Geleceğin Sinemacıları Belli Oldu

T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü’nün TÜRSAK Vakfı işbirliği ile düzenlediği Geleceğin Sinemas’nın sonuçları dün açıklandı. Beyoğlu Belediyesi Gençlik Merkezi’nde yapılan törende, rekor katılım sağlayan 265 genç yönetmen adayları arasından finale kalan 20 öğrenci 2 bin 500 TL ödülün sahibi oldu. T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 8 yıldır sinema öğrencilerini desteklediği Geleceğin Sineması’nda Musa Ak, Serhat Karaaslan, Olgu Baran Kubilay dereceye giren ilk üç öğrenci oldu. Birincilik ödülünü Musa Ak’ın Salyangoz adlı filmi kazandı.

  • Basın Bülteni
  • Geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Geleceğin Sinemacıları Belli Oldu yazısına devam et
  • Soğuk Savaş Zamanlarında Mutantlar

    X-Men: Birinci Sınıf (X-Men: First Class)
    Yönetmen. Matthew Vaughn
    Senaryo: Ashley Miller-Zack Stentz-Jane Goldman-Matthew Vaughn
    Müzik: Henry Jackman
    Görüntü: John Mathieson
    Oyuncular: James McAvoy (Xavier), Michael Fassbender (Erik), Kevin Bacon (Shaw), Rose Byrne (Moira), Jennifer Lawrence (Raven/Kuzgun), January Jones (Emma), Laurence Belcher (Genç Xavier), Bill Milner (Genç Erik), Morgan Lily (Genç Raven),
    Yapım: Fox-Marvel (2011)

    İnsana benzeyen mutantlar, “X-Men: Birinci Sınıf” filminde bu defa Soğuk Savaş yıllarında dünyayı bir nükleer felâaketten kurtarıyor.

    Sinemanın heyecan veren yönetmenlerinden 1965 New York doğumlu Bryan Singer’ın 2000 yılında “X-Men” adıyla bu çizgi roman bilimkurgusunu sinemada bir seriye dönüştürmüştü. Bu ilk seri, Profesör Charles Xavier’nin yaşlılık döneminde geçiyordu. Singer, 2003 yılında “X2-X-Men 2” adıyla bu bilimkurgu çizgi romanını bir daha sinemaya uyarladı. Bu ikinci seriye Erik / Manyeto da katılmıştı. Serinin sonraki bölümlerinde yönetmenler değişti. Brett Ratner’ın yönettiği 2006 yapımı “X-Men: The Last Stand – X-Men: Son Direniş”, ardından gelen 2009 yapımı “X-Men Origins: Wolverine-X-Men Başlangıç: Wolverine” filmini Gavin Hood yönetti. Serinin bu bütün filmlerinde Wolverine (Porsuk) karakteri vardı. 2011 yapımı “X-Men: First Class – X-Men: Birinci Sınıf”ın yönetmenliğini Matthew Vaughn üstlenmiş. 1971 Londra doğumlu İngiliz yönetmen Matthew Vaughn, daha çok 2004 yapımı “Layer Cake – Bir Dilim Suç” filmiyle hatırlanıyor. Yönetmenin, 2007 yapımı “Stardust – Yıldız Tozu” filmi de buralara gelmişti.

