Kara Köpekler Havlarken, New York Eurasian Film Festivali’nde

Kara Köpekler Havlarken, 11 – 14 Kasım arası New York’da düzenlenecek olan New York Eurasian Film Festival’inde gösteriliyor. Festivalde, 2010 yılında ülkelerinde gösterilmiş seçkin Asya sineması örnekleri Newyork’lu seyirciyle buluşacak. Başrollerinde Erkan Can, Cemal Toktaş ve Volga Sorgu’nun oynadığı, yönetmenliğini Mehmet Bahadır Er ve Maryna Gorbach’ın birlikte üstlendiği Kara Köpekler Havlarken, düzenli bir yaşam, evlilik, sosyal garantiler gibi naif hayalleri olan otoparkçı iki gencin şehrin acımasız gerçekleriyle yüzleşmesini, güçlü ve dinamik bir dille anlatıyor.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Suriye’de Türk Sineması Rüzgarı Esecek

    Bu yıl 07 – 14 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek olan 18. Uluslararası Şam Film Festivali, Türkiye’yi onur konuğu ülke olarak davet etti. Festival kapsamında düzenlenecek Türk Filmleri Haftası ve koordinasyonu T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle SETEM – Sinema ve Televizyon Eseri Sahipleri Meslek Birliği tarafından yürütülüyor.
    Festivalin açılışı Semih Kaplanoğlu’nun Altın ayı ödüllü filmi Bal ile yapılacak, yarışmalı bölüme ise Reha Erdem’in Kosmos adlı filmi katılacak. Festivale katılacak olan Türkan Şoray’a Suriye Kültür Bakanı tarafından Onur Ödülü verilecek.

  • Basın Bülteni
  • Gösterilecek filmler hakkında geniş bilgilere haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Suriye’de Türk Sineması Rüzgarı Esecek yazısına devam et
  • Kutluğ Ataman’ın İçimdeki Düşman Sergisi Basın Toplantısı Yapılıyor

    İstanbul Modern, çağdaş sanatın uluslararası alandaki önemli isimlerinden Kutluğ Ataman’ın Türkiye’deki ilk retrospektifini Garanti Bankası’nın sponsorluğunda sunuyor. 10 Kasım 2010 – 06 Mart 2011 tarihleri arasında gerçekleşecek İçimdeki Düşman başlıklı sergi, sanatçının video ve enstalasyon çalışmalarını bir araya getiriyor. Sanatçı – yönetmen Kutluğ Ataman, İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı, Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Nafiz Karadere ve küratör Levent Çalıkoğlu’nun katılacakları İçimdeki Düşman sergisinin basın toplantısı 09 Kasım Salı günü saat 11:00’de İstanbul Modern Sinema’da yapılıyor.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Kutluğ Ataman’ın İçimdeki Düşman Sergisi Basın Toplantısı Yapılıyor yazısına devam et
  • Bir Kitap… Bir Film

    2010 yılı 47. Antalya Film Festivali için Övgü Gökçe ile Fırat Yücel’in hazırladığı Başka Türlü Bir Hikâye NUR SÜRER kitabını okudum. İlginç. Sinemamızın ilginç oyuncularından Nur Sürer üzerine, filmlerinden söz eden ve Sürer ile yapılmış bir söyleşiyi de içeren bir kitap. Kitap hakkında yazmayacağım, Sürer’in bir filmini, kitap nedeni ile sinemamız (sinema) hakkında ele alarak yazmak istediğim izlenimlerimi iletmek istiyorum.

    Film: Kiraz Çiçek Açıyor. Yaşar Seriner’in yönettiği 1990 yılı yapımı. Senaryo: Macit Koper. Filmin adındaki “Kiraz” filmde Sürer’in canlandırdığı karakterin adı. Kocası Almanya’ya çalışmaya gitmiş, bir çocuğu ve kayınvalidesi ile oturan kırsal kesimli bir kadının öyküsü. Köylerinin yanından geçen otoyolda çoğunluğu kamyon sürücüleri ile para karşılığı ilişkiye giren bir kadın, bu Kiraz. Bir süre aynı yol üzerindeki bir dinlenme yeri / lokanta (aş evi) sahibi (Halil Ergün) Kiraz’a yanında çalışmasını, fahişeliği bırakmasını önerir. Ve Kiraz bu uğrak yerinde çalışmaya başlar…

    Bu arada komşular köyde olanları kocasına iletmişlerdir. Koca, öldürmek niyeti ile köye gelir, Kiraz’ı lokantada çalışır görür ve niyetini gerçekleştiremez. 1990 yılı filmi olması nedeni ile filmi 90 veya 91 yılında gördüm, sinemada. Aynı günlerde filmin karelerinden çekilerek düzenlenen bir “foto-roman” bir gazetenin (?) ekinde yayınlanıyordu. Gazetede yayınlanan bu foto-roman’ın finalinde Sürer kocası tarafından öldürülmüş olarak asfaltta yatmakta idi, son karelerde (öldürülmüştü). Film ve foto-roman farklı yapımlar olsa idi hiç bir sorun yok idi (yine de yok!) ama foto-roman’da yayınlandığı hali ile verilen sonun da film içinde çekilmiş olması gerekir, fakat filmde kullanılmamış olması, filmin kurguda üretildiğinin (Rosellini) ilginç bir uygulamasını oluşturmaktadır.

    Filmlerde üretim aşamasında kullanılmayan (kullanılamayan) bazı sahneler olabilir, bu bir zorunluluk da olabilir, yeni bir yorumlama da. Bu film için bir “zorunluluk” olduğunu düşünmüyorum. Ama aklıma da “Acaba filmin ‘farklı’ kurgulanmış bir kopyası olabilir mi?” sorusu da gelmiyor değil. Bu olasılığı öteleyerek, (benim gördüğüm) filmden uzaklaştırmak istiyorum.

    Film: Vay Arkadaş (Kemal Uzun). Kemal Uzun, 1985 yılında Ümit Efekan’ın İlyas Salman’ın baş rolünü oynadığı Ya Ya Ya Şa Şa Şa filminde “oyunculuk” da yapmış (bir futbolcuyu oynuyordu), televizyondan gelme bir yeni sinemacı. Vay Arkadaş, seyretmesi rahat, -kişiye göre değişebilen- izler bırakabilecek bir film. (Önemli mi, bilmiyorum ama verilen arada bir tanıdığı ile cep telefonu ile konuşan bir kadın seyirci, Vay Arkadaş’da ilk yarıda “çok güldüğünü” ısrarla belirtiyordu. Film komedi filmi, ben hiç gülmedim ama bu bir eleştiri değil. Filmin komedi olması da “güldürme” önkoşulunu taşımaz.) Filmin “arkadaş” olan erkek oyuncuları (Ali Atay – Fırat Tanış – Mete Horozoğlu) abartılı da olsa filmi götürüyorlar. Yalnız mafya babasının “kitap” takıntısına ben de takıldım. Eğitim üzerine didaktik filmlerimizde bile “kitap” hakkında bu kadar lâf edilmez. Buradaki bu takıntıyı anlayamadım. Ama asıl sorunum film ile değil, filmde Demet Evgar’ın -babasının- kamera(sı)ya kaydettiği, boru ile yaptığı dans gösterisi medyaya konu oldu. Evgar’ın bu dansı yapmak için 2,5 ay ders almasını yazdılar, doğrudur, yazılabilir (hatta yazılmalı) ama bu sahnenin bir strip-tease sahnesi olduğunda medyanın ağız birliği etmesine ne demeli. Ya ben strip-tease’in ne olduğunu bilmiyorum, ya da medyamız.

    Tunç Başaran’ın Üç Kral Serseri (1970) filminin afişinde Feri Cansel’in elleri başının üzerinde bağlı, belden yukarısı çıplak, sırttan görülen bir fotoğrafı yer almaktadır fakat böyle bir sahne filmde yoktur. Bu yapımcı firmanın / afiş hazırlayanın yaptığı, seyirciye yönelik kabûl edilebilir bir aldatmacadır. Belki Vay Arkadaş’daki borulu dans sahnesinden de strip-tease’miş gibi söz edilmesi, yapımcı düzenlemesidir (artık öyle yapımcılar kaldı mı?) ama medyanın -dans için 2,5 ay ders alındığına değinerek, sonrada- strip-tease ortak kararına varması, cevabı hiç bir zaman alınamayacak (?) bir soru olarak kalacaktır.

    Adı anılmadan “erotikliğin” altı çizilse de (aslında şimdilerde filmlerde erotik sahne bulunması hiç de ilginç bir şey değil), bazı medyada bu sahnenin erotik değil komik olduğu yazılsa da, değişen bir şey olmamaktadır. Bütün bunlar yerine filmin, sinemamızın geldiği bugünkü konumda da, abartmadan, gereksinim duyulan yapımlardan biri olduğunun altı biraz daha çizilse doğru olacağı düşüncesindeyim.

    (11 Kasım 2010)

    Orhan Ünser

    Mustafa Sandal, Kanal D Cinemania’da

    Ömür Gedik’in hazırlayıp sunduğu sinema programı Kanal D Cinemania’da bu haftanın konuğu New York’ta Beş Minare filminin başrol oyuncularından Mustafa Sandal.
    Geniş bir hayran kitlesine sahip olan usta müzisyen Mustafa Sandal, filme nasıl dahil oldu? Filmin Amerika’da çekilen sahnelerinde neler yaşandı? Mustafa Sandal oyunculuğa devam edecek mi? Editörlüğünü Fırat Sayıcı’nın yaptığı programda vizyona giren yeni filmler ve çarpıcı sinema haberleri, vs. yer alıyor. Ömür Gedik’le Cinemania her Cumartesi Kanal D’de.

  • Yüksek çözünürlüklü fotoğrafa haberin devamından üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Mustafa Sandal, Kanal D Cinemania’da yazısına devam et
  • Sinemanın Kültürlerarası Diyalogdaki Rolü Paneli Yapılıyor

    AB – Türkiye Kültür Köprüleri Programı, 11 Kasım 2010 Perşembe günü, saat 16:00′ da Sabancı Müzesi içinde yer alan The Seed’de, Sinemanın Kültürlerarası Diyalogdaki Rolü temalı panele ev sahipliği yapacak. Moderatörlüğünü Serra Yılmaz’ın yapacağı panele konuşmacı olarak Reha Erdem, Azize Tan ve Michel Reilhac katılacak. Panelde sinemanın kültürlerarası diyalogdaki rolü ve Türk Sinemasının Avrupa’da edindiği yer, önündeki engeller, sinemanın ihtiyacı olan değişim, bağımsız sinemanın kültürlerarası diyaloga katkısı, genç sinemacıların bu diyalogdaki rolü gibi çeşitli konular tartışılacak.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi