Sandra Bullock, En Kötü Kadın Oyuncu Seçildi

Amerikan sinemasının en kötülerinin seçildiği 30. Ahududu Ödülleri” (Razzie Award), yıllardır olduğu gibi, Oscar ödüllerinden bir gün önce açıklandı. Sandra Bullock’a, All About Steve filmindeki rolünden dolayı En Kötü Kadın Oyuncu ödülü verildi. Bullock, The Blind Side filmindeki rolüyle de Oscar’ın önde gelen En İyi Kadın Oyuncu adayları arasında. Ahududu Ödülleri’nin dağıtım törenine katılan Bullock, The Blind Side filmindeki rolüyle En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını alması durumunda, iki ödülü aynı yıl alan ilk oyuncu olacak. 2009 Ahudu Ödülleri’nde En Kötü Film ödülünü ise Transformers: Yenilenlerin İntikamı aldı. (Haber: Serpil Boydak.)

  • Basın Bülteni
  • Sandra Bullock fotoğrafları için tıklayınız.
  • Dersimiz Atatürk, 19 Mart’ta Sinemalarda

    Senaryosu Turgut Özakman tarafından yazılan ve Hamdi Alkan tarafından yönetilen Dersimiz Atatürk 19 Mart’ta sinemalarda gösterime giriyor.
    Atatürk rolünü Halit Ergenç’in, anlatıcı rolünü ise Çetin Tekindor’un oynadığı film çeşitli anlatım yollarından yararlanarak, Atatürk’ün hayatını özetliyor ve çocuklar, öğretmenler, eğitim, çevreyi korumayla ilgili davranışlarını işleyen sahneler içeriyor.
    Film öğrencilere de yönelik olduğu için Turgut Özakman tartışmaya açık, siyasi konulara yer vermedi. Altmış yıllık birikimiyle Atatürk’ü, insani özellik ve nitelikleri ile anlatmaya çalıştı.

  • Basın Bülteni
  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • Kara Köpekler Havlarken, 19 Mart’ta Türkiye’de ve Dünyada

    Ulusal ve uluslararası birçok festivalde önemli başarılara imza atan yılın beklenen filmi Kara Köpekler Havlarken 19 Mart’ta Türkiye’de vizyona giriyor. Adını dünya çapında duyuran film, Türkiye’de vizyona girdiği hafta da Kuzey Amerika’da 13. Bermuda Film Festivali’nde ve Almanya’da 21. Münih Türk Film Günleri’nde yolculuğuna devam edecek. Kara Köpekler Havlarken, İstanbul’un bitmek bilmeyen mülkiyet ve güvenlik meselesi üzerinden ele aldığı konuyu, hareketli yapısı, gerçekçi oyunculukları ve genç, dinamik rejisi ile adından uzun yıllar söz ettirecek kült bir sokak filmi haline getirmeyi başarıyor.

  • Film hakkında geniş bilgi için tıklayınız.
  • REC 2

    Jaume Balaguero ile Paco Plaza’nın yönettiği ve Oscar Sanchez Zafra, Ariel Casas, Alejandro Casaseca ile Pablo Rosso’nun oynadığı REC 2, 16 Nisan 2010’da Warner Bros. dağıtımıyla Avşar Film tarafından vizyona çıkarıldı.
    Karantinaya alınan bir binanın içinde bulunan, kapana kısılmış insanlarla iletişimin kesilmesi üzerinden henüz bir kaç dakika geçmiştir. İçeride neler olduğunu, ve nasıl olaylar geçtiğini kimse tam olarak bilmemektedir. Dışarıda ise büyük bir kargaşa olmaya başlamıştır. Aslında binaya girmek ve mevcut durumu incelemek Özel Harekat Birimi için çok basit bir görevdir. Ancak hepimizin bildiği gibi, görünürdeki durum yanıltıcı olabilir.

