Filmekimi Biletleri, 02 Ekim Cumartesi Günü Satışa Çıkıyor

İKSV tarafından 08 – 14 Ekim tarihleri arasında, LG sponsorluğunda gerçekleştirilecek Filmekimi, Emek Sineması’nın yokluğunda Atlas, Beyoğlu ve Cinebonus Maçka G-Mall Sinemaları’nda, 4 ayrı salonda izleyiciyle buluşacak. Sinemaseverler, Filmekimi biletlerini 02 Ekim Cumartesi günü saat 10:30’dan itibaren Biletix satış noktaları, Biletix çağrı merkezi (0216 556 98 00), Biletix internet sitesi (www.biletix.com) ve Atlas Sineması gişesinden alabilecekler. Filmekimi’nde geçtiğimiz yıllarda büyük ilgiyle karşılanan hafta içi gündüz seanslarındaki indirimli fiyat uygulaması bu yıl da devam ediyor.

  • Basın Bülteni
  • Filmekimi hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Köprüdekiler’in Oyuncusu Fikret Portakal’a Ödül

    Yönetmenliğini Aslı Özge’nin yaptığı, 28. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde Altın Lâle En İyi Türk Filmi ve 16. Adana Altın Koza Film Festivali Ulusal Film Yarışması’nda En İyi Film ödülü başta olmak üzere dünya çapında katıldığı festivallerde çok sayıda ödül alan Köprüdekiler’in başrol oyuncularından Fikret Portakal, jüri başkanlığını Eric Rohmer, Godard, Fassbinder gibi yönetmenlerle çalışmış oyuncu Macha Meril’in yaptığı, Fas’ta düzenlenen Uluslararası Sale Kadın Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü kazandı.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Kayıp Özgürlük

    Umur Hozatlı’nın yönettiği ve Serdar Kavak, Vedat Perçin, Musa Yıldırım ile Öznur Kula’nın oynadığı Kayıp Özgürlük (Azadiye Wenda), 22 Nisan 2011′de Jan Film Medya tarafından vizyona çıkarıldı.
    1990’lı yılların ortalarında, Deniz adlı bir genç JİTEM tarafından kaçırılır. Timin amacı, Deniz’den örgüte ilişkin bilgi almaktır. Deniz’den bilgi alamayan JİTEM şefi ve ekibi, istihbarat sonucunda örgütün para kuryesi olarak suçlanan Liceli’yi kaçırırlar. Liceli’yi de çözemeyen JİTEM ekibi bu kez Liceli’nin kız kardeşi Lili’yi kaçırıp ağabeyine karşı kullanırlar. Asıl hikâye bundan sonra başlar.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • Diğer haberlere haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Kayıp Özgürlük yazısına devam et
  • Siyah Beyaz, Yeşilçam Sineması’nda

    Siyah Beyaz, Yeşilçam Sineması’nda tekrar gösterime giriyor. Ankara’da 26 yıldır açık olan bar ve sanat galerisi Siyah Beyaz’da geçen bir öyküyü anlatan, Ahmet Boyacıoğlu’nun yönettiği ve başrollerini Tuncel Kurtiz, Erkan Can, Nejat İşler, Taner Birsel, Şevval Sam, Derya Alabora ile Rıza Sönmez’in paylaştığı Siyah Beyaz adlı film, Almanya’nın en eski festivallerinden Mannheim – Heidelberg’in Uluslararası Yarışma bölümüne seçildi. 47. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde de yarışacak olan film 01 – 07 Ekim 2010 tarihleri arasında 12:00 / 14:00 / 16:00 / 18:00 / 20:00 seanslarında Beyoğlu Yeşilçam Sineması’nda gösteriliyor.

  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Altın Portakal Film Festivali’nin Merkezinde Sosyo-Politik Filmler Var

    Sinemaseverlerin karşısına her yıl farklı bir temayla çıkan 47. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali bu sene Sinema ve Toplumsal Etkileşim ana temasına sahip. Festival kapsamında politik sinemanın üç önemli örneği olan Carancho, Silent Army ve The Man Who Will Come adlı filmler sinemaseverlerle buluşacak. Kanal 24 sponsorluğunda gerçekleştirilecek sosyo-politik sinema gösterimleri, hem festivalin ana temasını, hem de 70’li yıllar sinemasının ana özelliğini vurgulamak amacıyla son yıllarda politik sinemanın önemli örneklerini izleyiciyle buluşturmayı hedefliyor.

