25 Eylül 2009 Haftası

“Suretler”, çok da uzak olmayan bir gelecekte, insanların güvenli evlerinden çıkmadan kopyaları vasıtasıyla (bunlar daha güzel, yakışıklı, sağlıklı, kusursuz tabii) hayata dâhil olmaları gibi ilginç bir fikri alıp çok ilgi çekici bir konsepte dönüştüren ve izlerken görsel anlamda heyecan duymanızı sağlayan dedektiflik hikâyesi. Ancak senaryoda ciddi zaaflar mevcut. Bu denli iddialı bir değişimde, tüm sistemin bir anda bitmesi bir – iki kişinin elinde ki, bu -kendi mantığında- hiç inandırıcı değil örneğin. “Ben bunlara takılmam, görüntülerin içinde kaybolurum” derseniz sorun yok!

“Ricky”, üç sözcükle, ‘aile olmanın değeri’ üzerine… Seyirciye, yüzde yüz gerçeklik duygusunun geçmesini sağlayan bir film ve işte bu nedenle içindeki tek fantastik unsur etkili oluyor. Bunun ne olduğunu yazarsak, izlememiş olanların seyir zevkine karşı ayıp etmiş oluruz.

“Kadın Aklı, Erkek Aklı”, tahmin ettiğiniz gibi, vücudun üst yarısıyla ilgileniyormuş gibi görünen kadınlardan bir kadın ile alt yarısıyla ilgileniyormuş gibi görünen erkeklerden bir erkek arasında, irade savaşı şeklinde başlayan, giderek, ikisinin de ‘orta yol’a yani aşka doğru ilerlemesiyle gelişen ilişkiyi anlatan parıltılı güldürü. Cazibeli oyuncular ve duraksamadan akan hınzır diyaloglar, başlıca artıları.

“11’e 10 Kala”da, kişisel tarihinin tanığı binlerce objeyi ve zamanın tanığı ev dolusu gazeteyi büyük bir titizlikle biriktiren inatçı yaşlı adam Mithat Bey’i tanıyoruz. Yaşadığı apartmanın yıkılıp yerine yenisinin dikilecek olması nedeniyle komşuları ile yakın çevresini karşısına almak pahasına evinden çıkmaması ve bir noktadan sonra içeriye kapanması, eksen… Açgözlülüğün sürekli prim yaptığı bir dünyada, erdemlerin son savunucularından birinin mizahi ve hüzünlü öyküsünde, Esmer, temel bir hata yaparak, Mithat Bey (kendi akrabası) dâhil, amatörlerle profesyonel oyuncuları bir araya getirmiş fakat dengeyi kuramamış. Daha önce belgeselini de çektiği Mithat Esmer’in gerçek öyküsünü drama filme dönüştürürken, yüzde yüz profesyonellerle çalışma yerine bu yolu tercih etmesi kendi kararı olsa da, bu tür bir filmde güçlü bir yönetmenlik sergileyemediği için, hayli denetimsiz oyuncular rahatsız ediyor, giderek filmden kopmanıza neden oluyorlar. Dünya sinemasındaki benzerlerinin gücüne ulaşamamasındaki nedenlerden biri de, mizansenlerin zayıflığı. Belgesel ile kurgu arası bir tuhaf film maalesef.

(24 Eylül 2009)

Ali Ulvi Uyanık

aliuyanik@superonline.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir