Gündöndü: Bir Nehrin Hikayesi… Ergene

Nejla Demirci’nin yönettiği belgesel film Gündöndü: Bir Nehrin Hikayesi… Ergene 10 Mayıs 2013′de vizyona çıkarıldı.
Film Trakyanın can damarı Ergene Nehrini anlatıyor. Yıldız Dağları’ndan doğan ve 285 km. sonra Saros Körfezi’ne dökülen Ergene Nehri 25 – 30 yıl öncesine kadar geçtiği topraklara hayat veren bir nehirdi. Oysa bugün hiçbir canlı organizmanın yaşamadığı, ağır metallerle yüklü, pas renginde akan bir suya dönüştü. Belgesel, bölge halkının ve tüm yaşam savunucularının dikkatini konuya çekmek ve devletin çözüm için somut adımlar atmasını sağlamayı amaçlıyor.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Web Sitesi
  • Diğer haberlere haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Gündöndü: Bir Nehrin Hikayesi… Ergene yazısına devam et
  • Malatya’da Beyazperde Şöleni Başladı

    Malatya Valiliği’nin koordinasyonunda, Malatya Kayısı Araştırma-Geliştirme ve Tanıtma Vakfı tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen Malatya Uluslararası Film Festivali perdelerini açtı. 09 Kasım Cuma günü saat 20:00’de Malatya Kongre ve Kültür Merkezi’nde yapılan açılışa Malatya Valisi ve Festival Onursal Başkanı Vasip Şahin, Festival Yürütme Kurulu Üyesi ve Malatya Belediye Başkanı Ahmet Çakır, Sinema Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Ali Atılan, festivalde Yaşam Boyu Onur Ödülü alan Türker İnanoğlu, Onur Ödülü alan Kadir İnanır ve Türkan Şoray’ın yanı sıra Halit Akçatepe katıldı.

  • Basın Bülteni
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Malatya’da Beyazperde Şöleni Başladı yazısına devam et
  • 14 Kasım Türk Sineması Günü’nde TÜRVAK’ta Düğün, Gelin, Diyet Gösteriliyor

    TÜRVAK Sinema Müzesi, Türk sinemasının 98. yaş gününde sinemaseverleri Lütfi Ö. Akad’ın unutulmaz Düğün, Gelin, Diyet üçlemesiyle buluşturuyor. Geçtiğimiz yıl 19 Kasım’da yitirdiğimiz Lütfi Ö. Akad’ın anısına, usta yönetmenin bir göç üçlemesi olarak Türk sinema tarihinde yerini alan Düğün, Gelin ve Diyet filmleri 14 Kasım Türk Sineması Günü’nde, TÜRVAK Sinema-Tiyatro Müzesi Ali Efendi Sinema Salonu’nda gösterilecek. 14 Kasım 2012 Çarşamba günü, Müze girişi ve film gösterimleri tüm sinemaseverlere ücretsiz olacak.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    14 Kasım Türk Sineması Günü’nde TÜRVAK’ta Düğün, Gelin, Diyet Gösteriliyor yazısına devam et
  • Film Arası Dergisi Ekibi Sinemaseverlerle Buluşacak

    Film Arası Dergisi ve Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi, ortaklaşa bir etkinliğe imza atıyor. Sultanahmet’te bulunan tarihi Kızlarağası Medresesi’nde gerçekleştirilecek programda Film Arası Dergisi yayın ekibi, okurlarıyla biraraya gelerek sohbet edecek. Derginin yazarlarından yönetmen Mesut Uçakan, Yayın Yönetmeni Suat Köçer ve Yayın Koordinatörü Ahmet Toklu, yeni çıkan kitaplarını imzalayacak ve konuklarla söyleşi gerçekleştirecek. Dergi yazarlarından Abdulhamit Güler’in moderatörlüğünde yapılacak söyleşide, konuşmacılar konuklardan gelecek sorulara yanıt verecek.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Film Arası Dergisi Ekibi Sinemaseverlerle Buluşacak yazısına devam et
  • TÜRSAK En İyi İlk Senaryo Yarışması Yeni Kalemleri Bekliyor

    Türkiye’de senaryo yazarlığının evrensel boyutlarda gelişimine katkıda bulunmak amacıyla, TÜRSAK Vakfı ve T. C. Sinema Genel Müdürlüğü’nce, ilk uzun metraj film senaryosunu yazacak olan senaristlere En İyi İlk Senaryo Yarışması ile bu yıl ilk kez destek verilecek. Yarışma jürisi, Senarist Yönetmen Ümit Ünal, Yüksel Aksu, Murat Şeker, Senarist Ebru Ceylan, Oyuncu Zafer Algöz, Gazeteci Yazar Yekta Kopan, Yapımcı Elif Dağdeviren, Cast Direktörü Harika Uygur, Telif Hakları Genel Müdürü Abdurrahman Çelik, T. C. Sinema Genel Müdürü Cem Erkul, TÜRSAK Vakfı Başkanı Engin Yiğitgil’den oluşuyor.

    Türkan Şoray, Malatya’da Hayranlarıyla Buluştu

    Malatya Valiliği’nin koordinasyonunda, Malatya Kayısı Araştırma-Geliştirme ve Tanıtma Vakfı tarafından, Manas Evleri’nin ana sponsorluğunda düzenlenen 3. Malatya Uluslararası Film Festivali kapsamında Malatya’ya gelen sinemamızın sultanı Türkan Şoray hayranlarıyla buluştu. Şoray’ın hayranları Malatya Park AVM’de yapılan söyleşiye büyük ilgi gösterdi. Gün içinde Malatya Park AVM’de festival kapsamında yapılan 2. etkinlik Hababam Malatya’da adlı fotoğraf sergisinin açılışıydı. Sergi açılışına Hababam Sınıfı’nda öğrencileri canlandıran oyuncular da katıldı.

  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Türkan Şoray, Malatya’da Hayranlarıyla Buluştu yazısına devam et
  • Üstü Kalsın

    Belgesel Sinemacılar Meslek Birliği, şu anda Türkiye’nin dört bir yanında süren açlık grevlerinin tıpkı 2000’lerdeki gibi yeni ölümlere yol açmasından endişe duyuyor. Geçmişte bu olayları yaşayan, sakat kalan, birbirleriyle ve gönüllü kişilerle dayanışarak hayata tutunmayı başaran ve hafızalarını toplumsal hafızanın oluşması için açan mahkûmlar üzerine yapılan Üstü Kalsın adlı belgesel filmi gösteriyor ve kamuoyunu gösterime davet ediyor. Ceren Bayar, Elif Karadenizli, Dilek İyigün, Savaş İlhan ve Özge Kendirci’nin yönettiği Üstü Kalsın belgeseli bugün saat 14:00 ve 16:00’da BSM İstanbul Arşiv’inde gösteriliyor.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Arka Pencere Dergisi Usta’ya Bakıyor

    Arka Pencere Dergisi, 159. sayısında, kapağına The Master’ı ve başrol oyuncusu Joaquin Phoenix’i yerleştiriyor. Tunca Arslan, köşesinde, Arka Pencere’ye facebook’ta uygulanan sansürü değerlendiriyor. Vizyon filmleri eleştirileri arasında The Master, Frankenweenie, Katil Joe, Marley, Mükemmel Plan ve Sessiz Tepe: Karabasan yer alıyor. Derginin 159. sayısı, bir Alfred Hitchcock alıntısıyla nihayete eriyor: “İstediğiniz kadar ‘Bu doğrudur, ben bilirim’ diye emin olun, istediğiniz kadar tartışın. Gene de bu, halkın ya da eleştirmenlerin onayıyla karşılaşacaksınız demek değildir.”

