rıza Akın’ı da unutmamış, bu güzelim filmi, hikâyenin bir noktasında televizyon ekranından bizlere veda eden rahmetli oyuncusu ve yakın dostuna ithaf etmiş.

(01 Aralık 2025)

Ferhan Baran

ferhan@ferhanbaran.com

Zootropolis 2 ile Seslendirmeye Dönen Cem Yılmaz, Yeni Zootropolis Filmini ve Karakteri Nick Wilde’ı Anlattı

İlk Zootropolis filminden 9 yıl sonra Nick Wilde karakterine sesiyle hayat vermek için stüdyoya giren Cem Yılmaz seslendirme sürecinin ardından filme dair merak edilenleri yanıtladı. Cem Yılmaz, “Ben bir çizgi film izleyicisi olarak ikinci Zootropolis filmini hasretle bekliyordum. 28 Kasım’da perdede olacağı için çok mutluyum. Yalnızca kendi adıma değil, benim gibi düşünen herkes adına.” diyerek, Zootropolis’in hem öyküsü hem de karakterleri açısından çok zengin bir film olduğunun altını çizdi.

  • Basın Bülteni
  • Cem Yılmaz Anlatıyor: 1 / 2
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Zootropolis 2 ile Seslendirmeye Dönen Cem Yılmaz, Yeni Zootropolis Filmini ve Karakteri Nick Wilde’ı Anlattı yazısına devam et →

Aldığımız Nefes, Ankara ve Kahire’den Ödüllerle Döndü

Şeyhmus Altun’un ilk uzun metraj filmi Aldığımız Nefes, festival yolculuğunu başarılarla sürdürüyor. Dünya prömiyerini 50. Toronto Uluslararası Film Festivali’nde, Avrupa prömiyerini San Sebastian Film Festivali’nin “New Directors” bölümünde, Türkiye prömiyerini 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde gerçekleştiren film, şimdi de 36. Ankara Film Festivali ve 46. Kahire Uluslararası Film Festivali’nden önemli ödüller kazandı.

Aldığımız Nefes, Ankara ve Kahire’den Ödüllerle Döndü yazısına devam et →

2. Uluslararası Afet Film Festivali’nde Yarışacak Filmler Belli Oldu

Bu yıl Ankara’da 18 – 21 Aralık 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilecek 2. Uluslararası Afet Film Festivali’nde yarışacak animasyon, belgesel, kısa metraj ve uzun metraj filmler belirlendi ve kamuoyuna duyuruldu. Festival direktörlüğünü Mehmet Serhat Bıçak’ın üstlendiği, farklı kültürlerden ve coğrafyalardan gelen filmleri bir araya getirerek, afetler karşısında küresel dayanışmayı ve ortak anlayışı teşvik etmeye çalışan UAFF’nin bu yılki teması ise iklim değişikliği. Festival, uluslararası seçkisi sayesinde sinemanın dünden bugüne iklim değişikliği konusuna bakışını ve sinema sanatının iklim değişikliğini nasıl bir kadraj içine aldığını özel verileriyle sunacak.

2. Uluslararası Afet Film Festivali’nde Yarışacak Filmler Belli Oldu yazısına devam et →

4. İzmir Uluslararası Akdeniz Sinemaları Buluşması

İzmir Uluslararası Akdeniz Sinemaları Buluşması’nın dördüncüsü 26 Kasım – 01 Aralık 2025 tarihleri arasında İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde ve İtalyan Kültür Merkezi’nde gerçekleştiriliyor. Akdeniz Sinemalarından en yeni ve etkileyici filmlerin gösterileceği sinemasal etkinlik kapsamında İzmir Kalkınma Ajansı işbirliği ile bir ortak yapım atölyesi de düzenlenecek. Aralık ayı sonuna dek devam edecek etkinlik kapsamında dokuz adet film gösterilecek ve her yıl olduğu gibi Fransız Sinemateki’nin kurucusu İzmirli Henri Langlois anısına Medicine İzmir Henri Langlois Ödülü verilecek. Bu yıl verilecek ödülün sahibi Tunuslu – Fransız yönetmen Erige Sehiri olacak.