  • Basın Bülteni
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Altın Portakal Film Festivali’nin Merkezinde Sosyo-Politik Filmler Var yazısına devam et
  • Amrika (Amreeka), Kanal 24’te

    Ödüllü filmler Pazar akşamları Tematik Film Kuşağı’nda Kanal 24 izleyicileriyle buluşmaya devam ediyor. Bu haftanın filmi Amrika’yı film eleştirmeni Alin Taşçıyan konuğu sinema yazarı, Yeditepe Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ayla Kanbur ile Film Önü’nde değerlendiriyor. Yönetmenliğini Ediz Gülten’in, yapımcılığını Merve Genç’in yaptığı Film Önü ve ardından Tematik Film Kuşağı’nda Amrika, 03 Ekim Pazar gecesi 21:10’da Kanal 24′te.

  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Amrika (Amreeka), Kanal 24’te yazısına devam et
  • Biutiful, Oscar Yolunda

    Meksika’nın En İyi Yabancı Film dalındaki Oscar adayı Biutiful oldu. Ödüllü oyuncu Javier Bardem’in başrolünde yer aldığı ve Meksikalı ünlü yönetmen Alejandro Gonzalez Inarritu’nun yönetmenliğini yaptığı film Cannes’da büyük ilgi toplamış ve En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazanmıştı. Ülkemizde Chantier Films tarafından 19 Kasım 2010 tarihinde gösterime sunulacak olan Biutiful, zorunlu olarak yaptığı yasadışı işlerle para kazanmaya çalışan, sorunlu ama sadık ve duyarlı bir babanın hikâyesi. Filmde Bardem’e Blanca Portillo, Martina Garcia ve Felix Cubero gibi oyuncular eşlik ediyor.

  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • .jpg formatlı basın bültenine haberin devamından üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Biutiful, Oscar Yolunda yazısına devam et
  • Skyturk TV En Heyecanlı Yeri Programı 375. Bölümüyle Ekranda

    Skyturk TV.de yayınlanan sinema programı En Heyecanlı Yeri, haftanın yeni filmlerine bakış atıyor, SiYAD üyeleri Nil Kural ve Burak Göral ile 17. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali değerlendiriliyor. En Heyecanlı Yeri’nde gelecek hafta Selim Demirdelen, Güven Kıraç, Cengiz Bozkurt, Umut Kurt ile Kavşak sohbeti ve 47. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali tanıtım bölümü olacak. Ceylan Özçelik’in hazırlayıp sunduğu program Cengiz Şahin tarafından kurgulanıyor.
    En Heyecanlı Yeri Programı, Cuma 00:15, Cumartesi 09:10, 14:20, 20:10 ve Pazar günü 07:30, 03:15’de Skytürk TV.de.

  • Basın Bülteni
  • Antalya, Kemal Sunal’ı Unutmadı

    Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle Antalya Kültür Sanat Vakfı’nın organize edeceği 47. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, ölümünün 10. yılında özel gece, film gösterimleri ve Agâh Özgüç’ün Kemal Sunal Film Afişleri Sergisi ile usta oyuncuyu anacak. Sergide, sanat hayatına 82 film sığdırarak kırılması zor bir rekora da imza atan Kemal Sunal’ın filmlerde giydiği kostümler de yer alacak. Kemal Sunal’ın ailesi ve rol arkadaşlarının da katılması beklenen, sanatçının anısına organize edilecek gecede Zeki Ökten’in yönettiği Kapıcılar Kralı filmi de gösterilecek.

  • Basın Bülteni
  • Festival hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Antalya, Kemal Sunal’ı Unutmadı yazısına devam et
  • Unutma Beni İstanbul, Omar Shargawi’nin Filmiyle Devam Ediyor

    İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti kapsamında yönetmen Hüseyin Karabey ve yapımcı Sevil Demirci’nin uluslararası platformda başarılar kazanmış 6 yönetmenle İstanbul’un hikâyelerini sinema filmine aktardıkları Unutma Beni İstanbul projesinin çekimlerine 3. filmle devam ediliyor. 6 yabancı yönetmenin İstanbul hakkında yazdığı senaryoların 15’er dakikalık kısa filmlere dönüşeceği projenin 3. filmini, ilk uzun metraj filmi Go With Peace Jamil ile Rotterdam Film Festivali’nde Altın Kaplan ödülünü alan, Filistin asıllı Danimarkalı yönetmen Omar Shargawi yönetiyor.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Yılın Genç Girişimcileri Açıklandı

