Kaouther Ben Hania’nın yönetmenliğini yaptığı ‘Hind Rajab’ın Sesi / The Voice of Hind Rajab’ gerçek olaylara dayanmaktadır. Filistindeyiz. Dramatizasyon 29 Ocak 2024 günü Kızılay Acil Çağrı Merkezi’ne gelen acil durum çağrısı ile başlıyor. 6 yaşında bir kız çocuğu Gazze’de İsrail ateşi altında kalan özel arabanın içinde mahsur kalmış, kurtarılmak için yalvarmaktadır. Hind Rajab ya da kısaca ‘Hanoud’ arabada yalnız değildir. Amcası, yengesi ve dört yeğeni ile birlikte İsrail ordusunun boşaltılmasını emrettiği Tel al-Hawa mahallesinden kaçarken Fares Benzin İstasyonu yakınında tank ateşine yakalanmış ve küçük kız dışında taşıttaki herkes ölmüştür. Kızılay gönüllüleri cesetlerin kanı üzerine bulaşmış çocuğu kurtarmak için iletişim sağlamaya çabalayarak, ona bir ambulans gönderebilmek için ellerinden gelen geleni yapar. Lakin olay mahalline yalnızca 8 dakika uzaklıkta konuşlanmış kurtarma ekibinin özel vasıtaya ulaşabilmesi için bir dolu güvenlik protokolünün aşılması gerekmektedir.
Gazze’ye 137 km uzaklıktaki Filistin Kızılayı’ndakiler çaresiz bekleyişlerini sürdürürken, Hanoud’un telefonu kapatmaması için uğraşır, sevgi ve şefkat yüklü diyaloglar ve dualar eşliğinde onun direncini ayakta tutmaya çalışırlar. Telefon kayıtlarındaki ses ‘Mutlu Çocukluk’ anaokulunun ‘Kelebek’ sınıfında okuyan Hind Rajab Hameda’nın gerçek sesidir. Tüm dünyanın duyduğu ama kimselerin cevaplamadığı Gazze’nin imdat çığlığıdır. Profesyonel oyuncuların canlandırdığı gönüllüler, Ömer (Motaz Malhees), Rana (Saja Kilani), Mehdi (Amer Hlehel), Nesrin (Clara Khoury) hüzünlü bir çaresizlikle bürokratik engelleri aşmaya çalışır. Sinema Hind’i geri getiremeyecektir belki, ona ve halkına yapılan zulmü de silemeyecektir, ama bu güçlü film küçük kızın sesini ebediyete kadar muhafaza edecek ve sınırların ötesinde yankılanmasını sağlayacaktır.
Venedik’teki dünya prömiyeri sonrasında 23 dakika ayakta alkışlanan ve festivalden Gümüş Aslan Büyük Jüri Ödülü ile dönen yapım, yönetmen Ben Hania’nın çabasının karşılığını almış ve Gazze’de hâlâ yaşanmakta olan soykırım utancı tüm dünyanın yüzüne bir şamar misali inmiştir. Ülkelerini yöneten çağın en acımasız başkanının yaptıklarından duydukları utançtan da olsa gerek, bu mucizevi tokatın yapımcıları arasında Brad Pitt, Joacquin Phoenix gibi Hollywood yıldızlarının, Alfonso Cuarón, Jonathan Glazer gibi önemli yönetmenlerin isimlerine rastlarız.
355 merminin isabet ettiği arabada ölü akrabalarıyla aç susuz yaklaşık 24 saat geçirdikten sonra bir kelebek gibi uçup giden Hind Rajab, annesinin anlattıklarına göre savaş bittiğinde denize ulaşıp kumlarda oynamayı arzularmış. Hani şu Donald Trump’ın yüzsüzce tatil köyü yapacağız diye buyurduğu Gazze kumsalına. Film sahile vuran dalgaların içli sesiyle sonlanırken bir kez daha isyan ediyor ve bu yürek parçalayıcı ancak yaşanan zulmü, fotoğraflarından bildiğimiz küçücük bir çocuğun masum bakışlarıyla zihinlere çakan çizgi dışı doküdramanın insanlığını yitirmemiş her birey tarafından izlenmesi ve izlettirilmesini canı gönülden diliyorum.
(19 Aralık 2025)
Ferhan Baran
ferhan@ferhanbaran.com


