23 Temmuz 2010 Haftası

“Deney”, kimilerine göre Tanrı’yı oynayan bilim insanlarının laboratuvarlarda ‘yarattıkları’ ile ilgili, yüzlerce “Frankenstein” varyasyonundan biri: Aynı firmada çalışan ve sevgili olan iki bilimciden kadın olanı, anne olma insiyakı nedeniyle daha hırslı tabii. Yarattıkları ‘şey’in felâkete dönüşmesinin temel nedeni, çeşitli hayvanlar ile kadının kendi DNA bileşimini içerdiği için önce kadın, sonra başkalaşarak erkek olması ve insan cinselliğinin özelliklerini taşıması (Biliyorsunuz, cinsel dürtüler canavarlaştırır!). Tuhaf, karışık ve esnek gelebilir. Filmin başlıca zaafı da bu gevşekliği zaten; etik sorular soruyor gibi yaptığı ‘olası bilim’in yerini ‘beylik korku’ya bıraktırıp, seyirciye sürprizler hazırlıyor, yani sıradanlaşıyor. İzlenip kolay tüketiliyor. Ve eklemek şart: Adrien Brody, varlığıyla birkaç numara büyük geliyor! Sinefiller, başta cinsel içerik, çeşitli benzerlikleri nedeniyle 1976 yapımı “Embryo” ile karşılaştırabilirler.

“Son Hava Bükücü”, temel elementler olan hava, su, toprak ve ateşe hükmeden dört ayrı uygarlık arasındaki ilişkilerle çatışmaları -kahramanları aracılığıyla- bir fantastik serüven dizisine dönüştürmüş olan televizyon animasyonunun sinema uyarlaması… M. Night Shyamalan’ın adının yarattığı cazibe merkezi, pazarlama stratejisinde rol oynayan aile filmi. Ancak üzülerek belirtelim ki, Shyamalan, kariyerinde ilk kez, kendine özgü hikâye anlatımı ve orijinal sürprizlerinden uzakta, tam bir ‘memur yönetmen’ kimliğiyle çalışmış. Zaten film de, başta ILM sanatçıları, teknik insanların gösterileri ve her önemli sahnede ‘rol çalan’, alanında 8 kez Oscar adayı olmuş besteci James Newton Howard’ın müziği ile öne çıkmış. Sadece diziye meraklı küçük yaş gruplarındaki seyirciler hayran kalabilir.

(21 Temmuz 2010)

Ali Ulvi Uyanık

ali.ulvi.uyanik@gmail.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir