26 Kasım 2010 Haftası

“Yine mi Sen?”, hayatımızın bir bölümünde bize cehennemi yaşatan kişiyle ileride tekrar karşılaştığımızda ağzımızdan çıkan ilk sözcüklerdir. Tipik Amerikan ailesine gelin adayı olarak nüfuz etmeye başlamış çekici genç kadına, lise yıllarında yaşamı zindan ettiği evin kızının gösterdiği tepki gibi! Her ülkeden insanın yakın bulabileceği bu ‘çıkış noktası’nı yakalayan güldürü, bir araya geldiklerinde ‘havai fişek patlamaları gibi’ komedi anları yakalayan oyuncuların cazibeleri ile sulu meyvesine ulaşmak için iştahla yaladığınız şekere benzer diyalogları / mizansenleri birleştiren bir keyif olarak tanımlanabilir.

“Git Başımdan!”ın, ‘fiziksel, ruhsal, mesleksel olarak zıt iki adam ile birinin sevip diğerinin nefret ettiği köpeğin, ABD’yi bir uçtan diğerine otomobille geçmek zorunda kalması’ şeklindeki hikâyesi, komedide ‘delice uçup arsızca coşan’ yönetmen Todd Phillips’in iştahını iyice kabartıp, kahkaha attırmaya endeksli bir işe imza atmasını sağlamış. Benzer yol macerası “Planes, Trains & Automobiles”deki (1987) Steve Martin – John Candy ikilisinde olduğu gibi, Robert Downey Jr. – Zach Galifianakis’de de, gergin olanın başına her tür belanın geldiği ve kaygısız gibi görünenin de(aynı zamanda tombul olanın) duygusal yalnızlığının hüznünü sakladığı bir tuhaf arkadaşlık öyküsü! İç mantığına kolayca ihanet edip sınır tanımazlıkta köpürdükçe köpüren, bir yönüyle de, ‘yolda kendini ve yanındakini tanıma öyküsü’ olan “Due Date”, izlerken müthiş zevk veriyor. Ama sadece o kadar!

“Biri Beni Isırdı”, daimi bunalımlı ve liseli ergenlik dönemi kızının, ‘kırılgan’ beyaz vampir çocuk ile ‘agresif’ esmer kurt oğlan arasında ne istediğini bilemez halde gidip geldiği, bu soğuk – sıcak delikanlılarla da kızları hedefleyen bir ticari fenomene dönüşen “Alacakaranlık”ın anlamsızlığıyla yaman biçimde dalga geçiyor. Her üç oyuncu da, asıl filmde rol alabilecek yeteneklere ve fiziksel özelliklere sahipler. Bu film, öncelikle bunu ispatlıyor. Yani “Twilight” serisi, “Biri Beni Isırdı”nın iki erkek oyuncusuyla başlasa, dünyanın her köşesinden ‘her yaştan genç kız’ şimdi onlara tapıyor olacaktı. Dolayısıyla, ünlü film ve kişileri alabildiğine tiye alan filmler zincirinde, içine ne bulunduysa doldurulmuş bir çorba değil, parodinin özelliklerini başarıyla uygulayan bir örnek olarak sivriliyor.

(26 Kasım 2010)

Ali Ulvi Uyanık

ali.ulvi.uyanik@gmail.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir