Call Of Duty Görsel Efekt Takımında Bir Türk: Alican Afşar

Alican Afşar, oyunseverlerin severek oynayıp takip ettiği dünyaca ünlü Call of Duty: Modern Warfare isimli oyunun görsel efekt ekibinde yer alan isimlerden biri oldu. Sabancı Üniversitesi’ndeki lisans eğitiminden sonra ABD’de Academy of Art University‘de Görsel Efekt üzerine yüksek lisansını tamamlayan Afşar, Turn10 Microsoft Stüdyosu’nda Forza Motorsport oyununda çalıştıktan sonra, Call of Duty’nin 2019’da çıkan yeni oyunu Call of Duty: Modern Warfare isimli oyunun görsel efekt ekibinde çalıştı. Alican Afşar, gösterime girme hazırlığını tamamlayan, Başaran Şimşek’in yönettiği Hashtag isimli korku filminin de görsel efektlerini yaptı.

Call Of Duty Görsel Efekt Takımında Bir Türk: Alican Afşar yazısına devam et

Alavara Koyu, Datça Yarımadası’nın Kalbidir. Alavara’ya Kıymayın…

Datça’daki Alavara Koyu’nun sit derecesi düşürüldü. Karar, bölgedeki tüm doğal hayatı ortadan kaldıracak bir yapılaşmanın önünü açıyor. Muğla Çevre Platformu Datça Meclisi, bu kararın bir an önce iptal edilmesi için internet sitesi change.org’da kampanya başlattı. Dar, uzun bir coğrafi yapıya sahip olan yarımadanın hemen her noktası, yaban hayatının mekânsal sürekliliği açısından vazgeçilmez bir öneme sahip. Sen de imza ver, kampanyaya katıl.

Bizi Ayıran Duvar

Barış Çekiç’in yönettiği ve Ahmet Çakar, Çağdaş Utku Çakar ile Barış Çekiç’in oynadığı Bizi Ayıran Duvar, önümüzdeki aylarda ????? dağıtımıyla X Crew Film tarafından vizyona çıkarılıyor.
Bizi Ayıran Duvar, aileleri yurtdışında olduğu için evde beraber karantinaya giren üç kardeşin, sokağa çıkma yasağıyla beraber evde gittikçe sıkışıp vahşileştikleri ve sırlarını açığa çıkardıkları süreci anlatıyor.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Fragman
  • IMDb

Bizi Ayıran Duvar yazısına devam et

İBB Kültür Daire Başkanlığı, 01 Mayıs İşçi ve Emek Bayramı’nda Babamın Kanatları Filmini Yayınlıyor

Covid-19 salgını nedeniyle, kültür ve sanat etkinliklerini dijital yayınlarla sürdüren İBB Kültür Daire Başkanlığı, 01 Mayıs İşçi ve Emek Bayramı’nda, en iyi işçi filmleri arasında gösterilen Babamın Kanatları filmini sanatseverle buluşturuyor. Babamın Kanatları, 01 Mayıs Cuma akşamı saat 21:30’da İBB Kültür Sanat Youtube Kanalı’ndan izlenebilecek. Kıvanç Sezer’in yönetmenliğini üstlendiği ve başrollerini Menderes Samancılar, Musab Ekici, Kübra Kip ve Tansel Öngel’in paylaştığı film, inşaat işçilerin günlük hayatlarını ve iş cinayetlerini anlatıyor.

İBB Kültür Daire Başkanlığı, 01 Mayıs İşçi ve Emek Bayramı’nda Babamın Kanatları Filmini Yayınlıyor yazısına devam et

Çalgı Çengi

Çilingir Sofrası (Sadi Bey’in Facebook Günlükleri):

