Shee Wageman’ın yönettiği ve Owen Wilson, Tabitha St. Germain, Lindsay Gibson ile Vincent Tong’un seslendirdiği animasyon film Kahraman Köpek Charlie (Charlie: The Wonderdog), 25 Eylül 2026’da Koda Dağıtım dağıtımıyla Filmartı Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Charlie sıradan bir köpektir ancak beklenmedik bir ayrılık onu zorlu bir yolculuğa sürükler. Yeni insanlarla karşılaşan Charlie, her durakta başkalarının hayatına dokunur. Kendi yuvasına dönmenin yolunu ararken karşılaştığı insanların değişimine de tanıklık eder. Charlie’nin yolculuğu, sadakat, dostluk ve aidiyet duygusu etrafında şekillenen bir hikâyeye dönüşür.
Sadi Çilingir tarafından yazılmış tüm yazılar
Angela Merkel’in Tüm Dünyada Büyük Ses Getiren Anıları, Özgürlük İlk Kez Türkiye’de
Angela Merkel’in siyasi yaşamını ve Almanya’nın yakın tarihine damga vuran şansölyelik yıllarını anlattığı Özgürlük: Anılar 1954 – 2021, Kadim Yayınları etiketiyle Türkçede yayınlandı ve okurla buluşuyor. Angela Merkel’in Beate Baumann ile birlikte kaleme aldığı kitap, yalnızca bir siyasetçinin anıları değil, aynı zamanda Avrupa’nın son yıllarda yaşadığı büyük dönüşümlere içeriden bir tanıklık niteliğinde. Doğu Almanya’da geçen çocukluk ve gençlik yıllarından Berlin Duvarı’nın yıkılışına, bilim insanlığından siyasete uzanan yolculuğundan Almanya’nın ilk kadın şansölyesi oluşuna kadar Angela Merkel, kendine has kişisel hikâyesini yakın tarihin en önemli dönemeçleriyle birlikte anlatıyor.
Damat Mektebi’nin Vizyon Tarihi Belli Oldu
Yılın iddialı komedi filmlerinden Damat Mektebi, 25 Eylül’de sinemaseverlerle buluşuyor. İki gerçek hikâyeden uyarlanan film, ağalık günlerine dönmek isteyen bir ailenin köylerinde yaptıkları sıra dışı planları konu alıyor. Köydeki kız aileleri şehirli damat isteyince, sevenleri kavuşturmak isteyen Miran köyde bir damat mektebi açıyor. Ancak amcası Ferman Ağa, gençleri köyden sürüp arazilere el koymak isterken karşısına efsanevi romantik kahraman Robin çıkıyor. Bu karşılaşmayla birlikte köyde birbirinden komik olaylar yaşanmaya başlıyor. Filmin başrollerinde Sermiyan Midyat, Algı Eke, Füsun Demirel, Cezmi Baskın, Mustafa Kırantepe yer alıyor.
- Basın Bülteni
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Damat Mektebi’nin Vizyon Tarihi Belli Oldu yazısına devam et
Azem 6’da Korku, Görünenden Çok Hissediliyor
Anadolu’nun kadim korkularını beyazperdeye taşıyan Azem serisi, altıncı filmiyle geri dönüyor. Azem 6, korkuyu yalnızca seyirciyi ürkütmek için kullanılan bir unsur olarak değil, hikâye ve karakterlerin içerisinde giderek büyüyen bir duygu olarak ele alıyor. Yönetmen Özgür Akbaş, filmin görsel dünyasını oluştururken gerçeklik duygusunun önemine dikkat çekerek, “Seyirci önce gördüğü dünyaya inanmalı ki o dünyanın içindeki olağanüstü durumdan korkabilsin.” diyor. Azem 6, 04 Eylül’de izleyicilerle buluşacak.
- Basın Bülteni
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Azem 6’da Korku, Görünenden Çok Hissediliyor yazısına devam et
Kartopu Oyunları
Bente Lohne’nin yönettiği ve Mads Mikkelsen, Reyna Amaya, Jennifer Lynn Wilson ile Charlie Allen’in seslendirdiği animasyon film Kartopu Oyunları (Reisen Mot Nord – Nord – North), 25 Eylül 2026’da CJ ENM dağıtımıyla Siyah Beyaz Movies tarafından vizyona çıkarıldı.
Kartopu Oyunları, en yakın arkadaşı Kai’yi bulmak için Kuzey Işıkları’nın izinde unutulmaz bir yolculuğa çıkan cesur Gerda’nın unutulmaz hikâyesini anlatıyor. Yol boyunca sevimli hayvanlar ve renkli yeni dostlarla tanışan Gerda, onların yardımıyla Kai’nin izini sürüyor. Arkadaşlığın, sevginin ve hiç vazgeçmemenin gücüyle Kai’yi yeniden evine götürmeye çalışıyor.
Düşüş (Yönetmen: Scott Mann)
Scott Mann’ın yönettiği ve Grace Caroline Currey, Virginia Gardner, Jeffrey Dean Morgan, Mason Gooding, Jasper Cole, Darrell Dennis, Bamm Ericsen ile Julia Pace Mitchell’in oynadığı Düşüş (Fall), önümüzdeki aylarda Chanter Films dağıtımıyla Chanter Films tarafından vizyona çıkarılıyor.
Yakın arkadaş olan Becky ve Hunter, Becky’nin rahmetli kocasının küllerini dağıtmak için 2000 fit yükseklikteki terk edilmiş bir kulenin tepesine tırmanmaya karar verir. Ancak tepeye tırmanırken merdivenin bazı bölümleri kuleden kopunca, Becky ve Hunter mahsur kalır. Becky ve Hunter’ın uzman tırmanma becerileri ve dostluk üzerine bir film.
Kurukahveci Mehmet Efendi’den Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde Genç Sinemacılara Ödül
14 – 20 Eylül 2026 tarihleri arasında düzenlenecek olan Ayvalık Uluslararası Film Festivali, 155 yıllık kahve uzmanı Kurukahveci Mehmet Efendi’nin katkılarıyla sinemaya yeni adım atan isimleri destekleme misyonunu sürdürüyor. Festival, Kurukahveci Mehmet Efendi ile üç yıldır süren iş birliğini bu yıl daha da ileri taşıyarak Kahve İçen Yorulmaz Geleceğin Sinemacıları Ödülü’nü vermeye başlıyor.
- Basın Bülteni: 1 / 2
- Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Korkut Akın Yazıyor: Ahlâk: Kime Göre, Neye Göre?: Kuşatma Kayıtları
Kuşatma altında bir kent; keskin nişancılara hedef olmamak için perdeler ve çarşaflarla görüntü verilmesi engellenmiş sokaklar; yaşanması mümkün olmayacak kadar yıkılmış evler… Açlıktan, yoksunluktan ve soğuktan bitap düşmüş insanlar. Bir belgesel niteliğindeki “Kuşatma Kayıtları”nı özetlemek için yeterli bu kadarı. Âşık İhsani’nin bir dizesini anımsıyorum: ”Açlığa ne ise ya soğuğa dayanamadık. Bir tabut götürüp yakacağım. Allah … Devamı… »
Sadan Hanım’ın Anılarıyla Yaşadığı Vahşi Kovalamaca
21 Eylül Dünya Alzheimer Günü’nde, ülkemizde Alzheimer farkındalığını artırmayı amaçlayan dramatik destekli bir belgesel film gösterime girecek. 25 sinema salonunda izleyiciyle buluşacak olan Sadan Hanım adlı bu yapım, ileri evredeki gerçek bir kadın Alzheimer hastası Sadan Ünüvar’ın onayı ve yardımlarıyla çekildi. Filmin yönetmeni Göksel Gülensoy, ülkemizde belgesel sinema türüne yaşamının 30 yılını vermiş bir isim. Gülensoy, 2010’lardan itibaren Alzheimer’ın hastalar ve ailelerinde yol açtığı yıkıma odaklandı. Öyküsünün odak noktasına oturttuğu kişi ise yine bir Alzheimer hastası, o sıralarda 70’li yaşlarında olan kayınvalidesi Sâdan Ünüvar’dı.