    Geçmiş herkes için…

    Serinin “X-Men: Birinci Sınıf” bölümü, Profesör Xavier ve Erik’in çocukluğuna uğruyor önce. 1944’te, İkinci Dünya Savaşı zamanlarında Polonya’daki Nazi toplama kampında çocuk Erik, öfkeyle ortaya çıkan manyetik gücünün farkına varıyor. Mutant olan Erik, Nazi kampında Dr. Shaw’a gücünü gösteremediği için, Shaw annesini tek kurşunla öldürüyor. Erik’in öfkesi derinleşiyor ve intikam ateşiyle yanıyor. Film, ABD’de yaşayan çocuk Charles Xavier’i de gösteriyor. Telepatik gücü olan Xavier, çocuk Raven’le (Kuzgun) tanışıyor, mutfaklarından yiyecek çalarken. Yıllar geçiyor ve hikâye 1962 yılına geliyor. Soğuk Savaş’ın en sıcak yılları. Küba füze krizinin tepeye çıktığı, ABD Başkanı John F. Kennedy’nin çılgına döndüğü yıllar bu. Film, tarihi gerçeklerden yardım bularak bu krizi mutantlara çözdürüyor. İnsancıl Xavier, CIA ajanı Moira, Erik ve diğer mutantlarla Karayip denizlerinde, iki süper gücü, ABD’yle Sovyetler Birliği’nin donanmalarını karşı karşıya getirmeden bu sorunu dünyaya az hasarla atlattırıyorlar. Sadece bu değil, “kötü adam” Shaw, öncesinde Türkiye’ye de nükleer füzeler yerleştirilmesi için oyunlar oynuyor. Tek amacı, 3. Dünya Savaşı’nı hemen çıkartmak. Böylece ABD, hem Karayipler’de hem de Türkiye’de Sovyetler’le uğraşmak zorunda kalacak. Filmdeki en beklenmedik ve en harika şey Wolverine’in, barda kendisini bulan Xavier ve Erik’i başından savuşturduğu sahneydi. Gerçekten insanı eğlendiriyor. Sahnenin mizahı sağlamdı.

    Muhteşem bir görsellik…

    Bazı şeyler sadece perdede görülmeli denir. Yönetmen Vaughn’ın “X-Men: Birinci Sınıf” filmi de öyle. Gerçekten, filmin sinemaskop görüntüleri sanatsal yönden de insanı etkiliyor. Filmin girişindeki Nazi toplama kampının yansıyışı estetik anlamda çok çarpıcı ve yağan yağmurlar görsel olarak fotoğraflara çok şey katıyorlar. Xavier’in, şatoda mutantları eğittiği sahneler de akılda kalıcı estetik anlamda. Sinema tarihi boyunca hep olmuş görsellik, bu anlarda perdeyi kuşatıyor. Bu anda görüntüler perdeyi sürekli bölüyor. İngiliz kameraman John Mathieson, görsel olarak bu filme çok şey katmış. 1961 doğumlu bu önemli kameramanın, Kevin Allen’ın 1997 yapımı “Twin Town – İkiz Kasaba”, Julien Temple’ın 1998 yapımı “Vigo – Yaşam Tutkusu”, Ridley Scott’ın 2000 yapımı “Gladiator – Gladyatör”, yine Ridley Scott’ın 2001 yapımı “Hannibal” filmlerindeki muhteşem görüntüleri unutulmazdı. Filmin özel efektleri de tek kelimeyle mükemmel. Bunun ötesinde bir hayli inandırıcı. Fonda müzikleri duyulan İngiliz besteci Henry Jackman’ın senfonileri zaman coşkulu duyuluyor. Ama, sakin tınılar da var. “X-Men”, çizgi roman olarak ilk defa Marvel Comics’ten 1963 yılında hayat buldu. Vaughn’un filminde yer yer bu filmin çizgi romandan geldiğini hatırlatan çizgiler de yansıyor perdeye. “X-Men”i, 1922 New York doğumlu Stan Lee yarattı. Çizgilerse Jack Kirby’ye (1917 – 1994) aitti. Eğitim sürerken Erik, Raven’e kendisinden ve görünüşünden utanmaması gerektiğini söylüyor. Normal olmak belki de kendini olduğu gibi kabûl etmek ve kendindeki güzelliği görebilmek. Xavier de Erik’e öfkesini ve nefretini kontrol edebilmesi için sakin olmasını öğütlüyor. Sakinlik, hayatın belki de en hassas dengesi. Bunun ardından da hemen sevgi kuşatıveriyor insanı işte. Bu filmden seyirciler için geriye kalansa, bu küçük ve anlamlı öğütler oluyor.