Şimdiden öngörüde bulunayım, yazın bir kenara. Covid-19 salgınının tüm dünyayı esir alması, sinema ve tiyatro ve müze ve konser ve sergi salonlarının kapanmaları üzerine görsel sanat meraklıları dijital ortama yöneldiler. Bu ortamın müdavimleri hemen 40 yıllık sevgilileri sinema ve tiyatro ve müze ve konser ve sergi salonları gibi mekânlarda fiilen ve toplu olarak temaşa edilen etkinliklerden ilgilerini esirgemelerinin gerekçelerini, yöneldikleri dijital ortamın avantajlarını, kolaylıklarını, güzelliklerini, vs. vs.lerini övme yarışına girdiler. Furya sürerken Instagram, Youtube, Zoom, vs. vs. gibi mecralarda kişi bazında yağmur gibi hiç hesapta olmayan canlı etkinlik yayınları başladı. İşte bu yayınlar yaygınlaştıkça dijital ortamın öve öve bitirilemeyen Netflix ve Mubi ve Tivibu gibi, evlerdeki büyük ekran TV.lerde izlenen temaşaların da sonunu getirecek; meraklıların büyük bir çoğunluğu avuçiçi kadar telefon ekranlarına mahkûm olacak. Onun içün şimdiden kendinize gelin, sinema ve tiyatro ve müze ve konser ve sergi gibi etkinlikleri kendi özel mekânlarında izleme alışkanlıklarınıza sıkı sıkı sarılın. Açıldıklarında önceliği onlarda yapılan etkinliklere verin. Gidin onlara. Kaçırdıklarınızı veya tekrarlarını dijitalde… (Yarım bıraktım bu cümleyi.) (22 Nisan 2020)

Şahsi kanaatim odur ki, doğrusunu ertelenen festivaller yapıyor. Festival sadece konusu olan etkinlikleri görsel olarak takipçilerine sunmak değildir; insanların, yüzyüze gelmesi, bir arada olunması, aynı mekân içinde hep birlikte temaşada bulunulmasıdır. İnternet ortamında yapılan festivaller -tabiri caizse- işin kolayına kaçmak ve aslı taklit etmektir, yok hükmündedir. Şahsi kanaatim odur ki hiç yapmamak, internette yapmaktan iyidir. (23 Nisan 2020)

Bir 65 yaş üstü olarak konuşma yetkimi kullanayım ve konu vesilesiyle şöyle samimi bir beyanda bulunayım: Bize fazla güzelleme yapmayın, neticede dünyanın bu hale gelmesine engel olamamış bir nesiliz. Cenab-ı Allah bizden daha gençlere güç kuvvet versin, inşallah onlar dünyayı düzeltirler ve daha ideal bir hale getirirler. (25 Nisan 2020)

Tavsiye edilen film ve dizilerden o kadar gına geldi ki, artık onlardan kaçıyorum. Kıyıda köşede kalmış, hiç bahsedilmeyenleri bulmaya çalışıyorum. Her akşam “Gamzedeyim deva bulmam” olmuyor; bir akşam “Sarahaten acaba söylesem darılmaz mı”, diğer akşam “Sırma saçlı yarimin can bahşederken işvesi” iyi gidiyor. Vallahi. (25 Nisan 2020)

Korona günleri, 65 yaş üstü, sokağa çıkma yasağı, kısıt, bulaş derken aniden bir ilham geldi. Bakınız size çok mânâlı bir soru sorayım: Büyük harf, küçük harf oluyor da neden büyük rakam, küçük rakam olmuyor? Hadi buna da cevap verin bakalım, isterseniz vermeyin bakalım. (26 Nisan 2020)

Korona günleri, 65 yaş üstü, sokağa çıkma yasağı, kısıt, bulaş derken aniden bir ilham geldi. Bakınız size çok mânâlı bir soru sorayım: Ayşekadın Fasulye oluyor da Sadiefendi Kabak niye olmuyor? Hadi buna da cevap verin bakalım, isterseniz vermeyin bakalım. (27 Nisan 2020)

Tanıdıklarım arasında tek bir Reis var: Yönetmen Reis Çelik. (27 Nisan 2020)