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü kapak fotoğraflarına haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Arka Pencere Dergisi Usta’ya Bakıyor yazısına devam et
  • Malatya Film Festivali’nin Ardından…

    Her güzel festivalin bir sonu vardır. İşte birini daha geride bırakarak ama biriktirdiğimiz güzel anıları da yanımıza alarak döndük yuvalarımıza… Malatya Uluslararası Film Festivali’nin bu yıl üçüncüsü gerçekleşti. Sinemaseverlere oldukça güzel bir film seçkisi oluşturan festival komitesi Malatyalılara ve misafirlerine film dolu bir hafta yaşattı. İşte bu yıl ki festivalden kısa kısa izlenimlerim…

    Kadir İnanır: “Repliklerini ezbere bildiğimiz bir Yeşilçam filmini dizi haline getirmeye çalışıyorlar, ismini vermeyeceğim ama siz duyduğunuzda ‘pes’ diyeceksiniz.”

    Festivalde onur ödülü alan usta oyuncu Kadir İnanır yaptığı söyleşide Türk sinemasının ve dizi sektörünün geldiği son durumu değerlendirdi. Özellikle senaryo sıkıntısına değinen İnanır, “Günümüz sinemasında çok iyi yönetmenler ve oyuncular var fakat senaristler çok az.” dedi. Ayrıca yeni çekilecek olan bir dizi için de yorum yapan İnanır, “Repliklerini ezbere bildiğimiz bir Yeşilçam filmini dizi haline getirmeye çalışıyorlar, ismini vermeyeceğim ama siz duyduğunuzda ‘pes’ diyeceksiniz.” dedi. Ayrıca kısa zaman sonra Konya’da bir bozkır hikâyesini yöneteceğini söyleyen İnanır, filmde Yeşilçam’dan arkadaşlarına da rol vereceğini belirtti.

    John Sayles: “Amigo”

    Festivalin önemli konuklarından biri de kuşkusuz Amerikalı yönetmen John Sayles’tı. Amerikan bağımsız sinemasının önemli yönetmenlerinden olan Sayles bir hafta boyunca eşi Maggie Renzi ile neredeyse tüm etkinliklere katıldı. Fetivalde üç filmi gösterilen usta yönetmen gösterimler sırasında seyircilerle birlikte olmak istedi. Fakat Amerika seyircisi gibi Malatya seyircisi de Sayles’ı yalnız bıraktı. Yönetmenin son filmi Amigo’yu izlemeye yalnızca 10 kişi gitmişti. Bu 10 kişinin içinde ben ve iki arkadaşımda vardı. Filmi sadece 7 Malatyalı izledi. Maggie Sayles bu duruma alışkın olduklarını söyleyerek ve gülümseyerek gelenleri saydı ve “10 kişiniz, benimle birlikte 11 oluyoruz, fena sayı değil.” dedi. Kısacası Sayles’lar Amerika’daki kasırgaya rağmen okyanusu aşıp Malatya’ya gelmiş fakat bizim seyircimiz evlerinden ya da otellerinden Sayles’ın filmlerini izlemeye gelememişti.

    Zerre…

    Altın Portakallı Zerre filmi festivalin en ilgi gören filmlerinden biri oldu. Sayles’ın filmindeki salon boşluğunun aksine Zerre’yi görmeye gelenler oturacak yer bulamadı. Hatta halk arasındaki hararet oldukça yükseldi, Malatyalılar film izlemek için adeta birbirleriyle koltuk kapmaca oynadı. “Benim biletim var, daha satışa sunulduğu ilk gün aldım.” diyen de oldu “Festival konukları kalksın biz oturalım.” diyen de… Nitekim öyle de oldu. Sinema yazarı ve uluslararası yarışma filmi jürisinde olan Alin Taşcıyan yerini bir seyirciye vererek filmi salondaki basamaklara oturarak izledi. Zerre deyince filmin başrol oyuncusu Jale Arıkan’ı da es geçmek olmaz. Festival boyunca en egosuz hali ve elinden düşürmediği mısırıyla bol bol film izledi. Her konuşmak isteyenle uzun uzun sohbet etti. Türkiye’de oyuncuların birçoğu halktan kaçarken o yüzündeki samimi gülümsemeyle herkesin kalbini kazandı. Zerre filmindeki performansıyla jüriyi de etkilemiş olacak ki En İyi Kadın Oyuncu Ödülü onun oldu.