    Cezayir Restaurant’ta düzenlenen tören ile Yılın Genç Sinema – TV Girişimcisi ve Yılın Genç İnteraktif Medya Girişimcisi ödüllerini kazananlar açıklandı. İki senedir yaratıcı sektörleri destekleme çalışmalarına devam eden British Council, bugüne kadar 5 alanda toplam 6 adet Genç Yaratıcı Girişimci Yarışması düzenledi. Genç girişimcilerin birbirleriyle tanışıp, işbirliklerine imza atmasına olanak sağlayan YCE Club – Young Creative Entrepreneurs Club – Genç Yaratıcı Girişimciler Kulübü’nün ikinci toplantısı ve söyleşisinin ardından, yarışmaları kazanan isimler açıklandı ve başarılı girişimcilere ödülleri teslim edildi.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Yılın Genç Girişimcileri Açıklandı yazısına devam et
  • Pera Film Ekim Programında Arjantin’den Öyküler

    Pera Film, 05 – 10 Ekim tarihleri arasında İstanbul Cervantes Enstitüsü ve Arjantin Büyükelçiliği işbirliğiyle Arjantin’den Öyküler programında çağdaş bağımsız filmlerden oluşan bir seçki sunuyor. Whisky Romeo Zulu filminin yönetmeni Enrique Pineyro kendisinin birebir yaşadığı hikâyeyi sinemaya aktarıyor. Filmde, eski pilot Pineyro’nun havayolu sektöründeki yolsuzluklar ve güvenlik uygulamalarıyla ilgili yaptığı araştırma ve bunu kamuyla paylaşması konu ediliyor. Yolda Bir Aile filmi ise aşk ve aile üzerine sıcak bir komedi. Filmde dört kuşaktan oluşan aile fertleri öfke, hüzün, sevgi ve yakınlığı keşfediyorlar.

  • Basın Bülteni
  • Web Sitesi
  • Yüksek çözünürlüklü fotoğraflara haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Pera Film Ekim Programında Arjantin’den Öyküler yazısına devam et
  • Ali İlhan ile sinemazon.com’dan Hakan Sonok Söyleşi Yaptı

    Şu sıralar ikinci filmi Cips, Cola ve Özel üzerinde çalışan yönetmen ve senaryo yazarı, 08 Ocak 1980 İstanbul doğumlu Ali İlhan, sinemazon.com’dan Hakan Sonok’la özel bir söyleşi yaptı. Ali İlhan, Sinyora Enrica ile İtalyan Olmak (Diventare Italiano con la Signora Enrica) adlı filmi için “İnsanlar iyi bir film izlemeye hazır olsunlar” diyor. Ali İlhan’ın ilk filmi Sinyora Enrica ile İtalyan Olmak, 09 – 14 Ekim 2010 tarihleri arasında düzenlenecek olan 47. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin ulusal yarışma programına katılıyor.

    Orada, Dünya Yolculuğuna Brezilya’da Devam Ediyor

    Genç Türk sinemasının sıradışı örneklerinden, Hakkı Kurtuluş ve Melik Saraçoğlu’nun yönettiği, Dolunay Soysert, Erol Günaydın ve Sinan Tuzcu’nun başrollerini oynadığı Orada dünya yolculuğuna bu kez Brezilya Mostra Sao Paulo Film Festivali’nin Genç Yönetmenler Yarışması’nda devam edecek. Daha önce onikisi Avrupa, beşi ise yurtiçinde olmak üzere 23 festivalde dolaşan Orada dünya yolculuğunda Yeni Delhi, Şangay ve Montreal’a uğramıştı. Geçtiğimiz hafta Adana’da yarışan Orada Ekim ayında ayrıca Altın Portakal Film Festivali’nde Antalya, Isparta ve Burdur izleyicisiyle buluşacak.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Daldan Dala Sinema, Tercüme, Çeviri, Yine Bir Kiralık Kaatil Öyküsü

    Sinema ile ilgileniyoruz ya, televizyonda yakaladığım bir sinema programına takıldım. Genç sunucu hanım “daldan dala” sekerek, sinema konusunda haberler, yeni çevrilen filmler hakkında açıklamalar… Hiç birine bir şey demiyorum da bir roman uyarlaması -yabancı- yeni bir filmden söz ederken, “…’nın romanının sinemaya tercümesi” dedi.