- Basın Bülteni
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Sadan Hanım’ın Anılarıyla Yaşadığı Vahşi Kovalamaca yazısına devam et
Üç Harfliler: Mühür
Mert Uzunmehmet’in yönettiği ve Asena Keskinci, Hicran Çalı, Oğuzhan Mengübeti ile Ejder Özkarslıgil’in oynadığı Üç Harfliler: Mühür, 25 Eylül 2026’da TME Films dağıtımıyla TME Films – Muhteşem Film tarafından vizyona çıkarıldı.
Doğmamış bir bebeğin masumiyetine kazınan gizemli bir mühür, Falcı Müzeyyen’i ölümcül bir sınava sürükler. Sırlarla dolu bir konakta yeni bir sayfa açan Fatma ve ailesi, evlerine adım atan beklenmedik bir misafirle birlikte bir kötülüğün de serbest kalmasına tanıklık eder. Yaşanan amansız süreç, bazı kaderlerin insan eliyle değil, korkunç güçler tarafından çoktan mühürlendiği gerçeğini gün yüzüne çıkaracaktır.
21 – 23 Ağustos 2026, Hafta Sonu Gişe Verileri
21 – 23 Ağustos 2026, Hafta Sonu (Weekend) Gişe Verileri için tıklayınız. Bu listelerden alıntı veya kopyalama yapıldığında kaynak olarak Haftalık Antrakt Sinema Gazetesi’nin gösterilmesi rica olunur.
Apokaliptik Bir Gelecekte / Köpek ve Yıldızlar
Peter Heller’ın bizde de yayımlanan romanı ‘Köpek ve Yıldızlar / The Dog Stars’ Amerikan nüfusunun önemli bir bölümünü yok etmiş bir pandemi sonrasında yaşananları anlatır. New York’lu yazarın 2012 yılında piyasaya çıkmış olan kitabı tüm dünyanın tam sekiz yıl sonra Corona virüsüyle yüzleşmesinin bir ön işareti gibidir. Neyse ki bizler bu salgını büyük zayiat vermeden atlattık, ancak Heller’in apokaliptik evreninde hayatta kalma savaşı verenler o kadar şanslı değiller.
Hollywood sinemasının baba yönetmenlerinden Ridley Scott’ın aynı adla çektiği, hayli yakın bir gelecekte (tam olarak 2035 yılında) geçen öyküde, karısını bir salgında yitiren Hig (Jacob Elordi) keşif uçaklarından oluşan hangarın bitişiğinde can dostu köpeği Jasper ve asker eskisi Bangley (Josh Brolin) ile birlikte hayata tutunma mücadelesi vermektedir. Her an tetikte ve nöbettedirler çünkü hayatta kalanlar yiyecek, su ve barınma ihtiyaçları için yakındaki ormanlık araziden süzülmek suretiyle her daim tehlike oluşturabilmektedir.
Dünyada güvenilecek hiç kimse kalmamıştır. Hig günlerini keşif uçağına binip etrafı kolaçan ederek geçirir. Şehre inerek ıssız mekanlardan yiyecek, içecek, ilâç, benzin temin eder. Sessiz kırsalın görece güvenli bir köşesine sığınmış Mennonitlere yardım eder. Dağ göllerinde balık avlar, Jasper ile birlikte yitirdiği sevdiklerinin anısına adlandırdığı yıldızlara içini döker.