4. İzmir Uluslararası Akdeniz Sinemaları Buluşması yazısına devam et →

Aksiyon ve Komediyi Harmanlayan Giray Altınok ve Kerem Özdoğan’ın Başrollerini Üstlendiği Ajan Filmi D.I.S.C.O.’nun İlk Tanıtımı Yayınlandı

Yapımcılığını MGX Film ve BG Film’in üstlendiği, yönetmen koltuğunda Ömer Faruk Sorak’ın yer aldığı, senaryosunu Giray Altınok ve Kerem Özdoğan’ın beraber kaleme alıp aynı zamanda başrollerini de paylaştıkları komedi filmi D.I.S.C.O, 01 Ocak’ta vizyona girmeye hazırlanıyor. Geçtiğimiz ay çekimleri tamamlanan filmde bu ikiliye Özge Özacar, Yıldız Çağrı Atiksoy, Şükrü Özyıldız, Saygın Soysal gibi isimler eşlik ediyor. İzleyicileri kahkahaya boğacak, eğlenceli bir ajan filmi olan D.I.S.C.O.’dan ilk tanıtım yayınlandı. Teaser’da Kıbrıs sokaklarında geçen tanıtımda görev başında olan Ajan Ertan’ın peşine takılan Kuaför Zafer ile kaçış anları beyazperdeye geliyor.

  • Basın Bülteni
  • Teaser’ı izlemek için tıklayınız.
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Aksiyon ve Komediyi Harmanlayan Giray Altınok ve Kerem Özdoğan’ın Başrollerini Üstlendiği Ajan Filmi D.I.S.C.O.’nun İlk Tanıtımı Yayınlandı yazısına devam et →

Çatlı

Deniz Enyüksek’in yönettiği ve Vedat İnceefe, Şiva Behrouzfar, Eren Vurdem, Ömer Kurt, Erdal Küçükkmürcü ile Engin Benli’nin oynadığı Çatlı, 20 Mart 2026’da A90 Pictures dağıtımıyla Safe Media tarafından vizyona çıkarıldı.
Susurluk’ta 1996’da meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybeden Abdullah Çatlı’nın yaşam öyküsü. Türkiye’nin siyasi ve toplumsal belleğinde derin izler bırakan Çatlı’nın yaşamından esinlenen film, 1980 darbesi sonrası yurt dışına çıkışı ve Avrupa’da Asala ile mücadele içinde geçen yıllarını odağına alıyor. Yapım, dönemin siyasi atmosferini, ilişkiler ağını ve kritik kırılma anlarını, sinemasal bir kurgu içinde beyazperdeye getiriyor.

  • Basın Bülteni
  • Fragman: 1 / 2
  • IMDb
  • Nusret Şen Yazıyor

Çatlı yazısına devam et →

36. Ankara Film Festivali Ödüllerle Sona Erdi

36. Ankara Film Festivali, Ödül Töreni ile sona erdi. Festivalde İnci Demirkol En İyi Film Ödülü’nü Seyfettin Tokmak’ın yönettiği Tavşan İmparatorluğu kazanırken, En İyi Yönetmen Ödülü de Buradayım, İyiyim filmiyle Emine Emel Balcı’ya verildi. En İyi Belgesel Film Ödülü, Ayşe Çetinbaş ile Çayan Demirel’in birlikte yönettiği Kardeş Türküler ile 30 Yıl belgeseline, En İyi Kısa Film Ödülü de Toprak Işık’ın yönettiği Yaşarım Bence (Müzisyen Olan Değil) filmine sunuldu.

36. Ankara Film Festivali Ödüllerle Sona Erdi yazısına devam et →

Türk Filmlerinden Büyük Başarı, Türk Filmleri Kahire’den Üç Ödülle Döndü

12 – 21 Kasım tarihleri arasında dünyanın dört bir yanından seçkin yapımları, sanatçıları ve sinemaseverleri Mısır’ın başkentinde ağırlayan 46. Kahire Uluslararası Film Festivali sona erdi. Dünyaca ünlü yönetmenimiz Nuri Bilge Ceylan’ın başkanlığını üstlendiği festivalin uluslararası yarışma bölümünde yer alan iki Türk filmi önemli bir başarıya imza attı. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü desteğiyle çekilen; başrollerinde Hakan Karsak, Sacide Taşener ve Defne Zeynep Enci’nin yer aldığı Şeyhmus Altun’un ilk uzun metraj filmi Aldığımız Nefes Bronz Piramit Ödülü’nün; Alireza Khatami’nin yazıp yönettiği Öldürdüğün Şeyler filmi ise Naguib Mahfouz En İyi Senaryo ve FIPRESCI ödüllerinin sahibi oldu.