Son derece karmaşık duygular içerisindeyim. 45 gündür 65 yaş üstü vatandaşlara uygulanan sokağa çıkma kısıtlamasına harfiyen uymanın verdiği haz ve huzur, iftar öncesi gelen 5 adet maske ve 1 şişe kolonyayla önce gönlümde minnet duygusu ile yükseldi, sonra kısıtlama nedeniyle sokağa çıkamadığım için maskeleri kullanamama gerçeği ile yüzleşince birden vicdan azabına dönüştü. Bir yanda karşılıksız yapılan bir yardım ve iyilik, diğer yanda maskeyle sokağa çıkmayarak bu iyiliğe karşı nankörlük yapıyorum zannına kapılmak. Buna halk dilinde sanıyorum “İki arada, bir derede kalmak” veya “Aşağı çemkirsen* sakal, yukarı çemkirsen bıyık” deniyor. Ben ne diyeyim ona da karar veremiyorum. (*Takipçilerime karşı ayıp olmasın diye malûm kelimeyi kullanmadım.) (28 Nisan 2020)

Diyelim ki sinema salonları bir daha açılmayacak, yok olacak. O zaman sinema filmi yapımı da duracak. Diyelim ki 50, demeyelim ki 100 yıl sonra benzer bir salgın olduğunda sanıyor musunuz ki insanlara izlemeleri için TV filmleri, dizileri tavsiye edilecek. Hayır, yine Fellini, Bilge Ceylan, Godard, Kavur, Kurosawa, Ömer Akad, Antonioni, Zaim, Peckinpah, Erdem, Penn filmleri tavsiye edilecek, çünkü bugünlerde çekilen TV filmleri, dizileri, yönetmenleri, oyuncuları hatırlanmayacak bile; “dediydi” dersiniz. (29 Nisan 2020)

Bizim köydeki Nohut şehre geldiğinde Leblebi olmuş, köydeki cıvık hamurdan yapılıp saç üzerine yayılan Akıtma da şehre gelince küçülmüş ve adı Krep olmuş. Köydeki Sadi Efendinin şehirde Sadi Bey olması gibi. (30 Nisan 2020)

Bu Koronalı günlerde Kiziroğlu Mustafa Bey ile Sarı Çizmeli Mehmet Ağa ne yapıyor acaba? (30 Nisan 2020)

Zamane ortamı malûm, TV.de klâsik sanat müziği dinliyorum. Terennüm eden sanatçı şarkıya başladı, “Bir kızıl goncaya …”, gayri ihtiyari telâşlandım, neyse ki “… dudağın” diye devam etti. Telâşım şarkının “… yanağın” şeklinde devam etme ihtimaliydi. Malûm bazı türkü ve şarkıların sözleri de zamane ortamında sakıncalı bulunuyor ve değiştirilebiliyor. Yarım doların 3,52 TL olduğu bu günlerde benim bu tedirginliğimi şahsen makûl gördüm, siz de öyle görün lütfen. (02 Mayıs 2020)

Küçük TV ekranının itici bir tarafını daha keşfettim. Yaşadığımız günler ve ortamda çoğunlukla yandaş Fox TV.yi izliyorum. Yaptığı tanıtımlarda programına aldığı filmlerin fragmanlarını o kadar çok gösteriyor ki sevdiğim filmlerden nefret edecek hale geldim. Şu sıra “Çalgı Çengi” o pozisyonda. “Cingöz Recai: Bir Efsanenin Dönüşü”yi pek sevemediğim için onda bir sorun yok. Fox TV.ye bir şiir uyarlamasıyla sesleneyim. “A be Fox TV / O kadar çok gösterme şu fragmanları / Çocuk öğürüyeri / Kusuyeri / Hastalanıyeri.” Sinema salonunda aynı fragmanı taş çatlasa bir haftada bir-iki kez izlersin; bıktırmaz seni, aksine filmi merak ettirir. (03 Mayıs 2020)

Her yıl 1 yaş alma uygulamasını her 10 yılda 1 yaş alma olarak değiştirirsek Kasım ayında 7 yaşıma gireceğim. Nasıl fikir ama? Bunlar hep Koronavirüs yüzünden uygulanan 65 yaş üstü sokağa çıkma yasağı uygulamasının verdiği ilham yüzünden oluyor. Allah devlete millete zeval vermesin, ancak bize zeval verdiği muhakkak. (04 Mayıs 2020)

(05 Mayıs 2020)

