Dünyanın En Seksi Banka Soygunu, Kadın İşi Banka Soygunu 17 Ocak’ta Vizyonda

Bir kadının içindeki gizli güce, 4 kadının gerçekleştirdiği soygunla, Kadın İşi: Banka Soygunu filminde 17 Ocak’ta bir kez daha tanık olacaksınız. Sadece hayal edilebilecek banka soyma fikrini; tutkuyu, direnci, gücü, kararlı hareketleri temsil eden tango eşliğinde, özel kostümlerle ve kusursuz bir plânla hayata geçiren Meltem Cumbul, Filiz Ahmet, Özge Ulusoy ve Esra Dermancıoğlu, dünyanın en seksi banka soygunuyla izleyenleri tam anlamıyla büyülüyor.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • 3. Los Angeles Türk Film Festivali’nin Kısa Film Yarışması Adayları Belli Oldu

    Türkiye filmlerini Amerikan sinemasının kalbi Hollywood’la buluşturan Los Angeles Türk Film Festivali’nin 3. sü bu yıl, 06 – 09 Mart 2014 tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. Los Angeles Türk Film Festivali, ünlü Türkiyeli yönetmenleri Amerikalı sinemaseverlerle bir araya getirirken, genç Türkiyeli yeteneklere ise Amerikan sinema dünyasıyla tanışma fırsatı sunuyor. Genç sinemacıların merakla bekledikleri Los Angeles Türk Film Festivali sonunda ön elemeleri geçen adayları açıkladı.

  • Basın Bülteni
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • 3. Los Angeles Türk Film Festivali’nin Kısa Film Yarışması Adayları Belli Oldu yazısına devam et

    Recep İvedik 4

    Togan Gökbakar’ın yönettiği ve Şahan Gökbakar, İrfan Kangı, Barış Gül ile Cem Korkmaz’ın oynadığı Recep İvedik 4, 21 Şubat 2014’de Tiglon Film dağıtımıyla Çamaşırhane Film tarafından vizyona çıkarıldı.
    Recep İvedik, mahallesindeki çocuk futbol takımına antrenörlük yapmakta, antremanlar için mahallenin tek boş alanı olan arsayı kullanmaktadırlar. Recep İvedik, bu çok değerli arsanın bir müteahhite satılacağını öğrenince arsayı kendi başına satın almaya karar verir. Bulduğu çeşitli yöntemlerle arsanın parasını toparlayamayınca, çareyi büyük ödüllü bir yarışmaya katılmakta bulur. Recep’i zorlu ve kahkaha dolu bir macera beklemektedir.

    • Basın Bülteni
    • Fotoğraflar
    • Web Sitesi
    • Fragman: 1 / 2
    • IMDb
    • Tuncer Çetinkaya Yazıyor

    Recep İvedik 4 yazısına devam et

    13 Dilde Çevrimiçi Film Festivali: my French Film Festival.com

    Bu yıl Türkiye’de ikincisi gerçekleştirilecek olan MyFrenchFilmFestival, Digiturk’ün katkılarıyla Türk internet kullanıcılarına ücretsiz seyredebilecekleri Türkçe ve İngilizce altyazılı 22 film sunuyor. Unifrance Films tarafından organize edilen festivaldeki filmler, geçen yıl Türkiye’de 17 bin, dünya genelinde ise 750 bin kere seyredildi. 2014 yılı programında 14 Temmuz Kızı, Arjantin’de Düğünümüz Var, Augustine, Aslan Parçası, Dedektif Pauline, Dörtnala, Kargaların günü, Meryem Ana Kıptiler ve Ben, Seyyar Ev, Yokluğunda Çıldırdım adlı 10 adet uzun metraj ve 10 yeni kısa metraj filmin yanı sıra Jacques Demy’nin klâsik olmuş ünlü Cherbourg Şemsiyeleri adlı filmi de gösterilecek.

  • Web Sitesi
  • 13 Dilde Çevrimiçi Film Festivali: my French Film Festival.com yazısına devam et

    TÜRVAK’ta İçinden Türkiye Geçen Yabancı Filmler Afiş Sergisi

    TÜRVAK Sinema – Tiyatro Müzesi, 1925 – 2013 yılları arasında Türkiye’de çekilen veya hikâyesi Türkiye’de geçen yabancı filmlerin afişlerinden oluşan bir seçkiyi, 15 Ocak – 28 Şubat 2014 tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşturuyor. İçinden Türkiye Geçen Yabancı Filmler Afiş Sergisi, ABD, Avrupa, Avustralya ve Hong Kong sinemasından toplam 54 filmi ve Erler Film – Türker İnanoğlu’nun 4 ortak yapımının farklı dillerdeki görsel hafızasını bir araya getiriyor. Sergide, XII. Karl’dan (Karl XII) İstanbul’un Gizi’ne (Secret of Stamboul), Şark Ekspresinde Cinayet’den (Murder on the Orient Express) Skyfall’a kadar dünya sinemasından çeşitli yapımların afişleri yer alıyor.