    Mustafa Nihat Özön’ün (Nijat Özön’ün adını duyduysanız, onun babası olmaktadır) Osmanlıca – Türkçe Sözlük’ünü açıp bakıyorum. Terceme, tercüme: Arapça isim, “bir dilden başka bir dile çevirme” diyor (bir anlamı ile, başka bir anlamı da var, o konumuz dışında). Önce söz, sonra yazı olduğuna göre, bunlar bugün de devam ettiğine göre, farklı dillerin karşılaşması sırasında sözün veya yazının bir dilden başka bir dile (lisana) çevrilmesi durumu söz konusu olur ki, bu eylem mi dersiniz edim mi dersiniz, kısaca yapılan iş çeviri, tercümedir. Yeri geldiği zaman sinemanın da bir dil olduğu söylenir. Akad’ın sinema dili, Seden’in, Welles’in sinema dili, Godard’ın sinema dili, Fransız sineması dili, Yerli (Türk) filmlerin dili denir. Hepsi doğru da, sinemanın dil’inin yanında edebiyatın da dil’i vardır (hem de bu dilin ana malzemesi dil’in kendisidir -sinemanın ise: görüntü-), tiyatronun da dil’i vardır (oyuncuların kullandıkları kelimeler değil, yönetmenin kullandığı yöntem), heykelin de dil’i vardır… ve de tabii ki müzik’in de dil’i vardır, mimarinin de… Sinema dili ile edebiyat dili karşılaştırılmaz, özellikleri birbirini tutmadığı için.

    Kendisinin bir dili olan disiplinlerin, resmin, heykelin, müziğin ve de edebiyatın sinemaya etkileri olduğu gibi, bunların filmleri de yapılır. Ayrıca edebiyat yapıtları sinemaya tükenmez bir kaynak oluşturmaktadır. Sinemadan yıllarca önce ürün vermeye başlayan edebiyat, en son ürünleri yanında, en eski ürünleri ile de -aynı zamanda- sinemaya kaynaklık eder, bir başka deyişle edebiyat yapıtları sinemaya uyarlanır. Ama edebiyat eserinin sinemaya tercüme edilmesi…, ne demektir hâlâ anlamış değilim. Bir Fransız romanı Türkçe’ye çevirebilirsiniz, bir Fransız filminin konuşmalarının dublajını (bir tarz tercüme / çeviri) yapabilirsiniz veya konuşmaları aynen bırakıp, tercüme ettikten / çeviri yaptıktan sonra alt yazı ile karelere yerleştirebilirsiniz. Ama ne bir Fransız, ne bir Türk, Türkçe veya Fransızca bir romanı sinemaya çeviremez. Kelimeler ihtiyaçtan doğar veya yeni bir olgu (ürün veya kavram) bütün dillerde aynı veya farklı kelimelerle ifade edilir, dile yeni bir kelime katılır. Dil gelişim gösterir, sinema da gelişim gösterir ama son yıllarda göze olduğu üzere tekniği ile değil, dili ile de… Sinemanın -100 yılı aşan kısa serüveninde- başlangıçta günün ustaları (Chaplin, Eisenstein, Pudovkin, Griffith, Renoir, Dreyer…) sinema dilini hayli geliştirip, bugün artık klâsik diyebileceğimiz, herkesin kullandığı noktalara ulaştırdılar ama her zaman için dile yeni bir katkı yapmak olası, yapılmıyor da değil, (belki bir çok şeyi tekrar ediyor -yeniden yapıyor, ama- Tarantino, Almadovar…). Bunlar ve diğer film yapanlar, önemli veya önemsiz, bir çok edebiyat yapıtını sinemaya uyarladılar, tercüme etmediler. Kimi zaman yapıta bağlı kaldılar.

    Tolstoy’un yapıtını -bizde Harp ve Sulh adı ile oynadı- ABD sineması King Vidor eliyle -biraz kısaltarak- çekti, SSCB’de ise Bonderçuk -kimi basında yazılanlara göre- yapıtı senaryo olarak kullanarak çekti. 4 saat süren bu versiyon belki yapıta daha sadıktı ama eninde sonunda bir edebiyat uyarlaması idi ve yapıtın senaryo olarak kullanılması hiç de akla (işin mantığına, tekniğine) uygun değildi. Edebiyat yapıtları kimi zamanda sadece bir hareket noktası olarak alınır ve çeşitli önemli önemsiz değişiklerle uyarlanırken, bazen de değişiklikler kaçınılmaz olacaktır. Daha ileri giderek kapsamlı değişiklikler yapılarak da uyarlamalar yapılacaktır. Ne şekilde yapılırsa yapılsın bu şekilde yapılan işlemler bir uyarlamadır, hiç bir zaman tercüme olarak adlandırılması -yapılan işin mekanizması bakımından- mümkün değildir.