Sadi Çilingir

sadicilingir@sadibey.com

17. TÜRSAK Geleceğin Sineması’nda Finale Kalan 20 Proje Belli Oldu

Gençler tarafından nitelikli filmler üretilmesine yönelik; senaryo aşamasından üretim aşamasına kadar seçmeler, eğitimler ve maddi desteklerle gerçekleştirilen 17. TÜRSAK Geleceğin Sineması’nda ön jüri toplantısı sonucu finale kalan 20 eser belirlendi. Yarışmanın sonuçları TÜRSAK Vakfı’nın Youtube kanalında canlı yayımlanan Senaryo Sohbetleri programında açıklandı. 20 proje, 25 Nisan 2020 Cumartesi günü Yönetmen Bora Talat Oyacı, Yapımcı Gülnaz Gökçen ve İstanbul Kültür Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Gör. Perihan Taş Öz’den oluşan ön jüri tarafından gerçekleştirilen toplantıyla belirlendi.

17. TÜRSAK Geleceğin Sineması’nda Finale Kalan 20 Proje Belli Oldu yazısına devam et

Sinemada İlk Temas: Gişeciler

Günümüzün en popüler tartışma başlıklarından biri; “Sinemanın geleceği ne olacak?.. Dijital dönüşüm sürecinden sonra sinemalar yok mu olacak?” Sinemanın “yok olması” mümkün gözükmüyor. Sinema “izleyiciye” sunulabilecek en üst düzey teknik imkânlara sahip, “filmciler” için de yüksek gelir kaynağı olma özelliğindeki alan olarak, aslında ayrıcalıklı bir olgudur. Bugün yaşanan tartışmalar, bu kez göbeğine virüs krizini koyup sinemanın o iştah açan ticari gücünü zedelemeye çalışarak, rol çalan diğer mecralardaki tüccarların yaptığıdır.

Öte yandan değişime engel olunamıyor. Teknik şartların geliştiği, yeni imkânların ortaya çıktığı, görüntü kalitesi, gösterim versiyonları gibi bir çok unsurun en rafine izleme arzlarıyla ortaya çıktığı her geçen gün, sinema da gerek salonları gerek filmleriyle bu değişime ayak uydurmak zorunda. Bugün, Türkiye’de dört binden fazla sinema çalışanı, direkt saha emekçisi işine mücbir sebepten ötürü gidemiyor. Bu dramatik durum öncesinde de, belki de sadece sinemacılığa özgü birçok iş kolu değişime, dönüşüme ve tasfiyeye uğramaktaydı. 01 Mayıs Emek ve Dayanış Günü sebebiyle büyük bir değişim geçiren sinema gişelerindeki emekçileri hatırlamak ve onların nezdinde bütün işçilerin bayramını kutlamak isterim.

Türkiye’de 1980 – 1990 arası etkin bir sinemacılıktan bahsetmek doğru olmaz. Ne izleyici, ne salonlar ne de film üreticileri bu yıllar arasında süreklilik sağlayamamıştır. Dünya genelinde 1980 öncesinde sinemacılığa ait birçok mefhum 2000’lere dek sürse de yeni bin yılın başlamasıyla beraber adeta ritüelleşmiş birçok alışkanlık birer birer sinemacılık dünyasından çıktı. Bu unsurlardan biri de ‘gişeciler’. Gişeciler, hanutçuların (çığırtkanların) ortadan kalkmasıyla bir sinema işletmesinde ilk diyaloğa girdiğiniz insanlardı. 1980 öncesi, bugün hâlâ sebze – meyve pazarlarında, otobüs garajlarında, işportacıların önünde görebileceğiniz hanutçular sinema girişlerinde de mevcuttu ve gösterilen filmlere izleyici kapabilmek için ‘gel – gel’ yaparak yoldan geçenleri çevirmeye çalışırlardı. 1990 sonrasında film dağıtımcılığı kolunun organize olmasından sonra salonların film temini başka bir düzene geçti ve hanutçular hızla ortadan kalktı. Yeni düzende televizyon tanıtımları, reklâm panoları, gazete değerlendirmeleri gibi araçlarla sinemasever etkin olarak haberdar ediliyordu. Hanutçular, gişeciler, bilet kesiciler, teşrifatçılar, makinistler, gong, perde, gazozcular, frigocular, açık hava sinemaları, arabalı sinemalar (drive-in), film makineleri, Türkel, Prevost, Cinemecanica; şimdilik bizi terk eden başlıklardan bazıları. Açıkçası uzun vadede bu unsurların yerlerine döneceğini, bugün ileriye doğru diye tanımladığımız değişimin güzergâhında geçmişte yer alan bütün bu unsurların olduğunu düşünüyorum.