    Uyanık Kardeşler

    Sadi Bey’in Twitter Günlükleri 9

    Ünlü bir oyuncunun kardeşide oyunculuğa başladığında bana nedense hep aslını taklit ediyor gibi gelir. O nedenle Nazan Şoray, Necip …

    … Tekçe, Faruk Savun, vd. gibi oyunculara bir türlü ısınamamışımdır. Elimde değil onları izlerken aklıma devamlı Türkan Şoray, Ahmet …

    … Tarık Tekçe, Kadir Savun geliyor, filme konsantre olamıyorum. Yeğen Levent İnanır’ın oyunculuğunu sevsem de, keza seyir sırasında …

    … aklıma hep Kadir İnanır gelir. İnanır gelincede maçoluk, kabadayılık, Kadirizm, Tatar Ramazan, vs, derken, Levent İnanır silinir gider.

    Ülkemizde düzenlenen film festivalleri neden hep aynı isimle yapılmaz anlayamıyorum. Festival aynı kentte olduğu halde neredeyse her sene…

    … festivallerin adı değişir. Misal verirsek, 13. Altın Koza Film Kültür ve Sanat Festivali, 14. Adana Altın Koza Film Festivali, …

    … 16. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, 18. Limak Ankara Uluslararası Film Festivali, 19. Ankara Uluslararası Film Festivali, …

    … 42. Antalya Altın Portakal Film Festivali, 46. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, 7. If AFM Uluslararası Bağımsız …

    … Filmler Festivali, 8. If İstanbul AFM Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali… Daha yazayım mı? Yazmayayım. Şu festivalleri hep aynı…

    … isimlerle yad etsek diyorum. Hani bendeniz, 60 yıllık Sadi Bey’e bazen Sudi Bey, bazen Şadi Bey derler, onun gibi. Fakat bendeniz işin…

    … kolayını buldum. Pinema Film’e girdiğim ilk yıllarda Mustafa adlı arkadaşımız bana hep Şadi Bey, Şadi Bey diye hitapta bulunuyor. …

    … “Mustafacığım” dedim, “Benim adım Şadi değil Sadi”. Gelgelelim Mustafacığımın -tabiri caizse- bu kulağından -af buyrun- giriyor …

    … öbür kulağından çıkıyor. Bende başladım Mustafacığıma “Muştafa… Muştafa…” diye söylenmeye, adımı aniden ezberledi. O gün bugündür …

    … Çok şükür anlı şanlı Sadi Bey adıma kavuştum. Malûmunuz “Sadi” Arapçada “Uğur” manasına gelir. İstermisiniz bu yazıdan sonra …

    … Mustafacığım bedenize “Uğur Bey, Uğur Bey” diye seslenmeye başlasın; kaş yapayım derken, göz çıkarmış olmayayım. O zaman yandık netekim.

    Eski sinemalar kapandığında hep ah, vah ederiz. İşletmecileri suçlarız, “Direnseydiniz, çok para kazanırken iyiydi de…” vs. deriz…

    … Sinemaların kapanmasında mülk sahiplerinin de payı var. Adamın yıllardır izbe halde duran salonuna bir işletmeci talip olur, kiralar, …

    … milyarlarca lira sarf ederek salonu yeniler. Salonun güzelliği ortaya çıkınca ve insanlar akın akın gelmeye başlayınca salon sahibi …

    … Hemen kiraya astronomik zam yapmaya kalkar. Onu bırak, bir işletmecinin kendisinden duydum. İşletmeci, “Salonu kendi paramızla …

    … böldüğümüzde, gelirimizin de arttığı gerekçesiyle sözleşmenin ortasında kiraya zam istediler, bizde kapattık” diye belirtiyor.