    (03 Haziran 2011)

    Ali Erden

    sinerden@hotmail.com

    Şov Bizınıs’ın Yönetmeni M. Uğur Yağcıoğlu, Kanaltürk Klak Sinema Programı’nda

    Genç ve dinamik beyazperde turunun adresi Klak dopdolu bir bölümle karşınızda! Klak Röportaj’ın bu haftaki stüdyo konuğu, Şov Bizınıs ile Unkapanı müzik piyasasının perde arkasını mizahi bir dille anlatan yönetmen M. Uğur Yağcıoğlu oldu. Klak 0 KM bu hafta her telden çalıyor, iki yakın arkadaşın komik çekişmesi Ödünç Sevgili, Devlerin Günahı, Zor Hedef ve Şeytanı Gördüm. Karayip Korsanları: Gizemli Denizlerde Türkiye’de gişe rekorları kırıyor, Klak, t-shirt’ini hediye ediyor. Gizem Ertürk’ün hazırladığı, İsrafil Duman’ın kurguladığı Klak her Cumartesi 15:30’da Kanaltürk’te.

  • Basın Bülteni
  • Kanaltürk Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Şov Bizınıs’ın Yönetmeni M. Uğur Yağcıoğlu, Kanaltürk Klak Sinema Programı’nda yazısına devam et
  • Anadolu Kartalları’nın Resmi Facebook ve Twitter Sayfaları Açıldı

    Fida Film ile Bluelf Movie’nin yapımcılığını, Ömer Vargı’nın yönetmenliğini üstlendiği ve çekim hazırlıklarına başlanılan Anadolu Kartalları filminin resmi Facebook ve Twitter sayfaları açıldı. Engin Altan Düzyatan, Çağatay Ulusoy, Özge Özpirinççi, Hande Subaşı, Alper Saldıran, Ekin Türkmen, İsmail Filiz ve Alpay Kemal Atalan’ın rol aldığı filmle ilgili gelişmeleri aşağidaki linklerden takip edebilirsiniz. Türk Hava Kuvvetleri’nin 100. kuruluş yılında çekilen Anadolu Kartalları, savaş uçağı pilotu olmaya hazırlanan beş genç teğmenin düşlerini umutlarını rekabetlerini ve azimlerini anlatıyor.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Facebook
  • Twitter
  • Dehşet Evi (Yönetmen: Miguel Angel Vivas)

    Miguel Angel Vivas’nın yönettiği ve Guillermo Barrientos, Dritan Biba, Fernando Cayo, Cesar Diaz, Martijn Kuiper, Manuela Velles, Ana Wagener ile Xoel Yanez’nin oynadığı Dehşet Evi (Secuestrados – Kidnapped), 03 Haziran 2011’de M3 Film dağıtımıyla Mars Production – Kurmaca Film tarafından vizyona çıkarıldı.
    Yeni evlerine taşınan Joven ailesi, eve yerleşmeye başladıkları ilk akşam eve zorla giren üç kişinin şokunu yaşarlar. Aile fertleri, hayatta kalmak için yüzleri maskeli üç adamla evin içinde kedi-fare oyunu oynamak zorundadırlar.

    2. Istancool – İstanbul Uluslararası Kültür Festivali

    İstanbul’u sanat, tasarım, moda, edebiyat, film ve müzik alanında dünyayla buluşturan ISTANCOOL Festivali 27 – 29 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştiriliyor. İlki geçtiğimiz yıl İstanbul’un 2010 Kültür Başkenti olması sebebiyle düzenlenen organizasyon iddialı bir içerikle sanatseverlerle buluşacak. Festivalin uluslararası davetlileri arasında en son 64. Cannes Film Festivali’nde Lars Von Trier’in Melancholia adlı filmindeki performansıyla En İyi Kadın Oyuncu ödülüne lâyık görülen Kirsten Dunst, Tilda Swinton ve Terry Gilliam gibi isimler yer alıyor. (Haber: Gizem Ertürk, Serpil Boydak.)

  • Basın Bülteni
  • Diğer basın bültenleri, bağlantılar ve yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    2. Istancool – İstanbul Uluslararası Kültür Festivali yazısına devam et
  • Çılgın Üçlü Bu Defa Bangkok’ta

    Felekten Bir Gece Daha (The Hangover Part II)
    Yönetmen: Todd Phillips
    Senaryo: Craig Mazin – Scott Armstrong – Todd Phillips
    Müzik: Christophe Beck
    Görüntü: Lawrence Sher
    Oyuncular: Bradley Cooper (Phil), Ed Helms (Stu), Zach Galifianakis (Alan), Justin Bartha (Doug), Ken Jeong (Chow), Paul Giamatti (Kingsley), Mike Tyson (Kendisi), Jamie Chung (Lauren), Sasha Barrese (Tracy), Mason Lee (Teddy)
    Yapım: Warner Bros-Legendary (2011)

    Todd Phillips’in yönettiği “Felekten Bir Gece” serisinin ikincisinde de espiriler yine havada uçuşuyor ve seyirciyi müthiş eğlence bekliyor.

    Yine aynı yönetmen, yine aynı ekip, yine çılgınlık. 2009 yapımı “The Hangover – Felekten Bir Gece”de hızını alamayan Phil (Bradley Cooper), Ed (Ed Helms) ve Alan (Zach Galifianakis), bu defa Bangkok’u birbirine katıyorlar. İlk filmde, Doug’ın (Justin Bartha) Tracy’yle (Sasha Barrese) evlenmeden önce Nevada’da bekârlığa veda partisine yoğunlaşan hikâye, bu defa diş hekimi Stu’nun Taylandlı Lauren’le (Jamie Chung) evlenmeden önceki bekârlığa veda partisini anlatıyor. Yine Alan yapacağını yapıyor ve kahramanlarımız çılgın bir eğlenceyle ortalığı birbirine katıyorlar. Seyirciler ve kahramanlarımız olanları bilmiyor. Çünkü Phil, Stu ve Alan gözlerini üçkağıtçı Chow’un (Ken Jeong) dairesinde açıyor ve buraya nasıl geldiklerini de bilmiyorlar. Üstelik Stu’nun 16 yaşında tıp öğrencisi kayınbiraderi Teddy’yi de (Mason Lee) kaybediyorlar Bangkok’ta. Bir an polisiye bir gerilim filmine dönüşen bu çılgın espirilerin uçuştuğu filmde, sonunda mutluluk kazanıyor. Filmdeki bellek yitimi ve gerçeğin yavaş yavaş ortaya çıkışı, seyirciye gerçekten gerilimli ama keyifli anlar yaşatıyor. Filmin sürprizi de, ağır sıklet boks şampiyonu Mike Tyson. Üstelik şarkı da söylüyor. Filmde, Kingsley karakteriyle kısa bir şov yapan Paul Giamatti muhteşem. Yönetmen belgeselcilikten gelme olduğu için Bangkok’un çılgın kalabalığı ve kaosu gerçekçi yansıyor perdeye. Tayland manzaralarının sinemaskop görüntüleri de etkileyici.

    Yönetmenden daima komedi…

    1970 yılında Brooklyn’de doğan yönetmen Todd Phillps, New York Üniversitesi’nde sinema eğitimi aldı. Punk rockçı GG Allin üzerine 1994 yapımı “Hated: GG Allin and the Murder Junkies – Nefret: GG Allin ve Cinayet Müptelası” belgeseliyle sinemaya giriş yaptı. Rockçı GG Allen, 1993’te aşırı dozdan ölmüştü. Onun şarkılarıyla kadın düşmanlığı, çocuk cinsel istismarcılığı ve ırkçılık yaptığı söyleniyor. Yönetmenin 1998 yapımı “Frat House – Kardeşlik Evi” denilen Pensilvanya’daki bir tarikat üzerine de belgesel çekti. Yönetmen Phillps’in belgeselleri olmasa bile komedi filmleri buralara kadar geldi hep. “Rod Trip – Geyik Muhabbeti” (2000), “Starsky & Hutch – Afili Aynasızlar” (2004), “School for Scoundrels – Acemi Öğrenci Avcı Öğretmen” (2006), “The Hangover – Felekten Bir Gece” (2009) ve “Due Date – Git Başımdan” (2010), otuz iki kısım tekmili birden bütün filmleri perdelerimizde arz-ı endam etti yönetmenin.

    (03 Haziran 2011)

    Ali Erden

    sinerden@hotmail.com