Kolay değildi film izlemek sinemalarda eskiden. ‘Gitme kararı’nın ardından ilk olarak diyalog kurduğunuz insan gişeciydi. Sabahtan akşama dek kitabını okur, örgüsünü örer, kabinin içinde araladığı küçük penceresinden, ıstampa – mühür şovuyla bilet satışı yapan gişeciler. Önce daha rahat duyabilmek için mikrofon sistemleri, sonra bilgisayar ve nihayetinde de e-bilet ile tahtından edilen gişecilerimiz. Tahttı adeta bazı gişeler ve içindeki kral ya da kraliçeden talepte bulunmanız mümkün değildi. Şimdiki gibi koltuk seçimi yapmak, 3D, Atmos tartışmalarına girmek söz konusu olamazdı. Maliye Bakanlığı mühürlü vergi fişinizi ve salondaki koltuğunuzu belirten yer numaranızı alıp ritüelinizi yaşamaya başlardınız. Sinemaya son gidişlerimde hiç kimseyle diyalog kurmadan filmleri izleyip ayrıldığımı hatırlıyorum. Oysa 1990 – 2005 arası gişecilerden, müdürlerine, salon sahiplerinden, yer göstericilerine kadar sinema salonları sinema kültürünün taşıyıcı direklerinden olmuşlardı benim için. Tahtından inmeyen, ağzını bıçak açmayan o gişeciler sizin müdavim olduğunuzu, bir film tutkunu, bir sinemasever olduğunuzu anladığında sohbeti hoş, samimi birer arkadaşa dönüşüyordu.

Çoğu Beyoğlu’nda olan bu sinema emekçilerinden bazılarını hatırlamak ve Türkiye’deki bütün sinema çalışanlarının hizmetlerini bugünün şerefine anmak istiyorum. Hepsine uzun ve mutlu ömürler olsun…

* Ayten Dereli (Lale Sineması)
Beyoğlu’nun Taksim Meydanı tarafından girildiğinde soldaki ilk sinema işletmesi olan Lale’nin 1995 – 2005 arası güler yüzüyle gişeciliğini yapan Ayten Dereli mesleğini uzun süre aralıksız icra edenlerdendi.

* Canan Ertunç (Beyoğlu Sineması)
Beyoğlu’ndaki Beyoğlu Sineması’nın 10 yıllık gişecisi. 1995 – 2005 yıllarında etkin hizmet veren Canan Ertunç sinemanın girişindeki merdivenlerin ortasında yer alan gişede sürekli kitap okurdu.

* Gülseren Öztuna (Fitaş Sineması)
Fitaş Sineması gişecilerinden.
Sıra başı bilet isteyenlerden,
bozuk para sıkıntısından ve
saygısız yaklaşımlardan
şikâyet eden gişecilerimizden
Gülseren Öztuna.
Beyoğlu sinemalarındaki
40 yıla yakın süren hizmetiyle
en eski gişecilerinden.

* Gülşah Arıcı (Sinepop Sineması)
20’li yaşlarında gişeciliğe başlayan Gülşah Arıcı’yı, Sinepop Sineması’nın gişesinde güler yüzü
ve mavi gözleriyle sinemaseverler kolaylıkla hatırlayacaktır.

* Güner Bakkaloğlu (Sinepop Sineması)
Tarihi Sinepop Sineması’nın 2000’den önceki 35 yıllık gişecisi.

* Güner Hergül (Emek Sineması)
Emek Sineması’nın 2000 öncesi gişecilerinden.