    (14 Mart 2010)

    Sadi Çilingir

    sadicilingir@sadibey.com

    Kıyamet Melekleri

    Scott Stewart’in yönettiği ve Paul Bettany, Tyrese Gibson, Adrianne Palicki ile Charles S. Dutton’un oynadığı Kıyamet Melekleri (Legion), 30 Nisan 2010’da Warner Bros. dağıtımıyla Warner Bros. tarafından vizyona çıkarıldı.
    Yol üstü lokantasında garson Charlie, müşterilere servisi yapmaktadır. Televizyon yayını ve telefonlar kesilince, grup dış dünyayla irtibatını kaybeder. O sırada lokantaya gelen yaşlı bir kadın iğrenç şeyler söylemeye başlar. İnsanlıktan geriye kalan az sayıdaki kişi için dünya kâbusa dönüşmek üzeredir. Taze kurban arayışındaki çılgın katiller lokantaya gelirler.

  • Basın Bülteni
  • Fotoğraflar
  • Web Sitesi
  • Fragman
  • IMDb
  • Ali Ulvi Uyanık Yazıyor
  • Umarız’lar Üzerine Bir Yazı, Yeşilçam Müdavimleri Unutulmasın

    30 sinema örgütünün oluşturduğu Türkiye Sinema Konseyi, yarın Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde bir basın açıklaması yapacak. Başkanlığını Erden Kıral’ın yaptığı konsey Türk sinemasının sorunları ile ilgili bir bildirge yayınlayacak. Umarız makro isteklerin yanında (Türk sinema yasası taslağı) mikro istekler de bildirgede yer alır. Yeşilçam müdavimlerinin huzurevi ve hastane köşelerine atılmaları, kendilerine dizilerde yer verilmemesi gibi… Sonucu yarın sizler için izleyeceğim Türkiye Sinema Konseyi toplantısında göreceğiz.

    Ata Demirer Milyon Dedi

    Ata Demirer’in filmi Eyyvah Eyvah henüz ikinci haftasında 1 milyon barajını geçti. İzleyen hemen herkesin hayran kaldığı, hatta tekrar gittiği filmin başarısı Umarız film üreticilerine iyi bir örnek olur ve tastamam yerli hikâye ve konularla film çekerler.

    “I Love You Seti” Çok Komik

    Henüz izlemedim ama Sermiyan Midyat’ın yönettiği ve Hollywood’un starlarından Steve Guttenberg’in oynadığı “I Love You” konusu kadar set arkası hikâyeleri de meşhur oldu şimdiden. İşte bazıları:

    – Amerikalı oyuncuların çekim süresince en zorlandığı şey alaturka tuvalete alışamamaları oldu.
    – Rol alan köylüler Rugby topuyla normal maç yapmaya çalışırken topun her vuruşta taca gitmesine çok bozuldu. (Top Yamuk)
    – Bütün yemeklerin etten yapıldığı Mardin’de Mariel Hemingway, her mekânda wireless sorup, internetten cesar salata siparişi vermeye kalkıştı.
    – Baş örtülü ve basma elbiseli bir Kürt ana üzerinde ‘Love Me’ yazılı t-shirt’i ile komik bir görüntü oluşturdu.
    – Genç oyuncu Josh Folan, atletik vücudunu korumak için, tüm köylülerin şaşkın bakışlarına aldırmadan her sabah sporunu yaptı.
    – Amerikalılar hamamböceklerini görene kadar Mardin’i film platoları sanmış.

    Umarız bu tip yabancı oyunculu prodüksiyonlar artar.

    Festivaller Çakışınca

    Önce Berlin Film Festivali, Sonra Oscar’lar, daha sonra Ankara Film Festivali derken sırada İstanbul Film Festivali ve Yeşilçam Ödülleri var. Şu sıralar sinema, medyanın gözdesi oldu adeta. Umarız medya sadece işin jan jan kısmı ile değil de, biraz da sinemanın gerçek sorunları ile ilgilenir bir gün.