    Hababam Sınıfı

    Festivalin en özel konuklarıydı onlar. Hababam Sınıfı’yla büyüdük hepimiz… Hâlâ da her izledikçe içimiz ısınıyor, eğleniyor, keşke o sınıfta biz de olsak diyoruz. Yıllar sonra Malatya’da tekrar bir araya geldi Hababam Sınıfı öğrencileri. Büyümüş koca koca adam olmuşlardı. Kimi mühendis, kimi müzisyendi artık. Onları yakından tanıyınca Hababam Sınıfı’nın neden bu kadar gerçek olduğunu da daha iyi anladım. Çünkü oyun oynamıyorlardı. Oldukları gibiydiler. Hâlâ sıkı dostlardı. Hani okuldan hep birlikte kaçıp maça gidiyor ya da binbir zorlukla okulun altına tüneller açıp yine hep birlikte Mahmut Hoca’nın odasında alıyorlardı ya soluğu, işte Malatya’da da öyleydiler. Hep birlikte yine muzur, yine yaramaz. Birlikte halay çektiler, birlikte güldüler ve hüzünlendiler. İyi ki Malatya’dan geçtiler…

    Tepenin Ardı…

    Tıpkı Hababam Sınıfı gibi Tepenin Ardı filminin oyuncuları da birbirleri ile sıkı dost, abi kardeş olmuşlardı. Yönetmen Emin Alper çok iyi bir oyuncu kadrosu oluşturmuştu. Oyuncuların birbirleri ile olan uyumu ve abartıdan uzak halleri onlara toplu ödül kazandırdı. Anlaşılan o ki En İyi Erkek Oyuncuyu ararken, jüri Tepenin Ardı filminin oyuncularından hiç birine kıyamamıştı. Filmde ustalar da vardı ilk kez kamera karşısına geçenler de. Böyle bir ekipte tüm oyuncuların En İyi Erkek Oyuncu Ödülünü alması ustalarla çırakların birlikte ne kadar uyumlu çalıştıklarının da bir ispatı niteliğindeydi. Yönetmen Emin Alper filmde evrensel bir konuyu öyle güzel bir sadelikle anlatmıştı ki En İyi Film ve En İyi Senaryo ödüllerini alması hiçte şaşırtıcı olmadı.

    Nemrut…

    Festival ekibi bir hafta boyunca konukları memnun etmek için canla başla çalıştı. Özellikle Nemrut gezisi için emeği geçen herkese teşekkürü bir borç bilirim. Başlarda kararsızdım, gitsem mi kalsam mı? Sonra dedim kendi kendime “İnsanlar burayı görmeye dünyanın öbür ucundan geliyor, ben iki saatlik mesafeden üşeniyorum, hadi kalk düş yollara…” İyi ki de düşmüşüm yollara. Sonbaharın tüm güzelliği yansımıştı Nemrut Dağı’na. Gitmeden önce öyle gözümüzü korkuttular ki üç dört kazağı giyip çıktık dağın başına. Güneşe orada ‘Merhaba’ dedik. O da bizi üzmedi ısıttı içimizi… Büyülü bir yer Nemrut. Ayak bastığınız an değişik, garip bir hisse kapılıyorsunuz. Efsanevi heykeller hoş geldiniz der gibi göz kırpıyor sanki size. Kısacası çok güzel bir geziydi ama bu kadar özel bir yerin yollarından bahsetmeden de geçemeyeceğim. Virajlı yolların yeni yapıldığı söyleniyor fakat yollarda korkuluk yok ve mıcırlı. Karanlık bir yolda uçurum kenarında gidiyorsunuz. Ayrıca Nemrut gibi tarihi önemi olan bir yer için herhangi bir güvenlik önlemi de alınmış değil… Heykeller sadece bir zincirle çevrilmiş, o zinciri de herkes çok rahat aşabildi zaten. Bence bu kadar özel bir yere daha fazla yatırım yapılmalı. Buradan yetkililere seslenmiş olayım. Belki birileri sesimi duyar.

    (17 Kasım 2012)

    Yeliz Bozkurt