* Neslihan Kalaycı (Atlas Sineması)
Atlas Sineması’nın 2000 sonrasındaki gişecilerinden.

* Nigar Eren (Atlas Sineması, Alkazar Sineması)
Nigar Eren şen şakrak karakteriyle Beyoğlu’nda 20 yıldan fazla gişecilik yaptı. “Gişecilerin suratsız olduğunu söyleyenler”den öncelikle kendilerine nazik davranılmalarını talep etmişti bir sohbetinde. “Bizleri danışma memuru olarak görüyorlar, saat soruyorlar, belediyelerin belirlediği tarifler sebebiyle bizi suçluyorlar” diyerek serzenişte bulunuyordu.

* Nimet Geldigitti (Emek Sineması)
Nimet Hanım, Emek Sineması’nın emektar gişecilerindendi. 2000 öncesi 25 yılı aşan hizmetiyle alanında uzmanlaşmıştı.

* Sadiye Bilgili (Alkazar Sineması)
2000 sonrası Alkazar Sineması’nda hizmet veren Sadiye Bilgili tam bir film tutkunuydu. Mesaisi dışında sinemada gösterilen filmleri izlemeye çalışırdı. Bilgili’nin 20 yılı aşan bir gişecilik hizmeti bulunuyor.

* Sema Cibelik (Fitaş Sineması)
Fitaş Sineması’nın otuz yıllık gişecisi.

* Sercan İnal (Moda Sineması)
Sercan İnal da hoş sohbeti, anaç yapısı ile bilet satışının yanı sıra güler yüzü ve ilgisiyle sinemaseverler tarafından çabukça hatırlanacak emektarlardan. 15 yılı aşan hizmetiyle Sercan İnal, Kadıköy Moda Sineması’nın güzel yüzlerinden biriydi.

* Şükran Öztek (Emek Sineması)
Emek Sineması’nın son dönemindeki (2000 ve sonrası) gişecisi.

* Türkan Özana (Sinema 74 Bakırköy)
Bakırköy’ün eski sinemalarından Sinema 74’ün 20 yılı aşkın hizmetlisi Türkan Özana…

* Ümran Tangün (Atlas Sineması)
Ümran Tangün, bilet alması öyle kolay olan gişecilerden değildi. Atlas Sineması gişesinin Ümran Tangün’ü işini en hızlı yapanlardandı. Disiplinli ve net. 30 yıla yakın hizmetiyle unutulmayacak sinema emekçilerindendir.

* Yaşar Erkiletli (Fitaş Sineması)
Hiç konuşmayan, soğuk bir görünüme sahip olan Yaşar abla Dünya ve Fitaş Sinemaları’nda 20 yılı aşan bir gişe hizmet verdi. İşinin ehli ve son derece disiplinliydi. Bilet alanların, sinema salonlarının yönetim sorunları ve filmlerin içeriklerinden ötürü gişecileri suçlamasından yakınırdı.

* Zeynep Süs (Site Sineması, Fitaş Sineması, As Sineması)
Eski gişecilerden bir diğeri, Zeynep Süs. 40 yıllık hizmeti ile İstanbul’un köklü sinemaları, Harbiye As Sineması, Şişli Site Sineması ve Beyoğlu Fitaş Sineması’nda onunla karşılaşmak mümkündü.

Atlas Sineması’nın gişecileri Ümran Tangün (solda), Nigar Eren, teşrifatçısı ve müdürü Suphi Oktay bilet tasnifi sırasında… e-bilet uygulamaları yaygınlaşmadan önce festival dönemlerinde yoğun izleyici beklentisi nedeniyle bilet tasnifi ve ön hazırlık aşamaları uzun süreler boyunca devam ediyordu.

Beyoğlu Sineması’nın Emektarları:
Fatma Kurtuluş, Osman Gümüşten, Nevzat Şahinyılmaz, Kemal Karadeniz, Mehmet Kenan.

Emek Sineması’nın Emektarları:
İlhan İraz, Aykut Karaağaç, İskender Sarıtaş, Hikmet Dikmen, Selma Uçar, Şükran Öztek, Naciye Dikmen. Arkadakiler: Ahmet Yumurtacı, Hayrettin Akkoç, Murat Aldemir.