Özgün roman olay örgüsünden ziyade Hig’in iç dünyasına, düşüncelerine ve duygularına odaklanan parçalı anlatımıyla bir anı defteri gibidir. Mücadeleci ruhlu ama aynı zamanda hayalperest olan ana karakterin ağzından aktarılan akıcı, lirik ve doğa tasvirleriyle zenginleştirilmiş bir üslûba sahiptir. Bizde gösterime girmeyen David Fincher filmi ‘Mank’ (2020) ile bir Oscar’ı da bulunan Erik Messerschmidt’in kamerası filmin ilk bölümünde bu minvalde büyüleyici bir görsel sunuyor ve kıyamet ertesi uçsuz bucaksız kırsala sığınmış bir avuç insanın huzuru doğada bulmalarının resmini başarıyla çekiyor. Bizler de doksanlı yaşlarına merdiven dayamış kurt sinemacının aksiyondan uzak bir gelecek evreninde huzur bulduğunu düşünür gibi oluyoruz. Ancak bu bir Hollywood yapımıdır. Dışardan gelecek kötülük ve vahşet Hig ve dostlarının izole dünyasını işgale niyetlendiğinde kızılca kıyamet kopar, genç adamın hala var olduğuna inandığı umudu ve insanlığı bulmak uğruna bilinmeyene doğru doğru çıktığı yolculukta başına gelmeyen kalmaz. Bu keşif gezisinin tek kazancı salgında kocasını yitirmiş Cima (Margaret Qualley) ile pederi Pops (hayli yaşlanmış Guy Pearce) olacaktır.
‘Köpek ve Yıldızlar’ temel aldığı özgün romanın izinde halüsinatif bir kıyamet ertesinin huzurlu dinginliğinde başlıyor, ancak çok geçmeden siz deyin ‘Mad Max’, ben diyeyim ‘Walking Dead’, ‘Last of Us’ serileri ya da daha da öncesini eşelersek John Wayne’li kovboy filmlerinin dünyasına uzanan bir aksiyon sinemasından nasibini alıyor. Neonazi görünümlü saldırganların at üzerinde okla, silahla, kızılderili narasını andırır çığlıklarla hücum ettiği sahnelerde ise bilinçli ya da bilinçsiz Amerikan Westernlerinin ayrımcı kalıpları akla düşüyor.
Hataları ve sevaplarıyla Ridley Scott ustanın ahir ömründe kotardığı, müziğinden görüntülerine geniş perdede sinema keyfi veren bu şimdilik son filmi, Gregory Peck ile yarışan gösterişli fiziğiyle başrolde boy gösteren yeni kovboy Elordi’nin yükselişine de tanıklık etmek için rahatlıkla izlenebilir.
(30 Ağustos 2026)
Ferhan Baran
ferhan@ferhanbaran.com
Mahsun Karaca’dan Yeni Film: Ben Sana İnanıyorum
Sosyal medyada yarattığı Röportaj Adam karakteriyle geniş kitlelere ulaşan, ardından sinema ve dijital projeleriyle kariyerini sürdüren Mahsun Karaca, yeni filmi, komedi ile suç dünyasını bir araya getiren hikâyesiyle dikkat çeken Ben Sana İnanıyorum ile beyazperdeye dönmeye hazırlanıyor. MGX Film ve Safe Medya ortaklığında gerçekleşen, Ömer Faruk Sorak’ın yöneteceği filmin oyuncuları, çekimler öncesinde yapılan okuma provasında bir araya geldi.
- Basın Bülteni
- Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
Mahsun Karaca’dan Yeni Film: Ben Sana İnanıyorum yazısına devam et
Oğlan Kıza Rastlar / Sadece Bir Gece
Romantik güldürülerin yeni siması Will Gluck’un imzasını taşıyan ‘Sadece Bir Gece / Only One Night’ türün tutkunlarını şaşırtacak hikâyesiyle son haftaların belki de en eğlenceli yapımı olarak dikkat çekiyor. Trump sonrası yakın geleceğin baskıcı polis devletinde evlilik öncesi cinsel ilişki kurulması kanun yoluyla yasaklanmıştır. Her bireyin bileğine takılı biyomedikal çipler vasıtasıyla kural ihlâlinde bulunan bekâr çiftlerin tutuklandığı bu sistemde yılın 12 saatle sınırlı tek bir gününde sınırsız seks özgürlüğü bahşedilmiştir.