  • Basın Bülteni: 1 / 2
  • Web Sitesi
  • TÜRVAK’ta İçinden Türkiye Geçen Yabancı Filmler Afiş Sergisi yazısına devam et

    “Halam Geldi”

    Filmin adını “…..” içinde yazdım. Ne afişte böyle, ne jenerikte ama böyle olması gerektiğine inanıyorum. Hem buradaki “hala” babanın kız kardeşi olan hala değil, onun için böyle yazılması gerekli. Bir, “bir söylem” olduğu için, iki “hala”nın hala’lıktan farklı bir şeyi ifade ettiği için. (Tüm bunları, filmi görenler daha iyi anlar, bu filmin görülmesi için bir gereklilik değil ama çocuk gelin-ler için bir dönüm noktası olabilir.)

    Film, Yeşilçam (giderek dünya) sinemasının çok kullandığı paralel bir anlatımda gelişir. Aslında buradaki anlatıma paralel demek pek doğru değil, çünkü paralel anlatılan öyküler (aynı boyutta değiller) farklı şekilde seyrediyor (gelişiyor) ve çıkış noktaları bir. Hatta bir üçüncü öykü de zaman zaman eşlik ediyor. Paralel dediğimiz öyküler, daha çocuk yaşlarda evlendirilmek istenilen kızlar iken, üçüncü öykünün, aykırı boyutu, akraba evliliği sonucu olan bir çocuğun ileri yaşlarda (ama çocukluğu bitmeden) baş gösteren hastalığı…

    Çocuk yaşlarda evlendirilmeye (tabii ki kızlar) çalışılanlar, gösterdikleri tepkiler ile aile içinde, asi olurlarken, bu asilikleri, toplumun töre denen sert duvarlarına çarpıyorlar. Olaylar Barış Harekâtından sonra kurulan Kıbrıs Türk Cumhuriyetine Anayurttan (Diyarbakır) götürülüp yerleştirilen bir topluluk içinde geçiyor. Çok yakından geçen bir sınır, sınırın öte yakasında Kıbrıs’ın diğer halkı (Rumlar)…

    Olay bu fonda geçerken, kendi içindeki dram bakımından özelliğini kaybetmiyorsa da, farklı bir boyut daha kazanıyor. Verilen bilgiye göre, gerçek bir olaydan hareketle yazılmış bir senaryoya dayanan bu ikinci filminde Erhan Kozan sinemamızda, hep büyümüşte küçülmüş, boyundan büyük lâflar eden çocuk yıldızlardan (!) -yaşça- biraz daha büyük ama hâlâ çocuk kızların gelin edilmek (bu işin gösteri tarafı) istenilmelerini anlatırken, kızları çocuk-lukla genç kız-lık arasına koyayarak, kızlardan birnin küçük kardeşinin, bir şeyler sezinleyip, anlamadığı için nedenini sorması ile yaşının çocuğu olarak ele alırken, -evliliğe itilen- diğer kızları da isyan (ve kabulleri) ile doğal yaşlarının kişileri olarak ele alıyor.

    Bu bakımdan Kozan’ın kahramanlarını, Yeşilçam’ın klâsik çocuk kavramının dışına taşıdığını, genç kızlığın eşiğinde kişiler olarak ele aldığını belirtelim. Babalar ise kızlarını hiç bir zaman bir kişi olarak görmüyorlar. Kızını okuldan almak için doktordan, kızının psikolojik bakımdan dengesiz biri, evde tutulması gerekli biri olduğuna dair rapor alan baba, bu raporu okula verirken, raporun kabul edilmemesi üzerine -hazırlıklı olmalı ki- hemen verdiği rüşvet (bağış?) ile raporun kabulünü sağlıyor. Bunlara dayanamayan, isyan eden (karşı çıkan) karısına (kızının anasına) tabanca çekip ikisini de öldürme tehdidi yapıyor. (Kendisini çok haklı gördüğü bu konuda, olayın tanığı olan köy halkının ses çıkarmaması bir yana, haklılığının aksini bir an için düşünmüyor, düşünemezde, düşünebileceği en ufak bir nasyonu yok.)