Emek Sineması’nın gişecisi Güner Hergül, Nimet Geldigitti, sinema yöneticisi ve ortağı Süheyla Kurtuluş (ortada), Murat Aldemir ve Hayri Akkoç (en sağda) festival hazırlığında bilet tasnifi yapıyor.

Emek Sineması’nın gişecisi Güner Hergül, Nimet Geldigitti (en sağda),
Murat Aldemir (en solda) ve Hayri Akkoç festival hazırlığında bilet tasnifi yapıyor.

Lale Sineması’nın Emektarları:
Ayten Dereli,
Fikret Avşar

(üst sıra soldan üçüncü)
ve sinema çalışanları.

Film festivali için bilet ön satışları Beyoğlu’nda SE-SAM Genel Merkezi’nde sinema temsilcilerinin gözetiminde gerçekleştiriliyordu. Fotoğrafta Rexx Sineması temsilcisi, Beyoğlu Sineması müdürü Temel Kerimoğlu, Sinepop Sineması temsilcisi, Atlas Sineması müdürü Cevdet Pişkin ve Emek Sineması temsilcisi Hayri Akkoç, Antrakt Sinema Gazetesi objektifine poz verirken görülüyor.

Türkiye sinemacılığı tarihinde büyük bir yere sahip olan Beyoğlu ve Yeşilçam’ın göbeğinde yirminci yüz yılın sonlarında sinema salonlarında emek vermiş, çalışmış yukarıdaki saygıdeğer insanların nezdinde bütün sinema emekçilerinin ve dünya işçilerinin 01 Mayıs Emek ve Dayanış Günü kutlu olsun.

(02 Mayıs 2020)

Deniz Yavuz

(Bu yazının ilk yayını 09 Nisan 2020 tarihinde http://www.antraktsinema.com sitesinde yapılmıştır.)

Hatice Şendil: Oyunculuk Bir Olma Halidir

DenizBank ve Türkiye Sinema Audiovisuel Kültür Vakfı (TÜRSAK) iş birliğinde hayata geçirilen 4. DenizBank İlk Senaryo İlk Film Yarışması kapsamında gerçekleştirilen Senaryo Sohbetleri programı devam ediyor. Yönetmen Bora Talat Oyacı’nın moderatörlüğünde Çarşamba ve Cumartesi akşamı 21:00’da yayınlanan programın 3. bölümünde Oyuncu Gözüyle Senaryo başlığı Hatice Şendil konuk edildi.

  • Basın Bülteni
  • Programı izlemek için tıklayınız.
  • Yarışma hakkında geniş bilgi için tıklayınız.

Hatice Şendil: Oyunculuk Bir Olma Halidir yazısına devam et

Deniz Yavuz Yazıyor: Sinemada İlk Temas: Gişeciler

Günümüzün en popüler tartışma başlıklarından biri; “Sinemanın geleceği ne olacak?.. Dijital dönüşüm sürecinden sonra sinemalar yok mu olacak?” Sinemanın “yok olması” mümkün gözükmüyor. Sinema “izleyiciye” sunulabilecek en üst düzey teknik imkânlara sahip, “filmciler” için de yüksek gelir kaynağı olma özelliğindeki alan olarak, aslında ayrıcalıklı bir olgudur. Bugün yaşanan tartışmalar, bu kez göbeğine virüs krizini koyup … Devamı… »

Sadi Çilingir Yazıyor: Arkadaşımın Aşkısın

Web sitesinde dolaşıyorum, bağlantılar bölümünün başında AKSAV – Antalya Kültür Sanat Vakfı’nın http://www.aksav.org.tr adresine gireyim de nostaljik bir ziyaret yapayım dedim. Demez olaydım, adrese tıklayınca Alaaddin Keykubat Siber Akademi Vakfı’nın web sitesine bağlandı. Sinemaseverler bilir, ülkemizin en önemli film festivali olan Uluslararası Antalya Film Festivali’nin en parlak yıllarını bu vakıf organize etmiştir fakat ne acıdır ki siyasetin … Devamı… »