‘Arınma Gecesi / The Purge’ serisinin adını anıyorsanız tam üstüne bastınız. Bir gece boyunca öldürme iç güdüsünü sınır tanımadan tatmin etme imkânı veren ve kişisel olarak haz duymadığım kanın oluk gibi aktığı bir vahşet gösterisine dönüşen bu seriden ilham almışa benzeyen bu cin fikir, bu defa bir diğer temel iç güdü üzerinden yol alıyor. Gluck ve senaryo yazarı Travis Braun’un bugün dünyanın farklı coğrafyalarını tehdit eden faşist devlet olgusunu eleştirmek gibi bir niyeti olmadığı, hınzır ikilinin matrak bir ütopyaya imza atmak istedileri besbelli. İngiliz asıllı kız arkadaşının o kutsal gecenin tadını başka bir erkekle çıkarmak için terkettiği pizza dükkânı sahibi Owen (Callum Turner) ile boşta olan ve o gece için partner arayışına çıkan Allie’nin (Monica Barbaro) ‘Harry ile Sally’ misali karşılaşıp romantik bir ilişkiye adım atmalarını baştan beri bekliyorsunuz. Günümüz Amerikan sinemasının bu iki yetenekli oyuncusunun görünürde kimyaları da tutmuş görünüyor. Amma velâkin türlü terslikler fil kulaklı Owen ile cazip Allie’nin birlikte olmalarını uzunca bir süre engelliyor.
Kısıtlı saatler içinde gelişen olaylar, yılın romantizmden en uzak gecesinde romantik bir ilişki bulmanın zorluğunu daha da zorlaştırıyor. Gluck bir ‘romantik komedi’ çektiği fikrine hayli uzun bir süre direniyor. Ve böylece, lisanslı yapay zekâ seks odalarının tasarlandığı gecede hınzır bir seks komedisinin tüm pervasızlığına dalıveriyoruz. Evlilik dışı cinsel birliktelikte korunmanın ana şart olması nedeniyle ‘prezervatif’ altın misali kıymete biniyor örneğin. Kimileri rahatsız olmuş belki ama şahsım adına, New York caddelerinde prezervatif arayışının sürdüğü bu sekansın kültleşeceğine inananlardanım.
Sözün kısası, bahsi geçen vahim baskının toplumsal boyutu ile ilgilenmemeyi yalnızca eğlendirmeyi seçmiş olan Gluck’un filmi, James Bond adayları arasında adı geçen karizmatik Turner ile ‘Bob Dylan: Tam Bir Bilinmez / A Complete Unkown’daki Joan Baez yorumuyla Oscar adayı olmuş billur sesli Barbaro’nun tutmuş cinsel kimyalarıyla gayet hoşça vakit geçirten bir seyirlik olmuş. Bu kadarı bana yeter diyorsanız.
(29 Ağustos 2026)
Ferhan Baran
ferhan@ferhanbaran.com
Ferhan Baran Yazıyor: Evlilik Zor Zanaat / Davet
Olivia Wilde’ın yönettiği ‘Davet / The Invite’ Oscar Wilde’ın veciz cümlesi ile açılıyor: ‘İnsan her zaman aşık kalmalı, bu sebeple de hiçbir vakit evlenmemeli’. Aktris sinemacının ünlü yazarla bir akrabalığı bulunmuyor. ‘Cockburn’ olan soyadını İrlandalı yazara olan hayranlığı nedeniyle lise yıllarında sahne adı olarak seçtiğini de biliyoruz. Filmin temel meselesini bir çırpıda özetleyen bu epigrafla açılış yapmasının da yerinde olduğunu … Devamı…»