Türk Filmlerinden Büyük Başarı, Türk Filmleri Kahire’den Üç Ödülle Döndü yazısına devam et →

Tom And Jerry: Kayıp Pusula, 12 Aralık’ta Sinemalarda

Tüm zamanların en sevilen ikilisi Tom ve Jerry’nin yeni maceraları Tom ve Jerry: Kayıp Pusula 12 Aralık Cuma günü vizyona girecek. Eğlenceli ve unutulmaz hikâyede, bir müzenin içinde yaşanan kovalamaca sırasında gizemli bir pusula bulan kafadarlar, kendilerini başka bir çağda bulurlar. Kayboldukları bu yabancı çağda, evlerine dönebilmek için hem birbirlerine güvenmek hem de pusulanın gizemini çözmek zorundadırlar. Dostluk, dayanışma ve cesaret temalarını ön plana çıkaran film herkesin çok sevdiği kahramanları yeniden beyazperdede buluşturuyor. Her yaştan izleyiciyi güldüren mizahıyla film ailece izlenebilecek bir sinema deneyimi sunuyor.

Tom And Jerry: Kayıp Pusula, 12 Aralık’ta Sinemalarda yazısına devam et →

Yunanistan Sineması Günleri 2025

Yunanistan’dan EMEIS Kültür Kolektifi ile Türkiye’den istos film ve istos yayın’ın ortaklığında dördüncüsü düzenlenen Yunanistan Sineması Günleri 2025 (Greek Film Days 2025), 02 – 07 Aralık 2025 tarihleri arasında Pera Müzesi’nde yapılacak. Yunanistan Sineması Günleri’nin açılışını bu yıl, Pantelis Voulgaris’in en iyi filmlerinden biri olan, yönetmenin tanıdık bir çizgide ilerleyerek, farklı karakterleri ayrıntılara özen, sezgi ve sevgiyle işlediği, zahmetsiz bir şiirsellik sunan olağanüstü görsel imgeler yarattığı, Her Şey Bir Yol (Ολα Ειναι Δρομοσ / It’s A Long Road) adlı filmi yapacak. Açılış filminin gösterimi ise  02 Aralık 2025 Salı günü gerçekleştirilecek.

Yunanistan Sineması Günleri 2025 yazısına devam et →

Adile Naşit Filminin Kamera Arkası Videosu Yayınlandı

Çağan Irmak’ın yönettiği, senaryosunu Nermin Yıldırım’ın kaleme aldığı ve başrolünde Meltem Kaptan’ın oynadığı Adile Naşit filmi 05 Aralık’ta vizyona girmeye hazırlanıyor. Merakla beklenen filmden keyifli bir kamera arkası videosu yayınlandı. İki yıllık hazırlık sürecinden sonra vizyona girmeye hazırlanan Adile Naşit filmi için, ön hazırlıkta sanatçıyı yakından tanıyan onlarca meslektaşı ile kapsamlı görüşmeler yapıldı.

  • Basın Bülteni
  • Kamera Arkası Videosu
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Adile Naşit Filminin Kamera Arkası Videosu Yayınlandı yazısına devam et →

Hoplayanlar Filminden Yeni Fragman ve Poster Yayınlandı

Disney ve Pixar’ın merakla beklenen orijinal animasyon komedi filmi Hoplayanlar için yeni fragman ve poster yayınlandı. Film, 06 Mart 2026’da yalnızca sinemalarda izleyicilerle buluşacak. Yeni fragman, hayvansever Mabel’ın merkezde olduğu bu animasyon komedi – macera filmini daha yakından tanıtıyor. Mabel, yeni bir teknolojiyi kullanarak bilincini gerçekçi bir robot kunduzun içine “hoplatıyor” ve hayvanlarla doğrudan iletişim kuruyor. Bu sayede, hayvan dünyasında daha önce hayal bile edemeyeceği gizemlerin izini sürüyor. Hoplayanlar’da, göletin lideri, iyimser ve hayat dolu kunduz Kral George’u komedyen Bobby Moynihan seslendiriyor.

  • Basın Bülteni
  • Fragmanı izlemek için tıklayınız: 1 / 2 / 3
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Hoplayanlar Filminden Yeni Fragman ve Poster Yayınlandı yazısına devam et →