    Kızın, kaçarak Rum kesimine geçmesi ise evlendirileceği “nişanlısı” tarafından iğfal edilmesi ile oluyor. Rum kesimi, tüm direnişine rağmen kızı Türk kesimine iade edecek, siyasal pozisyonlar (kızın küçüklüğü de) bunu gerekli kılmaktadır. Yine de Türk kesimi sorumlusu subayın olayı adalete intikal ettirmesi sonucu mahkûm olan (anti) kahramanlar, Kıbrıs’ta yargılanmalarına rağmen, Türkiye’deki infaz sisteminden faydalanarak kısa sürede tahliye edileceklerdir.

    Anne, eve dönüşünde kızını yıkarken, hem ağlar hem -mani olamadığı için- özür diler ama kız’ın bir noktaya takılmış bakışlarını hiç bir özür değiştiremeyecektir.

    Filmlerin sonuna, son yazmamalı, bazı filmler (yoksa anlattıkları öyküler mi) sonlandıkları (sanılan) yerden başlarlar.

    (21 Ocak 2014)

    Orhan Ünser

    Marigold Oteli’nde Hayatımın Tatili 2’nin Çekimleri Başladı

    2012 yılında vizyona giren ve büyük beğeni toplayan Marigold Oteli’nde Hayatımın Tatili (The Best Exotic Marigold Hotel) macerası kaldığı yerden devam ediyor, Marigold Oteli’nde Hayatımın Tatili 2’nin çekimleri Hindistan’da başladı. Fox Searchlight, film için Richard Gere, David Strathairn ve Tamsin Greig ile anlaştı. Marigold Oteli’nde Hayatımın Tatili 2’de yönetmenlik koltuğuna yine John Madden otururken, senaryoyu da Ol Parker yazdı. Filmin kadrosundaki diğer isimler de göz kamaştırıyor: Judi Dench, Maggie Smith, Bill Nighy, Dev Patel, Celia Imrie, Ronald Pickup, Penelope Wilton, Diana Hardcastle, Tena Desae, Lillete Dubey ve Christy Meyer.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde Alain Resnais Retrospektifi

    İzmir Fransız Kültür Merkezi, Fransız sinemasının büyük yönetmeni Alain Resnais’i bir saygı duruşu olarak 16 – 21 Ocak 2014 tarihleri arasında uzun ve kısa filmlerinden oluşan bir seçkiyle izleyicileriyle buluşturuyor. Türkçe altyazılı ve ücretsiz olarak yapılacak gösterimlerde sunulacak filmler arasında Hiroşima Sevgilim, Geçen Yıl Marienbad’da, Amerikalı Amcam, Melo, Hayat Bir Şarkıdır, Kalpler gibi filmler var. Ünlü Hiroşima Sevgilim’in başrollerinde Emmanuelle Riva ve Bernard Fresson oynuyor.

    Peri Masalı

    Biray Dalkıran’ın yönettiği ve Burcu Kıratlı, Emre Kızılırmak, Sedef Şahin, Alp Korkmaz, Çetin Altay, Sema Moritz, Selman Okumuş, Esra Açık, Itır Esen ile Orhan Aydın’ın oynadığı Peri Masalı, 28 Mart 2014′de Pinema Film dağıtımıyla Eser Yapım tarafından vizyona çıkarıldı.
    Romantik ve hüzünlü bir hikâyeyi seyirci ile buluşturan Peri Masalı filmi, Mert’in evlenmek istediği Peri’nin isteğini yerine getirme çabasını anlatıyor. Mert, sevdiği kadınla evlenebilmek için hem babası ile olan kötü durumdaki ilişkisini düzeltmeli, hem de Peri ve babasını tanıştırmalıdır. Modern bir Selvi Boylum Al Yazmalım.

    • Basın Bülteni
    • Fotoğraflar
    • Web Sitesi
    • Fragman
    • IMDb

    Peri Masalı yazısına devam et

    Film Arası Dergisi’nde Nadir Sarıbacak: Memleketini Seven Sinemacılar Daha Başarılı

    Aylık sinema dergisi Film Arası, Ocak sayısında ünlü oyuncu Nadir Sarıbacak’ı konuk etti. Sarıbacak, filmlerde canlandırdığı karakterler ve sinemada yapmak istediklerine dair açıklamalarda bulundu. Kibirden uzak durulması gerektiğini ifade eden ünlü oyuncu, memleketini seven sinemacıların daha iyi işler yapabildiğini söyledi. Sarıbacak, Yılmaz Güney’in başarısının da memleketini anlamaya çalışmaktan geldiğini ifade etti. Sarıbacak, “Neden hâlâ Yılmaz Güney’den bahsediyoruz? Anlamaya çalışıyordu kendi memleketini.” dedi. Söyleşinin tamamı, Film Arası Dergisi’nin Ocak sayısında.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Hepsi Birarada Kapak Fotoğrafları
  • Film Arası Dergisi’nde Nadir Sarıbacak: Memleketini Seven Sinemacılar Daha Başarılı yazısına devam et