    Bravo Türk Seyircisine

    Geçtiğimiz yıl vizyona giren 70 Türk filmi 13,5 milyon seyirciyi salonlara çekmişti. Oysa bu sene 2010’da vizyona giren 13 Türk filmi 10 milyon barajını geçti bile…. Bu hızla gidersek sene sonunu 20 milyon yerli seyirci ile kapatabiliriz. Bu da bir önceki yıla oranla % 70 daha fazla seyirci demek. Umarız Türk sineması bu şekilde yoluna devam eder.

    (14 Mart 2010)

    Erhan Işık

    erhan@yesilcam.gen.tr
    www.yesilcam.gen.tr

    Kıymetli’nin Trajik Hayatından

    Acı Bir Hayat Hikayesi (Precious)
    Yönetmen: Lee Daniels
    Eser: Sapphire
    Senaryo: Geoffrey Fletcher
    Müzik: Mario Grigorov
    Görüntü: Andrew Dunn
    Oyuncular: Gabourey Sidibe (Precious), Mo’nique (Mary), Paula Patton (Bayan Rain), Mariah Carrey (Bayan Weiss)
    Yapım: LDE-SEG (2009)

    Bu filmle anneyi oynayan Mo’nique “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu”, Geoffrey Fletcher, Sapphire’ın “Push” romanından yazdığı senaryoyla “En İyi Uyarlama Senaryo” ödüllerini kazandı.

    Bu film, Amerika’dan sahici bir hikâye anlatıyor, 16 yaşındaki obez genç kız Claireece “Precious” Jones’un hikâyesini. Babası tarafından tecavüze uğrayan “Precious”, annesi Mary’yle aynı evi paylaşıyor. Annesi evden dışarı çıkmayan, loto oynayan, sürekli televizyon izleyen, tüm geliri Sosyal Hizmetler’den gelen birkaç yüz dolarla hayatını sürdüren hayatın sinirli yaptığı yapayalnız bir kadın. Kızı da yapayalnız. “Down sendromlu”, yani “mongol” bir çocuk doğuran “Precious” (Kıymetli), ikinci çocuğuna hamile ve okuldan uzaklaştırılıyor. Okulun müdüresi onu sosyal hizmet destekli bir başka okula gönderiyor ve orada Bayan Rain’in desteğiyle hem okuma yazma öğreniyor hem de hayatına yeni bir yön çiziyor. Filmin hikâyesi 1987’de New York – Harlem’de başlıyor. Ortalarda pek görünmeyen kendisine tecavüz eden babası bir zaman sonra AİDS’ten ölüyor. “Precious” da AİDS. Belki de onu hayata bağlayacak iki çocuğu.

    Yürek burkucu…

    Sapphire’in 1996’da yazdığı “Push” (İtin) romanından uyarlanan bu film, belki de son dönemlerde Amerika’nın öbür yüzünü, yoksul kıyılarını gösteren önemli yapıtlardan. Akademi, geçmişte olduğu gibi bu yıl da hakkı yenmiş filmlerle anılacak. Annede inanılmaz bir dramı tüm ruhuyla perdeye yansıtan yapayalnız ve hep kaybetmiş Mary rolüyle Akademi’den “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” ödülünü kazanan Mo’nique performansıyla gerçekten insanı etkiliyor. “Precious”a hayat veren Gabourey Sidibe, dalgın gözleriyle dışarıdaki sert hayatın içerisinde yapayalnız biri. Bu trajik hayatta sığınacağı tek varlıklar çocukları. O çocuklar, hem kardeşleri hem de evlâtları. Amerikan toplumunun arka sokaklarına bakan bu film gerçekçi ve trajik. Bu gerçekçiliğiyle insanı tam anlamıyla sarsıyor bu film. “Acı Bir Hayat Hikayesi” filmi, ayrıca Akademi’den “En İyi Uyarlama Senaryo” ödülünü de aldı. Bu film, sinemasal belleğe alınmalı. Bu filmde Ken Loach ruhunun da olduğunu belirtmeliyiz.

    (12 Mart 2010)

    Ali Erden

    sinerden@hotmail.com