    Burada belirtmek gerekir ki, tercüme / çeviri yapmak -bir dilden dile yapılırken bile- yapıta bağlı kalınarak olur, burada tercüme yapanın değişiklik yapmak gibi bir hakkı olmamalıdır. Olayı başka bir ortama taşıyarak yapılan tercüme ise, adaptedir ki, çevirinin farklı bir biçimidir. Bir romanın sinema uyarlaması üzerine, bir kelimeden kalkarak bu yazılanlar, sadece kelimenin (“tercüme”) yanlış kullanılmasıdır, aman dikkat!

    *****

    Bir Anadolu gecesinde üç seyirci, bir film seyrettik: Paramparça. Yönetmen: Naci Çelik Berksoy. Senaryo yazarı ve başrol Ozan Çobanoğlu. Ozan Çobanoğlu Samanyolu Televizyonu’nda yayınlanan Tek Türkiye isimli dizinin hem yazarı hem oyuncusu imiş, bu sinema filminde de hem senaryoyu yazmış hem de başrolü oynuyor. Bir kiralık kaatil öyküsü. Sinemamız bir çok kiralık kaatil öyküsü anlatmıştır ama ismi Kiralık Katil (Kiralık Kaatil olması lâzım) olan tek film 1971 yapımı İsmet Soydan’ın filmidir.

    Kiralık kaatil öyküleri, yalnız adam öyküleridir ve sinemamızın (ve de her sinemanın) hayli itibar ettiği bir konudur. Fakat bu kez -özellikle ikinci yarı- biraz farklı bir gelişim gösteriyor. Başlangıçta eski bir polis olduğunu öğrendiğimiz kaatilimizin, bir çok iş gördüğünü (bir çok kez kiralandığını), fakat bir kez yakalanarak, hüküm giydiğini öğreniyoruz ve bu cezasını çekiş sırasında -cezaevinde- tövbekâr olduğunu… Ama çıkınca kendisini uzun zamandır arayan ve otuz yıllık bir ‘kan davasını’ güden adamın ikna etmesi sonucu işini görür ve kiralayanının kanlılarının küçük oğlunu öldürür. Gerisi öldürme sırasının karşı tarafa geçmesi ve kaatilimizin vicdan muhasebesine girmesidir. Artık kaçacak yeri olmayan bir hedef olmuştur fakat ne zaman ve kimin hedefidir. Daha çok kendinin hedefidir ama buna da yetecek gücü yoktur. Sinemamızda yeni (ve nisbeten değişik) bir kiralık kaatil tiplemesi ile diğerlerinden -biraz- farklılaşıyor. Yine de kiralık kaatillik romantizminden (bu kez içe doğruda) kurtulamıyor.

    (“Kaatil” olarak yazıyorum, doğrusu bu olduğu için, sinemamız hep “katil” olarak kullanır -ki yanlıştır. “Katil” = adam öldürme fiili, “kaatil” = adam öldürme fiilini işleyen kişi. Sinemamızda film isimlerinde “kaatil” olması gereken kelime hep “katil” olarak yazılmıştır, bir tek 1955 yapımı Lütfi Akad filminin adı Kaatil’dir, tek doğru kullanım budur.)

    (07 Ekim 2010)

    Orhan Ünser

    Can Yayınları

    Can Yayınları sinema kitaplarının tanıtım bültenleri ve kapak fotoğraflarına haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Yeni eklenenler:
    Kurosawa’nın Raşomon’u,
    Sinemada Ağlarken,
    Artistlik Yapma: Yönetmenlerle Oyuncular Arasındaki Yaratıcı Mücadeleler,
    Ölmeyi Bilen Adam: Muhsin Ertuğrul,
    Geceyle Gelen,
    Hürrem Erman: İzlenmemiş Bir Yeşilçam Filmi.

    Can Yayınları yazısına devam et

    Agora Kitaplığı Yayınları

    Agora Kitaplığı Yayınları sinema kitaplarının tanıtım bültenleri ve kapak fotoğraflarına haberin devamından üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.
    Yeni eklenenler:
    Ten ve Hafıza: Agnes Varda,
    Coen Kardeşler,
    Sinema ve Anarşizm,
    Peter Greenaway,
    Alfred Hitchcock,
    Film Duyumu,
    Yeşilçam Hatırası,
    Ömer Kavur: Sinemamızda Bir Auteur,
    Tanıklıklar Sineması: Belgesel Sinema Üzerine,
    Feyzi Tuna: Her Film Bir İmtihandı.

    Agora Kitaplığı Yayınları yazısına devam et